| 1. | Kapak, İçindekiler Cover, Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - VI |
| 2. | Taguchi yöntemi ve Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği kullanılarak tasarlanan levhalı ısı değiştiricilerin performanslarının karşılaştırılması Performance comparison of plate heat exchangers designed using Taguchi method and Computational Fluid Dynamics Murat Ünverdi, Hasan Küçükdoi: 10.5505/pajes.2018.35493 Sayfalar 373 - 386 Bu çalışmada Taguchi yöntemi ve Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği kullanılarak tasarlanan, havadan havaya, küçük kapasiteli (50-200 m3/h) bir ısı geri kazanım cihazındaki, çapraz akışlı levhalı ısı değiştiricilerin ısıl ve hidrolik performansları karşılaştırılmıştır. Akış etkenliği ve duyulur ısıl etkenliği yüksek olacak şekilde tasarlanan levhalı ısı değiştiricilerin; alt kanal sayısı, kanal yüksekliği, ortalama hava akış hızı ve levha malzemesi değişkenleri belirlenmiştir. Akış etken ve ısıl etken levhalı ısı değiştiricilerde, değişkenler ve değişkenlerin ikinci dereceden etkileşimlerinin dahil edildiği akış etkenliği ve geri kazanılan ısıl güç için denklemler çoklu regresyon analizi ile türetilmiştir. 3-boyutlu levhalı ısı değiştiricilerin farklı hacimsel debilerdeki performansları, sonlu hacimler tabanlı ANSYS/Fluent kullanılarak karşılaştırılmıştır. Levhalı ısı değiştirici tasarımında en etkili değişkenlerin; kanal yüksekliği ve ortalama hava akış hızı olduğu belirlenmiştir. Isıl etken modelde, ortalama %50 daha fazla ısının geri kazanıldığı ve ısıl etkenliğin ortalama %35 daha yüksek olduğu; akış etken modelde ise ortalama 2.5 kat daha az basınç düşümü ve akış etkenliğinin ortalama %10 daha yüksek olduğu görülmüştür. Geri kazanılan ısıl güç ve akış etkenliği birlikte değerlendirildiğinde her iki model için en uygun ortalama akış hızlarının 1.5-2 m/s (~90÷~110 m3/h) aralığında olduğu belirlenmiştir. |
| 3. | Nemli nesnelerin zorlanmış taşınım ile hava jeti çarpmalı kurutulmasının incelenmesi Investigation of air jet impingement drying with forced convection of moist things Koray KARABULUT, Doğan Engin ALNAKdoi: 10.5505/pajes.2018.83479 Sayfalar 387 - 395 Bu çalışmada, tam ve düz yarı dairesel olmak üzere iki farklı nemli nesne geometrisinin hava jeti ile kurutulmasının ısı transferi artışı ve nem miktarındaki azalışı üzerindeki etkisi sayısal olarak incelenmiştir. Jet kurutması, nemli nesneden sabit bir jet uzaklığında konumlandırılmış, laminer ve iki boyutludur. Tüm durumlarda, nemli nesnenin çapı, nemli nesneden olan jet uzaklığı ve jet giriş yüksekliği sabit alınmıştır. Farklı jet hızları için nesnelerin etrafındaki akım çizgileri ve eş sıcaklık eğrileri görselleştirilmiştir. Korunum denklemlerini çözmek için sonlu hacim yöntemi olan ANSYS Fluent 17.0 bilgisayar programı kullanılmıştır. Hesaplamalar, Re=100, 200 ve 300 olarak farklı Reynolds sayıları için gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın, literatürde var olan sayısal ve deneysel çalışmayla iyi bir uyum içinde olduğu bulunmuştur. Sonuçlar, tam dairesel nemli nesnenin düz yarı dairesel nemli nesneden daha iyi ısı ve nem transferi performansına sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca, Reynolds sayısının artışının ısı ve nem transferi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Yerel olarak, jet kurutmanın nesnelerin ön taraflarındaki durma noktasına yakın daha etkili oldukları bulunmuştur. |
| 4. | Atık Hayvansal Yağ Kökenli Biyomotorin Yakıtların Ortak-Hat Direkt Püskürtmeli Bir Diesel Motorda Kullanımının İncelenmesi: Performans ve Yanma Karakteristikleri Investigation of Waste Animal Fat Based Biodiesel Fuels’ Usage in a Common Rail Direct Injection Diesel Engine: Performance and Combustion Characteristics Hüseyin Şanlıdoi: 10.5505/pajes.2018.54715 Sayfalar 396 - 402 Bu çalışmada, yüksek serbest yağ asidi içeriğine sahip atık tavuk yağı ve atık deri yağından biyomotorin yakıtları üretilmiş ve ortak-hat direkt püskürtmeli bir diesel motorda 2000 d/d sabit motor devrinde ve beş farklı motor yükünde (50, 75, 100, 125 ve 150 Nm) test edilmişlerdir. Biyomotorinlerin motor performans ve yanma karakteristikleri üzerindeki etkileri referans yakıt olan petrol türevi diesel yakıtı (motorin) ile karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Motorine kıyasla; biyomotorin yakıtların fren özgül yakıt tüketimleri daha yüksek, termik verimleri ise daha düşük olmuştur. Performans karakteristikleri arasındaki farklar motor yükü ile daha belirgin bir hal almıştır. Pilot püskürtmede motorin ile tüm motor yüklerinde daha yüksek basınç değerlerine ulaşılırken, 125 ve 150 Nm yük şartlarında ana püskürtmede biyomotorinler ile daha yüksek basınçlar elde edilmiştir. Silindir içi basıncı ve ısı yayılım oranları arasındaki en kritik fark 125 Nm’de görülmüştür. Tutuşma gecikmesi süreleri motor yükü ile farklılıklar göstermiş; fakat tüm yakıtlar için genellikle motor yükü ile birlikte artmıştır. Biyomotorin yakıtların yanma süreleri birbirlerine yakınken, tüm motor yüklerinde motorinin yanma süresi daha uzun olmuştur. |
| 5. | Ankastre Ev Tipi Fırınlarda Fırın Kapağının Enerji Tüketimi ve Enerji Seviyesine Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi Experimental Investigation of The Effect of Front Cover on Energy Consumption and Energy Level in Built-In House Oven Özge Altun, Şule Yıldız, Tuba Anıkdoi: 10.5505/pajes.2018.23922 Sayfalar 403 - 409 Günümüzde, enerji ihtiyacındaki artış ve enerji kaynaklarındaki azalmalar, araştırmacıları enerji seviyeleri yüksek, enerji tüketim değerleri düşük cihazların geliştirilmesine yönlendirmiştir. Özellikle yaygın olarak kullanılan elektrikli ev aletlerinde enerji seviyelerinin yükseltilmesi, enerji tüketim değerlerini düşürmede büyük rol oynamaktadır. Bu çalışmada, fırın ön camının iç yüzeyine alüminyum tabaka uygulaması yapılarak ankastre ev fırınlarının enerji seviyelerinin yükseltilmesi amaçlanmıştır. Çalışma esnasında, fırın ön camı alüminyum tabaka ile kaplanmış ve tabakaya bir pencere açılarak deneyler gerçekleştirilmiştir. Oda sıcaklığında gerçekleştirilen deneyler sonrasında, elde edilen fırın merkez sıcaklığı, istenilen sıcaklığa ulaşma süresi, fırın çalışma fonksiyonu, deneylerde kullanılan hipor tuğlanın deney süresince ağırlığındaki azalma değerleri kullanılarak yapılan hesaplamalarda fırın enerji seviyesi belirlenmiştir. Analizler sonucunda, tabakanın kullanıldığı durumlarda fırın gerekli sıcaklığa ulaştığı zaman enerjinin, A seviyesinin en yüksek değerlerine ulaştığı ve bir üst seviye olan A+ seviyesine yaklaştığı görülmektedir. |
| 6. | Parabolik Güneş Kolektörlü Organik Rankine Çevriminin Enerji ve Ekserji Analizi Energy And Exergy Analysis of Organic Rankine Cycle with Parabolic Solar Collectors Serpil Çelik, Ahmet Kabuldoi: 10.5505/pajes.2018.70707 Sayfalar 410 - 416 Günümüzde hızlı nüfus artışı ve sanayileşme ile birlikte enerji ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Bu enerji ihtiyacının büyük kısmı petrol ve kömür gibi fosil kaynaklardan karşılanmaktadır. Hem artan enerji ihtiyacını karşılamak hem de fosil kaynakların zararlarını azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi artmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi gelecek için en önemli alternatif enerji kaynaklarının başında gelmektedir. Bu çalışmada, Isparta ilinde kurulması düşünülen parabolik güneş kolektörlü Organik Rankine Çevriminin (ORC) modellemesi ve sistemin termodinamik analizi yapılmıştır. Kojenerasyon sisteminin birinci ve ikinci yasa analizleri yapılarak enerji ve ekserji verimleri hesaplanmıştır. Parabolik güneş kolektörleri yardımıyla toplanan ısı, ORC sisteminde mekanik güce dönüştürülerek evin elektrik ihtiyacı karşılanmıştır. Daha sonra sisteminin kondenser kısmından atılan ısı ise evin ısıtma ihtiyacını karşılamak için kullanılmıştır. Böylece fosil kaynakların çevreye verdiği zarar önlenmiş olunacak ve yakıt tasarrufu sağlanacaktır. |
| 7. | Dinamik test metodu ile bir güneş kollektörünün ısıl performansının belirlenmesi Determination of thermal performance of a solar collector by using dynamic test method Ahmet Yılancı, Öner Atalay, Günnur Koçar, Ahmet Eryaşardoi: 10.5505/pajes.2018.04453 Sayfalar 417 - 422 Güneş enerjisi bakımından zengin konumda bulunan Türkiye’de, sıvılı, örtülü, düzlemsel güneş kollektörleri uzun yıllardan beri evsel sıcak su temininde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, bu kollektörlerin üretim kolaylıkları yüzünden düşük ısıl verime sahip, son kullanıcının ihtiyacını karşılamaktan uzak ürünlerle de sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bunu önlemek amacıyla, güneş kollektörlerinin ısıl performans testlerinin yapılması gerekmektedir. Isıl performans testleri kararlı ve dinamik çalışma koşulları altında yapılmaktadır. Bu çalışmada, sıvılı (su), örtülü (cam) bir düzlemsel güneş kollektörünün ısıl performansı dinamik çalışma koşulları altında belirlenmiştir. Bu amaçla kollektörün ısıl denklemi oluşturulmuştur ve bir deney düzeneği kurulmuştur. Deneyler dört farklı giriş sıcaklıkları (25°C, 30°C, 45°C, 60°C) ve sabit kütlesel debi (0.037 kg/s) için dış ortam koşullarında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen yararlı ısı miktarları ve ölçüm değerleri kullanılarak Çoklu Lineer Regresyon (ÇLR) ile denklemdeki sabitler çözülmüştür. Deneysel çalışma ve ısıl denklem sonuçları büyük oranda benzer bir karakterizasyonun elde edildiğini gösternektedir. |
| 8. | Türkiye'de Nükleer Güç Santrallerine Karşı Halkın Tutumları Public Attitudes Toward Nuclear Power Plants In Turkey Hasan Ogul, Mehmet Onur Karaagacdoi: 10.5505/pajes.2018.97415 Sayfalar 423 - 429 Artan enerji ihtiyacından dolayı ülkelerin sahip oldukları enerji kaynaklarını sürdürülebilir gelişme için en iyi şekilde kullanmak zorundadırlar. Sürdürülebilir enerjiyi karşılamak için seçeneklerinden bir tanesi de nükleer güç santrallerin (NGS) kullanılmasıdır. Ancak, NGS’lerin inşa edilmesi ve faaliyete geçirilmesi ülkelerin politika yapıcılarına çözülmesi gereken büyük bir sorunu sunmaktadır: bu teknolojinin halk tarafından kabul edilebilirliği. Türkiye, NGS’leri kurmayı ve politikalarını bu yönde değiştirmeye karar veren ülkelerden bir tanesidir. Ülkenin ilk NGS'si halihazırda Mersin'de yapım aşamasındadır ve ikincisi ise Sinop ilinde kurulacaktır. Türkiye'nin farklı şehirlerinden 838 kişiye NGS'lerin halk tarafından kabul edilirliğini değerlendirmek için bir anket yapılmıştır. Katılımcılara anketler 2018 Ocak-Mart ayları arasında yüz-yüze görüşme esnasında yapılmıştır. NGS’leri destekleme ve karşı olma oranları sırasıyla 42.3% ve 31.1% olarak belirlenmiştir. %95 güven seviyesindeki hata payı ±%3.3 olarak bulunmuştur. Katılımcıların NGS konusundaki bilgilerinin ölçülmesi de bu anket amaçları arasındadır. Anket katılımcılarından, NGS'lere ilişkin temel bilgiye sahip olup olmadıklarını ifade etmeleri istenmiştir. Katılımcıların 72%'si NGS'lerin temel prensiplerini bildiğini belirtmiştir. Burada ki gerçek değerin ortaya çıkarılması için, NGS'lere ilişkin üç adet basit soru sorulmuştur ve tüm katılımcıların sadece 24.9%'u 2 ya da 3 soruyu doğru bir şekilde cevaplamıştır. Ayrıca, elde edilen sonuçlar daha önceki Türkiye ve diğer ülkeler için yapılmış çalışmalarla karşılaştırılmıştır. |
| 9. | Francis Tipi Su Türbini Çarkının Tersine Mühendislik ile Tasarımı için bir Yöntem Geliştirilmesi ve Uygulaması Development and Implementation of a Methodology for Reverse Engineering Design of Francis Turbine Runners Kutay Çelebioğlu, Alper Kaplandoi: 10.5505/pajes.2018.43959 Sayfalar 430 - 439 Francis tipi su türbinlerine ait çark kanatlarının yapısı oldukça karmaşıktır. Üç boyutlu profilleri ile gelen akışı yönlendirirler. Bu çalışmada, türbinlerin yeniden tasarımı için bir tersine mühendislik yöntemi geliştirilmiştir. Geleneksel tersine mühendislik yöntemi, hidrolik türbin temel çalışma prensipleri ve akışkanlar mekaniği temelleri ile birleştirilerek iki farklı kullanımda olan santralin türbin çarkına (iki farklı özgül hızı olan) uygulanmıştır. Yöntem, öncelikle bir santrale uygulanarak doğrulanmış, ardından diğer santralin türbin çarkının yeniden tasarımında kullanılmıştır. İkinci santralin türbin çarkının çalışmasındaki sorunların sebepleri yeni geliştirilen yöntem ile araştırılmış, ve çarkın rehabilitasyonu gerçekleştirilmiştir. Kapasitesinin %70’i verimle çalışan çark, tam kapasite çalışır hale gelmiştir. |
| 10. | Ultrasonik titreşimin tel çekme işlemine etkisi Effect of ultrasonic vibration on the process of wire drawing Onur Duman, Mustafa Kemal Külekcidoi: 10.5505/pajes.2018.25588 Sayfalar 440 - 443 Bu çalışmada tel çekme işleminde ultrasonik titreşimlerin kalıp ile tel arasındaki yağlamaya ve tel çekme kuvvetine etkileri araştırılmıştır. Yapılan çalışmada geleneksel tel çekme yöntemi ile ultrasonik etki kullanılarak tel çekme işleminde yağlama etkisi ve çekme kuvveti karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çekme kuvveti dinamometre ile ölçülmüştür. Tel çekme işleminde ultrasonik titreşimin yağlamaya olan etkisini belirlemede tel yüzeyine ait makro görüntüler karşılaştırılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Deneysel çalışmalardan elde edilen verilerle zamana bağlı kuvvet değişim grafiği oluşturularak geleneksel tel çekme ile ultrasonik titreşimli tel çekme arasındaki kuvvet farklılıkları ortaya konmuştur. Deney sonunda çapı düşürülen telden numune alınarak telin yüzey kalitesi mikroskopta incelenmiştir. Deney sonuçlarına göre ultrasonik titreşimli tel çekmede geleneksele göre çekme kuvvetinde %9 ile %15 arasında kuvvet azalması görülmüştür. Mikroskopta yapılan incelemelere göre tel yüzeyinin sabun alma kabiliyetinin ultrasonik etki ile arttığı görülmüştür. Bu nedenle ultrasonik titreşimle çekilen tel yüzeylerinin daha pürüzsüz olduğu tespit edilmiştir. |
| 11. | Polipropilen malzemeden üretilmiş plastik parçada federlerin deformasyon üzerindeki etkilerinin araştırılması Investigation of rib effects on deformation in plastic part made from polypropylene Abdulmecit Güldaş, Mehmet Altuğ, Farnoud Khakzaddoi: 10.5505/pajes.2018.52893 Sayfalar 444 - 453 Bu çalışmada, federlerin plastik parçanın deformasyonuna etkileri incelenmiştir. Bu bağlamda, feder parametresi olarak feder kalınlığı, feder yüksekliği, federin açısı ve federlerin dip kısmındaki yarıçapı olmak üzere dört farklı feder parametresi belirlenmiştir. Plastik parçanın mekanik özeliklerini analiz edebilmek 5 farklı yükseklik, 5 farklı kalınlık, 5 farklı yarıçap ve 3 farklı feder açısı belirlenerek tasarım yapılmıştır. Plastik parçanın belirlenen parametrelere göre mukavemeti Ansys yazılımı ile analiz yapılarak tespit edilmiştir. Bu çalışmaya göre, feder yüksekliğinin artması deformasyon oranını yaklaşık %49 azaltmaktadır. Ayrıca, feder kalınlığı ise deformasyon miktarını %44 oranında azalttığı tespit edilmiştir. |
| 12. | Gelişigüzel doğal lif takviyeli kompozitlerin elastiklik modülü tahmin yöntemleri: Sonlu elemanlar analizi ve analitik modeller Young’s Modulus estimation techniques for the randomly oriented natural fiber reinforced composites: Finite Element Analysis and Analytical Models Mehmet Safa Bodur, Mustafa Bakkaldoi: 10.5505/pajes.2019.88864 Sayfalar 454 - 461 Çalışmada sentetik lif takviyeli kompozitlere alternatif olarak düşünülen doğal lif takviyeli kompozitlerinelastisitemodülü tahmin yöntemleri incelenmiştir. Yöntem olarak sonlu elemanlar analizi ve sentetik lif takviyeli kompozitler için kullanılan matematiksel modellerin uygunlukları araştırılmıştır. Çalışma boyunca ele alınan kompozitlerhacimce farklı oranlarda gelişigüzel pamuk lifi takviyeli olup çekme test sonuçları deneysel olarak bulunmuştur. Deneysel veriler sonlu elemanlar yöntemi ve mevcut analitik modeller kullanılarak elde edilen veriler ile kıyaslanmıştır. Özellikle düşük lif takviyeli kompozit numunelerde analitik modellerden elde edilen veriler deneysel verilere yaklaşık olarak %2-4 arasında yaklaşmıştır. Diğer yandan sonlu elemanlar yöntemiyle yapılan analizlerde ise yüksek şekil değiştirme oranlarına doğru gidildikçe deneysel sonuçlarla aradaki farkın açıldığı gözlenmiştir. Çalışma neticesinde en uygunanalitik modeller bulunmuş ve bu tarz kompozitler için önerilmiştir. Ayrıca sonlu elemanlar yöntemiyle kompozitlerin davranışları taklit edilebilmiş ve deneysel değerler ile yakın (%17-23) sonuçlar ortaya çıkarılmıştır. |
| 13. | Kaynaklı birleştirmelerin yorulmaya karşı tasarımında birim şekil değiştirme enerji yoğunluğu uygulamalarının güncel incelemesi State of the art review of the application of strain energy density in design against fatigue of welded joints Özler Karakaş, Nail Tüzündoi: 10.5505/pajes.2018.87120 Sayfalar 462 - 467 Mekanik bileşenlerin yorulmaya karşı tasarımları ani ve beklenmedik yorulma hasarlarını önlemek için hayati önem taşır. Kaynaklı bağlantıların ısı sebebiyle değişen malzeme özellikleri ve kaynak dikişlerinin geometrisinden kaynaklanan karmaşık doğası sebebiyle, yorulmaya karşı tasarlanmaları çok daha zorlu bir görev haline gelmiştir. Yıllar içinde yorulma ile ilgili parametreleri hassas ve efektif şekilde belirleyebilecek yöntemler geliştirilmiştir. Bu makalede, birim şekil değiştirme enerji yoğunluğu yaklaşımlarına ve onların yorulma incelemelerinde kullanımlarına dayanan çalışmaların güncel bir literatür incelemesi sunulmuştur. Teorik bir temelin verilmesi ile birlikte, bu makalenin ana odağı birim şekil değiştirme enerji yoğunluğu yaklaşımlarının uygulamalarını vurgulamaktır. Bu amacı yerine getirmek için, birim şekil değiştirme enerji yoğunluğu ile ilgili çeşitli konulara sahip makaleler incelenmiştir. |
| 14. | Toplu Taşıma Çizgesi: Etkin Seyahat Planlaması İçin Toplu Taşıma Ağının Çizge Teorisi Tabanlı Bir Modeli Public Transportation Graph: A Graph Theoretical Model of Public Transportation Network for Efficient Trip Planning Faruk Serin, Suleyman Metedoi: 10.5505/pajes.2018.56873 Sayfalar 468 - 472 Geleneksel çizgelerin sunumu ve kullanımı, toplu taşımada etkin ve hızlı bir yönlendirme çözümü için oldukça önemlidir. Ancak, geleneksel çizge yaklaşımı, ön ve/veya son işlem olmaksızın yolcuların toplam seyahat süresi, asgari transfer sayısı, toplam seyahat mesafesi gibi isteklerini dikkate alamamaktadır. Dahası, geleneksel çizgelerde araçlar temsil edilememektedir. Bu çalışmada, farklı çizge türleri incelendikten sonra, toplu taşıma çizgesi olarak isimlendirilen yeni bir çizge önerilmiştir. Önerilen çizge etkin bir seyahat planlaması için toplu taşıma sistemini modellemekte ve mesafe, bekleme süresi, seyahat süresi, kendi kendine ulaşım ile transfer sayısını aynı anda göz önünde bulundurabilmektedir. Bu sayede ön ve son işlem olmaksızın yolcu istekleri karşılanabilmektedir. Ayrıca, önerilen çizgede araçlar da göz önünde bulundurulmuş ve gösterilmiştir. |
| 15. | Bir GSM operatörü için elektrik kesintisi durumunda ekip planlanma Team planning under an electricity failure for a GSM operator Fadime Üney yüksektepe, Kübra Çakır, Nur Yılmaz, Meltem Bayrakdoi: 10.5505/pajes.2018.22804 Sayfalar 473 - 480 Tüm telekomünikasyon operatörleri için baz istasyonları önemli bir yer teşkil etmektedir. Verimli çalışan baz istasyonları gelir kaybının önüne geçmekte olup şirkete prestij kazandırmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’nin önde gelen GSM operatörlerinden birinin elektrik kesintisi durumunda taşınabilir jenaratörlerin baz istasyonlarına dağıtımının planlaması ile ilgilenmektedir. Mersin’in belirli bir bölgesinde sık sık meydana gelen elektrik kesintileri müşteri şikayetlerinin yanı sıra firma için gelir kaybına neden olmaktadır. Elektrik kesintisi yaşandıktan sonra, o baz istasyonu için akü devreye girmektedir. Fakat akünün ömrü fazla uzun değildir ve bazen kesinti süresince yeterli olmamaktadır. Akü bittikten sonra baz istasyonunun çalışabilmesi için sabit jeneratörün devreye girmesi beklenmektedir. Öte yandan, sabit jeneratörlerin maliyetleri yüksek olduğundan her baz istasyonu bu jeneratöre sahip değildir. Bu nedenle firma sınırlı sayıdaki taşınabilir jeneratörleri kullanarak duruma müdahale etmeye çalışmaktadır. Bölge operasyon takımları, elektrik kesintisi olduğunda kesintiden etkilenen baz istasyonlarına akünün bitmesinden önce taşınabilir jeneratörleri ulaştırmalı ve kurulumu yapmalıdır. Ele alınan problem, taşınabilir jeneratörleri elektrik kesintinin olduğu baz istasyonlarına dağıtımının çizelgelenmesidir. Bu çalışmada önerilen problemi etkin bir şekilde çözmek için ‘Bileşik Dağıtım Kuralı’ adı verilen çizelgeleme algoritması uygulanmıştır. Bölge operasyon ekibi için en uygun planı gösteren bir Excel tabanlı karar destek sistemi geliştirilmiştir. Kesinti ne zaman yaşanırsa, gerekli bilgiler Excel'e girildikten sonra, şirket uzmanları tarafından her takım için dağıtım çizelgesi kolaylıkla elde edilebilecektir. |
| 16. | Tamamen Belirsiz Kaynak Kısıtlı Proje Çizelgeleme Problemi için Proje Yöneticisinin Riske Karşı Tutumunu Dikkate Alan Aralık Programlama Tabanlı Bir Yaklaşım An Interval Programming Based Approach for fully uncertain Resource-Constrained Project Scheduling Problem Considering Project Manager’s Attitude toward Risk Kemal Subulandoi: 10.5505/pajes.2019.10734 Sayfalar 481 - 497 Son yıllarda, belirsizlik altında kaynak kısıtlı proje çizelgeleme problemlerinin modellenmesi ve çözümüne, giderek artan bir ilgi olduğu görülmektedir. Gerçek hayat uygulamalarının birçoğunda, proje yöneticileri, aktivite süreleri, kaynak kapasiteleri, aktivitelerin kaynak gereksinimleri ve en erken/en geç bitiş zamanlarının kesin ve net bir şekilde belirlenememesinden ötürü, birçok belirsizlik ile karşı karşıya kalmaktadır. Tüm bu parametrelerin belirsizlik içerdiği ortamlarda, aktivitelerin başlangıç veya bitiş zamanları olarak tanımlanan karar değişkenleri de kesin ve net bir şekilde belirlenememekte olup belirsizlik içerecektir. Bu araştırma motivasyonu ile bu çalışmada, aralık programlama tabanlı bir yaklaşım önerilerek, tamamen belirsiz ortamlarda problemin çözümü gerçekleştirilmiştir. Daha ayrıntılı olarak, probleme ait klasik kesikli zamanlı ikili tamsayılı programlama modeli, aralık sayılar ile ifade edilen parametre ve karar değişkenleri kullanılarak genişletilmiştir. Daha sonra, tamamen belirsiz kaynak kısıtlı proje çizelgeleme problemine ait matematiksel formülasyon, aralık programlama, aralık sıralama ve aralık aritmetik operasyonlar yardımıyla, belirlilik altındaki klasik eşdeğer forma dönüştürülmüştür. Önerilen yaklaşımda, aralık aritmetik operasyonlar, proje yöneticisinden elde edilen ek bilgiler yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu sayede, proje yöneticilerinin riske karşı tutumları dikkate alınabilmekte ve riskten bağımsız, kabul edilebilir çözümler elde edilebilmektedir. Son olarak, önerilen yaklaşımın geçerliliğinin ve uygulanabilirliğinin test edilebilmesi için, bir petrol rafinerisindeki sıvılaştırılmış doğal gaz tankına ait inşaat projesine yer verilmiştir. Elde edilen sonuçlar göstermektedir ki, önerilen yaklaşım ile proje yöneticisinin riske karşı tutumu doğrultusunda, uygulanabilir ve bilgi etkin çözümler üretilebilmektedir. |
| 17. | Hidroelektrik Santralların En Kritik Elektriksel Ekipman Gruplarının Bakım Stratejilerinin Optimizasyonu için Matematiksel Bir Model Önerisi A Mathematical Model Proposal for Maintenance Strategies Optimization of the Most Critical Electrical Equipment Groups of Hydroelectric Power Plants Evrencan Özcan, Tuğba Danışan, Tamer Erendoi: 10.5505/pajes.2018.38455 Sayfalar 498 - 506 Bakım, üretim tesislerinin kesintisiz, kalite düzeyi yüksek, ekonomik, verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim yapması olarak tanımlanan sürdürülebilirlik hedefine üst düzeyde katkı sağlayan bir prosestir. Bu önemli prosesin en önemli aşamalarının başında bakım planlaması gelmektedir ve bu fazın ilk ve vazgeçilmez aşaması ise bakım strateji seçimidir. Bakım proseslerinin üretim duruşu, malzeme, zaman ve iş gücü gereksinimi nedeniyle önemli maliyetler doğurması düşünüldüğünde, özellikle kritik ekipmanlara uygun bakım stratejilerinin atanması, üretim tesisinin gereksiz maliyetlerden kaçınması açısından büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, ekipmanın arızasız çalışma süresinin artırılması ile güvenilir ve kalite düzeyi yüksek üretimin gerçekleştirilmesine sağladığı katkı ile de bakım strateji optimizasyonu, üretim tesislerinde sürdürülebilir üretim hedefine direkt olarak etki etmektedir. Bunların yanı sıra, sürekli üretim tesisleri grubunda yer alan elektrik üretim santrallarında, enerjinin toplum üzerindeki etkileri de düşünüldüğünde bu problem çok daha önemli bir hal almaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, Türkiye enerji üretiminin %20’sini gerçekleştiren hidroelektrik santrallardan büyük ölçekli bir tanesinde, en problemli ekipman grubu olan elektriksel ekipmanlar arasından santral açısından en kritik olanlar AHP-TOPSIS kombinasyonu ile belirlenmiştir. Ardından, bu ekipman grupları için tamir, periyodik, kestirimci ve revizyon bakım stratejilerinden en uygun kombinasyon önerilen tam sayılı programlama modeli ile elde edilmiştir. Bu kombinasyonun kullanımı ile üretim duruşları ve bunların beraberinde getirdiği maliyetlerde %80 oranında bir iyileşme sağlanmıştır. |
| 18. | Nikel kaplama prosesinde verimli olarak kullanılan nikel oranının yanıt yüzey yöntemi ile eniyilenmesi Optimizing the efficiently used nickel ratio in nickel plating process by using response surface methodology Aslan Deniz Karaoğlan, Ayşe Meriçdoi: 10.5505/pajes.2018.67864 Sayfalar 507 - 512 Nikel krom kaplama süreçlerinin önemli maliyet parametrelerinden biri olan nikelin verimli kullanımı rekabet için zorunludur. Bu çalışmada, metal üzerine nikel-krom kaplama yapan bir üreticinin nikel banyolarının verimliliğini arttırmak amacıyla, proses parametreleri eniyilenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, deney tasarımı ve eniyileme tekniklerinden biri olan yanıt yüzey yönteminden (YYY) yararlanılmıştır. Nikel banyolarında; iş parçasının yüzeyine yapışan nikel oranı maksimize edilirken; süreci etkileyen faktörler olarak, sıcaklık, nikel sülfat (NiSO4) oranı, nikel klorür (NiCl2) oranı, borik asit (H3BO3) oranı, pH ve parlatıcı oranı seçilmiştir. Çalışmanın sonunda, banyolardaki verimli kullanılan nikel oranı %80’den %95’e çıkarılmıştır. |
| 19. | Et taşıma sürecinde karşılaşılan kas iskelet sistemi rahatsızlığı risklerinin incelenmesi Investigation of musculoskeletal disorder risks in the meat transporting process Pınar Deryaoğlu, Hilal Atıcı Ulusu, Tülin Gündüzdoi: 10.5505/pajes.2019.64624 Sayfalar 513 - 518 İşyerlerinde çalışanların zorlanması ve çeşitli ergonomik risklere maruz kalması sonucunda kas iskelet sistemi rahatsızlıkları (KİSR) görülmektedir. Bu rahatsızlıklar vücudun özellikle sırt, bel, bacak, kol, boyun, bilek gibi bölgelerini etkilemektedir. Bu nedenle kişinin çalışma ortamında yıpranmasını azaltmak ve yeteneklerinden daha etkin bir şekilde yararlanmak amacıyla ergonomik risk değerlendirme uygulamaları yapılmaktadır. Bu çalışmada işle ilgili KİSR ele alınmış, literatürdeki mevcut ergonomik risk değerlendirme yöntemlerinden bahsedilmiş ve bir perakende kuruluşundaki et taşıma sürecinde işe bağlı KİSR değerlendirilmiştir. Hollanda Kas İskelet Sistemi Anketi ile çalışanların iş hakkındaki görüşleri alınmış ve ergonomik riskler açısından değerlendirilmiştir. Uygulama aşamasında tüm vücut değerlendirme yöntemlerinden olan OWAS, QEC ve ManTRA yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemlerle et taşıma sürecinde ergonomik risk değerlendirmesi yapılmış ve tespit edilen ergonomik risklere ilişkin çözüm önerileri geliştirilmiştir. |