E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 23 (7)
Cilt: 23  Sayı: 7 - 2017
KAPAK - İÇİNDEKİLER
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - VI

2. 
Ftalosiyanin esaslı boyarmaddelerin kimyasal yapıları ve fonksiyonel tekstillerin üretilmesinde kullanımı
Chemical structures of phthalocyanine based dyestuffs and their useage in production of functional textiles
Pınar Saral Özdemir, Arif Taner Özgüney
doi: 10.5505/pajes.2016.77200  Sayfalar 809 - 817
Ftalosiyaninler keskin mavi-yeşil renkli, oldukça sağlam, iki boyutlu 18 π-elektron konjuge sistemine sahip aromatik makrosiklik bileşiklerdir. Makrohalka yapının merkezi koordinasyon boşluğuna periodik tablonun birçok elementinin; aromatik yapının periferal ve non-periferal konumlarına ise çeşitli fonksiyonel sübstitüentlerin bağlanmasıyla ftalosiyaninlere katalitik, elektrokromik, elektriksel iletkenlik, fotovoltaik, fotoiletkenlik, ışık absorbsiyonu, foto uyarıcı gibi çeşitli özellikler kazandırmak mümkündür. Geleneksel bakır ftalosiyanin pigmenti dışında farklı ftalosiyanin türevlerinin de tekstil materyallerinin renklendirilmesinde kullanılmasıyla; farklı fonksiyonel özellikli (güç tutuşur, antibakteriyel…vs) teknik tekstillerin elde edilebileceği düşünülmektedir. Bu sebeple bu araştırmada ftalosiyaninler hakkında genel bilgi verilip, tekstil materyallerinin renklendirilmesi ve antibakteriyel özellik kazandırılması üzerine yapılmış bazı çalışmalar anlatılmıştır.

3. 
Çorap konfor ve performans özellikleriyle ilgili tüketici beklentileri
Consumer expectations about socks comfort and performance characteristics
Ceren Karaman, Sibel Kaplan
doi: 10.5505/pajes.2016.17992  Sayfalar 818 - 825
Günümüzde tüketicilerin kalite ve konfor konularında bilinçlenmeleri doğrultusunda satın almadaki öncelikleri, iyi görünmenin yanı sıra iyi hissettiren giysiler yönünde olmaktadır. Ayakları koruyan temel elemanlardan olan çoraptan beklentiler, günlük hayat yanında özellikle sportif aktivitelerde ve koruyucu giysi olarak kullanılmaları durumunda büyük oranda artmaktadır. Bu çalışmada, bir grup tüketici üzerinde, günlük hayat ve fonksiyonel kullanımlar dikkate alınarak, çoraptan beklentiler anket yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Literatürde genellikle farklı giysi sistemlerinden beklentiler ve kalite kavramının incelenmesinde kullanılan anket yöntemi, bu çalışmada 279 kişi üzerinde konforla ilişkilendirilen kumaş özellikleri, çorap konfor beklentileri, başlıca konfor problemleri ve hammadde konusundaki bilinç düzeylerinin araştırılması için kullanılmıştır. Anket sonuçları değerlendirildiğinde, kişilerin konfor bileşenleriyle ilgili kumaş özelliklerini tespit edebildikleri, çorap satın almada dikkat edilen en önemli kriterlerin çorap bedeninin ayak yapısına uyumu ve ayaktaki termal konfor olduğu belirlenmiştir. Ayrıca anket sonuçlarına göre katılımcıların karşılaştıkları temel konfor problemlerinin de ayak terlemesi ve sonrasında hissedilen ıslaklık ve soğukluk hisleri ve basınç konforuyla ilgili olan esnekliğin yetersizliği olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların, çorap hammaddesine, en fazla teri emme ve yalıtım özelliklerinden dolayı önem verdikleri ve en çok bildikleri hammaddelerin pamuk, yün bambu ve modal olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak tüm giysiler için geçerli olan konfor beklentilerindeki artışın çorap için de geçerli olduğu tespit edilmiştir.

4. 
Luxicool elyafı kullanımının örme kumaş konfor özelliklerine etkisi
Effect of luxicool fiber usage on comfort properties of knitted fabrics
Özlem Demir, Yüksel İkiz
doi: 10.5505/pajes.2017.23865  Sayfalar 826 - 832
İnsan teni ile temas eden tekstil ürünlerinin tercihinde konfor önemli bir parametredir. Konforu belirleyen en önemli parametrelerden biri de tekstil ürününün elyaf içeriğidir. Luxicool elyafı göreceli yeni bir hammadde olup, polimer yapısı sayesinde mükemmel nem ve ısı transferi sağlayarak üstün konfor hissi verdiği üretici firma tarafından iddia edilmektedir. Bu çalışmada luxicool elyafı bandaj üretiminde ve örme kumaşta kullanılarak konfora yaptığı etki objektif ve subjektif olarak test edilmiştir. Bandaj üreticisi bir firmada PA 6 ve PU iplikler ile üretilen standart ürünün yanında PET/luxicool karışımı iplikler de kullanılarak yeni bandaj üretimi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca örme makinelerinde PA 6/luxicool, PA 6.6/luxicool, PET/luxicool, PET/PET ve PA 6.6/PA 6.6 katlı iplikler ile kumaşlar örülmüştür. Bandaj ve kumaşlara patlama mukavemeti, boncuklanma, ısıl özellikler (ısıl iletkenlik, ısıl direnç, ısıl soğurganlık), kalınlık, su buharı geçirgenliği, hava geçirgenliği ve dinamik sürtünme katsayısı testleri yapılmıştır. Aynı zamanda bandajlar yoğun fiziksel aktivite yapan kişilere kullandırılarak genel konfor, yumuşaklık, kuruluk, serinlik parametreleri anketler ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak; luxicool elyafı içeren numunede diğer numuneye göre hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği, ısıl iletkenlik, ısıl soğurganlık değerleri daha yüksektir. Luxicool elyafı içermeyen numunede ise su buharı direnci, ısıl direnç, dinamik sürtünme katsayısı, kalınlık değerleri daha yüksektir. Anketlere göre luxicool elyafı içeren bandajlar diğer bandajlara göre daha iyi performans göstermiştir. En anlamlı farka kuruluk parametresinde ulaşılmıştır.

5. 
Konfeksiyon üretiminde örme kumaşlardaki boyut değişimlerinin, kalıp ölçülerine etkisinin araştırılması
An investigation about the effects of knitted fabrics’ dimensional change on the pattern size in garment production
Mihriban Kalkancı, Gülseren Kurumer
doi: 10.5505/pajes.2017.88156  Sayfalar 833 - 840
Örme kumaşlardaki boyut değişimi problemi, konfeksiyon üretimi sırasında üreticileri zorlamaktadır. Örme kumaş relaksasyonunun gerçekleşmesiyle kumaşlarda boyut değişimi problemi yaşanmaktadır. Kumaşlar terbiye işletmelerinden konfeksiyon üreticilerine kabul edilebilir boyutsal stabilite değerlerinde teslim edilse bile, kumaşın daha sonra gördüğü her türlü sarım işlemi ve konfeksiyon serim işlemleri sırasında yapılan gerdirmeler kumaştaki iç gerilimleri arttırmaktadır. Bu durum boyut değişimi sorunu nedeniyle işletmelerde müşteri şikâyetlerine neden olmaktadır. Boyut değişimi sorununun yaşanmaması amacıyla konfeksiyon üreticileri çeşitli çözümlere başvurmaktadırlar. Üretimden önce kumaşlar açılarak relaksasyon için uygun alanlarda bekletilmekte, yıkama ve ütü testinden geçirilerek dikilecek ürüne göre kalıplara pay verilmektedir. Bu çalışmada çeşitli örme kumaşlardaki boyutsal değişimlerin bitmiş ürüne (t-shirt) etkisi incelenmiştir. Üretilen kumaşlara konfeksiyonda verilecek kalıp paylarının, en ve boy olarak standart değerleri araştırılmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla uygun ölçülerde üretimin yapılabilmesi için kalıp paylarıyla ilgili önerilerde bulunulmuştur.

6. 
Görüntü işleme yöntemleri kullanarak kumaş dokularında hata tespiti
Fault detection of fabrics using image processing methods
Kazım Yıldız, Önder Demir, Eyüp Emre Ülkü
doi: 10.5505/pajes.2017.09821  Sayfalar 841 - 844
Bu çalışmada poplin kumaşta hata tespiti için wiener filtre tabanlı bilgisayar destekli tespit sistemi sunulmaktadır. Hatalı kumaş görüntüleri dijital kamera yardımıyla alınmıştır. Geliştirilen sistem önişleme, bölütleme ve kumaş hata tespiti olarak 3 asamadan oluşmaktadır. On isleme aşaması, dijital görüntülere RGB seviyeden gri seviyeye çevirme ve görüntü iyileştirme adımlarından oluşmaktadır. Bölütleme aşamasında, gri seviye görüntünün arka planı morfolojik işlemler ile bölütlenmiştir. Ardından, bölütlenen görüntü, hata tespit işlemini gerçekleştirmek için ikili seviye görüntüye çevrilmiştir. Kumaş hata tespiti, hata tespit sistemi sırasında wiener filtre kullanılarak gerçeklenmiştir. Wiener filtre ikili seviyedeki görüntüye hatalı olmayan alanların elimine edilmesi amacıyla uygulanmıştır. Gerçeklenen sistem, tespit işlemi için hatalı poplin kumaşlara uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, geliştirilen algoritmanın farklı tip kumaş hatalarında iyi sonuçlar vermektedir.

7. 
Patlama, yangın ve toksik yayılım fiziksel etki alanının belirlenmesi
Determination of explosion, fire and toxic emission physical effect areas
Saliha Çetinyokuş
doi: 10.5505/pajes.2016.90093  Sayfalar 845 - 853
Çalışmada, patlama, yangın ve toksik yayılım ile sonuçlanan endüstriyel kazaların etki alanlarının belirlenmesine yönelik metodoloji geliştirilmiştir. Afet riskli alanlarının derecelendirilmesi için risk matrisi oluşturulmuştur. Sanayiciler ile kontrol ve izlemede görevli ilgili kişi ya da kurumların hangi durumda hangi etki alanı belirleme aracını kullanabileceği açıklanmaya ve standart bir yaklaşım oluşturulmaya çalışılmıştır. Patlama, yangın ve toksik yayılım etkisi oluşturabilecek bir kuruluş için aynı miktarda (30000Ib) toksik gaz (klor), toksik sıvı (hidrazin) ve yanabilen madde (propan) üzerinden örnek uygulama çalışmaları yürütülmüştür. Örnek uygulamalar, tesis dışı risk analizine dayanan korelasyonlar ve ücretsiz ALOHA yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Korelasyonlara ait alternatif senaryo sonuçları ALOHA yazılımı ile elde edilen sonuçlarla uyumlu olarak belirlenmiştir. Böylece, etki alanını belirleyebilmek için daha az veri bilgisi gerektiren korelasyonların öncelikli olarak pratik bir şekilde uygulanabileceği tespit edilmiştir. En geniş sonlanma noktası mesafesi (54.2 km-en kötü durum senaryosu, 60 dk. kırsal alan) örnek toksik sıvı (hidrazin) için elde edilmiştir. Korelasyonlar değerlendirildiğinde, kırsal alan için tüm sonlanma noktası mesafelerinin kentsel alana göre yüksek olduğu belirlenmiştir. ALOHA yazılımında ise kırsal ve kentsel durum için tehlike alanı mesafelerinin çok büyük bir değişim göstermediği tespit edilmiştir. Örnek uygulama çalışmaları sonucunda kuruluş, yüksek risk seviyesinde belirlenmiştir.

8. 
Silar metodu ile hazırlanan Cu2O ince filmlerin fiziksel özellikleri
Physical properties of Cu2O thin films prepared by Silar method
Doğan Özaslan, Mustafa Güneş, Cebrail Gümüş
doi: 10.5505/pajes.2016.58672  Sayfalar 854 - 857
Silar metodu kullanılarak 70 oC de cam alttabanlar üzerine polikristal Cu2O ince filmleri elde edildi. XRD analizleri filmlerin kübik yapıda olduğunu gösterdi ve örgü parametreleri hesaplandı. Filmlerin yüzey morfolojisi alan emisyonlu taramalı elektron mikroskobu (FE-SEM) ile görüntülendi. Filmlerin optik özelliklerini belirlemek için UV/vis spektrofotometresi kullanılmıştır. Filmlerin oda sıcaklığındaki optik geçirgenlik (% T) değerleri 300-1100 nm dalga boyu aralığında belirlenmiştir. Yarıiletken Cu2O ince filmlerinin görünür bölgedeki optik geçirgenlik değerleri % 50-70 olarak bulunmuştur. Filmlerin enerji bant aralığı değerleri (Eg) 2.53-2.62 eV bulundu.

9. 
Tinkal atıklarının SO2 ile doyurulmuş çözeltilerde süzülebilirliği
Filtrations of tincal wastes in SO2 saturated solutions
Melike Sınırkaya
doi: 10.5505/pajes.2017.15986  Sayfalar 858 - 860
Bor cevherleri çeşitli bor bileşiklerinin üretiminde kullanılır. Tinkalden elde edilen boraks onların en önemlilerinden biridir. Rafine boraks üretiminin en önemli sorunlarından biri sulu çözeltide kolloidal olan ve süzülmeyen killi minerallerin tinkalden ayrılmasıdır. Bu amaçla çeşitli çöktürücü maddeler kullanılır ve bu da maliyeti artırır. Diğer taraftan bu işlem sırasında önemli miktarda boraks kaybı olur. Bunun için, daha önceki çalışmalarda CO2 gazı kullanılmış, yeterli kuagülasyon sağlanamamıştır. Filtration zamanı uzun sürmüştür. Bu çalışmada kolloidal halin bozulması için SO2 gazı kullanılmıştır. Çalışmalarda sıcaklık ve karıştırma süresi parametre olarak seçilmiştir. Örnek çok küçük parçalara ayrıldığı için partikül boyutu parametre olarak seçilmemiştir. Böylece kolloidal halin kaybolabileceği, çeşitli bor minerallerinin çözülebileceği ve sıvı ortamda bor kayıplarının minimum olabileceği sonucuna varılmıştır. Bu metot kullanılarak herhangi bir çökeltmeyi hızlandırıcı madde kullanmadan minimum bor kaybıyla daha hızlı filtrasyon elde edilebileceği gözlendi. Sonuçta, 60 dk.’lık karıştırma süresinde 50 ºC’de B2O3 içeriğinin %99.5’inin kazanıldığı ve CaO’in yaklaşık %84’ünün ana çözeltiye geçtiği bulunmuştur.

10. 
Alkali ortamda bakırın korozyonu üzerine askorbik asidin inhibitör davranışı
Inhibitor action of ascorbic acid on the corrosion of copper in alkaline medium
Sema Çelik, Güray Kılınççeker
doi: 10.5505/pajes.2016.83702  Sayfalar 861 - 869
Bu çalışmada, bakırın korozyon davranışlarına askorbik asidin etkisi %3.5 NaCl çözeltisinde (pH=9.0) potansiyodinamik polarizasyon ve elektrokimyasal impedans spektroskopisi kullanılarak araştırılmıştır. Askorbik asidin farklı derişimlerde akım-potansiyel eğrileri ve Nyquist eğrileri elde edilmiştir. Askorbik asit içeren ve içermeyen %3.5 NaCI çözeltilerinde bekletildikten sonra bakır elektrotun taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile yüzey görüntüleri kaydedilmiştir. Elde edilen sonuçlardan askorbik asit %3.5 NaCl çözeltisinde bakırın korozyonunu engellemektedir. İnhibisyon etkinliğinin askorbik asit konsantrasyonundaki azalma ile arttığı tespit edilmiştir.

11. 
Karbon nanotüp katkılanmış TiO2’in elektriksel ve optik özellikleri
The electrical and optical properties of TiO2 reinforced by carbon nanotubes
Seval Hale Güler, Ömer Güler
doi: 10.5505/pajes.2017.49358  Sayfalar 870 - 873
Bu çalışmada, kimyasal buhar çöktürme metodu (CVD) ile sentezlenen karbon nanotüpler (KNT) titanyum dioksit (TiO2) matrisi içerisine ağırlıkça %0.1, 0.2, 1 ve 2 oranlarında takviye edilmişlerdir. Elde edilen numunelerin yapısal karakterizasyonu Taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak yapılmıştır. Numunelerin sıcaklığa bağlı elektriksel iletkenlikleri ölçülmüştür. UV-VIS spektrometresi kullanılarak optik özellikleri tespit edilmiştir. Kompozitteki karbon nanotüp miktarının artışı gerek oda sıcaklığında gerekse artan sıcaklıklarda elektriksel iletkenliğin artmasına neden olmuştur. Ayrıca, KNT’ler TiO2’in UV ışınlarını absorbe etme özelliğini arttırmış, yasak enerji aralığının (Eg) azalmasına sebep olmuştur.

12. 
Kadmiyum (II) analizi için triazol türevi modifiye edilmiş camsı karbon
Glassy carbon modified with triazol derivative for analysis of cadmium (II)
Haydar Yüksek, Muzaffer Alkan, Şule Bahçeci, Onur Akyıldırım, Murat Beytur, Mehmet Lütfi Yola
doi: 10.5505/pajes.2016.00907  Sayfalar 874 - 876
Kadmiyum son yıllarda sadece insan yaşamını değil doğa ve yaşam alanını da tehdit etmektedir. Ayrıca, toksik olmasından dolayı kadmiyum kullanımı genellikle azalmaktadır. Camsı karbon elektrot (GCE), 3-Methyl-4-(4-hydroxybenzylidenamino)-4,5-dihydro-1H-1,2,4-triazol-5-one (MDT)’ nin fenol oksidasyonu ile 0.1 M destek elektrolit içinde modifiye olmuştur. Modifiye edilmiş yüzey, birkaç teknik kullanılarak ile karakterize edilmiştir. Hazırlanan yüzeyin kararlılığı gösterilmiştir. MDT ile modifye edilmiş GCE, su örneklerinde Cd(II) iyon analizi için kullanılmıştır. Derişim aralığı ve deteksiyon limiti sırasıyla 1.0×10-9 - 1.0×10-8 M ve 2.0×10-10 M, olarak bulunmuştur.

13. 
Mermer atıkları kullanarak sulu çözeltilerden Cu(II) giderimi
Removal of Cu(II) from aqueous solutions by using marble waste
Hasan Arslanoğlu
doi: 10.5505/pajes.2016.75688  Sayfalar 877 - 886
Bu çalışmada, Cu(II) iyonlarının bir adsorbent olan mermer atıkları ile sulu çözeltilerden giderimi üzerine, sıcaklık, Cu(II) konsantrasyonu, adsorbent dozu, boyutu ve karıştırma hızı gibi parametrelerin etkileri temas süresine bağlı olarak incelenmiştir. Adsorbent olarak kullanılan mermer atıkları üzerine bakırın sorpsiyonunda 200 devir/dk. karıştırma hızıyla giderim veriminin %89.2 olduğu, uygun adsorbent dozajının 10 g/l olup sorpsiyon veriminin bu dozajda %83.4 değerine ulaştığı belirlenmiştir. Kinetik verilerin II. dereceden kinetik modele daha iyi uyduğu belirlenmiştir. Aktivasyon enerjisinin Cu(II) sorpsiyon prosesi için 9.35 kJ/mol olduğu bulunmuştur. Denge verilerinin Langmuir izotermine uyduğu ve Cu(II) sorpsiyon prosesi için maksimum sorpsiyon kapasitesinin 25 °C’de yaklaşık 208.33 mg/g olduğu hesaplanmıştır. Termodinamik parametreler Cu(II) adsorpsiyonuprosesinin endotermik olduğunu (ΔH°=12.88 kJ/mol) ve kendiliğinden gerçekleşen (ΔG°=-8.56 kJ/mol) karakterde olduğunu göstermiştir.

14. 
Doğal pomza minerali ile Co(II) adsorpsiyon koşullarının optimizasyonu için cevap yüzey yönteminin uygulanması
Application of response surface methodology for optimization of Co(II) adsorption conditions with natural pumice mineral
Tekin Şahan, Şakir Yılmaz
doi: 10.5505/pajes.2017.87902  Sayfalar 887 - 892
Kobalt (Co) atık sularda bulunan en önemli ağır metallerden biridir. Kimyasal bazlı endüstrilerdeki atık sularda bulunan Co gibi bazı metaller yaşam biçimine toksik veya zararlı etkiye sahip olabilir. Bu nedenle çevresel tehlikeye neden olan atık sularda toksik metallerin giderilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada; doğal pomza minerali ile sulu çözeltilerden Co(II) iyonunun adsorpsiyonla giderimi kesikli sistemde incelenmiştir. Merkezi kompozit tasarım (MKT) içeren cevap yüzey yöntemi (CYY) pH, başlangıç Co(II) konsantrasyonu (Co) ve sıcaklık (T, °C) gibi adsorpsiyonu etkileyen önemli ortam koşullarını optimize etmek ve modellemek için bir cevap yüzeyi geliştirmek amacıyla başarılı bir şekilde uygulanmıştır. MKT’de deneysel sonuçların uyduğu quadratik modelden elde edilen model eşitliği ile optimum koşullar belirlenmiştir. Bu optimum koşullar pH 7.79, Co 69.84 mg/L ve sıcaklık 20 °C olarak bulunmuştur. Bu optimum koşullarda adsorpsiyon kapasitesi 2.816 mg/g ve adsorpsiyon yüzdesi ise %40.32 olarak hesaplanmıştır. Daha sonra program tarafından elde edilen bu bilgiler deneylerle doğrulanmıştır.

15. 
Polimer yüzeylerinin fonksiyonelleştirilmesi için odaklanmış iyon demeti ile nanoyapılandırma uygulamaları
Nanostructuring applications for functionalization of polymer surfaces with focused ion beam
Feray Bakan, Meltem Sezen
doi: 10.5505/pajes.2016.04706  Sayfalar 893 - 898
Polimer malzemelerin yapısal özelliklerinin her geçen gün daha da fazla geliştirilmesine bağlı olarak bu malzemelerin günlük hayatımızdaki kullanım alanı hızla yaygınlaşmaktadır. Diğer bir taraftan, nanoteknoloji uygulamalarının bir sonucu olarak, yeni geliştirilen malzemelerin ve yapıların boyutundaki atomik ölçeklere kadar inebilen küçülme, elektron mikroskopisi uygulamalarını bu bilimin ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. Elektron mikroskopisi destekli kontrollü yüzey modifikasyon işlemleri ile malzemenin yüzey özelliklerinin istenilen doğrultuda ayarlanabilmesi, bu malzemelerin belirli bir amaç için kullanılmasını mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada temel olarak, kontrollü elektron ve iyon radyasyonunun farklı polimer malzemelerin yüzey özelliklerinin modifiye edilmesi, optimizasyonu ve karakterizasyonunda kullanılması hedeflenmiştir. Özellikle, yüzey modifikasyonu işlemleri, gaz enjeksiyon sistemleri (GIS) eklentili FIB-SEM çift demet platformlarında gaz-yardımlı aşındırma yöntemleri uygulanarak yürütülmüştür. Çalışmanın büyük bir bölümü, polimer yüzeylerinin, XeF2 gazı yardımıyla aşındırılması sonucunda, minimum yüzey morfolojisi ve yüksek yüzey açısı elde edilmesine odaklanmıştır. Çalışmada, FIB-SEM çift demet platformlarında gerçekleştirilen yüzey modifikasyonu işlemlerinin, malzemelerinin yüzey özelliklerindeki yaptıkları değişimler, diğer ileri analiz teknikleri kullanılarak gözlenmiştir.

16. 
Salisilik asit türevleri ile 2-aminobenzotiyazol türevlerinin karışık ligandlı Cu(II) komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Synthesis and characterization of mixed ligand Cu(II) complexes of salicylic acid derivatives with 2-aminobenzotiyazol derivatives
Halil İlkimen, Cengiz Yenikaya
doi: 10.5505/pajes.2016.76735  Sayfalar 899 - 907
Bu çalışmada, salisilik asit türevleri [salisilik asit (H2sal) veya asetilsalisilik asit (Hasal)] ile 2-aminobenzotiyazol türevlerinin [2-aminobenzotiyazol (abt) veya 2-amino-6-klorobenzotiyazol (Clabt) veya 2-amino-6-metilbenzotiyazol (Meabt)] karışık ligandlı Cu(II) geçiş metal kompleksleri sentezlenmiştir. Amorf halde elde edilen geçiş metal komplekslerinin yapıları elementel analiz, ICP-OES, FT-IR, UV-Vis, termal analiz, manyetik duyarlılık ve molar iletkenlik sonuçları dikkate alınarak önerilmiştir.

17. 
Metal sabunlarının parafinin katalitik oksidasyonu üzerine etkisi
The catalyst effect of metal soaps on paraffin oxidation
Sevil Sener
doi: 10.5505/pajes.2017.48264  Sayfalar 908 - 911
Bu çalışmada; Ba, Mn ve Pb metal sabunları, stearik asit ve bu metallerin tuzları kullanılarak sentezlenmiş ve erime noktaları tayin edilmiştir. Sentezlenen metal sabunları farklı konsantrasyonlar da parafin oksidasyonunda katalizör olarak kullanılmıştır. Oksidasyon sonucu oluşan aldehit, keton ve karboksilli asitlerin miktarı, titrasyon yöntemi kullanılarak asit değeri (AV.) olarak tayin edilmiştir. Bu değerler % stearik asit değerine (%SAD) dönüştürülmüştür. Sonuç da Ba, Mn ve Pb stearat sabunlarını, katalizör olarak Parafin oksidasyonu üzerindeki davranışları ve erime noktaları ile olan ilişkisi incelenmiştir.

18. 
Meyve suyu endüstrisi katı atığından üretilen aktif karbonun sulu çözeltilerden reaktif kırmızı (procion red MX-5B) adsorpsiyonu için kullanımı
Utilization of activated carbon produced from fruit juice industry solid waste for the adsorption of reactive red (procion red MX-5B) from aqueous solutions
Eylem Pehlivan
doi: 10.5505/pajes.2017.33497  Sayfalar 912 - 918
Bu çalışmada; biyokütle olarak seçilen nar posasından kimyasal aktivasyonla aktif karbon üretimi gerçekleştirilmiştir. Aktif karbon üretiminde sıcaklık, emdirme süresi, emdirme oranı parametrelerinin etkisi araştırılmıştır. Aktivasyon deneyleri, kimyasal (KOH) kullanılarak, 500 °C ve 700 °C’de 0.5/1; 1/1; 2/1 emdirme oranlarında, 24 ve 48 sa. emdirme süresinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen aktif karbonlar BET, FTIR, elementel ve SEM analizleri yapılarak karakterize edilmiştir. En yüksek yüzey alanına sahip aktif karbon (668.98 m2/g) seçilerek, sulu çözeltiden boyar madde giderimi araştırılmıştır. pH, adsorban miktarı, çözelti başlangıç derişimi ve çözelti sıcaklığı gibi parametrelerin, adsorpsiyon üzerindeki etkileri gözlemlenmiştir En yüksek giderim pH 1’te, 10 g/L adsorban varlığında, 50 ppm başlangıç derişiminde, 25 °C’de %96.60 olarak bulunmuştur.

19. 
Türkiye’de üretilen enzim modifiye süt ürünlerinin lipolitik ve proteolitik olgunlaşma düzeylerinin incelenmesi
Investigation of lipolytic and proteolytic ripening degrees of enzyme-modified dairy products manufactured in Turkey
Zafer Erbay, Pelin Salum, Gökçe Gövce
doi: 10.5505/pajes.2016.48830  Sayfalar 919 - 925
Süt ürünlerinin doğrudan tüketiminin yanı sıra, son yıllarda endüstriyel üretimde lezzet arttırıcı olarak kullanılmasının arttığı görülmektedir. Peynirler başta olmak üzere, süt ürünlerinin özgün lezzeti uzun olgunlaşma süreçleri sonucunda gerçekleşmektedir. Olgunlaşma sürecinin kontrollü koşullarda, enzimatik reaksiyonlarla taklit edilmesi ile hedeflenen özgün lezzete çok kısa sürelerde ulaşmak mümkündür. Enzim modifiye süt ürünleri olarak isimlendirilen bu ürünlerin gıda endüstrisinde katkı maddesi olarak kullanımı yaygındır. Ülkemizde bu ürünlerin üretimlerine son yıllarda başlanmıştır, ancak bu üretimlerde geleneksel lezzetlerin üretimleri henüz gerçekleştirilememiştir. Bu çalışmada, ülkemizde üretilen 8 farklı enzim modifiye peynir (EMP) ve 2 farklı enzim modifiye tereyağı örnekleri piyasadan toplanmış, bu örneklerin temel kimyasal özellikleri, serbest yağ asidi bileşimi ve miktarları ile proteolitik olgunlaşma düzeyleri analiz edilmiştir. Koyun ve keçi peyniri lezzetlerinde üretilen EMP’lerde hem proteoliz, hem de lipoliz parçalanma ürünlerinin çok olduğu, Edam’da ise bu bileşiklerle daha az karşılaşıldığı belirlenmiştir. Parmesan ve Cheddar lezzetinin EMP olarak üretiminde proteolitik olgunlaşmanın yüksek düzeylerde gerçekleştirildiği, peynirimsi lezzetin üretiminde ise lipolizin ön plana çıktığı saptanmıştır. Farklı peynir lezzetlerinin elde edilmesi için çok farklı lipolitik ve proteolitik olgunlaşma düzeylerine ulaşıldığı görülmüştür.

20. 
Domates çekirdeği ilave edilerek üretilen krakerlerin bazı kimyasal, fiziksel ve duyusal özellikleri
Some chemical, physical and sensory properties of soda crackers supplemented with tomato seed
Fatma Işık, Cansu Topkaya
doi: 10.5505/pajes.2017.57704  Sayfalar 926 - 932
Çalışmada domates salçası üretim atığı olan domates çekirdeğinin krakerlerde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Böylece birçok aktif gıda bileşeni bakımından zengin olduğu ifade edilen domates çekirdeğinin insan beslenmesine dahil olma potansiyelinin belirlenmesine çalışılmıştır. Araştırmada kontrol grubunun haricindeki krakerlerin üretiminde buğday ununa %2, %4 ve %6 oranlarında domates çekirdeği tozu ilave edilmiştir. Çalışmada, domates çekirdeği tozu ilavesiyle krakerlerin protein, yağ, kül, çözünür, çözünmeyen ve toplam diyet lifi, mineral madde oranları (Mg, Ca, K, P, Mn, Fe), toplam fenolik madde içerikleri ile antioksidan aktivite değerlerinde önemli artışların (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Domates çekirdeği ilave edilen krakerlerin L ve a değerlerinin kontrol krakerden farklı (p<0.05), b değerlerinin ise benzer (p>0.05) olduğu saptanmıştır. Duyusal değerlendirmede tüm krakerlerin renk, koku ve çıtırlık özellikleri benzer bulunmuştur. Ancak, %6 domates çekirdeği ilave edilen krakerlerin lezzet ve genel beğeni puanlarında önemli (p < 0.05) düşüş olduğu tespit edilmiştir.

21. 
Probiyotik Escherichia coli Suşu Nissle 1917
Probiotic Escherichia coli Strain Nissle 1917
Seda Altuntaş, Mihriban Korukluoğlu, Volkan Altuntaş
doi: 10.5505/pajes.2017.98475  Sayfalar 933 - 940
Probiyotikler yeterli miktarda alındıklarında, konakçının sağlığı üzerine olumlu etkileri bulunan, patojen olmayan canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik mikroorganizmalar genellikle fermente süt ürünleri veya gıda takviyeleri gibi gıda maddelerinin bileşenleridir. Gıda endüstrisinde, yaygın olarak Laktik Asit Bakterileri (LAB) kullanılmaktadır. Hayvan besleme, yem endüstrisi ve ilaç sanayiinde ise laktik asit bakterilerinin yanı sıra diğer patojen olmayan ve sağlık üzerine olumlu etkileri bulunan mikroorganizmalar da (Sacchromyces boulardii ve Escherichia coli Nissle 1917 ) kullanılır. Bu çalışmada; probiyotik E. coli suşu Nissle 1917’ nin kökeni, tıbbi tarihi, mikrobiyolojik ve genetik özellikleri, biyolojik aktiviteleri, güvenirliliği ve toksikolojik yönü ele alınmıştır. Bunlara ek olarak EcN(E.coli Nissle 1917) ile yapılan klinik deneyler de özetlenecektir.

Pajes