| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - III |
| 2. | AFYONKARAHİSAR ŞEHİR İÇİ KAPLAMALARINDA KULLANILAN AGREGALARIN KAYMA DİRENCİ ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI INVESTIGATION OF SKID RESISTANCE PROPERTIES OF AGGREGATES USED IN AFYONKARAHISAR CITY PAVEMENTS Cahit GÜRER, Hüseyin AKBULUT, Sedat ÇETİNSayfalar 129 - 134 Emniyetli bir sürüş güvenliği için yol üst yapılarının yüzeyinde kullanılan agregaların üstün fiziksel ve mekanik özelliklere sahip olması gerekmektedir. Kazaların çoğunluğu sürücü hatalarından kaynaklanmakla birlikte, yol kaplamasının yüzey özellikleri, kazaların oluşmasında önemli pay sahibidir. Yol kaplamalarının trafik kazalarına etki eden en önemli özelliği yol yüzeyinin kayma direncidir. Bu çalışmada Afyonkarahisar bölgesi sıcak karışım asfalt betonu ve sathi kaplamalarında kullanılan dört farklı agrega üzerinde soyulma, yapışma ve hızlandırılmış cilalanma deneyleri yapılmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Çalışmanın sonucu kireç taşı kökenli agregaların özellikle cilalanma değerleri volkanik kökenli agrega numunesine göre daha zayıf olduğunu göstermiştir. Özellikle aşınma tabakalarında cilalanma direnci daha yüksek agregaların kullanılması sürüş emniyetini arttırıcı bir unsur olacaktır. |
| 3. | AISI 304 ÖSTENİTİK PASLANMAZ ÇELİKLERİN TİTANYUM KARBÜR KAPLAMALI KESİCİ TAKIM İLE TORNALAMA İŞLEMİNDE KESME KUVVETLERİNİN İNCELENMESİ EXAMINATION OF THE CUTTING FORCES OF AISI 304 AUSTENITIC STAINLESS STEEL IN THE TURNING PROCESS WITH TITANIUM CARBIDE COATED CUTTING TOOLS Özgür TEKASLAN, Nedim GERGER, Mustafa GÜNAY, Ulvi ŞEKERSayfalar 135 - 144 Bu araştırmada, AISI 304 östenitik paslanmaz çeliklerin titaniyum karbür kaplı kesici takımlarla tornalama işleminde oluşan kesme kuvvetleri deneysel olarak incelenmiş ve elde edilen sonuçlar teorik sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Deneysel çalışmada, farklı kesme hızları, ilerleme değerleri ve kesme derinlikleri dikkate alınmıştır. Kesme kuvvetleri üç boyutlu kistler dinanometre ile ölçülmüştür. Teorik çalışmada ise; Kienzle formülasyonuna göre kesme kuvvetleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda teorik olarak hesaplanan kesme kuvvetlerinin çeşitli etkenler nedeni ile tam sonucu vermediği, deneysel sonuçlara göre; ortalama % 25’lik fark olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle kesme kuvvetlerinin belirlenmesinde deneysel yöntemin daha kesin sonuçlar verdiği değerlendirilmektedir. |
| 4. | ANAHTARLAMALI RELÜKTANS MOTORLARDA FAZ ENDÜKTANSINA ETKİ EDEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ INVESTIGATION OF THE FACTORS AFFECT PHASE INDUCTANCE IN SWITCHED RELUCTANCE MOTORS Ahmet FENERCİOĞLU, İlhan TARIMERSayfalar 145 - 150 Bu çalışmada bir anahtarlamalı relüktans motorda, (ARM) faz endüktansının değişimine neden olan faktörler incelenmiştir. AR motorunun faz endüktansı, uyartım akımı ve hareket eden rotor pozisyonunun bir fonksiyonudur. ARM’nin doğrusal olmayışı bağ akılarını, ko–enerji değişimini ve her rotor pozisyonundaki endüktansını tahmin etmek için bir analitik yöntem geliştirmeyi zorlaştırır. Ayrıca faz endüktansının değişimi motor geometrisine, ortamın bağıl geçirgenliğine, doyuma, saçaklanma ve uç-sargı alanlarına bağlıdır. Bu çalışmada, 6/4 bir ARM’de geometrik yapı, geçirgenlik, doyum, saçaklanma ve uç-sargı alanları etkileri analitik ve 3 boyutlu sonlu elemanlar yöntemiyle (Ansoft RMxprt, Ansoft Maxwell 3D kullanarak) incelenmek istenmiştir. Yapılan simülasyon ve analitik çözümlerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. |
| 5. | BİLYALI RULMAN YUVARLANMA ELEMANI KUSURUNUN TİTREŞİM ANALİZİ YÖNTEMİYLE İNCELENMESİ INVESTIGATION OF BALL BEARING ROLLING ELEMENT DEFECT BY THE VIBRATION ANALYSIS METHOD Hakan ARSLANSayfalar 151 - 161 Bu çalışmada, titreşim analizi yöntemi kullanılarak radyal bilyalı rulman yuvarlanma elemanındaki bölgesel bir yüzey kusurunun etkisi analitik ve deneysel olarak incelenmiştir. Bu amaçla bilyalı rulman yuvarlanma elemanı çalışma yüzeyinde yapay bir bölgesel kusur oluşturulmuş ve radyal yöndeki mil titreşimleri kaydedilmiştir. Analitik inceleme için, teorik bir model oluşturulmuş ve bu modele göre sağlam ve kusurlu durumdaki rulmanları analiz edebilen bir simülasyon programı geliştirilmiştir. Bu simülasyon programı, deney setinde kullanılan mil ve rulman boyutları girilerek çalıştırılmış ve farklı mil hızları için milin titreşim spektrumları elde edilmiştir. Analitik ve deneysel yolla elde edilen titreşim spektrumları karşılaştırıldığında her iki durumda da benzer sonuçlar elde edilmiştir. |
| 6. | BİRİNCİ DERECE A SINIFI LOGARİTMİK ORTAM SÜZGECİNİN BLOK MODELLEME İLE TASARIMI VE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ BY BLOCK MODELLIG DESIGN AND REALIZATION OF A FIRST ORDER CLASS A LOG DOMAIN FILTER Abdullah T.TOLA, Remzi ARSLANALP, Mehmet ÜNAL, Şaziye SURAV YILMAZSayfalar 163 - 172 Birinci derece A sınıfı bir alçak geçiren logaritmik ortam süzgeci bilgisayar benzetim programı PSpice kullanılarak tasarlanmış ve laboratuvarda gerçeklenmiştir. Giriş işaretinin logaritmasını alan ve seviye öteleyen kısımlarından oluşan giriş katı için değişik alternatifler vardır. Bu alternatiflerden iki tanesi daha iyidir. Bu çalışmada T tipi kullanılmıştır. Süzgeç yaklaşık olarak 260 kHz kesim frekansına sahiptir, transistörlerin DC akımları 10 mA seviyesindedir. Süzgecin kesim frekansı elektronik olarak ayarlanabilmektedir; yani, akım kaynaklarının değerleri değiştirilerek süzgecin kesim frekansı ayarlanabilmektedir. Süzgecin PSpice varsayılan transistörü BF=10000 alınarak ve BC546B/BC557B tipi transistörler kullanılarak PSpice’da benzetimi yapılmıştır. Benzetim sonuçları teorik sonuçları doğrulamıştır. Süzgeç özellikle logaritmik ortam süzgeçleri için tasarlanmamış bu transistörler ile laboratuvarda gerçeklenmiş ve bir dizi test yapılmıştır. Laboratuvar sonuçları ile bilgisayar benzetim sonuçları karşılaştırılmış ve kabul edilebilir sınırlarda farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Bu tür süzgeçlerin transistör uyumsuzluklarına hassasiyeti ve tümdevre teknolojisine ihtiyaç duyduğu bilinmesine karşın, tasarlanan süzgecin laboratuvardaki gerçeklenmesi tatmin edici sonuç verdiği gözlemlenmiştir. |
| 7. | SIKIŞTIRILMIŞ AGREGA DAYANIMI VE ASTM C1252’NİN KARŞILAŞTIRILMASI COMPARISON OF COMPACTED AGGREGATE RESISTANCE TEST METHOD WITH ASTM C1252 Ali TOPAL, Burak ŞENGÖZSayfalar 173 - 179 Bu çalışma, farklı mineralojik köken ve şekil özelliklerine sahip 14 farklı kaynaktan temin edilen ince agregaların şekil ve yüzey pürüzlülüğü özelliklerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Bu amaçla, ASTM C1252 yöntemleri (yöntem A, B ve C) ince agregaların sıkışmamış boşluk yüzdelerini belirlemede kullanılmıştır. Aynı agregalar ve agrega karışımları (M0, M25, M50, M75, M100) üzerinde, standart boyut dağılımında ve ocaktan alındıkları hali ile sıkıştırılmış agrega dayanımı (CAR Test) deneyleri uygulanmıştır. Böylece, ince agregalarda şekil ve yüzey pürüzlülüğü özelliklerinin değerlendirmekte kullanılan CAR Test ve ASTM C1252 deney yöntemleri karşılaştırılabilecektir. |
| 8. | DIŞMERKEZLİK DEĞİŞİMİ ALTINDA BETON BOYUT ETKİSİ CONCRETE SIZE EFFECT UNDER THE CHANGED ECCENTIRICITY Varol KOÇSayfalar 181 - 187 Bu çalışmanın amacı beton malzeme göçmesinde dağılı çatlakların doğurduğu boyut etkisinin gösterilmesi ve uygulanan yükleme durumu ve eleman geometrisine bağlı olarak, normal betonda boyut etkisi parametrelerinin belirlenmesi, logaritmik eksen takımlı boyut etkisi eğrisinin çizilerek malzeme davranışının lineer elastik kırılma mekaniği (LEKM) ile dayanım kriteri sınırları arasındaki yerinin bulunmasıdır. Bu amaçla normal dayanımlı betondan hazırlanan iki ayrı seri çift konsol elemanlara, konsol eksenlerine paralel basınç yüklemesi uygulanmıştır. Yüklemeler iki farklı dışmerkezlikte uygulanarak birbirleriyle karşılaştırılmış, dışmerkezliğin malzeme gevrekliğine etkisi incelenmiştir. Her bir seri ve dışmerkezliğe ait sonuçlar boyut etkisi eğrileri şeklinde düzenlenmiş ve boyut etkisi parametreleri elde edilmiştir. Sonuç olarak dışmerkezliğin küçülmesinin, elemanı basınç/kesme göçmesi moduna yaklaştırdığı ve davranışın, belirgin olarak LEKM’ne yönelerek, gevrekleştiği görülmüştür. |
| 9. | AKTİF ÇAMUR ÜZERİNE YÜKSEK KONSANTRASYONLARDAKİ 2.4-DKF’ÜN ETKİSİ EFFECT OF HIGH CONCENTRATIONS OF 2.4-DCP ON ACTIVATED SLUDGE Ayla Uysal, Ayşen TÜRKMANSayfalar 189 - 194 2.4-diklorofenol’ün (2.4-DKF) biyolojik olarak ayrışması sürekli işletimli aktif çamur biyoreaktöründe karışık kültür kullanılarak araştırılmıştır. Glikoz büyüme maddesi olarak kullanılmıştır. Deneyler 5 ile 450 mg/l aralığındaki giriş 2.4-DKF konsantrasyonlarında yapılarak, 2.4-DKF ve KOİ arıtım verimleri belirlenmiştir. 350 mg/l’ye kadar olan giriş 2.4-DKF konsantrasyonları için 2.4-DKF giderim verimleri % 96.3-98.6 aralığında ve spesifik giderim hızları 0.007-1.15 mg/mg biyokütle.gün aralığında olmuştur. KOİ için giderim verimleri % 75.66-92.0 aralığında ve spesifik giderim hızları 0.43-1.29 mg/mg biyokütle.gün aralığında olmuştur. 2.4-DKF konsantrasyonu 350 mg/l’den 450 mg/l’ye yükseltildiğinde, 2.4-DKF’ün mikroorganizmalar üzerine olan inhibe edici etkisinden dolayı 2.4-DKF giderim verimi % 42.6’ya ve spesifik giderim verimi 0.77 mg/mg.biyokütle.gün’e azalmıştır. KOİ için giderim verimi % 7.85’e ve spesifik giderim verimi 0.18 mg/mg.biyokütle.gün’e azalmıştır. Bu sonuçlar, aktif çamurun adaptasyonu ile 350 mg/l gibi yüksek 2.4-DKF konsantrasyonuna kadar 2.4-DKF ve KOİ giderim verimlerinin olumsuz olarak etkilenmediğini göstermiştir. |
| 10. | ENDÜSTRİYEL OTOMASYON AĞI İLE ASENKRON MOTORUN UZAKTAN DENETİMİ VE PERFORMANS ANALİZİ REMOTE CONTROL OF AN INDUCTION MACHINE WITH INDUSTRIAL AUTOMATION NETWORK AND THE PERFORMANCE ANALYSIS Nihat ÖZTÜRK, Cemal YILMAZ, Arslan KAHRAMANSayfalar 195 - 201 Bu çalışmada, Profibus ağ tabanlı endüstriyel otomasyon sistemi tasarlanmış ve üç fazlı asenkron motorun ağ omurgası üzerinden denetimi gerçekleştirilmiştir. Ağ üzerinden yapılan hız denetimi esnasında, ağda meydana gelen gecikmeler incelenmiştir. Meydana gelen ağ gecikmesinin, ağ üzerindeki veri trafiğine bağlı olarak değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Meydana gelen gecikme, hareket sistemlerinde kabul edilebilir, maksimum ağ gecikmesinin sınırları içerisinde olduğu görülmüştür. |
| 11. | KAMU YAPILARINDA GÖZLENEN YAPISAL KUSURLAR STRUCTURAL DEFECTS OBSERVED AT STATE BUILDINGS Hasan KAPLAN, Yavuz Selim TAMA, Hayri ÜN, Salih YILMAZSayfalar 203 - 212 1992 Erzincan depremi ile başlayan ve günümüze kadar geçen 14 yıllık süre içerisinde yaşamış olduğumuz orta ve büyük ölçekli depremlerde, daha yüksek bina önem katsayıları ile tasarlanmalarına rağmen kamu yapılarının da diğer yapılar gibi hasar gördüğü ve yıkıldığı görülmüştür. Sağlık, eğitim, yönetim ve güvenlik amacıyla kullanılan binaların özellikle tasarım depreminde hasar görmemesi ve deprem sonrasında da hemen kullanılabilir durumda olması gereklidir. Bu çalışmada; son yıllarda deprem dayanımları incelenen 105 kamu yapısında taşıyıcı sistem kusurları incelenmiştir. Karşılaşılan kusurlar örneklenmiştir. Diğer yapılarda pek gözlenmeyen bazı değişik problemlere ait örnekler verilmiştir. |
| 12. | KÜRTÜN GRANODİYORİTİ’NDEKİ AYRIŞMIŞ KAYA MALZEMESİNİN SINIFLANDIRILMASINDA VE MÜHENDİSLİK ÖZELLİKLERİNİN TAHMİN EDİLMESİNDE ELASTİK DALGA HIZININ KULLANILMASI USING ELASTIC WAVE VELOCITY ON CLASSIFICATION WEATHERING ROCK MATERIALS AND PREDICTION OF ENGINEERING PROPERTIES IN KURTUN GRANODIORITE Şener CERYAN, Şule TÜDEŞ, Nurcihan CERYAN, Ali AYDINSayfalar 213 - 322 Kürtün Baraj yeri ve göl alanında (Gümüşhane, KD Türkiye) ve Kürtün-Doğankent (Giresun, KD Türkiye) karayolunda ayrışmış granitik malzemede çok sayıda heyelan gelişmiştir. Bu nedenle, Kürtün Granodiyoriti’nde kaya malzemesinin mühendislik özellikleri üzerindeki ayrışmanın etkisi araştırılmıştır. Bu çalışmada, söz konusu granitik kayaçlardaki ayrışma nedeniyle oluşan mineralojik ve fiziksel değişimler boyuna dalga hızların kullanılarak tanımlanmıştır. Boyuna dalga hızlarına bağlı olarak tanımlanmış Mineralojik Değişim İndeksi ve Fiziksel Değişim İndeksleri seçilen ayrışma profillerinden alınan örneklerin fiziko-mekanik özellikleri üzerindeki ayrışmanın etkilerini tahmin etmek için uygulanmıştır. Mekanik özelliklerin göreceli değişimi ile bu indeksler arasında istatiksel olarak anlamlı ilişkiler vardır. Ayni zamanda, ayrışmanın Kürtün granodiyoritindeki kaya malzemesinin mekanik davranışı üzerindeki etkisini değerlendirmek için örneğin katı kısmımdaki boyuna dalga hız ile Ceryan (1999a) tarafından suda dağılım indeksi, Mineralojik Değişim İndeksi ve Fiziksel Değişim İndekslerine bağlı olarak tanımlanan Sayısal Ayrışma indeksinin birlikte kullanılabileceği gösterilmiştir. |
| 13. | MAGNETOELASTİK MALZEMELERİN SÜREKLİ ORTAM HASAR MEKANİĞİNE DAYALI BÜNYE DENKLEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ DEVELOPMENT OF CONSTITUTIVE EQUATIONS BASED ON CONTINUUM DAMAGE MECHANICS FOR MAGNETOELASTIC MATERIALS Mustafa Reşit USAL, Ergün KORKMAZSayfalar 223 - 233 Sürekli-Ortam Hasar Mekaniği; Mikro-çatlak oluşumunun veya mikro boşlukların büyümesinin bir sonucu olarak, yapısal zayıflamaya uğrayan mühendislik malzemeleri ile ilgilenir. Bu çalışmada, magnetoelastik hasarlı malzemelerin bünye denklemlerine ait genel ifadeler sürekli ortam hasar mekaniğinin temel yasalarından türetilmiştir. Bu matematiksel model, mekanik bir yükün etkisi altında kalan ve mikro boşluklar içeren magnetoelastik ortamlar için geliştirilmiştir. Malzeme normalde izotrop bir ortam olup sırf mikro-boşluk dağılımı nedeniyle güçlü bir anizotropi göstermektedir. Bu bağlamda cisim davranış olarak kendisini gerilme, mıknatıslanma ve Gerinme-Enerjisi Yoğunluğunun Değişim Hızı (GEYDH) tarzında ifade edecektir. Sonuç olarak, gerilme, mıknatıslanma ve gerinme-enerjisi yoğunluğunun değişim hızına ait bünye denklemleri maddesel koordinat sisteminde elde edilmiştir. |
| 14. | MANYETİK YATAK SİSTEMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA AN INVESTIGATION OF MAGNETIC BEARING SYSTEMS Gürcan SAMTAŞ, Abdulkadir GÜLLÜSayfalar 235 - 245 Manyetik yatak, mil ve ekseni etrafında boşlukta asılı kalarak serbest bir şekilde dönen bir yatak sistemidir. Hiçbir şekilde mekaniksel sürtünme ve yağlanmaya maruz kalmadıklarından dolayı, sessiz çalışma ve temizlik gibi birçok avantajlara sahiptirler. Yataklarda oluşan manyetik etkiler, sisteme eklenen stator tarafından sürekli olarak etki altına alınmakta ve bu sayede şaftın boşluk içersinde merkezde tutulması ve radyal olarak havada asılı kalması sağlanmaktadır. Statorun mili manyetik olarak çekme ve itmesi ile meydana gelen elektromanyetik alanın düzenlenmesini ve döngüyü sağlayan elektronik servo devresi kapalı konumdayken bile mil normal durumda eksenel olarak dengede tutulabilmektedir. Rotor ağırlıkları, 1–45400 gr. arasında olabilmektedir. 1985’de yapılan ilk manyetik yatak sadece gaz kompresörleri ve diğer kompresör türlerinde kullanılmaktaydı. Günümüzde ise tıp, ulaşım, makine takım endüstrisi, uzay sanayii, temizlik alanları vb. gibi birçok uygulama alanlarında kullanılmaktadır. |
| 15. | PLC KULLANILARAK CAM TEMPERLEME FIRINININ OTOMASYONU AUTOMATION OF GLASS TEMPERING FURNACE BY USING PLC Abdullah BÜYÜKYILDIZSayfalar 247 - 256 Bu çalışmada, sıcak ortamların gözlenmesi, sıcaklık değişimine ve darbelere dayanıklı cam üretiminde kullanılan temperleme fırınının kontrolü tasarlanmış ve uygulaması gerçekleştirilmiştir. Sistemin otomasyonu PLC kullanılarak yapılmıştır. Malzemenin fırına girişi, fırına ait bölgesel sıcaklık kontrolü, soğutma kontrolü ve malzemenin çıkışı gibi parametreler algılayıcılar ile kontrol edilmiştir. Ayrıca SCADA yazılımı yardımı ile parametrelerin ekrandan izlenebilmesi imkanı sağlanmıştır. Elde edilen ürünler sistemin başarı ile çalıştığını göstermiştir. |
| 16. | REAKTİF GÜÇ KOMPANZASYONUNDA YENİ BİR RÖLE TASARIMI VE KLASİK RÖLE İLE EKONOMİK OLARAK KARŞILAŞTIRILMASI A NEW RELAY DESIGN FOR REACTIVE POWER COMPENSATION AND ECONOMICAL COMPARISION WITH CLASSICAL RELAY Mustafa ŞEKKELİSayfalar 257 - 264 Reaktif güç kompanzasyonu genellikle, şebekeye paralel bağlı sabit kondansatörlerin reaktif güç kontrol rölesi ile otomatik olarak devreye alınıp çıkarılmasıyla yapılır. Bu çalışmada, yeni bir reaktif güç kontrol rölesi dizaynı yapılarak, kondansatörlerin devreye alınıp çıkarılmalarını optimal olarak gerçekleştiren yeni bir yöntem verilmiştir. Bu yöntemde kondansatörler, tek tek yerine 1, 2 veya 3’lü gruplar halinde devreye alınıp çıkarılabilmektedir. Bunun sonucu olarak ta kontaktör ve kondansatörlerin anahtarlama sayısı minimum yapılmış, şebekenin daha az endüktif akımla yüklenmesi sağlanmış ve kayıplar azaltılmıştır. Tasarlanan röle ile klasik röle ekonomik olarak karşılaştırılmıştır. Bu röle imal edilmiş ve deneylerde uygunluğu kanıtlanmıştır. |
| 17. | ŞEHİRLERARASI BÖLÜNMEMİŞ KARAYOLLARINDA ŞERİT VE BANKET GENİŞLİĞİNİN KARAYOLU GÜVENLİĞİNE ETKİSİ EFFECTS OF LANE AND SHOULDER WIDTH ON THE PREDICTION OF TRAFFIC SAFETY ON RURAL HIGHWAYS Mustafa KARAŞAHİN, Nuran BAĞIRGANSayfalar 265 - 272 Karayolu geometrisinin trafik kazalarının oluşumunda etkisinin olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, iki şeritli şehirlerarası bölünmemiş karayollarında trafik kazalarının oluşumunda payı olan şerit genişliği ve banket genişliğinin, karayolu güvenliğine etkisi, bulanık mantık (fuzzy) yaklaşımı ile değerlendirilmektedir. Karayolu güvenliği denildiğinde, içerisine birden fazla değişkenin katıldığı karmaşık bir kavram ortaya çıkmaktadır. Bu kavram üzerinde etkili olan değişkenlerin, ne kadar etkisinin olduğunu belirlemek de oldukça zordur. Trafik kazalarının oluşumunda en önemli pay, sürücü hatalarına verilmektedir. Karayolu geometrisinin, karayolu üst yapısının, hava koşullarının, yolun çevresinin vb. kazalarda ne kadar paya sahip olduğunu tam olarak söylemek oldukça zordur. Karayolu güvenliğinde etkili olan değişkenlerin etkisini sayısal olarak söyleyebilmek için daha önceki verilerden yararlanarak tahmin yapılabilmektedir. Örneğin, şehirlerarası bölünmemiş bir karayolu yapımı planlanmaktadır. “Bu karayolunun güvenliği için en etkili değişken ya da değişken grupları ne olacaktır?”. “Şerit genişliğini çok geniş, banket genişliğini ise dar almak karayolu güvenliğinde ne kadar etkili olacaktır?”. Tüm bunlar oldukça karmaşık görünmektedir. Üstelik her ülkenin kendi kültürünün de karayolu güvenliğinde etkili olduğu bilinmektedir. Karayolu güvenliği konusundaki karmaşıklık ve belirsizlikler, bu konunun bulanık mantık ile çözümlenmesinin yarar sağlayacağını düşündürmektedir. |
| 18. | UÇUCU KÜL VE FOSFOALÇININ YAPI ELEMANI ÜRETİMİNDE KULLANIM OLANAKLARI USABILITY OF FLY ASH AND PHOSPHOGYPSUM IN MANUFACTURING OF BUILDING PRODUCTS Nurhayat DEĞİRMENCİ, Arzu OKUCUSayfalar 273 - 278 Bu çalışmada uçucu kül, kireç ve fosfoalçı kullanılarak uçucu kül-kireç-fosfoalçı esaslı bir bağlayıcı üretilmiştir. 28 günlük numunelerin su emme, kuru birim ağırlık, basınç ve çekme dayanımları tayin edilmiştir. Deney sonuçlarına göre fosfojips basınç ve çekme dayanımını azaltırken, uçucu kül dayanımları arttırmaktadır. Kür koşulları da dayanımlar üzerinde etkili olmaktadır. Uçucu kül-kireç-fosfoalçı esaslı bu bağlayıcı 28 günden sonra dayanım kazanmaktadır. Dayanım gerekliliği nedeniyle fosfoalçı oranı %20 olarak sabit tutulmalıdır. Numunelerin su emmesi ve ısı iletkenliği fosfoalçı oranı ile artmaktadır. Aynı zamanda fosfoalçı oranındaki artış birim ağırlığın azalmasına neden olmaktadır. Deney sonuçları geliştirilen bağlayıcının blok eleman, harç ve düşük dayanımlı malzeme üretiminde kullanılabileceğini göstermektedir. |
| 19. | YAKLAŞIK HESAPLAMA METODU İLE SİNYALİZE KAVŞAKLARDA GECİKME BİLEŞENLERİNİN MATEMATİKSEL ÇÖZÜMÜ MATHEMATICAL SOLUTIONS OF VEHIULAR DELAY COMPONENTS AT SIGNALIZED INTERSECTIONS BASED ON APPROXIMATE CALCULATION METHOD Halim CEYLAN, Özgür BAŞKAN, Hüseyin CEYLAN, Soner HALDENBİLENSayfalar 279 - 288 Bu çalışmada geliştirilen yaklaşık hesaplama metodu (YHM) ile sinyalize kavşaklardaki ortalama taşıt gecikmelerinin bileşenleri, koordinat transformasyon tekniği kullanılarak çözülmüştür. Kavşak performans göstergeleri doygunluk üstü durumlar için iki farklı yaklaşım ile ve doygunluk altı linkler için kuyruk oluşup oluşmaması durumlarına göre incelenmiştir. Yapılan hesaplamalarda, kararlı denge ve deterministik kuyruk irdelenerek zamana bağlı dönüşümler yapılarak yaklaşık matematiksel ifadeler çıkarılmıştır. Geliştirilen YHM örnek sinyalize kavşak üzerine uygulanmış ve YHM’nin performansı mevcut durum ile Webster metoduna göre test edilmiştir. Geliştirilen metot ile seçilen kavşağın ortalama performansının % 500 oranında arttığı bulunmuştur. Ayrıca sinyal parametrelerinin mevcut durum ve Webster sinyal kontrolünden oldukça büyük farklılık gösterdiği belirlenmiştir. |
| 20. | YÜKSEK FIRIN CÜRUFU İKAMELİ PARKE VE BORDÜR ÜRETİMİ PRODUCTION OF PAVING BLOCK AND KERB INCORPORATING BLASTFURNACE SLAG İsa YÜKSEL, Ömer ÖZKAN, Turhan BİLİRSayfalar 289 - 296 Bu çalışmada granüle yüksek fırın cürufunun (GYFC) beton parke ve bordür üretiminde ince agrega olarak kısmi yer değiştirmesini (ikamesini) konu alan bir laboratuar çalışması sunulmaktadır. GYFC, kum ile çeşitli oranlarda yer değiştirilerek beton parke ve bordür numuneleri üretilmiştir. Üretilen bu numunelere kontrol numuneleriyle birlikte dayanım ve dürabiliteyi belirlemeye yönelik bazı testler uygulanmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Elde edilen deney sonuçlarına göre, GYFC bu beton elemanların basınç dayanımını bir miktar düşürmektedir. Buna karşın, başta aşınma olmak üzere bazı dayanıklılık özellikleri gelişmekte, bazılarında ise iyi veya kötü yönde bir gelişme görülmemiştir. Bu tür elemanlarda dayanıklılığa yönelik özelliklerin daha önemli olduğu dikkate alınarak GYFC’ nun belirli bir orana kadar kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. |