| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - V |
| 2. | Sürekli mıknatıslı senkron generatörün azaltılmış anahtarlı evirici ile sensörsüz kontrolü Sensorless control of PMSG drive using reduced switch inverter Ömer Cihan Kıvanç, Salih Barış Öztürkdoi: 10.5505/pajes.2018.94770 Sayfalar 132 - 142 Bu makalenin temel amacı, enerji iletiminin mümkün olmadığı kırsal ve coğrafi açıdan problemli bölgelerde yenilenebilir ve taşınabilir bir şekilde elektrik enerjisi üretimini sağlamaktır. Önerilen sistem ile katastrofik sonuçları (uzun süreli ve yerel olmayan elektrik kesintisi) olan doğal felaketler (deprem, yangın, sel vb.) sırasında düşük fiyata, verimli ve taşınabilir küçük ölçekli rüzgar türbini ve tahrik sistemi ile rüzgardan bireysel düşük güçlü elektrik enerjisi üretimi hedeflenmektedir. Bu çalışmada, redüktörsüz sürekli mıknatıslı senkron generatörün (SMSG) yük tarafı evirici kontrollü değişken hızlı rüzgar türbini için toplam sekiz anahtarlama elemanlı, tam yükünde çalışabilen, iki yönlü, iki seviyeli, sırt sırta bağlı gerilim kaynaklı doğrultucu/evirici kullanılarak gerçekleştirilir. Ayrıca, bu sistemde model referans adaptif sistem (MRAS) ile rotor kaçak akısı ve stator direnci kestirimcisi kullanılmasının en önemli avantajlarından birisi ve yeniliği, kontrol sistemindeki akı ve stator direnç değerlerinde meydana gelen değişikliklerinden kaynaklı bozulmaları düzeltmektir. Basitliği ve etkin çalışma aralığı nedeniyle yük tarafının kontrolü dört anahtarlı şebeke tarafı eviricisi ile gerçekleştirilmiştir. Toplam sistem performansını gözlemlemek için evirici çıkışında üç fazlı pasif bir yük kullanılmaktadır. Akım ve gerilim harmoniklerini azaltmak, güç şebekesinin kararlılığını ve verimliliğini artırmak için yük tarafında alçak geçiren LCL filtre tasarlanmış ve gerçeklenmiştir. Bütün sistemin performansı gerçek zamanlı Sayısal İşaret İşleyici (Sİİ) sistemi ile doğrulanmıştır. Bu makalede, generatör kontrolü için geniş çalışma aralığı ve ekonomik pozisyon sensörsüz kontrolün dahil edilmesi ile yenilenebilir rüzgar enerjisi sisteminin kırsal alanlar için uygulanabilir bir dağıtık yeşil enerji çözümü olabileceği gösterilmektedir. |
| 3. | Tek Fazlı Şebeke Bağlantılı Transformatörsüz PV Evirici Sistem Kontrolü Control of Single Phase Grid Connected Transformerless PV Inverter System Ahmet Yüksel, Emre Özkopdoi: 10.5505/pajes.2018.93275 Sayfalar 143 - 150 Bu çalışma, çok verimli ve güvenli evirici konseptli transformatörsüz eviricili şebeke bağlantılı fotovoltaik maksimum güç noktası takip sisteminin kontrolünün benzetim performansını sunmaktadır. Güç ve gerilimin değişimini temel alan dürt ve gözlemle tekniği, fotovoltaik birim sisteminden maksimum güç elde etmek için kullanılmaktadır. DA-DA yükselten çevirici bu teknik ile çevirici anahtarına ait PWM sinyalinin doluluk oranı değiştirilerek uygulanmaktadır. Tek fazlı çok verimli ve güvenli evirici konseptli transformatörsüz evirici, şebekeye güç akışını sağlamaktadır. Evirici kontrolü, şebeke gerilimi ve akımı ve ayrıca DA-DA yükselten çevirici çıkış gerilim değerlerine dayanmaktadır. Sistem performansı, PV modül ve DA-DA yükselten çevirici çıkış gerilim ve akımları, şebeke akımı ve gerilimi, kaçak akım, aktif ve reaktif güçler ve güç verim karakteristiği yönünden değerlendirilmektedir. Önerilen sistemde benzetim sonuçları HERIC evirici için maksimum verimini %97.96, Avrupalı verimini %96.84 ve Kaliforniyalı verimini %97.60 olarak 20 kHz anahtarlama frekansında göstermektedir. |
| 4. | Termoelektrik yarıiletkenlerin P-N elektriksel iletkenlik tipinin belirlenmesine yönelik çok fonksiyonlu prob tasarımı The design multi-functional probe for determining the P-N electrical conductivity type of thermoelectric semiconductors Serkan Dişlitaş, Hilmi Yanmaz, Günay Ömer, Raşit Ahıskadoi: 10.5505/pajes.2018.33239 Sayfalar 151 - 156 Bu çalışmada, termoelektrik (TE) yarıiletkenlerin P-N elektriksel iletkenlik tiplerinin belirlenmesi amacıyla, temelini Seebeck etkisine dayanan Hot-Probe metodunun oluşturduğu çok fonksiyonlu bir prob tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Tip belirleme işlemi, TE yarıiletkenin yüzeyleri arasında sıcaklık farkının (ΔT) oluşturulmasıyla üretilen Seebeck geriliminin (termoemk) pozitif veya negatif genlikli olma durumuna göre yapılmaktadır. Geliştirilen prob sayesinde, hem sıcaklık farkının oluşturulmasına yönelik gerekli ısıtma hem de termoemk gerilimi ve sıcaklık ölçümü yapılabilmektedir. Deneysel çalışma sonuçlarına göre; geliştirilen prob ile termoemk ölçümlerinin 0-30 mV aralığında ± 0.1 mV doğrulukta, sıcaklık ölçümlerinin ise 0-75 °C aralığında ± 1 °C doğrulukta yapılabildiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen çok fonksiyonlu prob ile TE yarıiletkenlerin elektriksel iletkenlik tipleri P veya N olarak pratik, hızlı ve güvenilir bir şekilde belirlenebilmektedir. |
| 5. | Bir Depolama Tesisi için Otomasyon Sisteminin Tasarımı ve Uygulanması Design and Implementation of Automation System for a Storage Facility Serkan Kirca, Ethem Kelekci, Murat Ayazdoi: 10.5505/pajes.2018.66742 Sayfalar 157 - 164 Toplam maliyeti azaltarak piyasaya hızlı ve aynı standartta ürün sunmak seri üretim yapan firmaların önemli hedefleri arasındadır. Fakat sadece üretimi değil üretimden satışa kadar olan tüm süreci (geliştirme, üretim, lojistik) hızlı, etkin, esnek ve kontrol edilebilir şekilde yönetmek gerekmektedir. Bu çalışmada, lojistik faaliyetler içerisinde yer alan, ürünlerin depolanması, ürünün müşteriye sevkiyatının yapılması, gelen ürünlerin ürün ve beden temelli ayrıştırılması gibi operasyonlar yapılan bir depolama tesisinde, depolama hattının hızını ve etkinliği arttırmaya yönelik iyileştirme çalışması ele alınmıştır. Depolama tesisi, depolama süreçlerini modüler olarak incelemek için çalışma bölgelerine ayrılmıştır. Yapılan iyileştirme bir çalışma bölgesi içerisindeki beş konveyör hattını kapsamaktadır. Hazırlanmak üzere gelen ilk ürünle, hazırlanmış son ürünün ortak kullandığı bu bölgede, sayıcılara bağlı olarak işleyen denetim yapısı gelen / giden hatların yoğunluk durumlarını temel alan denetleyici ile değiştirilerek iyileştirme sağlanmıştır. Ürün depolama kapasitesinde aynı çalışma koşulları göz önüne alındığında önemli bir artış gözlenmiştir. |
| 6. | Çeyrek ayna süzgeç bankası tasarımında Kaiser-Hamming penceresinin performansının incelenmesi Investigation of the performance of the Kaiser-Hamming window in design of QMF bank Bircan Kamışlıoğlu, Nurhan Karaboğadoi: 10.5505/pajes.2018.37974 Sayfalar 165 - 173 Son yıllarda hızlı sayısal süzgeçler ve süzgeç bankalarında önemli gelişmeler olmuştur. Çoklu hıza sahip süzgeç bankalarının bir uygulaması olarak bilinen QMF (Çeyrek Ayna Süzgeç - Quadrature Mirror Filter) bankası alt bant kodlama, görüntü sıkıştırma, kelime kodlama, biyomedikal sinyal işleme ve haberleşme sistemlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; QMF bankası tasarımında istenilmeyen salınımları ortadan kaldırmak için Kaiser ve Hamming pencerelerinin kaskat bağlanması ile elde edilen pencere fonksiyonu kullanılarak tasarlanan prototip FIR (Finite Impulse Response-Sonlu dürtü tepkili) süzgeçle QMF bankası tasarımı gerçekleştirilmiştir. Farklı pencere fonksiyonları ile tasarlanan süzgeçlerde süzgecin derecesinin performansı nasıl değiştirdiği incelenmiş ve sonuçta daha yüksek durdurma bandı zayıflaması sergileyen Kaiser-Hamming penceresinin QMF bankası tasarımında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. |
| 7. | Kaynak değeri olan yaban hayvanlarının görüntü işleme tekniği ile tespiti ve sayımı Detection and counting of wild animals as source value by image processing technique İsmail Yabanova, Kadir Kayadoi: 10.5505/pajes.2018.19577 Sayfalar 174 - 187 Bu çalışmada yaban hayatında görüntü işleme tabanlı yaban hayvanlarının tür tespiti ve sayımının yapılması hedeflenmiştir. Korunan alanlarda sabit bir kameradan elde edilen görüntülerden ülke ekonomisine av turizmi ile katma değeri olan yaban hayvanlarının tür tespiti yapılarak sayımının yapılmasına yönelik görüntü işleme tabanlı bir sistem geliştirilmiştir. Bu sistem sayesinde yüksek başarım ile yaban hayvanlarının türlerinin belirlenmesi ve sayımının yapılması amaçlanmıştır. Bunun için ilk olarak gauss karma modelleri (GMM) tekniği ile gerçek zamanlı foto kapan videolarından alınan görüntü sahnelerinden arka plan görüntüsü çıkarılmıştır. Sonra videonun arka plan ve ön plan görüntülerinden yaban hayvanlarının fiziksel ve renksel öznitelikleri çıkarılmıştır. Hareketliliğin çok olduğu doğal yaşamda anlık elde edilen gerçek zamanlı kompleks bir görüntü sahnesinde geliştirilen alan testi, öznitelik testi ve renk testi kriterleri ile hedeflenen yaban hayvanın tespit edilmesi sağlanmıştır. Yapılan deneysel çalışmalarda geyik, tilki, kurt ve yaban atından oluşan 4 adet yaban hayvanı tür tespiti %100 doğruluk oranı ile gerçekleştirilmiştir. Yazılımın video çerçevesi başına düşen işlem süresi 0.242 saniyedir. Geliştirilen yöntemler ile yaban hayvanı envanterine yönelik tür tespitinin %100 başarı oranı ile insan gücüne gerek duymadan, daha düşük maliyetli kamera sistemleri ve bilgisayar yazılımı ile yapılabileceği görülmüştür. Literatürdeki yaban hayvanları sınıflandırma çalışmalarından farkı yaban hayvanı tanıma işleminin nesne tanıma üzerine oluşturulan hazır algoritmaları kullanmadan geliştirilen daha basit matematiksel işlemlerle ve renk faktörü ile hedeflenen %100 tanıma oranının yakalanmasıdır. Çalışmamızda kullandığımız yaban hayvanı tanıma algoritmaları bilgisayarlı görme uygulamalarında dinamik nesne tespiti çalışmalarına altyapı olacağı ve diğer tüm nesne tanıma çalışmalardaki başarım oranını arttıracağı aşikardır. |
| 8. | İnsan- robot etkileşiminin biyomimetik yaklaşımla sağlanması Providing the human-robot interaction with biomimetic approach Gökhan Gelen, Sinan Özcandoi: 10.5505/pajes.2018.83584 Sayfalar 188 - 198 Bu çalışmada, insan kol ve el hareketlerinin taklit edilmesiyle insan-robot etkileşimini sağlayan biyomimetik bir yaklaşım sunulmuştur. İnsan kol hareketleriyle robotun aynı doğrultuda hareket etmesi sağlanmış ve el hareketleri ile de robot tutucusunun kontrolü sağlanmıştır. Robot hareketi için; ilk olarak insan elinin, bel hizasında orijin noktası olarak belirlenen noktaya olan konumunu verecek kinematik model oluşturulmuştur. Modellemede, insan kolu, ön kol, pazı ve omuz olmak üzere üç ayrı uzuv olarak incelenmiştir. Omuza, pazıya ve ön kola yerleştirilen algılayıcılar ile dönüş açısı bilgileri elde edilmiş ve uzuv uzunlukları ile birlikte matematiksel modelde kullanılmıştır. Bu hesaplamalarda rotasyon kinematiği ve hareket kinematiği matrisleri kullanılmıştır. Tutucu kontrolü için ise bünyesinde EMG sensörleri bulunduran MYO kol bandı kullanılmıştır. Bu kol bandı üzerindeki EMG sensörleri ile kol kaslarından parmak hareketleri algılatılmıştır ve bu hareketler doğrultusunda pnömatik tutucu kontrol edilmiştir. Uygulamalarda 6-eksen robot kolu kullanılmıştır. Hesaplanan konum verileri ve tutucu bilgisi ethernet üzerinden TCP/IP protokolü ile robot denetleyicisine aktarılmaktadır. Robotun hesaplanan konuma gitmesini ve tutucu kontrolünü sağlayan kod oluşturularak robota aktarılmıştır. Yapılan testlerde, endüstriyel robotun insan kol ve el hareketleri ile başarılı biçimde kontrol edildiği gözlemlenmiştir. |
| 9. | Olay Tabanlı Sistemlerde Karmaşık Olayların Tespiti Amaçlı Gerçek Zamanlı İzleme Alt Yapısı Detecting Complex Events With Real Time Monitoring Infrastructure On Event-Based Systems Mehmet Sıddık Aktasdoi: 10.5505/pajes.2018.28044 Sayfalar 199 - 207 Günümüzdeki bir çok yeni uygulamada; veri, sınırlı saklama ortamlarına yönetilemeyecek büyüklüklere varabilmektedir. Bu tür uygulamalarda verinin sürekli veri akışı formatında olduğu görülmektedir. Bu veri üzerindeki sorgulamalar, klasik veri tabanlarından farklı olarak, bildirim sorguları kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bildirim sorguları, sürekli veri akışı üzerinde filtreleme yapma olanağı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra sorgulardaki koşullara uygun verilerin, izlenebilmesi yeteneğini kazandırmaktadır. Sürekli veri akış formatında veri yapısı içeren sistemler, birim verinin gerçekleşen bir olay olarak değerlendirilebileceği, Olay-tabanlı Sistemler olarak değerlendirilebilir. Bu tür sistemlerde; iş süreçlerinin tetiklenmesini sağlayacak karmaşık olayların gerçek zamanlı tespit edilmesi, bir ihtiyaç haline gelmektedir. Bu araştırma kapsamında, bu eksikliğin giderilmesine yönelik Karmaşık Olay İzleme Altyapısı önerilmektedir. Önerilen altyapı, Olay-tabanlı Sistemlerdeki iş süreçlerinin başlatılma ön koşullarınını oluşturan, karmaşık olayların tespit edilmesini sağlamaktadır. Önerilen altyapının kullanılabilirliğini göstermek adına, tıklama verilerinin sürekli veri akışı formatında üretildiği e-ticaret web siteleri için bir prototip uygulama geliştirilmiştir. Prototip uygulama, ticaretin gerçekleştiği sahadan (e-ticaret ortamı) toplanan müşteri hareket verilerini sürekli olarak izlemektedir. Zaman damgası ile etiketlenmiş her bir tıklama verisi gerçekleşen bir olay verisidir. Belirli bir zaman aralığında gerçekleşen temel olayların bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık olaylar tespit edilerek, gerçekleşen ticari aktiviteler için uygun iş süreçlerinin çalıştırılması sağlanmaktadır. Geliştirilen uygulama, performans ve ölçeklenebilirlik açısından değerlendirilmiş, önerilen altyapının kullanılabilirliğini gösteren sonuçlar elde edilmiştir. |
| 10. | Bir telsiz duyarga ağı sınama ortamının MSP430G2553 ve nRF24L01+ tabanlı duyargalar ile geliştirilmesi Developing a wireless sensor network testbed using MSP430G2553 and nRF24L01+ based sensors Engin Masazade, Volkan Doğukan, Veysel Yaman Akgündoi: 10.5505/pajes.2016.67790 Sayfalar 208 - 214 Bir telsiz duyarga ağında (TDA) hedeflenen uygulamanın başarı ile gerçekleştirilmesinin yanı sıra, duyarga başına harcanan toplam enerji gibi sistem kaynaklarının etkili kullanılması gerekmektedir. İncelenen sahada farklı uygulamalar için çok sayıda duyargaya ihtiyaç duyulabileceğinden, tüm sistemin maliyet etkin olabilmesi için her bir duyarganın da düşük masrafla üretilmesi de önemlidir. Bu makalede, öncelikle özel yapılmış, az enerji tüketen ve maliyeti düşük olan, MSP430G2553 mikroişlemcisi ve nRf24l01+ haberleşme ünitesi tabanlı bir duyarganın geliştirilmesi amaçlanmıştır. Sonrasında geliştirilen bu duyargalar kullanılarak sade bir TDA sınama ortamı oluşturulmuş ve ışık kaynağının konum tespiti çalışması yapılmıştır. |
| 11. | Taksonomik çeşitlilik tabanlı protein altünite etkileşim tahmini Taxonomic diversity-based domain interaction prediction Erdem Türk, Barış Ethem Süzekdoi: 10.5505/pajes.2018.18828 Sayfalar 215 - 222 Protein altünite-altünite etkileşimlerinin (AAE) belirlenmesi, proteinlerin fonksiyonel ve yapısal rollerinin anlaşılmasında önemli bir adımdır. MirrorTree, etkileşen proteinlerin birlikte-evrimi prensibine dayanan, bir AAE tahmin yöntemidir. Ancak bu yöntem, AAE tahmin etmek için karşılaştırılan iki protein homolog kümesindeki taksonomik çeşitliliğe ve evrimsel açıklığa duyarlıdır. Bu çalışmada Taksonomik Çeşitliliğe Dayalı Protein Altünite Etkileşimi Tahmini (TAXDIP) olarak adlandırılan MirrorTree tabanlı yeni bir protein AAE tahmin yöntemi önermekteyiz. TAXDIP, iki protein homolog kümesini karşılaştırmadan önce, bunlarda daha yüksek düzeydeki taksonomik sıraların (ör. Tür yerine Aile) temsil edilmesini destekleyen bir örnekleme adımı ekleyerek, protein homolog kümeleri içindeki evrimsel kapsamın artmasını sağlar. TAXDIP öncelikle deneysel olarak doğrulanmış 6.514 pozitif (etkileşimli) altünite çiftini ve aynı sayıda, bilinen etkileşimleri olmayan, rastgele oluşturulmuş negatif (etkileşmeyen) altünite çiftini içeren bir küme kullanılarak değerlendirildi. TAXDIP bu kümede %71,0 duyarlılık ve %63,0 özgüllük elde etti. Daha sonra, TAXDIP'in performansının ME ve RDFF adlı AAE tahmin yöntemiyle karşılaştırılması için, 500 etkileşimli ve 500 etkileşmeyen altünite çiftini içeren, bir kıyaslama kümesi kullanıldı. TAXDIP RDFF’den daha iyi duyarlılık ve özgüllük gösterdi. TAXDIP’in duyarlılığı ME’den daha iyi olsa da, özgüllüğü ME’nin altında kaldı. Sonuç olarak, TAXDIP göstermiş olduğu performansla mevcut tahmin yöntemlerine uygun bir alternatiftir. Ayrıca, TAXDIP’in diğer tahmin yöntemleriyle örtüşen ve dahası onları tamamlayan doğru AAE tahminleri, onu birçok yöntemi bir araya getiren bir meta-AAE tahmin yönteminin parçası olma konusunda güçlü bir konuma getirmektedir. |
| 12. | Akıllı telefon ve giyilebilir cihazlarla aktivite tanıma: Klasik yaklaşımlar, Yeni çözümler Activity recognition using smartphones and wearable devices: Traditional approaches, New solutions Jemshit Iskanderov, Mehmet Amaç Güvensandoi: 10.5505/pajes.2018.84758 Sayfalar 223 - 239 Son yıllarda özellikle akıllı telefonların ve giyilebilir cihazların gelişmesiyle birlikte aktivite tanıma alanındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Aktiviteler temel olarak yürüme, koşma gibi basit aktiviteler ve yemek yeme, uyuma, diş fırçalama gibi karışık aktiviteler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu derleme çalışmasında aktivite tanıma konusu ile ilgili makaleler değerlendirilmiş ve aktivite tanımada kullanılan sensörler, aktivite çeşitleri, uygulama alanları, aktivite tanıma için kullanılan cihazlar, veri toplama işlemi, eğitim yöntemleri, sınıflandırma algoritmaları ve kaynak tüketimi konuları detaylı olarak incelenmiştir. Yapılmış çalışmaların mevcut durumu ortaya konmuş ve kullanılan farklı yöntemler karşılaştırılmıştır. Daha sonra açık veri setleri paylaşılmış ve literatürdeki derin öğrenme yöntemleri kullanan yenilikçi çözümlerden bahsedilmiştir. Son olarak, bu alanda hala açık olan noktalardan bahsedilmiş ve ilerde çalışma yapılabilecek konular önerilmiştir. |
| 13. | Üç Yazılım Firmasında Yazılım Süreç Değişimlerinin Gözlenen Etkileri: Endüstriyel Keşif Vaka Çalışması Observed Effects of Software Processes Change in Three Software Firms: Industrial Exploratory Case Study Murat Yılmazdoi: 10.5505/pajes.2018.03708 Sayfalar 240 - 246 Yazılım geliştirme süreçleri, gelişen yeni teknolojiler ve onun sağladığı imkanlar doğrultusunda sürekli iyileştirme gerektirir. Yazılım müşterilerinin pazarlanabilir fonksiyonlar içeren ürün talepleri üzerine kurgulanmış yeni nesil yazılım geliştirme modelleri ara ürün üretim hızını ve dolayısıyla ara sürüm sayısını arttırmayı hedeflemektedir. Bu ihtiyaçlar ışığında, yazılım şirketlerinin geliştirme süreçlerini müşteriden gelen istekleri karşılamak adına gözden geçirmeleri gerekmektedir. Ancak, daha da önemlisi, şirketler yazılım üretim hattındaki verimi düşürmemek için süreçlerini yenilikçi pratikler doğrultusunda değiştirmek zorunda kalmaktadırlar. Bu makalede, yazılım geliştiren üç şirketin yazılım geliştirme yöntemleri durum çalışması yöntemi ile detaylı olarak incelenerek, süreç değişimi aktiviteleri sistematik bir şekilde detaylandırılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında, üç firmanın da yazılım geliştirme yöntemlerindeki değişimler sorgulanarak edindikleri tecrübeler ve bu edinimlerin süreçler üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, yazılım ürün geliştirme başarısının sürecin iyi işletilmesini önemli bir oranda etkilediği, yazılım geliştiren takımların da edindikleri kazanımlar ışığında kendi süreçlerini tasarlamaya çalıştıkları gözlenmiştir. |