| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - III |
| 2. | SELF ELEKTRO-OPTİK CİHAZLARIN KUANTUM ÇUKURLU YAPILARI VE GALYUM-ARSENİT THE QUANTUM-WELL STRUCTURES OF SELF ELECTROOPTIC-EFFECT DEVICES AND GALLIUM-ARSENIDE Mustafa TEMİZSayfalar 89 - 96 Çoklu kuantum çukurlu elektroapsorptiv self elektro-optik cihazlar optik anahtarlama ve hesaplamalarında kullanılması için yoğun bir şekilde araştırılmaktadır. Kuantum çukurlu yapılara sahip self elektro-optik cihazlar, galyum-arsenit/aliminyum galyum-arsenit elektronik devrelerine ait giriş ve çıkış işaretlerinin her ikisinin birden optik olarak elde edildiği yeni bir optoelektronik teknolojidir. Optik giriş ve çıkışlar kuantum çukurlu emme özelliklerine dayanır. Bu kuantum çukurlu yapılar, günümüzde yeni boyutlar meydana getirmekte olan GaAs/AlGaAs’li yarıiletken malzemelerle yapılan pek çok ince katmanlardan meydana gelir. İlk günlerden beri bu malzemelerin fiziğinde bulunan en önemli ilerleme şu anda GaAs teknolojisinin dayandığı farklı jonksiyonlu yapıların keşfidir. GaAs/AlGaAs’li yapılar kuantum çukurlu yapıları oluşturmak ve keza yarıiletken laser, dedektör ve optik dalga klavuzlarına ilişkin anahtarlar yapmak için yasak bant ve kırılma indisi ile ilgili bazı önemli avantajlar sunar. |
| 3. | ELASTOHİDRODİNAMİK YAĞLAMADA MUYLU VE BURÇ PÜRÜZLÜLÜK MİKTARLARININ PERFORMANS KARAKTERİSTİKLERİNE ETKİSİ EFFECT OF SHAFT AND SHELL SURFACE ROUGHNESS ON BEARING PERFORMANCE IN ELASTOHYDRODYNAMIC LUBRICATION Emin GÜLLÜSayfalar 97 - 102 Bu çalışmada, toplam yüzey pürüzlülük miktarının yatak performanslarını nasıl değiştirdiği incelenmektedir. Burada probleme muylunun pürüzlülük miktarı da dahil edilmiştir. Burç ve muylu pürüzleri sinüs fonksiyonları ile modellenmiş ve muylu pürüzlerinin dönme etkisi de dikkate alınmıştır. Çalışmada elde edilen performans değişiklikleri incelendiği zaman toplam yüzey pürüzlülük miktarının artması ile performanslar olumlu etkilenmiştir. Ancak yüzey pürüzlülük miktarı için bazı sınırlar gözönünde bulundurulmak zorundadır. Bu sınırların varlığı işletme şartları ile pürüz miktarları arasındaki ilişkinin, bir optimizasyon işlemiyle bulunabileceğini göstermektedir. |
| 4. | GLOBAL KONUM BELİRLEME SİSTEMİ (GPS) GLOBAL POSITIONING SYSTEM (GPS) Celalettin Karaali, Ömer YıldırımSayfalar 103 - 108 GPS sisteminin jeodezik çalışmalarda kullanımı, gün geçtikçe yaygınlaşmakta ve bu sistem adım adım haritacılık sektöründe zirveye tırmanmaktadır. Faz ölçüleri kullanmak suretiyle mm mertebesinde duyarlık elde edilmesi, her türlü hava koşullarında gözlem yapılması, noktaların birbirlerini görme şartı olmaması ise tercih unsurunu artırmaktadır. Ayrıca, her geçen gün ölçü tekniklerinin geliştirilmesi, deformasyon ölçmeleri, fay hareketlerinin izlenmesi, duyarlı jeoid haritalarının çıkarılması, halihazır harita yapımı vb. çalışmalarda GPS’in kullanımını yaygınlaştırmıştır. |
| 5. | ÜNİFORM DAİRESEL KESİTLİ BORU AKIŞLARINDA KİNETİK ENERJİ VE MOMENTUM DÜZELTME FAKTÖRLERİNİN DEĞİŞİMİ VARIATION OF KINETIC ENERGY AND MOMENTUM CORRECTION FACTORS IN UNIFORM CIRCULAR PIPE FLOWS Mehmet ATILGAN, Mustafa GÖLCÜSayfalar 109 - 116 Vizkozitenin akış üzerine etkisi genellikle çok karmaşıktır ve tam matematiksel analize uygun değildir. Vizkoziteden kaynaklanan kayma gerilmeleri boru içindeki akış hızlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Fakat ortaya çıkan kısmi diferansiyel denklemler (Navier- Stokes denklemleri) bilinen genel bir çözüme sahip değildir. Sıkıştırılamayan akışkanların tek boyutlu sistemdeki hareketi incelendiğinde; gerçekte, bir boruya veya kanala giren ve çıkan akışkan genellikle tek boyutlu değildir. Hızlar kesit alanı boyunca cidardan merkeze doğru artmakta ve eksen üzerinde maksimum değere erişmektedir. Bu yüzden birim ağırlıktaki kinetik enerjiyi hesaplamak için ortalama hızı kullanmakla meydana gelen hata, kinetik enerji düzeltme faktörünü kullanmakla giderilebilir. Aynışekilde ortalama momentum akışı da momentum düzeltme faktörü ile düzeltilmek zorundadır.Bu çalışmada üniform dairesel kesitli boru akış çeşitlerinde Re sayılarına bağlı olarak kinetik enerji düzeltme faktörü ile momentum düzeltme faktörü değerleri incelenmiştir. |
| 6. | TAŞIT TASARIMINDA EMNİYET FAKTÖRÜ SAFETY FACTOR IN VEHICLE DESIGN Osman ELDOĞANSayfalar 117 - 121 Taşıt tasarımında öncelikle göz önünde bulundurulan konulardan biri emniyettir. Geniş manasıyla emniyet faktörü, otomobilin icadıyla birlikte gündeme gelmiştir. Saatte on kilometreden fazla olan hızlarda, ortaya dönme ve durma problemi çıkmaktadır. Dolayısıyla kaza olayı için dizaynın yanında, taşıtın normal fonksiyonları için de bu alanda uzun zamandır çalışılmaktadır. Bu çalışmada, taşıt tasarımındaki emniyetle ilgili bir takım gelişmeler üzerinde kısaca durulmuş, konu üzerine yapılan çalışmalar ve emniyet parametreleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. |
| 7. | Co ve Cr İÇEREN SERT MALZEMELERİN PLAZMA ARKI İLE ISITILARAK TALAŞLI İŞLENEBİLİRLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI INVESTIGATION OF MACHINABILITY IN Co AND Cr CONTAINING HARD MATERIALS HEATED BY PLASMA ARC Halis ÇelikSayfalar 123 - 127 Günümüzde yumuşak malzemelerin tornalanması problem olmamakla beraber, sert malzemelerin talaşlı üretimi bazı durumlarda teknolojik bakımdan zorluk çıkarmaktadır. Bu zorlukların giderilmesi hususunda araştırmacılar çalışmalarını halen sürdürmektedirler. Bu çalışmanın amacı yüksek sertlikteki üç adet malzemeyi ısıtarak yumuşatmak ve hemen ardından da bu malzemelerin işlenebilirliğini araştırmaktır. Malzemelerin ısıtılma işlemi, ileri ısıtma metodlarından “plazma arkı ısıtma metodu” kullanılarak yapılmıştır. Isıtılan yüzeyden talaş kaldırmak için tungsten karbür kesici takımlar kullanılmıştır. Tornalama deneylerinde iki çeşit malzeme kullanılmış olup bunlar sırasıyla, Titanyum ilaveli %14 Cr içerikli dökme çelik, %8,5 Cr içerikli dökme çelik ve bir tane de gerek otomotiv gerekse kuvvet santralleri, tekstil ve kağıt endüstrisinde çok kullanılan ve stellite 6 olarak bilinen Co-Cr-W alaşımıdır. Deneylerde kesici takımların aşınması, kesme kuvvetleri ve yüzey pürüzlülüğü hususları incelenmiştir. |
| 8. | DİNAMİK TOZ SIKIŞTIRMA İŞLEMİNİN MEKANİĞİ MECHANICS OF DYNAMIC POWDER COMPACTION PROCESS Nurettin YAVUZSayfalar 129 - 134 Son yıllarda, metal tozlarının dinamik sıkıştırma metodlarına gösterilen ilgi, sıkıştırma özelliklerini iyileştirme ve sıkıştırılmış malzemelerin üretim hızlarını yükseltmeye olan ihtiyaçtan dolayı artmıştır. Bu makalede metal tozlarının dinamik ve patlamalı sıkıştırılmasının kısa bir özeti verildi. Sıkıştırma işleminin daha iyi anlaşılması, metal tozu sıkıştırma mekaniği ile birlikte sağlanmaya çalışıldı. |
| 9. | KIRMIZI ÇAMURDAN DEMİR (II) SÜLFAT (FeSO4.7H2 O) ÜRETİMİ PRODUCTION OF IRON(II) SULPHATE(FeSO4.7H2 O) FROM RED-MUD Nihat TINKILIÇ, Emin ERDEMSayfalar 135 - 137 Boksitten alüminyum üretiminde atık madde olarak ele geçen kırmızı çamur bünyesinde Fe, Al, Na, V ve Ti gibi kıymetli maddeler bulundurur. Bu çalışmada, sülfürik asit kullanılarak 170 o C 'de 3 saat süreyle çözünürleştirilen kırmızı çamur içindeki demir, uygulanan analitik işlemler sonucu % 86 verimle FeSO4.7H2 O şeklinde ayrıldı. Demir oranı düşük (%38,57 Fe2 O3) olması sebebiyle pik demir üretimi için uygun olmayan kırmızı çamurun FeSO4.7H2 O üretiminde kullanılabileceği sonucuna ulaşıldı. |
| 10. | TÜRKİYE'DEKİ BAZI PEATLERİN AYRIŞMA DERECESİ, KATYON DEĞİŞİM KAPASİTESİ VE ORGANİK MADDESİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER DEGREE OF DECOMPOSITION, CATION EXCHANGE CAPACITY AND ORGANİC MATTER RELATIONSHIPS IN PEATS OF TURKEY Abdullah BARAN, Gökhan ÇAYÇISayfalar 139 - 142 Bu araştırmada, Türkiye'nin 14 ayrı bölgesinden 0-20 cm, 20-40 cm ve 40-60 cm derinliklerden alınan peat örneklerinin ayrışma dereceleri, katyon değişim kapasiteleri (KDK) ve organik madde miktarları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Peat örneklerinin ayrışma derecesi ile KDK ve organik madde arasındaki ilişkilerin yanısıra, organik madde ile KDK arasındaki ilişki de belirlenmiştir. KDK ve organik madde miktarlarının artması ile ayrışmanın azaldığı, organik madde ile KDK arasında da pozitif bir ilişki olduğu yapılan istatistiksel analizlerle belirlenmiştir. |
| 11. | BAKTERİ (Rhizobium meliloti) VE MANTARIN (Aspergillusniger) PEAT KARIŞTIRILAN VE KARIŞTIRILMAYAN KİLLİ TINLI BİR TOPRAĞIN AGREGAT STABİLİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ THE EFFECTS OF BACTERIA (Rhizobium meliloti) AND FUNGUS (Aspergillus niger) ON AGGREGATE STABILITY OF A CLAY LOAM SOIL MIXED AND NON MIXED BY PEAT Abdullah BARAN, Ayten KARACA, Koray HAKTANIRSayfalar 143 - 146 Bu araştırmada, peat karıştırılan ve karıştırılmayan killi tınlı bir toprakta bakteri (Rhizobium meliloti) ve mantar (Aspergillus niger) aşılamasının agregat stabilitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bakteri ve mantar aşılanan ve aşılanmayan topraklar, 20 ± 1 °C de 90 gün süresince inkübasyona bırakılmış, 1., 30., 60. ve 90. günlerde örnekler alınarak agregat stabiliteleri belirlenmiştir. Bakteri ve mantar aşılanmış ve aşılanmamış, peat karıştırılan ve karıştırılmayan toprak örneklerinde, 30. gün sonunda en yüksek agregat stabiliteleri elde edilmiş, meydana gelen artışlar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P < 0.05). Örneklerin, 30. günden sonraki inkübasyon süreleri sonunda agregat stabilitelerinde azalma görülmüştür. Mantar, bakteriye göre, bütün örneklerin agregat stabilitesinde daha fazla artışa neden olmuştur. Peat karıştırılan toprak örneklerinin agregat stabiliteleri peat karıştırılmayan topraklara göre daha düşük bulunmuştur. |
| 12. | SARIÇAM, KAYIN, LADİN VE KIZILAĞAÇ ODUNLARININ ÇEŞİTLİ KİMYASAL MADDELERLE EMPRENYE EDİLEBİLME ÖZELLİKLERİ IMPREGNATION PROPERTIES OF SCOTS PINE, BEECH, SPRUCE AND ALDER WOOD BY SOME CHEMICALS M. Kemâl YALINKILIÇ, Ergün BAYSAL, Zafer DEMİRCİ, Hüseyin PEKERSayfalar 147 - 156 Bu çalışma, ülkemiz yaygın türlerinden sarıçam, kayın, ladin ve kızılağaç odunlarında, farklı kimyasal maddelerinin çeşitli çözeltileriyle emprenyesi sonucunda, emprenye koşulları sabit tutulduğunda sağlanacak net kuru emprenye maddesi tutunma oranlarının (retensiyon) belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, ağaç türlerinden ladinin organik çözücülü emprenye maddesi Vacsol ile yüksek retensiyon oranlarıyla emprenye edildiğini, diğer denenen emprenye maddelerinde ise en az retensiyonun sağlandığı ağaç türü olduğunu göstermiştir. Su itici maddeler (SİM)'den stiren+metilmetakrilat (70: 30) ile izosiyanat'ın ladin odununda diğer türlere eşdeğer retensiyon verdikleri, en yüksek retensiyon oranlarının tüm kimyasal maddeler için genel olarak kızılağaçta ortaya çıktığı, bunu kayın ve sarıçam odunlarının izlediği tespit edilmiştir. |
| 13. | ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADEN İŞLETİLMESİNDEN DOĞAN ZEMİN ÇÖKMELERİNİN YAPILAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ EFFETS DES AFFAISSEMENTS MINIERS SUR LES CONSTRUCTIONS DANS LE BASSIN HOUILLER DU ZONGULDAK-TURQUIE Ali İhsan EROLSayfalar 157 - 163 Zonguldak Kömür Havzasında da görüldüğü gibi, yeraltı maden işletme çalışmalarının yapıldığı bölgelerde kömür üretimi nedeniyle zemin yüzeyinde çökmeler meydana gelmektedir. Bu makalede Zonguldak Kömür Havzası kısaca tanıtıldıktan sonra, zemin çökmelerinin neden olduğu etkiler açıklanmaktadır. Sonra, zemin çökmelerinin binalar zerindeki etkileri bakımından Zonguldak Havzası'nın mevcut durumu ve gözlenmiş oturma zararları incelenmektedir. Daha sonra, oturmanın zararlı etkilerine karşı binaların korunma önlemleri ve Zonguldak Havzası’na ilişkin çözüm önerileri sunulmaktadır. |