| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - V |
| 2. | Elektronik tekstillerde iletken mürekkep uygulamaları Conductive ink applications on electronic textiles İbrahim Üner, Banu Hatice Gürcümdoi: 10.5505/pajes.2019.55890 Sayfalar 794 - 804 Bu araştırmanın amacı elektronik tekstil uygulamalarında kullanılan baskı yöntemlerinin incelenmesi ve bu baskı yöntemlerinde kullanılan farklı özelliklere sahip iletken mürekkeplerin işlem şartlarının, avantaj ve dezavantajlarının incelenmesidir. Araştırmada, iletken mürekkepler ile ilgili bir kavramsal çerçeve oluşturularak elektronik tekstiller alanında kullanımı ve önemi literatür açısından incelenmiştir. Çalışmada, gümüş içerikli iletken mürekkeplerin esnek malzemeler üzerine basılmasıyla, radyo frekansı tanımlama, elektromiyografi ve çeşitli sensör tasarımlarının yapıldığı görülmüştür. Serigrafi ve inkjet baskı teknikleri en çok kullanılan baskı teknikleri olarak değerlendirilmiştir. |
| 3. | Tekstil Endüstrisi İçin Geri Dönüşüm ve Önemi Recycling and Importance for Textile Industry Merve Türemen, Aslı Demir, Esen Özdoğandoi: 10.5505/pajes.2018.97253 Sayfalar 805 - 809 Tekstil geçmişten günümüze kadar insanoğlunun üç temel ihtiyaçlarından biri olarak bilinmektedir. Tekstil ürünlerinin tüketimi, günümüzde modanın hızla gelişimi ve nüfus artışıyla birlikte artmıştır. Tekstil ürün ve işlemlerinde kaynakların korunması, atık sahaların azaltılma ihtiyacı, atık maliyeti ve üretim için ucuz hammadde ihtiyacı gibi zorlayıcı nedenlerle geri dönüşüm tüm dünyada giderek öneme sahiptir. Geri dönüşüm ile birlikte sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan dünyaya önemli katkılar sağlanabilecektir. Birçok ülke bu konuda önlemler alarak endüstriyel bazda çalışmalarını hızlandırmıştır. Ülkemizde tekstil, önde gelen endüstriyel sektörlerden biri olması ve tekstil materyallerinin % 95’ten daha fazlasının geri dönüştürülebilme, değerlendirilebilme imkânı olması nedeniyle oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada tekstilde geri dönüşüm konusunda genel bir değerlendirme yapılmıştır. |
| 4. | Tekstil Üretim Süreçleri Açısından Endüstri 4.0 Kavramı Concept of Industry 4.0 in Textile Manufacturing Processes İlhami İlhandoi: 10.5505/pajes.2018.69851 Sayfalar 810 - 823 Bu çalışmanın amacı; insan uygarlığının eriştiği bilimsel ve teknolojik birikimin bir sonucu olarak gündeme gelen ve son zamanlarda sıklıkla tartışılmaya başlanan Endüstri 4.0 (4. Sanayi Devrimi) kavramını irdelemek ve tekstil üretim süreçlerine yapacağı olası etkileri tartışarak farkındalık yaratmaktır. Bunun için ilk olarak Endüstri 4.0 kavramının tarihsel gelişimi, bileşenleri ve temel özellikleri üzerinde durulmuş, insan yaşamına ve üretim süreçlerine yapması beklenen etkiler değerlendirilmiştir. Ardından, tekstil üretim süreçlerinde Endüstri 4.0 açısından mevcut durum ortaya konulmuş, tekstil endüstrisinde gözlenen geleceğe dönük eğilimler tartışılmıştır. Sonuç olarak; Endüstri 4.0 kavramının, tüm diğer endüstri dallarında olduğu gibi tekstil sektöründe de tüm paydaşlarca dikkatle takip edilmesi, anlaşılması ve uyum çalışmalarına bir an önce başlanması gereken bir olgu olduğu kanısına varılmıştır. |
| 5. | Keçi boynuzu, tarçın ve zencefil tozu içeren püskürtmeli kurutucuda kurutulmuş süt tozlarının ve aglomeratlarının fiziksel karakterizasyonu Physical characterization of spray-dried milk powders and their agglomerates with the addition of carob, cinnamon, and ginger powders Hira Yüksel, Gülşah Çalışkan Koç, Safiye Nur Dirimdoi: 10.5505/pajes.2019.56798 Sayfalar 824 - 833 Bu çalışmanın amacı; farklı miktarlarda keçi boynuzu (CP), tarçın (CNP) ve zencefil (GP) tozu katkısının ve akışkan yatak aglomerasyon işleminin süt tozlarının nem, su aktivitesi ve toz özellikleri, toz verimi ve kurutma ve aglomerasyon işlemlerinin enerji tüketimi üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Farklı konsantrasyonlarda (%1-8 ağırlıkça) CP, CNP ve GP doğrudan tam yağlı inek sütüne ilave edilmiş ve 30 dk süre ile karıştırılarak kaba filtre kağıdından süzülmüştür. Elde edilen filtrat 160/80°C hava giriş/çıkış sıcaklığında pilot ölçekli püskürtmeli kurutucuda kurutulmuştur. Toz ürün verimi CP içeren süt tozlarında (MPCP) % 55.57-67.07, CNP içeren süt tozlarında (MPCNP) % 45.48-61.04 ve GP içeren süt tozlarında (MPGP) ise % 42.42-46.93 arasında değişmiştir. Aromaların ilavesi, kuruma süresi ve enerji tüketimini azaltmıştır (p<0.05). Aglomerasyon işlemi 1.8 m/s, ve 80 °C’de 15 dk süre ile gerçekleştirilmiştir. Bu işlem süresince, su (1: 0.1 ağırlık: ağırlık, su: toz) bağlayıcı olarak toz ürünlere ilave edilmiştir. Aglomeratların nem içeriği (%3.45-4.60, yaş bazlı) ve su aktivitesi değerleri (0.171-0.257) süt tozlarına kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Toz ürünlerin çözünürlük süreleri ilave edilen aroma maddesine bağlı olarak azalmıştır. Yüksek yığın (200-259 kg/m3) ve sıkıştırılmış yığın (339-400 kg/m3) yoğunluğu değerleri MPGP’den elde edilmiştir. Aglomerasyon işlemi, süt tozlarının akabilirlik özelliklerini; yığın ve sıkıştırılmış yığın yoğunluğu. değerlerini arttırmıştır. Süt tozlarının uzun çözünürlük süreleri (194-244.5 s) uygulanan aglomerasyon işlemiyle 10-50 s’ye düşürülmüştür. |
| 6. | Geleneksel et ürünlerindeki laktik asit bakterilerinin antibiyotik direnç profili Antibiotic resistance profile of lactic acid bacteria from traditional meat products Zerrin Erginkaya, İbrahim Yalanca, Emel Ünal Turhandoi: 10.5505/pajes.2018.34466 Sayfalar 834 - 838 Bu çalışmanın amacı bazı geleneksel et ürünlerinden laktik asit bakterilerini izole etmek ve bu izolatların antibiyotik dirençliliklerini belirlemektir. Çalışmada sucuk ve pastırma örneklerinden Lactobacillus spp., Pediococcus spp., Leuconostoc spp. ve Enterococcus spp. olmak üzere toplam 41 adet laktik asit bakterisi izole edilmiştir. İzolatların antibiyotik dirençlilikleri Kirby-Bauer Disk Difüzyon yöntemi kullanılarak saptanmıştır. Sucuk ve pastırma örneklerinden elde edilen laktik asit bakterisi izolatlarının tamamı vankomisin ve siprofloksasine dirençli bulunurken, kloramfenikol, eritromisin ve ampisiline karşı duyarlı bulunmuşlardır. Laktik asit bakterisi izolatlarının bazılarında ayrıca rifampisin, tetrasiklin, ve gentamisin direnci de saptanmıştır. Sucuk ve pastırma örneklerinde farklı direnç profillerinin gözlenmesi geleneksel et ürünlerindeki antibiyotik dirençliliği ile ilgili sistematik bir çalışma yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. |
| 7. | Sağlıklı Et Ürünleri Geliştirme Stratejileri The Strategies Of Developing Healthy Meat Products Orhan Özünlü, Haluk Ergezer, Ramazan Gökçedoi: 10.5505/pajes.2018.35219 Sayfalar 839 - 845 Et ve et ürünlerinin bileşiminde bulunan doymuş yağ asidi, kolesterol, tuz, nitrit gibi maddelerin fazla miktarda tüketimiyle insanlarda bazı sağlık sorunları (kardiyovasküler rahatsızlıklar ve bazı kanser türleri) ortaya çıkabilmektedir. Bu yüzden et ve et ürünleri tüketiciler tarafından zaman zaman sağlıksız ürün olarak algılanmaktadır. Bu algıyı ortadan kaldırabilmek için hem bilim insanları hem de et endüstrisinde çalışanlar et ürünlerini daha sağlıklı hale getirebilmek amacıyla çeşitli stratejiler ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu derlemede sağlıklı et ürünlerini geliştirme stratejileri canlı hayvanlardaki uygulamalar (beslenme yönetimi, genetik stratejiler) ve et ürünlerindeki uygulamalar (sodyum miktarını azaltmak, nitrit miktarını azaltmak, kolesterol miktarını azaltmak, yağ asitleri profilinde değişiklik yapmak, probiyotik ve prebiyotik ilave etmek, diyet lifi ile zenginleştirme, vitamin, mineral ve antioksidanlarla zenginleştirme) olmak üzere iki ana grup altında incelenmeye çalışılmıştır. |
| 8. | Gıda Sanayiinde Kullanılan Uçucu Yağların Mikroenkapsülasyon Uygulamaları Microencapsulation Applications of Essential Oils Used in Food Industry Sevi Bosnalı, Özgül Özdestan Ocakdoi: 10.5505/pajes.2018.45336 Sayfalar 846 - 853 Aromatik, esans veya eteri yağlar olarak da adlandırılan uçucu yağlar, bitkilerden elde edilen güçlü kokulu yağa benzer sıvılardır. Son yıllarda tüketicilerin doğal ürünlere artan talebi doğrultusunda uçucu yağlar, sentetik katkı maddeleri yerine doğal, çevre dostu ve birçok anlamda faydası olan alternatif bir seçenektir. İçerdikleri uçucu bileşenlerin kolayca çevre koşullarından etkilenerek kaybolması mikroenkapsülasyon teknolojisi ile çözüm bulmuştur. Mikroenkapsülasyon uçucu yağlara bir kalkan oluşturarak stabilitesinin korunması, raf ömrünün artması, kontrollü salınımının sağlanması, tat ve kokunun maskelenmesi, taşınma kolaylığı, besinsel kaybının azaltılması gibi birçok avantaj sağlamaktadır. Püskürtmeli kurutucu, koaservasyon, ekstrüzyon, akışkan yatakta kaplama, süperkritik akışkan yöntemi gibi çeşitli tekniklerle uygulanan mikroenkapsülasyon gıda sanayii başta olmak üzere tekstil, eczacılık, kimya, yem, veterinerlik, biyoteknoloji, tıp gibi birçok alanda kullanımı yaygındır. Bu derleme, uçucu yağların önemini belirtirken mikroenkapsülasyon sayesinde kazanılan artılara dikkat çekerek mikrokapsüllerin hazırlanma tekniklerini ve kaplama materyallerinin seçimini, gıda sanayiindeki uygulamaları gözler önüne sererek açıklamaktadır. |
| 9. | Gıda Sistemlerinde Etil Laurol Arjinat’ın Antimikrobiyal Aktivitesi, Etki Mekanizması ve Kullanım Potansiyeli Antimicrobial Activity, Mechanism of Effect and Usage Potential of Ethyl Lauroyl Arginate in Food Systems Bahar Demircan, Özgül Özdestan Ocakdoi: 10.5505/pajes.2018.54765 Sayfalar 854 - 863 Etil laurol arjinat (LAE), yeni gıda katkı maddeleri arasında en güçlü antimikrobiyal maddelerden biri olarak kabul edilen katyonik bir yüzey aktif maddedir. Ayrıca, insan vücudunda doğal bileşenlere hızla metabolize olduğundan toksik olmayan bir katkı maddesi olarak sınıflandırılmış ve gıdalarda kullanımına belirli sınırlamalar getirilerek izin verilmiştir. Antimikrobiyal gıda koruyucu olarak etil laurol arjinat (LAE) kullanımı sırasıyla Gıda ve İlaç Dairesi ve Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı tarafından onaylanmıştır. Bu nedenle, son yıllarda, bu bileşiğin gıda sistemlerine uygulanmasına odaklanılmıştır. LAE, esterleşme ve yoğuşma adımları ile sentezlenen stabil bir bileşiktir. Ayrıca küf, maya, gram-pozitif ve gram-negatif bakteriler dahil olmak üzere çok çeşitli mikroorganizmalara karşı güçlü antimikrobiyal aktivitesi bulunmaktadır. Katyonik bir yüzey aktif madde olan LAE’nin antimikrobiyal etkisindeki ana hedef hücre zarıdır. LAE'nin antimikrobiyal bir ajan olarak gıdalardaki potansiyel kullanımı geniş bir ürün çeşitliliğini kapsayabilmektedir. Bu bağlamda, ambalajlanmış gıda ürünlerinin güvenliğini ve kalitesini arttırmak amacı ile geliştirilen antimikrobiyal ambalajlama sistemlerinde LAE'nin uygulanması ile ilgili olarak çeşitli çalışmalar yapılmış ve sonucunda ise bu maddenin birçok sistem üzerinde etkili bir antimikrobiyal olarak kullanılabileceği belirtilmiştir. Son yıllarda, LAE'yi bir gıda koruyucu olarak kullanmak için gıdaya doğrudan ekleme, gıda yüzeyine uygulama veya gıda ambalajına dahil edilme gibi çeşitli stratejiler önerilmiştir. Çoğu uygulama tek başına LAE kullanımına ilişkin olmasına rağmen, gıda ürününün raf ömrünü daha da arttırmak için LAE ve diğer koruma yöntemleri arasında bazı kombinasyonlar da kullanılmıştır. |
| 10. | Betalain ekstraktlarının gıdalarda kullanım olanakları Usage of betalain extracts in food Vasfiye Hazal Özyurt, Hazal Saralı, Semih Ötleşdoi: 10.5505/pajes.2019.03592 Sayfalar 864 - 870 Gıda sanayinin gelişmesiyle, gıdaların işleme, depolama ve satışa sunum aşamalarında çevresel etkenlerden dolayı renk kaybı meydana gelmektedir. Renk kaybı tüketicilerin ürün alımında en önemli unsurlardan birisidir. Bu durum, üreticileri renk kaybını önlemek için doğal veya sentetik renklendirici kullanımına yönlendirmektedir. Sanayinin gelişmesi ve sağlık sorunlarının artması ile tüketicilerin ilgisi doğal ürünlere kaymış ve doğal ürünlere artan ilgi sonucunda da üreticiler doğal renklendirici kullanımına yönelmiştir. Betalain, çiçeklerde, meyvelerde ve Caryophyllales familyasına ait bitkilerde bulunan doğal bir renklendiricidir. Antioksidan, antiproliferatif, antikanser ve antilipidemik etkileri ile sağlığı desteklemektedir. Böylece betalainin doğal renklendirici olarak kullanımı günümüzde ilgi çeken konular arasına girmektedir. Bu derlemede, betalainin moleküler ve kimyasal yapısı, stabilitesini etkilyen faktörler, betalain ekstraksiyonu, ekstraktların gıdalarda kulanımı ve sağlık üzerine etkileri ile ilgili bilgi verilmesi amaçlanmıştır. |
| 11. | Ozonlama ile çeşitli model tekstil boyalarından KOİ ve TOK giderimi: Box-Behnken yaklaşımı Removal of COD and TOC from various model textile dyes by ozonation: Box-Behnken approach Musa Büyükadadoi: 10.5505/pajes.2018.38247 Sayfalar 871 - 877 Bu çalışmada bir ileri oksidasyon süreci olan ozonlama kullanılarak çeşitli sentetik atık sularından KOİ ve TOK giderimleri incelenmiştir. Deneylerin planlanmasında bir tür cevap yüzey metodu olan Box Behnken tasarımından (BBT) yararlanılmıştır. İşletme parametreleri olarak ozon dozu (OD, mg/L), reaksiyon süresi (RS, dk) ve başlangıç boya konsantrasyonu (BBK, mg/L) belirlenmiştir. %90’ın üzerinde KOİ ve %80’in üzerinde TOK giderimi, ozonlamanın sentetik atık suların arıtımında etkili bir süreç tipi olduğunu göstermiştir. Son olarak çoklu doğrusal olmayan regresyon (ÇDOR) ile modelleme, ilaveten optimizasyon ile validasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Türetilen ÇDOR modellerinin yanıt değişkenlerini tahmin edebilme gücü %99 olarak belirlenmiştir. 24 mg/L OD, 40 dk RS ve 10 mg/L BBK şartları BBT-optimize işletme şartları olarak belirlenmiştir. Bu şartlarda tüm sentetik atık sulardan yaklaşık %95 KOİ ve %85 TOK giderimi öngörülmüştür. Optimize şartlardaki validasyon deneylerinde elde edilen sonuçlar bu tahminsel değerleri doğrulamıştır. Tahminsel ve deneysel sonuçlar arasındaki büyük uyum BBT’nin optimizasyondaki doğruluğunu ve başarısını ortaya koymuştur. |
| 12. | Tarımsal Atık Üzerine Malahit Yeşili Adsorpsiyonunda Denge ve Kinetik Verilerin İncelenmesi Investigation Of Equilibrium And Kinetic Data In Agricultural Waste With Malachite Green Adsorption Çiğdem SARICI ÖZDEMİRdoi: 10.5505/pajes.2019.81059 Sayfalar 878 - 883 Bu çalışmada yer fıstığı kabuğu üzerine malahit yeşili adsorpsiyonunda denge ve kinetik verilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Yer fıstığının yüzey özelliklerinin belirlenmesi amacı ile XRD, SEMve FTIR analizleri gerçekleştirilmiştir. Başlangıç malahit yeşili konsantrasyonu, adsorbent miktarı ve sıcaklığın adsorpsiyon verimi üzerine etkileri incelenmiştir. Langmuir izoterm modeli ve yalancı ikinci mertebe kinetik modelin yer fıstığı kabuğu üzerine malahit yeşili adsorpsiyonunun açıklanmasında en uygun modeller olduğu belirlenmiştir. Tarımsal atık ile malahit yeşili adsorpsiyonunda maksimum adsorplama kapasitesi 41.494 mg/g olarak bulunmuştur. |
| 13. | Bor Minerallerinin Su Bazlı Sondaj Çamurunun Reolojik ve Filtrasyon Özellikleri Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi: Deneysel Çalışma Investigation of the Effects on Rheological and Filtration Properties of Water-Based Drilling Mud of Boron Minerals: An Experimental Study Abdullah Özkan, Behlül Merve Kaplandoi: 10.5505/pajes.2019.89990 Sayfalar 884 - 888 Bu çalışmanın amacı, bor minerallerinin su bazlı sondaj çamurunun reolojik ve filtrasyon özellikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla, su bazlı sondaj çamuru hazırlanarak içerisine 45 μm partikül boyutuna sahip boraks (Na2B4O7.10H2O), 75 μm partikül boyutuna sahip üleksit (NaCaB5O9.8H2O) ve 100 μm partikül boyutuna sahip kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) farklı oranlarda (1-5 % w/v) eklenmiştir. Boraks, üleksit ve kolemanitin karekterizasyonu X-ışınları floresans spektrometresi (XRF) ile yapılmıştır. Bor türevleri içeren su bazlı sondaj çamurunun görünür viskozite, plastik viskozite, kopma noktası ve jel mukavemeti gibi reolojik özellikleri FANN viskozimetresi ile belirlenmiştir. Filtrasyon özellikleri, API Filter Presi kullanılarak incelenmiştir. Tüm ölçümler, Amerikan Petrol Enstitüsü (API) standartlarına göre gerçekleştirilmiştir. Boraks, üleksit ve kolemanit minerallerinin ayrı ayrı eklenmesi (% 1-5 w/v) ile hazırlanan sondaj çamurlarının reolojik ve filtrasyon özellikleri kendi içlerinde, daha sonra birbirleri ile ve son olarak ta katkısız su bazlı sondaj çamuru ile karşılaştırılmıştır. Bor minerallerinin sondaj çamurunun reolojik özelliklerine olumlu yönde katkı sağladığı tespit edilmiştir. Boraks ve kolemanitin, üleksite oranla daha iyi bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Katkısız su bazlı sondaj çamuruna kıyasla, çamura bor mineralleri eklenmesinin çamurun filtrasyon kaybı ve kek kalınlığını attırdığı görülse de sonuçların referans değer aralığında olduğu tespit edilmiştir. |
| 14. | Kuru kayısılardaki kükürt miktarının serum oksidatif stres parametleri üzerine etkisi Effect of sulfur amount in dry apricot on serum oxidative stress parameters Önder Otlu, Tuğba Raika Kıran, Ercan Karabulut, Aysun Bay Karabulutdoi: 10.5505/pajes.2019.49035 Sayfalar 889 - 892 Kayısı, ticari olarak dünyanın birçok yerinde yetiştirilebilen önemli meyvelerden birisidir. Kayısılar güneşte veya depolanma süresini uzatmak amacıyla kükürtle muamele edilerek kurutulmaktadır. Birçok Avrupa ülkesi ve ülkemizde kuru kayısı bulunması gereken kükürt miktarı 2000ppm'dir ve bu miktarın aşağı çekilme ihtimali vardır. Çalışmanın amacı, yüksek ve düşük kükürt içerikli kayısılarla beslenmenin serum oksidatif stres parametreleri üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Toplamda 84 adet Wistar albino rat, gün kurusu kayısı ve farklı miktarda kükürt içeren kuru kayısıların kullanıldığı yemlerle 12 hafta boyunca beslendi. Ratların serum Total antioksidan seviye, Total oksidan seviye, Malondialdehit ve Glutatyon seviyeleri ölçüldü. En yüksek total antioksidan seviye gün kurusu kayısı ile beslenen grupta, en düşük total antioksidan seviye ise 3000ppm grubunda gözlemlenmiştir. Malondialdehit seviyelerinde sadece 1000ppm grubunda, Glutatyon seviyelerinde ise 1000ppm, 2000ppm ve 3000ppm gruplarında anlamlı artışlar görülmüştür. |
| 15. | CI2 gazı ile doyurulmuş HCI çözeltilerinde altın hurdalarından altının liçing kinetiği The leaching kinetics of gold from gold scraps in CI2-saturated HCl solutions Dilara Tokkan, Bünyamin Dönmez, Osman Nuri Atadoi: 10.5505/pajes.2018.39259 Sayfalar 893 - 898 Altın içeren hurdalardan altının liçingi üzerine kinetiği ortaya koyan modeli açıklamak için, reaksiyon sıcaklığı, asit konsantrasyonu, katı-sıvı oranı, karıştırma hızı ve partikül boyutunun etkileri araştırılmıştır. Cl2 ile doyurulmuş HCI çözeltilerindeki altın liç kinetiğinin incelenmesinde, ortamda meydana gelen Cl atomları, altın hurdaları ile Cl2 moleküllerine göre daha hızlı reaksiyon vermektedir. Bu reaksiyon, çözünme reaksiyonu ile eşzamanlı olarak gerçekleşir ve yerinde oluşturulan klor olarak isim alır. Yöntemin, üretilen klorun depolanması gibi bazı dezavantajları da yoktur. Liçing hızının, artan reaksiyon sıcaklığı, karıştırma hızı ve asit konsantrasyonunu ile artarken; katı-sıvı oranı ve partikül boyutunun artmasıyla azaldığı belirlenmiştir. Katı-sıvı sistemleri için büzülen nüve modellerini kullanan deneysel veriler analiz edilerek, altın içeren hurdalardaki altının liçinginin kimyasal kontrollü olduğu gözlenmiştir. Keza; çözünmenin kimyasal reaksiyon ile kontrol edilen liçing hızı, hız sabiti ve partikül boyutu arasındaki ilişki ile de desteklenmiştir. Liçing prosesinin aktivasyon enerjisi Statistica Paket Programı kullanılarak 34.40 kJ/mol olarak tespit edilmiştir. |
| 16. | 2,3-dimetoksifenilboronik asit molekülünün konformasyon ve FTIR analizi Conformational and FTIR analyses of 2,3-dimethoxyphenylboronic acid Duygu Bilgedoi: 10.5505/pajes.2018.70431 Sayfalar 899 - 903 2,3-dimetoksifenil boronik asit molekülünün (2,3-dmpba; C6H3(OCH3)2B(OH)2) konformasyonel yapısı ve hidroksil (OH) gerilmeleri titreşimi üzerindeki çözücü etkisi Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve yoğunluk fonksiyonel teorisi (YFT) ile birlikte hem deneysel hem de teorik olarak araştırılmıştır. Hesaplamalar polarize süreklilik modeli (PCM) kullanılarak on sekiz farklı organik çözücüde ve bileşiğin dört konformasyonel izomeri üzerinde odaklanmıştır. Titreşim analizleri için skalanmış kuantum mekanik model (SQM) kullanılmıştır. Ele alınan molekülün en kararlı konformasyonel izomeri çözücü etkisinden bağımsızdır. SQM metodu titreşim frekansları üzerindeki çözücü etkisini belirlemede oldukça başarılıdır. Bu çalışmadan elde edilen deneysel ve teorik tüm bulgular fenil boronik asit türevlerinin yapısal karakteristiklerini anlamada faydalı olacaktır. |
| 17. | Doğrudan metil alkol oksidasyonu için polioksometalat/karbon nitrit nanotüp nanokompozitinin uygulanması Application of polyoxometalate/carbon nitride nanotubes nanocomposite for directly methanol oxidation Mehmet Lütfi Yoladoi: 10.5505/pajes.2018.48865 Sayfalar 904 - 906 Grafit karbon nitrit (g-C3N4) karbon bazlı nanomateryaller arasında kararlı karbon allotropudur. Π bazlı polimer sisteminde elektron lokalizasyonu olmayan C − N bağlarından oluşur. Polioksometalatlar (POMs) redoks-aktif maddelerdir ve doğrudan metanol oksidasyonu ve enerji depolama için hayati bir potansiyele sahiptir. POM'lar, yüksek değerli metaller ve anyonik metal oksitler içerdikleri için ilgi görmektedir.Bu çalışmada, Polioksometalat/ karbon nitrit nanotüp (C3N4 NTs) sentezlenmiş ve yakıt hücresi için uygulanmıştır. Öncelikle, hazırlanan nanokompozitin yapısı geçirgen elektron mikroskopu (TEM), x-ışınları fotoelektron spektroskopisi (XPS) ve taramalı elektron mikroskopu (SEM) kullanılarak incelenmiştir. Daha sonra bu nanokompozit modifiyeli elektrot kullanılarak elektrokimyasal ölçümler gerçekleştirilmiştir. POM-C3N4 NTs/GCE ve C3N4 NTs/GCE elektrotların elektrokimyasal aktif yüzeyleri sırasıyla 0.511 cm2 ve 0.169 cm2 olarak bulunmuştur. Hazırlanan nankompozit metil alkole karşı aktif bir katalitik etki göstermiştir. |
| 18. | Karbondioksit yakalama uygulamaları için silika aerojeller üzerine derleme A review on silica aerogels for CO2 capture applications Bora Yay, Nilay Gizlidoi: 10.5505/pajes.2018.35651 Sayfalar 907 - 913 Son yıllarda, başta CO2 olmak üzere sera gazları olarak bilinen CH4, N2O, O3, CFC türü gazlar; yanma, endüstriyel emisyon veya anaeorobik bozunma gibi faaliyetlerle atmosfere salınmakta, yüksek ısı tutma kapasiteleri nedeniyle de yeryüzü sıcaklığının artmasına ve küresel iklim değişikliklerine neden olmaktadırlar. Dünya ülkelerinin CO2 salınımının azaltılması konularını öncelikli hedefleri olarak belirlemesiyle birlikte, bu konudaki gerek politik gerekse bilimsel çalışmalar büyük bir hız kazanmıştır Küresel karbon salınımlarının azaltılması için geliştirilen yöntemler; karbon yakalama ve depolama (carbon capture and storage) CCS teknolojileri olarak anılmaktadır. Bu yöntemler; yakma öncesi, yakma sonrası ve yakıtı oksitlendirme olmak üzere üç ana başlık altında toplanabilir. Adsorpsiyon, fiziksel ve/veya kimyasal absorpsiyon, membran ve kriyojenik (cryogenic) ayırma yöntemleri en yaygın kullanılan yanma sonrası CCS yaklaşımlarının başında gelmektedir. Gözenekli malzemeler de yanma sonrası akımlardan CO2’in fiziksel adsorpsiyon ile tutulmasında kullanılmaktadır. Ancak bu sistemlerin gerek seçimlilik gerekse döngüsel kullanım açısından zafiyetleri olduğu da bilinmektedir. Bu nedenle gözenekli malzemelerin CO2 ilgisi yüksek aminli gruplar ile modifiye edilmesi son yıllarda üzerinde çalışılan bir konu olmuştur. Hazırlanan bu derleme ile silika aerojellerin karbon tutma uygulamalarına yönelik güncel bilimsel çalışmalar taranmıştır. Derleme, silika arojellerin hazırlanması ve modifiye edilmesi, CO2 tutma başarımlarına yönelik yapılmış literatür çalışmaları ve gelecek uygulamaları olmak üzere başlıca üç kısımdan oluşmuştur. Sonuç olarak amin modifiye silika aerojellerin sahip oldukları üstün özelliklerle yanma sonrası süreçleri için ümit vaat eden malzemeler olduğu sonucuna varılmıştır. |