| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - VII |
| 2. | Bartın ili için rüzgâr enerjisi potansiyelinin istatistiksel analizi: Weibull dağılımı yaklaşımı Statistical analysis of wind energy potential for Bartın province: Weibull distribution approach Beytullah Erdoğan, Abdulsamed Güneş, Arda Karaoğludoi: 10.65206/pajes.63833 Sayfalar 606 - 615 Bu çalışmada, Türkiye’nin en kuzeyinde yer alan Karadeniz Bölgesi’nin Bartın ilindeki rüzgâr enerjisi potansiyelinin belirlenmesine yönelik olarak, rüzgâr hızı ve güç yoğunluğu parametrelerinin istatistiksel analizi gerçekleştirilmiştir. Analizlerde 2015-2024 yılları arasında Meteoroloji Genel Müdürlüğü istasyonlarının saatlik olarak aldığı 3561 adet rüzgâr hızı verileri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, rüzgâr hızının yıllık, mevsimlik ve aylık dağılımlarını incelemek amacıyla değerlendirilmiştir. Toplanan gerçek verilerde rüzgar hızı en yüksek 1.5645 m/s, en düşük 0.3345 m/s olarak ölçülmüştür. Weibull analizi sonucunda en yüksek ortalama rüzgar hızı 2024 yılında 1,2712 m/s, bu ortalama rüzgar hızına karşılık gelen en yüksek güç yoğunluğu ise 1,6453 W/m² olarak tespit edilmiştir. Rüzgâr hızlarının istatistiksel modellemesi için literatürde sıklıkla tercih edilen ve güvenilir sonuçlar sunduğu bilinen Weibull dağılım fonksiyonu kullanılmıştır. Weibull dağılımının şekil (k) ve ölçek (c) parametreleri, en küçük kareler yöntemiyle belirlenmiş; modelin uygunluğu ise belirleme katsayısı (R²), kök ortalama kare hata (RMSE) ve ki-kare (χ²) testleri ile istatistiksel olarak doğrulanmıştır. Yapılan analizler, Bartın ilinin rüzgâr verilerinin Weibull dağılımı ile başarılı biçimde temsil edilebildiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, Bartın’da rüzgâr enerjisi temelli yatırımların fizibilitesine ışık tutmakta olup, bu alanda yapılacak yeni çalışmalar için sağlam bir veri temeli sunmaktadır. Ayrıca, sürdürülebilir enerji politikalarının bölgesel düzeyde planlanmasında da katkı sağlayabileceği öngörülmektedir. |
| 3. | Makine öğrenmesi ile 3D yazdırma parametrelerinin incelenmesi Examination of 3D printing parameters using machine learning Mehmet Altuğ, Yakup Yılmazdoi: 10.65206/pajes.91679 Sayfalar 616 - 627 Bu çalışmada ergiyik yığma metodu (Fused Deposition Modelleme/FDM) yöntemi ile 3D yazıcılarda üretilen çekme numunelerinin mekanik özellikleri incelendi. Burada FDM yöntemindeki katman (filament) kalınlığı, dolgu tipi ve support açısı gibi parametreler incelendi. Üretim Up-right ve edge yönleri ve her bir yön için Taguchi L25 deney tasarımıyla üretildi. Deneyler neticesinde çekme mukavemeti açısından en iyi katman kalınlığı 0,09 mm, dolgu tipi olarak full dolgu tipi olurken support açısında farklı sonuçlar elde edildi. Varyans analizi (ANOVA) değerlerine göre parametrelerden katman kalınlığı ve dolgu tipinin çekme mukavemeti üzerinde oldukça etkili olduğu ancak support açısının göz ardı edilebilecek düzeyde olduğu gözlemlendi. İkinci aşamada sonuçlar makine öğrenmesi algoritmalarından xgboost ve catboost ile ve linear regression ile tahmin modelleri yapıldı. İncelenen mekanik özellikler üzerinde en etkin algoritma catboost algoritması olarak belirlendi. |
| 4. | Paslanmaz çelik tel örgü yapıların derin çekme parametrelerinin deneysel incelemesi Experimental investigation of the deep drawing parameters of stainless steel wire mesh structures Tuğberk Peynircioğlu, Tezcan Şekercioğlu, Ahmet Can Yıldızdoi: 10.65206/pajes.64495 Sayfalar 628 - 637 Endüstriyel uygulamalarda tel örgü yapıların kullanımı artmaktadır, dolayısıyla bu tür yapıların şekillendirme yöntemlerine olan ilginin artmasına neden olmuştur. Bu çalışma, farklı dokuma türleri ve sıklığına sahip tel örgü yapıların şekillendirilmesinde derin çekme yönteminin uygulanabilirliğini incelemektedir. Çalışma, dimi dokuma türü tel örgülerin şekillendirme kabiliyetinin düz dokumalardan daha üstün olduğunu ve kesme yönünün şekillendirme kalitesini doğrudan etkilediğini ortaya koymuştur. Dokuma sıklığının artmasının malzemenin şekillendirilebilirliğini azalttığı bulunmuştur. Ayrıca, farklı zımba geometrileriyle yapılan deneyler, 5 mm uç yarıçaplı dairesel zımbaların kare ve küçük yarıçaplı zımbalara kıyasla üstün şekillendirme performansı gösterdiğini ortaya koymuştur. Ek olarak, baskı plakasına eklenen geometrik formların tel örgü dokularının şekillendirilmesini olumsuz etkilediği ve şekillendirme kabiliyetinin çekme derinliğinin artmasıyla azaldığı gözlemlenmiştir. |
| 5. | Pasif mikro karıştırıcı için zikzak şeklinde bölme ve rekombinasyon kavramını içeren tasarımın sayısal olarak incelenmesi Numerical investigation of design of a passive micromixer compound shape on split and recombination concept Monther Jomha, Mehmet Oruç, Sedat Yayladoi: 10.65206/pajes.03372 Sayfalar 638 - 645 Mikro kanallar cihazların bir parçasıdır ve mikro karıştırıcılar kanalların kalbidir denilebilir. İlgili çalışma, akışın tasarımını ve performans analizini Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) ile sayısal olarak açıklamaktadır. Bu çalışma, zikzak şekilli SAR konseptine dayanmaktadır. Karıştırma, geniş bir Re sayısı aralığında (1-100) incelenmiştir. En uygun şekli elde etmek için üç seviyeli dört faktör Taguchi yöntemi ile optimize edilmiştir; açı, periyot, genişlik ile çap arasındaki oran arasındaki ilişki için de genişlik ve derinlik incelenmiştir. Karıştırma indeksi, karışımdaki kütle kesrinin varyansına odaklanarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, karıştırma indeksi değişen Reynolds sayılarıyla arttığı görülmüştür. Karıştırıcıdaki en iyi tasarım 70o, 4-periyotlu, (w/d = 0.125) ve (w/t = 1) koşullarında elde edilmiştir. |
| 6. | İşletmelerde sürdürülebilirlik performansının değerlendirilmesi ve tekstil sektörü için çok kriterli karar verme yöntemlerine dayalı bir performans ölçüm modeli An evaluation of sustainability performance in businesses and a performance measurement model based on multi-criteria decision-making methods for the textile industry Semih Coskun, Eda Nur Duymuşdoi: 10.65206/pajes.69339 Sayfalar 646 - 668 Modern iş yaşamının önemli konuları haline gelen dijitalleşme ve sürdürülebilirlik her geçen gün eklenen yeni araştırma ve geliştirme çalışmaları ile farklı boyutlar kazanmaktadır. Özellikle sürdürülebilirlik konusu işletmelerin birçok etkileşimli unsuru kurumsal bir yapıda sistematik olarak yönetmelerini gerektirmektedir. Kurumsal sürdürülebilirlik, sosyal, çevresel ve yönetişim boyutlarını kapsayan üç temel alandan oluşmaktadır. Bu alanların performansının değerlendirilmesine ilişkin kriterlerin belirlenmesi ve doğru olarak ölçülmesi sürdürülebilirliğin etkinliğini artıran önemli bir adımdır. Bütünsel bir yaklaşımla kurulacak sürdürülebilirlik modelleri, başarının ölçülmesinde ve izlenmesinde doğru karar verme yöntemlerinin kullanılmasını gerektirmektedir. Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri, sürdürülebilirlik göstergelerinin birlikte değerlendirilmesinde etkili bir araçtır. Bu çalışmada, sosyal, çevresel ve yönetişim olmak üzere kurumsal sürdürülebilirliğin üç ana kriteri esas alınarak bu kriterlere bağlı alt kriterler belirlenmiştir. Alt kriterlerin değerlendirilmesinde 18 ana başlıkta toplanan 100 alt kriter tanımlanmıştır. Kriterlerin ağırlıklandırılmasında Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) kullanılmış, alternatiflerin sıralanmasında TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Çalışma, Ev tekstili ürünlerinin üretimi alanında faaliyet gösteren bir tekstil işletmesinde yapılmış ve sürdürülebilirlik performansı uzman görüşleri ile değerlendirilmiştir. Çalışma, işletmenin sürdürülebilirlik performansını artıracak stratejik öneriler geliştirilmesine olanak sağlamakta ve sürdürülebilirlik uygulamalarının entegrasyonu için bir model önermektedir. Bu model, tekstil sektöründeki işletmeler için bir rehber niteliği taşımaktadır. |
| 7. | Tekstil üretim süreçlerinde hata tahmini ve önlenmesi: Makine öğrenmesi tabanlı karar destek sistemi yaklaşımı Error prediction and prevention in textile production processes: Machine learning based decision support system approach Enes Buğra Özkan, Berra Figengöz, Ali Osman Özdemir, Fatma Civelek, Aslı Aksoy, Seval Ene Yalçın, Seda Güneri Usludoi: 10.65206/pajes.10594 Sayfalar 669 - 679 Tekstil üretim süreçleri, çok sayıda birbirine bağımlı değişkenin eşzamanlı olarak yönetilmesini gerektiren karmaşık yapılarla karakterize edilir. Bu değişkenler; kumaş kalitesi, renk tutarlılığı, doku, dayanıklılık ve üretim maliyeti gibi temel ürün özelliklerini doğrudan etkiler. Süreçlerdeki yüksek değişkenlik, istenilen kalite seviyesinin tutarlı biçimde sağlanmasını zorlaştırmakta ve üretim hatalarının oluşma olasılığını artırmaktadır. Bu zorluklara çözüm olarak, çalışmada tekstil üretiminde süreç parametrelerini optimize etmeyi ve olası üretim hatalarını önceden tahmin etmeyi amaçlayan makine öğrenmesi tabanlı bir karar destek sistemi önerilmektedir. Sistem, mevcutta bulunan çalışmalardan farklı olarak üretim değişkenlerinin sistematik biçimde yönetilmesini sağlayarak kalite ve verimliliği artırmaya yönelik proaktif müdahalelere olanak tanımaktadır. 2022–2023 yılları arasında bir tekstil işletmesinde gerçekleştirilen kapsamlı analizler sonucunda, rotasyon baskı aşamasında en sık karşılaşılan hata türü belirlenmiş ve bu hatanın temel nedenleri sistem analiz adımlarıyla incelenmiştir. Üretim sonuçlarını etkileyen kritik parametreler tanımlanmış, ilgili veri depolama sistemlerinden elde edilen tarihsel üretim verileri model geliştirme sürecinde kullanılmıştır. Bu çalışmanın temel katkısı, hata nedenlerinin analizini içeren çok yönlü yaklaşımı ile tahmine dayalı bir karar destek modelinin geliştirilmesini bir araya getirmesidir. Model, hem operatör hem de makine performans metriklerini dikkate alan makine öğrenmesi algoritmalarından yararlanarak hatasız üretim senaryolarını öngörmektedir. Böylece yalnızca olası hataları önceden tahmin etmekle kalmayıp, aynı zamanda bu hataların oluşmasını engelleyecek optimum parametre yapılarını da önermektedir. Araştırma, tekstil sektöründe süreç iyileştirme ve hata önleme stratejilerinin geliştirilmesinde veri odaklı yöntemlerin potansiyelini ortaya koymaktadır. Önerilen sistem, üretim güvenilirliğini artıran, atık oranlarını azaltan ve karmaşık üretim ortamlarında gerçek zamanlı karar alma süreçlerini destekleyen ölçeklenebilir ve akıllı bir çerçeve sunmaktadır. |
| 8. | Geniş üst durdurma bantlı kompakt modifiye edilmiş geniş bant Wilkinson filtreleyen güç bölücü Compact wideband modified Wilkinson filtering power divider with wide upper stopband Ali Kürşad Görür, Ayyüce İlayda Bayrak, Alper Türkeli, Adnan Gorurdoi: 10.65206/pajes.60206 Sayfalar 680 - 684 Geniş durdurma bandına sahip kompakt geniş bantlı modifiye edilmiş Wilkinson tipi filtreleme güç bölücü (MWFPD) sunulmaktadır. MWFPD, modifiye edilmiş bir Wilkinson güç bölücü (MWPD) ve basamak empedans rezonatörü (SIR) yüklü üç kuplajlı hatlardan (TCL) oluşan bir filtreleme bölümünün kaskat bağlanmasıyla geliştirilmiştir. MWPD'nin kolları da SIR'lerden oluşmaktadır. Sadece giriş portunda tek bir açık devre sonlandırmalı saplama kullanılmasıyla harmonikler bastırılarak üst durdurma bandı 20 dB reddetme ile 20 GHz'e kadar uzatılmaktadır. Tasarlanan MWFPD ayrıca matematiksel ve elektromanyetik simülasyon sonuçlarını doğrulamak için imal edilmiştir. Ölçülen sonuçlar öngörülen sonuçlarla mükemmel bir uyum göstermektedir. Üretilen devrenin merkez frekansı %44'lük kısmi bant genişliği (FBW) ile 4.36 GHz'de ölçülmüştür. Önerilen MWFPD sadece rekabetçi bir performans sergilemekle kalmayıp aynı zamanda üretim ve tasarım kolaylığı da sunmaktadır. |
| 9. | İleti dizi birim hücre tasarımı için karınca aslanı optimizasyonu ile geliştirilmiş çok katmanlı algılayıcı modeli eğitimi Enhanced multi-layer perceptron model training with ant lion optimization for transmitarray unit cell design Seçkin Karasu, Sibel Ünaldı, Muhammed Malkoçdoi: 10.65206/pajes.90467 Sayfalar 685 - 695 Bu çalışmada, öncelikle bir ileti dizi anten birim hücresi tasarlanmış ve tasarım parametreleri ele alınarak iletim fazı karakteristiği elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci adımında ise, standart Çok Katmanlı Algılayıcılar (Multi-Layer Perceptron, MLP), ve Karınca Aslanı Optimizasyonu (Ant Lion Optimization, ALO) ile geliştirilmiş MLP sinir ağı olmak üzere iki farklı model geliştirilmiş ve tasarlanan ileti dizi birim hücre elemanına ait benzetim verileriyle eğitilmiştir. Modellerin performansını değerlendirmek amacıyla kök ortalama kare hata (RMSE) değerleri hesaplanmış ve her iki modelin başarısı karşılaştırılmıştır. Böylece tasarlanan birim hücreye ait tasarım parametreleri ve iletim fazı için yüksek doğruluklu bir model geliştirilmiştir. Çalışma, özellikle 5G ve sonraki nesil iletişim sistemlerinde ileti dizi birim hücre tasarımında yenilikçi ve etkili bir yaklaşım sunmakta, ayrıca yapay zekâ ve meta-sezgisel optimizasyon tekniklerinin entegrasyonunun elektromanyetik yapıların tasarım sürecindeki potansiyeli ortaya koymaktadır. |
| 10. | Bulanık mantık tabanlı MPPT kontrolü kullanan güneş enerjisi sistemlerinde yükselten ve süper-lift Luo dönüştürücülerin performans karşılaştırması Performance comparison of boost and super-lift Luo converters in solar energy systems using fuzzy logic-based MPPT control Murat Tören, Bengisu Kaba, Gokturk Ozturkdoi: 10.65206/pajes.92724 Sayfalar 696 - 706 Bu çalışmada, güneş enerjisi sistemlerinde maksimum güç noktası takibi (MPPT) elde etmek için süper-lift Luo dönüştürücü ile entegre edilmiş bulanık mantık tabanlı bir kontrol mekanizması uygulanmaktadır. Benzer çalışmalarda yaygın olarak bulunmayan bir yaklaşım olan ve araştırmamızın orijinal bir bileşenini oluşturan iki farklı dönüştürücü topolojisi olan Yükselten ve Süper-lift Luo'nun karşılaştırmalı bir analizi, kontrol sistemi içindeki bir DC-DC dönüştürücü bloğu bağlamında gerçekleştirilmiştir. Her iki sistem için MPPT algoritması olarak, aynı güneş paneli koşullarını kullanan bir bulanık mantık denetleyicisi geliştirilmiştir. Çalışmada süper-lift Luo dönüştürücü, geleneksel yükselten dönüştürücüye göre yaklaşık %4 daha fazla verimliliğe sahiptir ve gelişmiş voltaj kazancı ve azaltılmış giriş akımı sunmaktadır. Ayrıca, süper-lift Luo dönüştürücü kullanan sistemin yüksek güçlü yükler ve endüstriyel uygulamalar için daha uygun olduğu tespit edilmiştir. Her iki sistemin kararlılığı, çevresel parametrelerdeki ani değişiklikler altında doğrulanmış ve salınım veya kararsızlık olmadan maksimum güç noktasını koruma yeteneklerini göstermiştir. Tasarlanan kontrolör konfigürasyonu, her iki dönüştürücünün de sabit çıkış değerleri elde etmesini ve aşım olmadan maksimum güç noktasında çalışmasını sağlamıştır. Ayrıca, sistemin sağlamlığını ve dinamik tepkisini değerlendirmek için farklı ışınım ve sıcaklık koşulları altında ve çeşitli yük seviyelerinde ek araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar aynı zamanda bulanık mantık kontrolcünün uygunluğunu da vurgulamıştır. |
| 11. | Görme alanı testi için taşınabilir bir cihaz tasarımı ve uygulaması Design and implementation of a portable device for visual field testing Kerim Özkara, Aeshah Basim Younus Al-bayatı, Ahmet Reşit Kavsaoğludoi: 10.65206/pajes.98444 Sayfalar 707 - 717 Görme alanı kaybına neden olan glokom gibi hastalıkların teşhisi ve takibinde kullanılan Humphrey Alan Analizörü’nden (HFA) esinlenilen makale çalışmasında mevcut cihazlara uyum sağlayan ve hasta kullanımını kolaylaştıran tasarım ile düşük maliyetli ve taşınabilir bir cihaz uygulaması geliştirilmiştir. Sistem tasarımı mekanik, donanım ve yazılım bileşenlerinden oluşmaktadır. Mekanik tasarım, kullanıcı ergonomisini ve güvenilir sonuçları sağlamak için özel bir çene desteği ile entegre edilmiş bir görsel uyaran kutusu içerir. Donanım bileşeni, bir Arduino Mega mikrodenetleyici tarafından kontrol edilen 24/2 deseninde tasarlanmış LED tabanlı bir görsel uyaran devresine sahiptir. Donanımın işlevselliği Proteus simülasyon yazılımı kullanılarak doğrulanmıştır. Yazılım tarafında, seri port üzerinden Arduino Mega mikrodenetleyici ile çift yönlü iletişime olanak sağlayan MATLAB Appdesigner kullanılarak bir kullanıcı arayüzü geliştirilmiştir. Geliştirilen görme alanı test sistemi, uzman teknik personel gerektirmeyen, düşük maliyetli, kurulumu kolay, taşınabilir ve güvenilir bir sistemdir. Tasarım ticari cihazlarla karşılaştırıldığında, HFA cihazlarındaki uyaran projeksiyonuyla ilişkili motor gürültülerini ortadan kaldırarak sessiz çalışmasıyla kullanıcılar için daha az dikkat dağıtıcı hale gelmektedir. Bu çalışma, potansiyel klinik tanı ve hasta eğitimi uygulamalarıyla, geleneksel görme alanı test cihazlarına uygun maliyetli, kullanıcı dostu ve taşınabilir bir alternatif sunmaktadır. |
| 12. | Benzerlik matrisi entegrasyonu ile sezgisel bulanık C-ortalamalar ve diferansiyel evrim optimizasyonu tabanlı sezgisel bulanık herhangi ilişki kümeleme algoritması Intuitionistic fuzzy any relation clustering algorithm based on similarity matrix integration with intuitionistic fuzzy C-means and differential evolution optimization Fatih Kutlu, Kübra Gölelidoi: 10.65206/pajes.76350 Sayfalar 718 - 728 Veri kümeleme, makine öğrenimi ve veri madenciliğinin temel tekniklerinden biri olarak, etiketlenmemiş veri kümelerini içsel benzerliklerine göre farklı kümelere ayırmada kritik bir rol oynar. Bu çalışma, sezgisel bulanık C-means (IFCM) algoritması ile Any Relation Clustering Algorithm (ARCA) yönteminin entegrasyonunu içeren yeni bir melez yöntem olan Sezgisel Bulanık Herhangi-İlişki Kümeleme Algoritması’nı (IF-ARCA) önermektedir. IF-ARCA, kosinüs benzerliği ve bulanık ölçütlerle oluşturulan sezgisel bulanık benzerlik matrislerinin (IFSM) yanı sıra ayrışma ve tereddüt matrislerini kullanarak kümeleme hassasiyetini artırır. Geleneksel yöntemlerdeki yüksek hesaplama karmaşıklığı ve manuel parametre ayarlama zorluklarını gidermek amacıyla algoritma, parametreleri otomatik olarak ayarlayan Diferansiyel Evrim (DE) optimizasyonunu içerir; bu sayede yüksek boyutlu veri kümelerinde performansı önemli ölçüde iyileştirir. UCI benchmark veri kümeleri üzerindeki deneysel doğrulamalar, IF-ARCA’nın kümeleme doğruluğu ve ölçeklenebilirlik açısından üstün etkinliğini göstermektedir. Önerilen algoritmanın başarısı, F1 skoru, doğruluk, keskinlik (precision) ve geri çağırma (recall) gibi ölçütlerle titizlikle değerlendirilmiş olup, karmaşık ve belirsiz verileri işleme potansiyelini vurgulamaktadır. |
| 13. | Yeşil bilişim üzerine bibliyometrik bir analiz (2000-2024) A bibliometric analysis on green computing (2000-2024) Halime Suvay Ekerdoi: 10.65206/pajes.44014 Sayfalar 729 - 741 Bibliyometrik çalışmalar, belirli bir alandaki akademik üretkenliği, yayın trendlerini, öncü araştırmacıları veya kurumları sistematik olarak inceleme olanağı sunmaktadır. Yeşil bilişim (green computing) alanında yapılacak bir bibliyometrik analiz de enerji tasarrufu, çevre dostu bilgi teknolojileri, sürdürülebilir yazılım ve donanım gibi konularda araştırma eğilimlerini ortaya çıkarabilir. Bu çalışmada, 2000 – 2024 yılları arasında Scopus veri tabanında yeşil bilişim alanında yayımlanan 6.532 makale, çeşitli performans göstergeleri doğrultusunda VOSviewer yazılımı aracılığı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, Çin'in 2.574 yayınla bu alanda lider olduğunu, Rajkumar Buyya'nın ise 55 makaleyle en üretken yazar olduğunu ortaya koymuştur. Kurum atıf analizinin sonuçları, Google'ın 1.195 atıfla en çok atıf yapılan kurum olduğunu, New York Eyalet Üniversitesi'nin ise toplam 32 makaleyle en fazla makale yayınlayan kurum olduğunu göstermiştir. Dergiler arasında Ieee Access, 478 yayın ve 12.876 atıfla en etkili yayın organı olarak öne çıkmıştır. Son olarak yeşil bilişim çalışmalarında en çok kullanılan kelimeler sırasıyla “Enerji Verimliliği”, “Bulut Bilişim” ve “Yeşil Bilişim”dir. |
| 14. | Denizli İl’indeki mevcut bina stokunun hızlı görsel tarama yöntemi ile sismik risk analizi Seismic risk analysis of existing building stock in Denizli province using rapid visual screening method Hatice Nur Yalçın, Özge Ersu Çakırdoi: 10.65206/pajes.47805 Sayfalar 742 - 750 Hızlı Görsel Tarama (RVS) metodolojisi, geleneksel mühendislik analizlerinin kentsel ölçekte uygulanmasındaki pratik kısıtlamaların üstesinden gelmek için geliştirilmiştir. Bu metodoloji, çalışmamızda Denizli'deki deprem riskinin kapsamlı bir şekilde haritalanması için kullanılmıştır. Yapı stokunun sismik performansını değerlendirmek amacıyla altı mahallede toplam 5577 bina taranmıştır. Bu araştırma, Denizli'de gerçekleştirdiği ölçek bakımından dikkate değer olup, incelenen yapıların 4967'sini betonarme binalar oluşturmaktadır. Bu binalar için, çok boyutlu matrislere dayalı özgün bir puanlama metodolojisi geliştirilmiştir. Geleneksel doğrusal puanlamanın aksine bu yaklaşım, bina yaşı, kat sayısı ve yapısal düzensizlikler (yumuşak kat, kısa kolon, kapalı çıkma) gibi temel parametreler arasındaki etkileşimi modellemektedir. Bu değerlendirmenin sonucunda yapı stoku, düşük riskli, orta riskli ve yüksek riskli olarak sınıflandırılmıştır. Ek olarak, mahalle düzeyindeki risk dağılımları ve öncelikli müdahale gerektiren bina kümeleri tespit edilmiştir. Bu bütünleşik risk yaklaşımı, Denizli'nin afete hazırlık stratejilerini destekleyecek veri altyapısını sağlamaktadır. Elde edilen risk haritaları, kentsel dönüşüm projelerinin önceliklendirilmesi için bilimsel bir zemin sunmakta ve kaynakların verimli kullanımı için karar alma mekanizmalarına katkıda bulunmaktadır. |
| 15. | İHA tabanlı fotogrametrik veriler ile derin öğrenme destekli yol çatlaklarının otomatik tespiti Deep learning-assisted automatic road crack detection from UAV-based photogrammetric data Mustafa Emre Döş, Abdurahman Yasin Yiğit, Murat Uysaldoi: 10.65206/pajes.93043 Sayfalar 751 - 763 Yol üstyapısının en üst tabakasında meydana gelen yüzey çatlakları, zamanında müdahale edilmediğinde yapısal bozulmalara ve bakım maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Özellikle köprü yüzeyleri gibi kritik bileşenlerde çatlakların erken tespiti, yapısal bütünlüğün korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Geleneksel denetim yöntemleri ise zaman alıcı, maliyetli ve genellikle öznel değerlendirmelere dayalıdır. Bu çalışma, çatlak tespiti sürecinde hem görsel hem de konumsal doğruluk sağlayan yeni nesil bir yaklaşım sunmak üzere, İnsansız Hava Aracı (İHA) görüntülemesi, fotogrametrik modelleme ve derin öğrenme tekniklerini entegre eden bütüncül bir yöntem önermektedir. Kırsal bir yol kesiminde toplanan yüksek çözünürlüklü görüntüler fotogrametri iş akışı ile değerlendirilmiştir. Yapılan doğruluk analizinde iç yöneltme (kamera kalibrasyonu) hatası, dengeleme sonrasında 1.83 mm olarak belirlenmiştir. Dış doğruluk (üç boyutlu (3B) konumsal hassasiyet) ise 2.14 mm Kök Ortalama Kare Hata (Root Mean Square Error – RMSE) değeriyle doğrulanmıştır. Elde edilen ortomozaik görüntüler üzerinde, Transformatör tabanlı CT-CrackSeg kullanılarak otomatik çatlak tespiti gerçekleştirildi. Çatlak maskeleri, saha gözlemleri ve referans ölçümlerle karşılaştırılmış; %92.5 Kesinlik (Precision), %88.3 Duyarlılık (Recall), %90.3 F1-Skoru ve %87.6 Birleşim Üzerinden Kesişim (Intersection over Union – IoU) metrik değerleri elde edilmiştir. Çalışma sonuçları, önerilen yöntemin özellikle düşük trafikli ve yapısal riski yüksek yüzeylerde hızlı, hassas ve tekrar üretilebilir çatlak tespiti için etkin bir çözüm sunduğunu göstermektedir. Yüksek çözünürlüklü, koordinatlı görüntülerin derin öğrenme ile bütünleşik kullanımı, çatlakların hem morfolojik hem de mekânsal analizi açısından literatürde öne çıkan güçlü bir uygulama senaryosu ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, yol bakım yönetim sistemlerine entegre edilerek, proaktif ve veri temelli karar destek mekanizmalarının gelişimine katkı sağlayabilecek niteliktedir. |
| 16. | Gelişmekte olan ülkelerde bisiklet altyapısı kriterlerinin Delphi tekniği ile belirlenmesi: Denizli (Türkiye) örneği Determining the criteria for bicycle infrastructure in developing countries via Delphi technique: The case of Denizli (Türkiye) Veysel Dağ, Sibel Mansuroğludoi: 10.65206/pajes.83668 Sayfalar 764 - 775 Önümüzdeki yıllarda kentsel alanların genişlemeye devam etmesi, şehirlerin büyüklüğünde ve yoğunluğunda hızlı bir artışa yol açacaktır. Sonuç olarak, gelecekte ciddi ulaşım sorunlarıyla karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Bu sorunun üstesinden gelmek için ulaşım seçeneklerinin artırılması ve çeşitlendirilmesi gerekmektedir. Bisikletler bu konuda çok önemli bir rol oynayabilir. Bisikletler birçok kentsel ulaşım ihtiyacı için uygun olduğundan, sürdürülebilir arazi kullanımı planlaması, ulaşım, rekreasyon ve ekonomik kalkınma girişimlerine önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Ayrıca bisiklet kullanımının yaygınlaşması, ulaşımda enerji tüketimini azaltarak daha çevre dostu ve sağlıklı kullanımlara sahip sürdürülebilir kentlerin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Ancak ulaşımda bisiklet ve ulaşım planlaması üzerine hızla büyüyen literatüre rağmen, bisiklet altyapısı yatırımlarının nasıl önceliklendirileceği, seçileceği ve karar verileceği konusunda yeterli araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışma, kent içi bisiklet kullanımının faydaları ve öneminin kabul edildiği, ancak sürdürülebilir ulaşım ve bisiklet için kapsamlı bir ulusal stratejinin henüz tam olarak geliştirilmediği Türkiye'de bisiklet altyapı sistemlerinin oluşturulmasında dikkate alınabilecek kriterleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, bütüncül planlama yaklaşımına ve katılımcılık ilkesine dayalı politikalar geliştirmenin önemini vurgulayan kapsamlı bir çalışma yürütülmüştür. Çalışmada katılımcı planlama yaklaşımını benimseyen Delphi tekniği kullanılmıştır. Üç tur boyunca bisiklet rotalarının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler fiziksel, görsel ve sosyal faktörler olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Sonuç olarak, gelişmekte olan ülkelerde bisiklet kullanımının teşvik edilmesi ve bisiklet altyapısının oluşturulması için çeşitli öneriler geliştirilmiştir. |
| 17. | Kentsel trafik akışı optimizasyonunda hibrit bir yaklaşım: Karnaugh Haritaları ve pekiştirmeli öğrenme entegrasyonu A hybrid approach to urban traffic flow optimization: Integration of Karnaugh Maps and reinforcement learning Bayram Arda Kuşdoi: 10.65206/pajes.38028 Sayfalar 776 - 782 Bu çalışma, kentsel trafik sinyal kontrolünü optimize etmek amacıyla Karnaugh Haritaları (K-haritaları) ile Pekiştirmeli Öğrenme (Reinforcement Learning - RL) yöntemini birleştiren hibrit bir yaklaşım sunmaktadır. Sayısal mantıkta Boolean ifadelerini sadeleştirmek için kullanılan K-haritaları, burada RL tabanlı trafik sistemlerinde karar verme verimliliğini artırmak amacıyla kullanılmaktadır. Önerilen yöntem, trafik akışını iyileştirmeyi, tıkanıklığı azaltmayı ve yakıt tüketimini düşürmeyi hedeflemektedir. Yapılan mikro-simülasyon deneyleri, orta büyüklükte bir kente ait tarihsel trafik verileriyle kalibre edilmiş bir yazılım üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araç sayısı, trafik yoğunluğu ve sinyal süreleri gibi sensör verileri, yerel trafik otoritelerinden elde edilen saha verileriyle doğrulanmıştır. Sonuçlar, hibrit K-haritası ve RL sisteminin geleneksel yöntemlere kıyasla daha uyarlanabilir ve performanslı olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, simülasyonda sürücü davranışlarındaki öngörülemezlikler ve hava koşullarına bağlı değişkenler dikkate alınmamıştır; bu durum, gerçek saha uygulamaları açısından bir sınırlılık oluşturmaktadır. |
| 18. | Yapay sinir ağları yardımı ile sıcak karışım asfalt kaplamaların kalan ömrünün tahmini Remaining life approximation of hot mix asphalt pavement with the help of artificial neural networks Halis Bahadır Kasil, Muhammed Yasin Çodurdoi: 10.65206/pajes.46262 Sayfalar 783 - 795 Sıcak Karışım Asfalt kaplamalar çeşitli nedenlerden dolayı meydana gelen bozulmalar sonucunda bakım ve onarım gerektirebilmektedir. Mevcut kaplamanın kalan ömrünün bilinmemesi bakım onarım sürelerinin gecikmesine ve bozulmaların hızlanmasına sebep olmaktadır. Bu gibi sorunların önüne geçebilmek için yol kaplamalarının kalan ömürleri farklı yöntemlerle hesaplanabilmektedir. Kaplamaların kalan ömrünün hesaplanmasında tahribatsız muayene yöntemleri kullanılarak malzeme özellikleri belirlenip farklı tahmin modelleri oluşturulabilmektedir. Bu çalışmada esnek kaplamaların kalan ömrü Yapay Sinir Ağları yöntemi yardımıyla hesaplanmıştır. Yaklaşım yönteminde, tabaka sayısı, tabakaların elastisite modülleri, tabaka kalınlıkları ve yük tekrar sayısı model girdileri olarak kullanılmıştır. Esnek üstyapının kalan ömrü çıktı olarak tahmin edilmiştir. Tahmin edilen sonuçlar ile hesaplanan sonuçlar karşılaştırılmıştır. Model tarafından tahmin edilen kalan ömür ile saha verilerine dayalı olarak hesaplanan kalan ömrün birbirine oldukça yakın olduğu gözlemlenmiştir. |
| 19. | Doğal ve atık bazlı adsorbanlar tarafından pestisit gideriminin istatistiksel analizi: nicel ve yeşil uygunluk değerlendirmesi için yeni bir yöntem (GSI) Statistical analysis of pesticide removal by natural and waste-based adsorbents: a novel method for quantitative and green suitability assessment (GSI) Çiğdem Özerdoi: 10.65206/pajes.06800 Sayfalar 796 - 811 Su ortamlarında pestisit kalıntılarının birikimi, ekosistem bütünlüğü ve insan sağlığı açısından önemli çevresel riskler oluşturmaktadır. Bu çalışma, 2008–2025 yılları arasında yayımlanmış 77 akademik çalışmayı sistematik olarak incelemiş ve pestisit gideriminde kullanılan doğal ve atık bazlı adsorbanları yeşil kimya ilkeleri doğrultusunda kapsamlı biçimde değerlendirmiştir. Adsorban türleri, hedef pestisit grupları ve giderim yöntemleri sınıflandırılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bu amaçla geliştirilen Yeşil Uygunluk İndeksi (GSI), adsorbanların çevresel uyumluluğunu nicel olarak değerlendiren özgün bir yöntemdir. İndeks; hammadde yenilenebilirliği, proses kimyasal sadeliği, kullanım sonrası atık ve çevresel risk, enerji–karbon azaltımı olmak üzere dört ana kriterden oluşmakta ve 0–12 ölçeğinde puan üretmektedir. Sonuçlar, tarımsal atık bazlı adsorbanların en yaygın kullanılan grup olduğunu ve en yüksek çevresel uygunluk skoruna (ortalama GSI = 11/12, SD = 2,75; ≈%92) ulaştığını göstermiştir. Bitkisel kökenli adsorbanlar 9/12 (SD = 2,25; ≈%75), nano/modifiye adsorbanlar ise 4/12 (SD = 1,00; ≈%33) değerleriyle daha düşük uyumluluk göstermiştir. Genel olarak bulgular, doğal ve atık bazlı adsorbanların yüksek giderim verimi ile güçlü yeşil kimya uyumluluğunu birleştirerek sürdürülebilir ve çevre dostu su arıtım teknolojileri için önemli bir potansiyel sunduğunu ortaya koymaktadır. |
| 20. | Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen nanomalzemeler kullanılarak polietersülfon/selüloz asetat karışımı ultrafiltrasyon membranların su akısının, arıtma veriminin ve kirlenme direncinin iyileştirilmesi Improvement of water flux, treatment efficiency and fouling resistance of polyethersulfone/cellulose acetate blend ultrafiltration membranes using nanomaterials derived from renewable resources Seren Acarer Aratdoi: 10.65206/pajes.70729 Sayfalar 812 - 826 Polimerik düz levha membranlar, hem büyük hem de küçük ölçekli su ve atık su arıtım proseslerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Polimer bazlı düz levha membranların performansını, özellikle su akısı ve arıtım verimliliğini artırmanın basit ve etkili bir yolu, nanomalzemelerin membran yapısına entegre edilmesidir. Bu çalışmada, selüloz nanokristaller (CNC) ve selüloz nanofibriller (CNF), çözücü olmayan tarafından indüklenen faz ayırma yöntemi kullanılarak üretilen polietersülfon (PES)/selüloz asetat (CA) karışım membranlara dahil edilmiştir. Hazırlanan membranlar kapsamlı karakterizasyondan geçirilmiş ve su akısı ile bulanıklık giderme performansları klasik filtrasyon tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Porozite, ortalama gözenek boyutu ve gözenek boyutu dağılımı gibi morfolojik özellikler, MATLAB ile işlenen SEM görüntülerinden analiz edilmiştir. Antifouling davranışı (Rt, Rir, Rr, FRR ve FDR) ve dirençle ilgili parametreler (RT, RM, RIR ve RR) değerlendirilmiştir. CNC ve CNF’nin eklenmesi, PES/CA membranlarının hidrofiliğini ve porozitesini artırırken, ortalama gözenek boyutu ve yüzey pürüzlülüğünü azaltmıştır. Ayrıca, her iki katkı da membranların saf su akısını önemli ölçüde artırmış, CNC için %33,49 ve CNF için %37,56 artış gözlemlenmiş ve maksimum akış 365,12 L/m²·h’ye ulaşmıştır. Bulanıklık giderme performansı da nanomalzemelerin varlığından olumlu etkilenmiş olup, PES/CA/CNF membranı en yüksek giderim verimi olan %98,24’e ulaşmıştır. Genel olarak, CNF, membranın porozitesini, hidrofiliğini, yüzey pürüzsüzlüğünü, su akısını, bulanıklık giderimini ve kirlenmeye karşı direncini artırmada CNC’ye kıyasla daha üstün performans göstermiştir. PES/CA bazlı membranların tahmini üretim maliyeti 1773 ile 2948 TRY arasında değişim göstermiştir. |
| 21. | Kare vurgu dalgalı ohmik ısıtma işleminin, biyogaz prosesinden elde edilen fermente ürün içerisindeki B. Cereus ve Clostridium spp türlerinin canlı hücre ve sporları üzerindeki etkileri Effects of square waveform pulsed ohmic heating on the vegetative cells and spores of B. cereus and Clostridium spp in the biogas digestate Rengin Sıkı, Ahmet Eryasardoi: 10.65206/pajes.44837 Sayfalar 827 - 837 Bu çalışmada, laboratuvar tipi ohmik ısıtma sistemi kullanılarak biyogaz santralinden alınan fermente ürün örneği üzerinde mikrobiyolojik inaktivasyon denemeleri gerçekleştirilmiştir. Ohmik ısıtma işleminde 50 Hz frekansında, 2.72 V/cm voltaj gradyanı sağlanan kare vurgu dalgalı alternatif sinyal kullanılmıştır. 70°C hedef sıcaklıkta, 5 dk ve 15 dk bekleme süreli işlemler gerçekleştirilmiştir. Ohmik ısıtma öncesi ve sonrasında gerçekleştirilen mikrobiyolojik analizler neticesinde, ilgili bileşimdeki fermente ürün içerisindeki Clostridium spp spor ve canlı hücre sayılarında, 5 dk bekleme süreli işlem sayesinde sırasıyla ortalama %89.5 ve %97.72 oranında azalma tespit edilmiştir. 15 dk bekleme süreli işlem neticesinde Clostridium spp spor ve canlı hücrelerinin sırasıyla ortalama % 84 ve % 98 oranında azaldığı tespit edilmiştir. 5 dk bekleme süreli ohmik ısıtma uygulaması neticesinde, aynı ürün içerisinde yer alan B.cereus spor sayısında %18 azalma, canlı hücre sayısında ise %55 artma tespit edilmiştir. 15 dk bekleme süreli işlem neticesinde B.cereus spor ve canlı hücre sayılarında sırasıyla %37 ve %23 artış meydana gelmiştir. Ohmik ısıtma kapsamındaki mevcut literatür çalışmaları genellikle, uygulanan proses parametrelerinin, çeşitli gıda ürünü matriksleri içerisinde bulunan mikrobiyal türlerin inaktivasyonu üzerine olan etkilerini tartışmaktadır. Bu çalışmada, ohmik ısıtma işleminin, proses girdisi tavuk gübresi olan bir biyogaz santralinden elde edilen fermente ürünün mikrobiyal inaktivasyonu üzerine olan etkisi araştırılmıştır. |
| 22. | Piridin ve pirimidin türevlerinin sentezi ve biyolojik aktivite çalışmalarındaki son gelişmeler: Bir inceleme Recent advances in the synthesis and biological activity studies of pyridine and pyrimidine derivatives: A review Gönül Bükülmez, Rahmi Kasımoğullarıdoi: 10.65206/pajes.68353 Sayfalar 838 - 851 Piridin ve pirimidin türevleri, bir veya daha fazla azot atomu içeren aromatik heterosiklik bileşiklerdir ve modern ilaç tasarımı ve geliştirilmesinde geniş bir uygulama alanına sahiptir. Moleküler düzeyde etkileşime girme yetenekleri, farmakofor özellikleri ve biyoyararlanım potansiyelleri, onları çeşitli terapötik hedefler için oldukça uygun adaylar haline getirmektedir. Antibakteriyel, antifungal, antiviral, antikanser ve anti-inflamatuar gibi farmakolojik etkiler gösterebilen bu türevler, çoklu etki mekanizmalarına sahip moleküllerin geliştirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Son çalışmalar, bu heterosiklik iskeletlerin biyolojik hedeflere karşı seçiciliklerini ve etkinliklerini artırmak için kimyasal modifikasyonlarla optimize edilebileceğini göstermektedir. Bu derlemede, piridin ve pirimidin türevlerinin sentezi için yenilikçi yöntemler, yapısal çeşitlilik stratejileri ve bu bileşiklerin in vitro ve in vivo biyolojik aktiviteleri tartışılmaktadır. Ayrıca, bu bileşiklerin biyolojik sistemlerdeki etki mekanizmalarına ilişkin son bilimsel gelişmeler tartışılmakta ve gelecekteki ilaç keşif çabalarına katkıda bulunacak perspektifler ortaya konmaktadır. |
| 23. | Döküm endüstrisi katı atık kumu kullanımı ile fenolik reçine bazlı aşındırıcı üretimi The production of phenolic resin-based abrasive with use of solid waste sand of foundry industry Tuba Bahtlı, Yasin Ramazan Eker, Veysel Murat Bostancı, Pınar Uyandoi: 10.65206/pajes.00579 Sayfalar 852 - 860 Döküm işlemlerinden sonra katı atık haline gelen kalıp kumu, çevresel bir sorun yaratması ve depolama maliyetlerini artırması nedeniyle geri dönüştürülerek kullanılması ve ekonomik değeri olan faydalı ürünlere dönüştürülmesi önemli bir maddedir. Bu konuda yapılan çalışmalar henüz yetersizdir. Bu çalışmada, temel malzemesi silika olan katı atık döküm kumu ve C kaynağı olarak fenolik reçineden SiC fazı elde edilmiş ve aşındırıcı olarak kullanılabilirlikleri araştırılmıştır. Üretilen ürünlerin yoğunlukları Helyum piknometresi ile; sertlik değeri Shore D cihazı ile; gözenek yapısı ve dağılımı BET yöntemi ile; yüzey fonksiyonları FTIR Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrometresi ile; yapı ve morfolojideki bağların gelişimi Konfokal Raman Mikroskobu ile; faz analizi XRD yöntemi ile; mikroyapısal incelemeler SEM analizi ile yapılmıştır. Sonuç olarak, katı atık döküm kumu kullanılarak yapılan konvansiyonel basınçsız sinterleme yöntemi ile SiC fazının elde edilmesi için yüksek sıcaklığa ihtiyaç duyulduğu, ancak kullanılan reçinenin gerekli yüksek sıcaklığa dayanamadığı belirlenmiştir. |