| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - VI |
| 2. | Otobüs gösterge panellerinde kullanılan PVC kaplı PUR köpük alt yapısının mekanik ve sıcaklık etkileri altındaki davranışının sonlu elemanlar analizi tabanlı doğrulaması FEA-based verification of mechanical and thermal behavior of PVC coated PUR foam substrate used in bus dashboards Niyazi Oral, Okan Otuz, Rafet Kemal Kocabıyık, Mustafa Akoğludoi: 10.5505/pajes.2025.00810 Sayfalar 414 - 422 Bu çalışma kapsamında poliüretan (PUR) köpük katmanları ile polivinilklorür (PVC) kaplama kullanılan otobüs gösterge panelleri, çeşitli mekanik ve termal etkilere maruz kalmaktadır. Bu malzemelerin bu etkiler altındaki davranışını anlamak, ürün performansını ve dayanıklılığını artırmak için kritik öneme sahiptir ve bu amaçla deneysel testlere ek olarak sonlu elemanlar analizi (FEA) uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, FEA kullanarak PVC kaplı PUR numunelerin mekanik ve termal davranışlarını incelemek ve özellikle farklı koşullar altında malzemenin bozunma mekanizmalarını ve performansını araştırmaktır. PVC kaplı PUR numunelerin mekanik davranışı, farklı yükleme ve sıcaklık koşulları altında modellenmiş ve sonlu elemanlar yazılımı ile analiz edilmiştir. Simülasyonlar, deneysel veriler ve literatür bilgilerine dayanarak modellenmiş ve çekme, üç nokta eğme, soyulma ve termal genleşme testlerini içermiştir. Gerinim-yer değiştirme oranları, dijital görüntü korelasyonu (DIC) teknikleri ile izlenmiştir. Sonuçlar, deneysel verilerle yüksek uyum göstermektedir. Gerinim değerleri hesaplama hatalarından kaynaklanan küçük farklılıklar göstermektedir, ancak üç nokta eğme testlerinde %97, tek bindirmeli bağlantı testinde ise %96 yakınsama sağlanmıştır. Termal analiz ve DIC sonuçları diğer bulguları doğrulamaktadır. Bu çalışmada sunulan sonuçlar, FEA kullanılarak PVC kaplı PUR numunelerin davranışını simüle etme yeteneğini göstermekte, malzeme ve zaman kaybını önlemekte ve tasarım değişikliklerine katkı sağlamaktadır. FEA sonuçları fiziksel testlerle iyi bir uyum içindedir ve numune düzeyinde analiz için uygunluğunu doğrulamaktadır. |
| 3. | Vinç bom kaldırma mekanizmasının optimum boyutlarını elde etmek için güvenilirlik tabanlı parçacık sürü optimizasyonu Reliability based particle swarm optimization for obtaining optimal dimensions of boom crane lifting mechanism Ömer Sinan Şahin, Ahmet Çatal, Kerem Çoban, Oğuzhan Taşdoi: 10.5505/pajes.2025.27860 Sayfalar 423 - 429 Araç üstü mobil vinçler, farklı ağırlık ve boyutlardaki yükleri kaldırmak ve taşımak amacıyla özel olarak tasarlanmış sistemlerdir. Bu sistemlerin fiziksel boyutları, kullanım alanlarına ve farklı teknik isterlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu durum hem kaldırma kapasitesi üzerinde hem de hareket hızı üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Boyutsal değişimler, tasarım aşamasında belirlenmiş güvenlik sınırları içerisinde istenmeyen sapmalara neden olabilir. Bu yüzden, bu mekanizmaların boyutlarını optimize etmek için üretim ve ölçüm hatalarının istatistiksel doğasının dikkatli biçimde değerlendirilmesi gerekir. Bu çalışmada, vinç bom kaldırma mekanizmalarının boyutsal optimizasyonu amacıyla Monte Carlo simülasyonu ile Parçacık Sürü Optimizasyonu yöntemi birlikte kullanılarak, mekanizmanın optimum boyutları güvenilirlik temelli olarak belirlenmiştir. |
| 4. | Mikrobiyolojik risk temelli hastane yeri seçimi: Bulanık entropi ağırlıklı Tip-2 bulanık TOPSIS yaklaşımı Hospital site selection based on microbiological risk: A fuzzy entropy weighted interval Type-2 fuzzy TOPSIS approach Müslüm Öztürkdoi: 10.5505/pajes.2025.80524 Sayfalar 430 - 446 Bu çalışma, sağlık hizmetlerinin etkin sunumu açısından stratejik öneme sahip olan hastane yeri seçimi problemini, mikrobiyolojik risk temelli çok kriterli karar verme (ÇKKV) yaklaşımıyla ele almaktadır. Araştırma alanı olarak Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi seçilmiş ve karar süreci; çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları dikkate alan altı farklı kriter çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında değerlendirilen kriterler: mikrobiyolojik risk, nüfus yoğunluğu ve talep, arazi maliyeti, ulaşılabilirlik, altyapı yeterliliği ve çevresel/afet riski olarak belirlenmiştir. Kriter ağırlıkları nesnel olarak Bulanık Entropi yöntemiyle belirlenmiş; alternatifler yerlerin değerlendirilmesinde ise belirsizlik ve uzman görüşlerindeki çeşitliliği daha etkin şekilde modelleyebilmek adına Aralık Tip-2 Bulanık TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Analiz sonuçları, Halfeti ilçe merkezinin (A1) tüm kriterler bağlamında en uygun hastane yeri olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle mikrobiyolojik risk (ağırlık: 0.268) ve çevresel/afet riski (ağırlık: 0.415) kriterlerinin belirleyici rol oynadığı tespit edilmiştir. Buna karşılık, nüfus yoğunluğu ve ulaşılabilirlik gibi sosyal kriterlerin görece düşük ağırlıklara sahip olması, bölgedeki demografik yapının ve altyapı dağılımının etkilerini yansıtmaktadır. Elde edilen bulgular, benzer kırsal ve yarı-kırsal bölgelerde yapılacak sağlık yatırımlarına yönelik karar verme süreçlerinde belirsizlik altında güvenilir ve bütüncül bir değerlendirme yaklaşımı sunmaktadır. Araştırma, yalnızca hastane yeri seçimi özelinde değil, aynı zamanda afet yönetimi, çevre planlaması ve kamusal altyapı yatırımları gibi alanlarda da aralık tip-2 bulanık mantık temelli modellerin uygulanabilirliğini vurgulamaktadır. |
| 5. | Çok kriterli karar verme kapsamında kriter ağırlıklandırılmasi için yeni bir teknik: Genişletilmiş Standart Sapma (GSS) yöntemi A novel technique for criterion weighting in multi-criteria decision making: The Extended Standard Deviation (ESD) method Furkan Fahri Altıntaşdoi: 10.65206/pajes.07683 Sayfalar 447 - 458 Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri, farklı kriterler altında alternatiflerin değerlendirilmesine olanak sağlayan sistematik yaklaşımlardır. Kriterlerin göreli önem derecelerinin belirlenmesi, elde edilen sonuçların güvenilirliğini doğrudan etkileyen kritik bir adımdır. Bu çalışmada, klasik Standart Sapma (SD) yönteminin sınırlılıklarını aşmak amacıyla Genişletilmiş Standart Sapma (ESD) yöntemi önerilmektedir. Önerilen yöntem, yalnızca kriterlerin kendi iç varyasyonlarını değil, aynı zamanda diğer kriterlerle olan karşılıklı ilişkilerini de dikkate alarak daha kapsamlı bir ağırlıklandırma süreci sunmaktadır. ESD yöntemi, kriterlerin yalnızca bireysel dağılımlarına değil, aynı zamanda diğer kriterler üzerindeki etkilerine dayalı olarak ağırlık hesaplamaktadır. Böylece, kriterler arasındaki karşıtlık dereceleri ve veri setinin genel yapısı daha bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, önerilen yöntemin klasik SD ve diğer yaygın nesnel ağırlıklandırma yöntemleri ile karşılaştırmalı analizini yaparak yöntemlerin avantajlarını ve sınırlılıklarını ortaya koymaktır. Önerilen yöntemin uygulanabilirliğini test etmek amacıyla duyarlılık, comperative ve simulation analizleri gerçekleştirilmiş ve yöntem farklı karar matrisleri üzerinde uygulanarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, önerilen yöntemin nesnel ağırlıklandırma süreçlerinde sağlam ve güvenilir bir alternatif sunduğunu göstermiştir. |
| 6. | Süre kısıtlı aile gezgin satıcı problemi için tabu mekanizmalı değişken komşu iniş algoritması A variable neighbourhood descent algorithm with tabu mechanism for the time-constrained family travelling salesman problem Beyza Günesen Akansudoi: 10.65206/pajes.34901 Sayfalar 459 - 467 Bu çalışmada Aile Gezgin Satıcı Problemi ele alınmış ve gerçek hayat uygulamalarını daha iyi temsil etmesi üzerine süre kısıtları da modele dâhil edilmiştir. Önerilen problem için matematiksel model gerekli şekilde düzenlenmiş ve daha kısa zamanlarda iyice çözümlere ulaşabilmek adına bir metasezgisel yöntem geliştirilmiştir. Yöntem dört farklı komşuluk yapısının kullanıldığı Değişken Komşu İniş algoritması olup çözüm uzayı aramasının daha verimli hale getirilmesi için algoritmaya bazı komşuluk hareketlerinde kullanılmak üzere tabu listesi eklenmiştir. Bozulma operatörü de çözüm üzerinde büyük değişiklik yaparak aramayı çeşitlendirmektedir. Önerilen algoritma matematiksel model sonuçları ile karşılaştırılmış ve kullanılan örnek setlerinde daha iyi performans sergilemiştir. |
| 7. | Tek bölgeli bir güç sisteminin yük frekans kontrolü için kayan kipli kontrol algoritmalarının değerlendirilmesi Evaluation of sliding mode control algorithms for load frequency control of a single area power system Ali Efe Olcay, Murat Furatdoi: 10.5505/pajes.2025.26109 Sayfalar 468 - 476 Bu çalışma, yük frekans kontrolünün (YFK) iki farklı yapıya sahip Kayan Kipli Kontrol (KKK) ile değerlendirilmesini ele almaktadır. YFK güç sistemlerinin önemli problemlerinden biri olduğundan, bu problem için özellikle iyi bilinen PID kontrolörüne dayalı birçok çözüm önerilmiştir. KKK, güç sistemleri için üzerinde durulan etkili bir alternatiftir. Bu nedenle, son zamanlarda popüler olan iki KKK algoritması tek alanlı bir güç sisteminin YFK için değerlendirilmiştir. Algoritmalardan biri model tabanlı, birinci dereceden KKK, diğeri ise hiperbolik tanjant fonksiyonu ile yumuşatılmış, modelsiz, ikinci dereceden süper bükümlü SMC algoritmasıdır. Kontrolörlerin optimizasyonu iki meta sezgisel algoritma olan Sinüs Kosinüs Optimizasyon Algoritması ve Gri Kurt Optimize Edici ile gerçekleştirilmiştir. Kontrolörlerin performansı uygulanan 0.1pu yük için değerlendirilmiştir. Detaylı sonuçlar tablo halinde ve grafiksel olarak verilmiştir. |
| 8. | Etkin görüntü sıkıştırma için adaptif çok seviyeli dalgacık dönüşümü yöntemi Adaptive multi-level wavelet decomposition for efficient image compression Tuğba Özge Onurdoi: 10.5505/pajes.2025.72279 Sayfalar 477 - 485 Görüntü sıkıştırma, özellikle görüntü verilerinin giderek artan hacmi göz önüne alındığında dijital görüntülerin depolama gereksinimlerini azaltmak ve iletim verimliliğini artırmak amacıyla kullanılan kritik bir tekniktir. Ancak, JPEG ve JPEG2000 gibi geleneksel kayıplı sıkıştırma yöntemleri, özellikle yüksek detaylı görüntüleri sıkıştırırken önemli kalite bozulmalarına yol açar. Bu çalışma, bilgi kaybını minimize ederken sıkıştırma verimliliğini maksimize etmek amacıyla optimize edilmiş bir dalgacık dönüşümü tabanlı görüntü sıkıştırma yöntemi sunmaktadır. Önerilen yöntem, geleneksel yaklaşımların sınırlamalarını aşmak için adaptif eşikleme, optimize edilmiş dalgacık fonksiyonları seçimi ve çok seviyeli dalgacık dekompozisyonunu entegre etmektedir. Özellikle, adaptif eşikleme, sıkıştırma parametrelerini dinamik olarak ayarlamak için kullanılarak, gereksiz veri saklamayı azaltırken, dalgacık fonksiyonu seçimi, görüntü özellikleri için en uygun temeli sağlamaktadır. Çok seviyeli dalgacık dekompozisyonu, çeşitli çözünürlük ölçeklerinde önemli görüntü detaylarının korunmasını sağlayarak görsel kaliteyi bozmadan sıkıştırmayı iyileştirir. Önerilen yöntemin performansı, iyi bilinen test görüntüleri üzerinde değerlendirilmiş ve JPEG ve JPEG2000 gibi standart görüntü sıkıştırma teknikleriyle karşılaştırılmıştır. Deneysel sonuçlar, önerilen yönteminin hem sıkıştırma oranı hem de görüntü kalitesinin korunması açısından geleneksel yöntemleri geride bıraktığını, daha yüksek Tepe Sinyal-Gürültü Oranı (PSNR) ve Yapısal Benzerlik Endeksi (SSIM) puanları elde ettiğini göstermektedir. Önerilen yaklaşım, yüksek kaliteli görüntü depolama ve iletimi gerektiren uygulamalarda, örneğin tıbbi görüntüleme, uydu görüntülemesi ve multimedya iletişimi gibi alanlarda etkilidir. |
| 9. | Eksenel fan uygulamalarında rotor tasarımının IPM-BLDC motorların performansı üzerindeki etkileri The effects of rotor design on the performance of IPM-BLDC motors in axial fan applications Berk Demirsoy, Buğra Er, Ahmet Fenercioğludoi: 10.65206/pajes.42724 Sayfalar 486 - 495 Bu çalışma, endüstriyel soğutma sistemlerinden otomotiv teknolojilerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip eksenel fan uygulamalarında kullanılan içten mıknatıslı fırçasız doğru akım (IPM-BLDC) motorlarının performansı üzerindeki rotor tasarımının etkisini incelemektedir. 12/8 oluk–kutup konfigürasyonuna sahip iki alternatif rotor topolojisi sonlu elemanlar analizi (FEA) yöntemiyle değerlendirilmiştir. İnceleme; tork dalgalanması, vuruntu torku ve verimlilik gibi temel performans metriklerine odaklanmıştır. Optimizasyonu yapılmış akı bariyerli rotor, referans tasarıma kıyasla vuruntu torkunda %55,36 azalma, verimlilikte %1,23 artış ve tork dalgalanmasında %2,23 düşüş sağlamıştır. Bu sonuçlara dayanarak üstün performans gösteren rotor geometrisi prototiplenmiş ve sayısal bulgular performans testleriyle deneysel olarak doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, akı bariyeri optimizasyonunun IPM-BLDC motorlarının eksenel fan uygulamalarındaki genel verimliliğini ve çalışma kararlılığını artırdığını doğrulamaktadır. |
| 10. | Kısmı gölgelenme koşulları altında fotovoltaik sistemlerin INFO algoritması tabanlı MPPT optimizasyonu INFO algorithm based MPPT optimization of a photovoltaic system under partial shading conditions Kezban Koç Savaş, Mehmet Demirtaş, İpek Çetinbaşdoi: 10.65206/pajes.79484 Sayfalar 496 - 513 Fotovoltaik (FV) sistemlerden maksimum verim elde etmek için maksimum güç noktası izleme (MPPT) yöntemi önemli bir araştırma konusu olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada, kısmi gölgeleme koşulları altında çalışan bir FV sistem için MPPT problemini çözmek amacıyla vektörlerin ağırlıklı ortalaması (INFO) algoritması kullanılmıştır. INFO’ya ek, elektrikli yılanbalığı optimizasyonu, kızıl kuyruklu şahin algoritması ve öğrenci psikolojisine dayalı optimizasyon algoritması da uygulanmış olup, söz konusu optimizasyon algoritmaları MPPT amacıyla ilk kez bu çalışmada kullanılmıştır. Yeni meta sezgisel algoritmaların performansını karşılaştırmak amacıyla, MPPT çalışmalarında yaygın olarak kullanılan parçacık sürü optimizasyonu algoritması da kullanılmıştır. Algoritmalar, yerel maksimum güç noktalarının ve küresel maksimum güç noktasının değişkenlik gösterdiği zorlu gölgeleme senaryolarında test edilmiştir. Algoritmaların performansları, istatistiksel bir test olan Friedman testi ve performans metrikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Karşılaştırma sonuçlarına göre, kısmi gölgeleme koşulları altında MPPT optimizasyonu için en etkili algoritmanın INFO algoritması olduğu belirlenmiş ve bu sonuç istatistiksel olarak doğrulanmıştır. Ayrıca, INFO algoritmasının gerçek donanımda performansını test etmek için deneysel çalışmalar yapılmıştır. Programlanabilir FV simülatörü, yükseltici tip dönüştürücü ve STM32 kartı kullanılmıştır. Deneyler, algoritmanın hızlı ve kararlı şekilde maksimum güç noktasını izlediğini göstermiştir. |
| 11. | Üretilmiş memristörlerin iki farklı yöntem ile modellenmesi Deriving models of fabricated memristors using two approaches Mert Çolak, Itir Koymendoi: 10.65206/pajes.33568 Sayfalar 514 - 520 İki tür Titanyum Oksit tabanlı memristif aygıt üretilmiştir. Aygıtlardan biri akım sinyali ile, diğeri ise gerilimle uyarılarak karakterize edilmiştir. Bu aygıtların modelleme çalışması iki farklı modelleme yaklaşımı kullanılarak yapılmıştır. Yaklaşımların ilkinde MATLAB’da ölçüm verisine eğri uydurma tekniği kullanılarak özgün modeller elde edilmiştir. İkincisinde ise mevcut bir model olan Quasi-Static Memdiode Model (QMM) incelenmiş ve üretilmiş aygıtlara uyarlanmıştır. Bu sayede iki farklı giriş değişkeni için modeller elde edilmiştir. Modeller SPICE ve Verilog-A dillerinde geliştirilmiştir. Bunun amacı bu memristörleri SPICE ve Cadence Spectre platformlarında simüle edebilmek ve bu sayede hibrit memristör+ CMOS devreler tasarlayabilmektir. Modellerin gerçek davranışa sadakati gerçek ölçüm verisi ve modellerin davranışları kıyaslanarak doğrulanmıştır. |
| 12. | Gerçek zamanlı gömülü sistemler için rastgele orman tabanlı şok tavsiye algoritması A random forest-based shock advice algorithm for real-time embedded systems Oğuzhan Çakmakoğlu, Abdullah Talha Sözerdoi: 10.65206/pajes.58338 Sayfalar 521 - 528 Ani kalp durması (SCA), kalbin kan dolaşımını sağlayamayacak kadar etkisiz hale gelmesi durumudur. SCA'ya sebeb olan en yaygın ritim bozukluklarından ikisi ventriküler fibrilasyon ve ventriküler taşikardidir. Bu ritim bozukluklarının düzeltilmesi için kalbe elektrik şoku verilmesi hayati önem taşır. Otomatik Harici Defibrilatör (AED) cihazları, hastanın kalp ritmini analiz eder ve gerektiğinde otomatik olarak elektrik şoku uygular. AED cihazı, ritim bozukluklarının tespiti için elektrokardiyogram sinyallerini toplar, şok tavsiyesi algoritmaları (SAA) ile hastaya şok verilip verilmeyeceğine karar verir. Ancak AED’de yürütülecek bir SAA geliştirme süreci, gömülü sistemlerin sınırlı veri işleme kapasitesi gibi bazı zorluklar barındırmaktadır. Algoritma gömülü sistemde çalışacağı için kısıtlı veri işleme kabiliyeti olan bir ortamda kalp ritimlerini başarıyla ayırt edebilecek nitelikte olmalıdır. Mevcut çalışmalar incelendiğinde, eşik tabanlı ya da makine öğrenmesi (ML) temelli SAA’ların bulunduğu ve birçok ML tabanlı SAA’nın yüksek sınıflandırma başarısı sunduğu görülmektedir. Ancak, bu algoritmaların yalnızca küçük bir kısmı gerçek zamanlı gömülü sistemlerde test edilmiş ve AED cihazlarına uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, halka açık bir veri seti kullanılarak, geleneksel bir ML yöntemi olan rastgele orman ile SAA geliştirilmiştir. Önerilen algoritma, şok uygulanabilir ritimlerde %92.9 duyarlılık ve şok uygulanmaması gereken ritimlerde %99.2 özgüllük değerleri sağlamıştır. Yüksek seviye programlama dili ile geliştirilen SAA, C diline entegre edilerek mikrodenetleyici tabanlı bir geliştirme kitinde test edilmiştir. 500 kB bellek ihtiyacı ve 75 mikro saniyelik tespit süresi ile algoritmanın AED cihazlarında kullanım için uygun olduğu ve başarıyla entegre edilebileceği kanıtlanmıştır |
| 13. | Yükseköğretim için transformer tabanlı soru-cevap sistemleri: Türkçe ve çok dilli modellerin karşılaştırmalı bir incelemesi Transformer-Based question answering systems for higher education: A comparative study of Turkish and multilingual models Halenur Sazak, Muhammed Kotandoi: 10.5505/pajes.2025.44459 Sayfalar 529 - 536 Bu çalışma, yükseköğretimde kullanılmak üzere geliştirilen bir soru cevap sistemi sunmaktadır. BERTurk Base cased/uncased, ELECTRA-Turk, mBERT ve XLM-R olmak üzere beş önceden eğitilmiş model değerlendirilmiştir. Modeller, THQuAD veri kümesi üzerinde ince ayarlanarak eğitilmiş ve resmi üniversite kaynakları ile öğrenci sorularından oluşturulan bir sıkça sorulan sorular veri kümesi üzerinde test edilmiştir. Tam Eşleşme ve F1 gibi standart metriklere ek olarak anlam açısından doğru yanıtları da dikkate alan genişletilmiş bir değerlendirme yöntemi uygulanmıştır. En yüksek F1 skoru 0.8936 ve Tam Eşleşme skoru 0.8478 ile ELECTRA-Turk modeli tarafından elde edilmiştir. Bulgular, transformer tabanlı yaklaşımların akademik ortamda otomatik soru cevaplama görevlerinde etkili olduğunu ve öğrenci odaklı bilgiye erişimi artırabileceğini göstermektedir. |
| 14. | Veri madenciliği yöntemleriyle kredi skor tahmini: Performans karşılaştırması ve analizi Predicting credit scores with data mining methods: Performance comparison and analysis Hakan Burak Emekli, Deniz Kızılaslandoi: 10.5505/pajes.2025.84577 Sayfalar 537 - 550 Kredi skoru tahmini, finansal kuruluşların kredi riskini etkin şekilde yönetmeleri ve sürdürülebilir kârlılık sağlamaları açısından kritik bir öneme sahiptir. Sağlıklı kredi kararlarının alınabilmesi için geçmiş verilere dayalı tahmin modellerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, kredi notu veri seti üzerinde çeşitli makine öğrenmesi algoritmaları ile birlikte birliktelik kuralı çıkarımına dayalı Apriori algoritması kullanılarak tahmin modelleri oluşturulmuştur. Modelleme sürecinde veri madenciliği ve yapay zekâ tekniklerinden yararlanılmış; farklı sınıflandırma algoritmalarının başarı performansları 10 katlı çapraz doğrulama yöntemi ile doğruluk, hassasiyet (precision), hatırlama (recall) ve F1-skoru gibi metrikler üzerinden değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler (Wilcoxon ve paired t-testi) DNN modelinin Logistic Regression, Naive Bayes ve Random Forest modellerine göre anlamlı şekilde üstün olduğunu ortaya koyarken, MLP, SVM ve XGBoost modelleri ile benzer performanslar sergilediğini göstermiştir. Bu bulgu, DNN’nin özellikle karmaşık veri setlerinde güçlü bir tahmin modeli olduğunu desteklemektedir. Elde edilen sonuçlar, veri tabanlı tahmin yaklaşımlarının kredi risk analizinde etkinliğini göstermekte ve senaryoya uygun algoritma seçiminin önemine vurgu yapmaktadır. Ayrıca, kullanılan algoritmaların avantajları ve sınırlılıkları değerlendirilmiş; uygulama bağlamına göre en uygun yöntemin seçilmesinin kritik olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çıktılar, kredi risk tahminine yönelik modelleme çalışmalarına katkı sağlamakta ve finansal kuruluşların karar destek sistemleri için yapay zekâ temelli çözümler geliştirmelerine rehberlik etmektedir. |
| 15. | Parametre ayarlaması ile geliştirilmiş topluluk yöntemleri kullanarak arbovirüs şüpheli vaka analizi: SISA veri kümesinden çıkarımlar Improved arbovirus suspected case analysis via ensemble methods with parameter tuning: Insights from SISA dataset Alican Doğandoi: 10.65206/pajes.24040 Sayfalar 551 - 561 Arbovirüs enfeksiyonu şüphesiyle gözlem altında tutulan bir hastanın hastaneye yatış gerekliliği, sağlık profesyonelleri için kritik bir karardır. Tıbbi personel, bu kararın sağlıklı bireyler üzerindeki potansiyel riskleri nedeniyle baskı altında olabilir. Mevcut teşhis olanakları zaman zaman kafa karıştırıcı olabilir. Bu nedenle, veri madenciliği yaklaşımlarının hastalıkların teşhisinde ve birçok farklı alanda oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalar, veri madenciliği yöntemlerinin arbovirüs enfeksiyonu taşıyan bir hastanın hastaneye yatırılıp yatırılmaması kararında da kullanılabileceğini göstermektedir.Bu amaç doğrultusunda, bu çalışma Şüpheli Arbovirüs Vakaları için Şiddet İndeksi (SISA) veri kümesini kullanarak, bir hastanın hastaneye yatış durumunu belirlemek için ikili sınıflandırma gerçekleştiren çeşitli makine öğrenmesi tekniklerini uygulamaktadır. Deneylerde sınıflandırıcı olarak çeşitli yapay sinir ağları, tekil sınıflandırıcılar ve topluluk destekli öğrenme yöntemleri kullanılmıştır. En yüksek sınıflandırma doğruluğu, %99,08 ile Rastgele Orman (Random Forest - RF) modeli tarafından elde edilmiştir. Bu modelin, literatürdeki önemli araştırmalarda uygulanan birçok veri madenciliği tekniğinden daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Bu olumlu sonuçlar, RF modelinin farklı sayıda tahmin edici (estimators) ile ek deneyler yapılmasını teşvik etmiştir. Çalışma sonucunda, en yüksek sınıflandırma performansı 25 tahmin edici kullanılarak %99,26'ya yükseltilmiştir. Elde edilen bulgular, arbovirüs şüpheli vaka analizinde özellikle torbalama (bagging) ve güçlendirme (boosting) yaklaşımlarına dayalı topluluk modellerinin etkinliğini ortaya koymaktadır. |
| 16. | Mevcut durum değerlendirme sistemi ile idari kayıp yönetimi bileşenlerinin mevcut uygulama düzeylerinin değerlendirilmesi Assessment of current implementation levels of apparent loss management components with current status evaluation system Cansu Bozkurt, Mahmut Fıratdoi: 10.5505/pajes.2025.28661 Sayfalar 562 - 574 Su talebi ve temiz su kaynaklarına erişim zorluğu, kamu hizmetlerinde su kayıplarının etkili ve sürdürülebilir yönetiminin önemini artırmaktadır. Verilerin düzenli ölçümü, etkili faktörlerin analizi ve yöntem ve araçların verimliliği, kayıpların sürdürülebilir yönetimi için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, veri kalitesini analiz etmek ve idari kayıp yönetimi bileşenlerinin mevcut uygulama düzeylerini izlemek için güncel bir durum değerlendirme sistemi geliştirmektir. Sistem, literatür ve saha deneyimlerine dayalı olarak teknik, işletme ve bakım, ticari ve ekonomik ana başlıkları altında 45 bileşenden oluşmaktadır. Bu bileşenleri 0 ile 5 (oldukça iyi, iyi, yetersiz, zayıf ve oldukça zayıf) arasında değerlendirmek için bir puanlama sistemi önerilmektedir. Sistem, üç kamu hizmetinde saha verileri kullanılarak test edilmiştir. İdare II'deki (genellikle iyi) görünür kayıp yönetimi uygulamalarının veri kalitesi ve güncel durumu, diğer İdare I (yetersiz) ve III'ten (zayıf) daha iyidir. İdari kayıp yönetimi kapsamında iyileştirilmesi gereken bileşenler, puanlama sonuçlarına göre su idarelerinde tanımlanmaktadır. Bu sistem, su idarelerinde idari kayıp yönetiminde kullanılan verilerin kalitesini, ölçüm sıklığını ve doğruluğunu ayrıntılı olarak sorgulama olanağı sağlamaktadır. Ancak bu sistemin uygulanmasında yaşanan temel sorun, su idarelerinde görünür kayıp önleme, azaltma ve tespit yöntemleri için yeterli rapor, veri ve kayıtların bulunmamasıdır. Bu değerlendirme sistemi su idarelerinde idari kayıp yönetimi için daha gerçekçi veriler elde edilmesine ve saha uygulamalarının daha doğru yapılmasına yardımcı olacaktır. |
| 17. | Geogrid takviyeli beton döşemelerin temas patlamasına karşı davranışının araştırılması Behavior of geogrid-reinforced concrete slabs subjected to contact explosions Dursun Bakır, Sedat Savasdoi: 10.5505/pajes.2025.40204 Sayfalar 575 - 584 Dünyada gittikçe artan sıcak ve soğuk savaşlardan kaynaklı bombalı saldırılar meydana gelmektedir. Çalışmamızda bu saldırılar içerisinde yapının direncini en fazla etkileyen temas patlaması araştırılmıştır. Temas patlamasında patlayıcı yapı yüzeyi ile temas halinde olduğu için ani dinamik yüklemeden dolayı yapı eğilme ve kesme davranışında gösterdiği reaksiyonlarda diğer yüklemlere göre farklılık göstermektedir Patlama olayında bir mühendislik yapısının göstereceği hasarı azaltmak için hem dayanıklılık hem de ekonomik performansı göz önüne almak gereklidir. Yaptığımız deneysel çalışmada betonun patlama karşısındaki davranışlarını kıyaslamayabilmek için hasır çelik, telçit ve geogrid yapı malzemeleri ile güçlendirilmiş 50x50x15 cm BA plaklar üretilmiştir. Bu plaklara temas halinde 577 g patlayıcı uygulanarak patlatılmıştır. Deneylerde geogrid takviyeli beton ile çelik donatılı beton ve donatısız betonun temas patlaması reaksiyonları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda telçit ve geogrid ile güçlendirilmiş betonun temas patlamasına karşı uygulanabilir olduğu belirlenmiştir. |
| 18. | Biyokütle, arıtma çamuru ve linyit içeren yakıt karışımlarının yanma karakteristiklerinin, kinetiklerinin ve yanma indekslerinin termogravimetrik olarak incelenmesi Thermogravimetric investigation of combustion characteristics, kinetics and combustion index of fuel blends with biomass, sewage sludge and lignite Sena Erkent, Mehmet Eren Yaman, Karani Kurtulus, Sema Yurdakul, Barış Güreldoi: 10.65206/pajes.00694 Sayfalar 585 - 595 Bu çalışmada, gül posası, evsel arıtma çamuru ve yerli Kale Linyiti kullanılarak hazırlanan farklı oranlardaki yakıt karışımlarının termogravimetrik analizleri (TGA) yapılarak; yanma karakteristikleri, yanma indeksleri ve aktivasyon enerjileri incelenmiştir. Bu çalışmada üç farklı yakıt karışımı (%15Ç+%15G+%70L; %25Ç+%25G+%50L; %40Ç+%40G+%20L) hazırlanmıştır. Yakıt karışımlarının termal bozunmaları dört bölgede gerçekleşmiştir. Bu çalışmada alev alma sıcaklıklarının karışımdaki çamur oranı arttıkça yükseldiği, son yanma sıcaklıklarında ise genel bir değişim olmadığı görülmektedir. Karışımların maksimum kütle kaybı hızları çamur oranı arttıkça artmış ve daha stabil bir yanma sağlamıştır. Yanma indeksleri açısından, linyite arıtma çamuru eklenmesinin yakıtın yanma karakteristiğini iyileştirdiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmada hazırlanan yakıt karışımlarının aktivasyon enerjileri ise %15Ç+%15G+%70L için 86,68 kJ/mol, %25Ç+%25G+%50L için 107,20 kJ/mol, %40Ç+%40G+%20L için 114,07 kJ/mol ve %100 çamur için 160,05 kJ/mol olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla biyokütle ve linyitin arıtma çamurları ile termokimyasal kullanımının çevresel ve ekonomik açıdan önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. |
| 19. | Kozlu taşkömürünün koklaşma özelliklerine Oltu linyiti ilavesinin etkisi Effect of Oltu lignite addition on coking properties of Kozlu hard coal Jale Naktiyok, Merve Korkmaz, Kübra Yanıkdoi: 10.65206/pajes.73668 Sayfalar 596 - 605 Ülkemizde kok üretimi için kullanılan taşkömürü rezervleri oldukça sınırlıdır. Ancak koklaşamayan linyit rezervleri ise oldukça yüksektir. Linyitlerin taş kömürlerine ilave edilerek kok üretiminde kullanılabilmesi için bu karışımların koklaşabilme özelliklerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Erzurum Oltu linyiti ve Zonguldak Kozlu taşkömürü ve bu kömürlerin belirli oranlarda hazırlanan karışımları kullanılmıştır. Ham kömür ve kömür karışımlarının koklaşma kalitesini belirleyen nem içeriği, kül, uçucu madde, petrografik analiz, serbest şişme indeksi, Gray-King kok testi, dilatasyon ve plastisite (akışkanlık) gibi çeşitli parametreler incelenmiştir. Oltu kömüründe maseral bileşiminin %75 oranında hüminitten oluşması bu kömürün düşük ranklı karakterini, Kozlu kömürünün %65 vitrinit içeriği yüksek rankıl ve koklaşabilir karakterini göstermektedir. Mikrolitotip bileşimleri de bu durumu desteklemektedir. Kömürlerin ve karışımlarının serbest şişme indeksi testinde, %100 Oltu linyitinin hiç yapışma göstermediği, %100 Kozlu kömürünün ise iyi bir koklaşma özelliğini yansıtan 6 FSI değerine sahip olduğu belirlenmiştir. Gray-King kok testinde, Oltu linyiti tek başına bir kok tipi üretmezken, %100 Kozlu kömürü ve %20 Oltu-%80 Kozlu karışımı G tipi bir kok üretimi sağlamıştır. Akışkanlık testleri, Oltu linyitinin tek başına hiçbir plastisite veya akışkan davranış göstermediğini, Kozlu taş kömürünün ise 87°C'lik geniş bir plastik aralık ve 980 DDPM'lik (dakikada kadran bölümü) maksimum akışkanlık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Genleşme testlerinde, Oltu linyiti herhangi bir genleşme olmadan yumuşama ve büzülme davranışı göstermiş, Kozlu kömürü ise yumuşama ve büzülmenin yanında %+118'lik önemli bir genleşme oranı göstermiştir. |