E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 26 (3)
Cilt: 26  Sayı: 3 - 2020
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - VI

2. 
Investigation of the factors contributing to truck driver’s involvement in an injury accident
Ibrahim Khalil Umar, Samir Bashir
doi: 10.5505/pajes.2019.65391  Sayfalar 402 - 408

3. 
Kordon Bazlı Trafik Tıkanıklık Fiyatlandırılmasına Örnek Bir Uygulama: Erzurum, Cumhuriyet Caddesi
A Sample Scheme of Cordon-Based Congestion Charge: Erzurum, Cumhuriyet Street
Muhammed Yasin Çodur, Harun Coşkun
doi: 10.5505/pajes.2019.21284  Sayfalar 409 - 418
Trafik tıkanıklığı probleminin hat safhaya ulaştığı büyük şehirlerde, yerel yönetimler bu soruna karşı çeşitli çözüm yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu yöntemler içerisinde en etkili çözüm trafik tıkanıklık fiyatlandırmasıdır. Londra, Stockholm ve Milano şehirlerinin yerel yönetimleri tıkanıklık fiyatlandırması yöntemini başarı ile uygulamışlardır. Bu çalışma kapsamında, Erzurum Cumhuriyet Caddesinde yaşanan bu problem için daha önceden uygulanmamış bir yöntem olan tıkanıklık fiyatlandırması çözümü incelenmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan modele ve yapılan anket çalışmalarına göre, Cumhuriyet Caddesi'nde belirlenen kordon güzergâhında teorik olarak tıkanıklık fiyatlandırması hesaplanmıştır. Modelleme çalışmasında otomobil sahipliği, yolculuk süresi, yakıt tüketimi ve salınım maliyetleri kullanılmıştır. Sonuç olarak; kent merkezindeki trafik tıkanıklığının azalacağı ve fiyatlandırma uygulaması ile de önemli bir maddi gelir elde edileceği öngörülmektedir.

4. 
Silindirle sıkıştırılmış beton karışımlarının tasarım yöntemleri ve yapılan çalışmalar
Review of research on designing methods and properties of roller compacted concrete mixtures
Ali Mardani-Aghabaglou, Sultan Husein Bayqra, Süleyman Özen, Muhammet Gökhan Altun, Zia Ahmad Faqiri, Kambiz Ramyar
doi: 10.5505/pajes.2019.93530  Sayfalar 419 - 431
Geleneksel betonlara oranla hızlı üretimi, düşük maliyeti ve dayanıklılığının iyi olması silindirle sıkıştırılmış betonların (SSB) son zamanlarda dünyada yaygın olarak tercih edilmesine neden olmuştur. Söz konusu SSB, fabrikalar, petrol istasyonları, hava limanları, çeşitli endüstriyel zeminler, yollar ve barajlar gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Normal betona kıyasla çok farklı üretim tekniğine sahip SSB’lerin karışım oranları çeşitli tasarım yöntemlerine göre belirlenmekte ve en çok tercih edilen yöntem olarak maksimum yoğunluk yöntemi dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, SSB’lerin tasarım yöntemlerinden genel olarak bahsedilerek, maksimum yoğunluk yöntemi detaylı olarak açıklanmıştır. Ayrıca maksimum yoğunluk yöntemi ile tasarlanan SSB’ler ile ilgili çalışmalar özetlenerek bundan sonra yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

5. 
Uzay kafes çatı sistemlerinin artan düşey yükler altında sünekliğinin araştırılması
On the investigation of providing space truss roofs with ductility until failure under monotonically increasing vertical loads
Cüneyt Vatansever, Haluk Emre Alçiçek
doi: 10.5505/pajes.2019.92155  Sayfalar 432 - 439
Bu çalışmada uzay kafes çatı sistemlerinin çeşitli yük birikme senaryoları altındaki doğrusal olmayan davranışı, çubuk eleman başlangıç kusurları ve çubuk eleman narinlikleri de dikkate alınarak incelenmiştir. MERO düğüm noktasına sahip iki adet örnek uzay kafes çatı sistemi OpenSEES yazılımı üç boyutlu olarak modellenerek analizler gerçekleştirilmiştir. Bulonlar, somunlar ve düğüm noktası kürelerinden oluşan her bir çubuk elemanın davranışı tekil çubuklar üzerinde tanımlanarak genel sisteme aktarılmıştır. Her bir çubuk elemanın eksenel yük-yerdeğiştirme davranışları çevrimsel tekrarlı yükler altında analizler gerçekleştirilerek elde edilmiştir. Genel sistem analizleri çatının tamamında, yarısında ve dörtte birinde yağmur suyu veya kar yükü yığılmalarını yansıtacak şekilde belirlenen yükleme altında gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda uzay kafes çatı sistemlerinin yük yığılmalarına karşı çok hassas oldukları ve lokal bölgelerde oluşan yük yığılmalarının sistemin taşıma kapasitesini düşürdüğü görülmüştür. Bunun yanında, en ekonomik kesitlerle boyutlandırılan sistemde göçme basınç çubuklarının burkulması ile gevrek bir şekilde meydana gelmiştir. Ayrıca, çalışma kapsamında başlangıç kusurlarının çubuk elemanların basınç kapasitelerini düşürdüğü görülmüştür.

6. 
Doğrusal Sismik İzolasyon Parametrelerinin Karga Arama Algoritması ile Optimizasyonu
Optimization of Linear Seismic Isolation Parameters via Crow Search Algorithm
Ali Erdem Çerçevik, Özgür Avşar
doi: 10.5505/pajes.2019.93636  Sayfalar 440 - 447
Bu çalışmada, karga arama algoritması (CSA) kullanılarak sismik izolatörlü bir yapının izolasyon parametrelerinin optimizasyonu yapılmıştır. Bir kayma çerçevesi modeli ele alınarak tabanına izolasyon sistemi yerleştirilmiştir. Amaç, izolatör deplasman limitlerinin aşılmadan en düşük tepe ivmesini veren izolasyon sisteminin belirlenmesidir. Optimizasyon işlemleri için Matlab programı, yapısal analiz için ise SAP2000 programı kullanılmıştır. İki programın ortak çalışması için açık uygulama-programlama arayüzünden (OAPI) yararlanılmıştır. Yapısal analizler zaman tanım alanında yakın ve uzak saha etkilerine sahip gerçek deprem kayıtları kullanılarak yapılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan sismik izolatörlü yapının gerçekleştirilen doğrusal analizleri sonucunda izolatör deplasmanları sınırlandırılarak optimum izolatör periyodu ve sönüm oranı belirlenmiştir. Analizler farklı izolatör deplasman limitleri ve sönüm oranı aralıkları için yapılmıştır. Farklı deplasman limitleri ve sönüm oranı aralıklarında belirlenen optimum sonuçlar, deplasman üst limitine ulaşılarak elde edilmiştir. Yüksek sönüm oranının kat ivmelerinde artışa neden olması nedeniyle optimum izolasyon parametreleri genellikle en büyük sönüm oranı değerinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, en düşük kat ivme değerlerinin elde edilmesi için optimum izolasyon sistem parametrelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Kullanılan karga arama algoritması ile elde edilen optimum izolatör parametreleri benzer bir çalışmanın sonuçları ile kıyaslanarak geçerlilikleri ortaya konmuştur.

7. 
Geomateryallerin Böhme Aşındırma Deney Cihazı Kullanılarak Üç Boyutlu Görüntülenmesi
Three-Dimensional Visualization of Geomaterials using Böhme Abrasion Apparatus
Okan Önal
doi: 10.5505/pajes.2019.02679  Sayfalar 448 - 454
Heterojen özellik taşıyan geomateryallerin iç yapılarının görüntülenmesi, numunelerin mekanik özelliklerinin değerlendirilmesinde araştırmacıya yeni bir bakış açısı sağlamaktadır. İç yapının tahribatsız görüntülenmesi için farklı metotlar kullanılmaktadır. Fakat bu metotlar birçok araştırmacı için pahalı ve ulaşılmaz bir durumdadır. İç yapıların incelenmesi için bir diğer yöntem ise tahribatlı kesme ve dilimleme yöntemidir. Bu yöntemde doğrudan kesitlere ulaşılmasına rağmen detaylı bir üç boyutlu görselleştirme için yeterli sayıda örnekleme yapmak mümkün olamamaktadır. İç yapının daha iyi değerlendirilebilmesi için seri dilimleme yönteminden daha başarılı bir yönteme ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla, bu çalışmada seçilmiş bir geomateryalin Böhme aşındırma deney cihazı kullanılarak dilimleme ile elde edilemeyecek sıklıkta kesit görüntüsü sayısallaştırılmış ve detaylı bir üç boyutlu görselleştirme gerçekleştirmek için MATLAB teknik programlama dili kullanılmıştır. Bu şekilde örneğin iç yapısındaki öğeler ayrıştırılmış ve ayrı ayrı görüntülenmiştir. Tekniğin ülkemizdeki araştırmacıların kullanımına sunulması ve yaygınlaşması amacıyla aşındırma görselleri ve MATLAB kodları makale ekinde sunulmuştur.

8. 
Geniş başlıklı savağın membasındaki türbülanslı akımın deneysel olarak incelenmesi
Experimental investigation of turbulent flow upstream of the broad-crested weir
Elif Deniz Atlas, Mehmet Anil Kizilaslan, Ender Demirel
doi: 10.5505/pajes.2019.09225  Sayfalar 455 - 461
Geniş başlıklı savaklar sulama kanallarında ve akarsularda akımı düzenlemek ve debiyi ölçmek amacıyla yaygın olarak kullanılan su yapılarıdır. Bu çalışmada, bir deney kanalına yerleştirilen ön yüzü köşeli geniş başlıklı savağın membasındaki farklı istasyonlarda Akustik Doppler Hızölçer ile ölçümler yapılarak akım yapısı araştırılmıştır. Hız ve türbülans gerilmelerinin derinlikle değişimleri incelendiğinde savaktan uzak istasyonlarda tam gelişmiş akım için logaritmik hız dağılımları görülürken, savağa yakın bölgelerde çevrinti etkilerinin akım yapısını önemli miktarda değiştirdiği gözlenmiştir. Yüksek çözünürlükteki fotoğraflar sayısallaştırılarak farklı debiler için savak üzerinden geçen akıma ait su yüzü profilleri elde edilmiştir. Deneysel olarak elde edilen debi-derinlik ilişkileri ile Hall’un teorik sonuçları karşılaştırıldığında, sınır tabaka etkilerinin kuvvet yasasına göre hesaplandığı debi denkleminin hassasiyetinin düşük debilerde azaldığı görülmüştür.

9. 
Hava akışlı elektrokoagülasyon reaktörü ile yeraltı sularından arsenik (V) giderimine işletme parametrelerinin etkisi
Arsenate Removal from Groundwater by Air-injected EC with Al Ball Anodes: Effects of operational parameters
Ayşegül Yağmur Gören, Mehmet Salim Öncel, Mehmet Kobya
doi: 10.5505/pajes.2019.74152  Sayfalar 462 - 467
Bu çalışmada hava akışlı elektrokoagülasyon (HA-EK) reaktörü kullanılarak yeraltı sularından arsenik (V) giderimi çalışılmıştır. Arsenik (V) giderimi üzerine, uygulana akım (0,075-0,3 A), başlangıç pH sı (5,5-8,5), hava akış debisi (0-6 L/dakika), Al bilye elektrot boyutu (5-10 mm) ve EK reaktöründe elektrot yüksekliği (2-8 cm) gibi işletme parametrelerinin etkisi incelenmiştir. Arsenik giderimi veriminde artan akım yoğunluğu, hava debisi ve elektrot yüksekliği ile birlikte ciddi bir artış gözlenmiştir. Ancak, arsenik giderim verimi artan Al bilye boyutu ile birlikte azalmıştır. Optimum şartlarda (pH: 7,5, akım yoğunluğu: 0,3 A, Al bilye boyutu: 7,5 mm, elektrot yüksekliği: 5cm, hava akış debisi: 6 L/dakika) en yüksek arsenik giderim verimi %98,68, en düşük işletme maliyeti 0.609 $/m3 ve en düşük enerji tüketimi 3,7694 kWh/m3 olarak hesaplanmıştır.

10. 
Sulamada nitratla kirlenmiş yeraltısuyu kullanımının modellenmesi
Modeling irrigation with nitrate contaminated groundwater
Güray Hatipoğlu, Zöhre Kurt
doi: 10.5505/pajes.2019.38963  Sayfalar 468 - 480
Tarım alanlarının altında bulunan nitratla kirlenmiş yeraltısuyunu temizlemenin ekonomik yarar amaçlı alternatif bir yolu pompala ve gübrele yöntemidir. Pompala ve gübrele yöntemi hem yeraltısuyunu kirlilikten arındırırken hem de nitrat, pestisit gibi gereksinimleri azaltabilir. Buna ragmen bugüne kadar bu prosesin değişik iklim ve toprak koşullarında ne düzeyde etkili olduğunu dair bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu tekniği arazide uygulayabilmek için öncesinde bir fizibilite çalışması gerekmektedir. Bu nedenle HYDRUS 1D ile doymamış bölgelerde 1 hektar mısır tarlasına karşılık gelecek yeraltısuyu modelleri yaparak Türkiye’de yaygın olan toprak tiplerinin hidrolojik özelliklerini derleyip Eskişehir, Adana, Şanlıurfa ve Düzce benzeri iklimlerde, pompala ve gübrele yöntemi için en çok gelecek vadeden koşulları bulduk. Çalışmamız bu teknolojinin Şanlıurfa benzeri çok daha kuru ve sıcak iklimlerde 50 mg/L nitrat değerinde bile oldukça karlı olduğunu ortaya koydu. Bu teknikle birlikte bu iklimde 1 hektar tarlada 97 kg N/yıl telafi edilebileceği görüldü. Aynı zamanda fluvisol ve vertisol toprak tiplerinde nitrat sızıntısı en düşükken, cambisol tipi topraklarda nitrojen kullanım verimi bütün iklimler için en yüksek düzeyde bulundu. Düzce gibi oldukça nemli ve soğuk iklimler için ise, bu yöntemin düşük azot kullanım verimleri ve yüksek nitrat sızıntıları nedeniyle uygun olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak görece kuru iklimler ve geçirgen topraklar pompala ve gübrele yöntemi için uygun bulundu.

11. 
Avrupa Birliği üye ülkeler ve aday olan Türkiye’nin atık indikatörlerine göre kümelenmesinde optimum küme sayısının Silhouette indeksi ile belirlenmesi
The determination of optimal cluster number by Silhouette index at clustering of the European Union member countries and candidate Turkey by waste indicators
Tuğba Söküt Açar, Nilgün Ayman Öz
doi: 10.5505/pajes.2019.49932  Sayfalar 481 - 487
Bu çalışma Avrupa Birliği üye ülkeleri ve aday olan Türkiye’nin çevresel atık göstergeleri açısından kümelenme yapısını tanımlamayı ve Türkiye ile aynı kümede sınıflandırılan diğer üye ülkeleri belirlemeyi amaçlamaktadır. 28 üye ülkenin ve Türkiye'nin toplam 8 çevresel atık göstergesine göre kümelenmesinin belirlenmesinde hiyerarşik ve hiyerarşik olmayan kümelenme yöntemleri kullanılmıştır. En iyi kümeleme metodu ve optimum küme sayısını belirlemek için küme geçerlilik indeksi olan Silhouette indeksi kullanılmıştır. Hiyerarşik ve hiyerarşik olmayan yöntemler kullanılarak elde edilen küme analizi sonuçları göstermiştir ki, AB üye ülkeleri ve Türkiye çevresel atık göstergelerine göre altı kümeden oluşmaktadır. Ortalama Silhouette indeksi göstermiştir ki, K-ortalamalar yöntemi Ward yöntemine göre daha geçerli sonuç vermiştir. K-ortalamalar yöntemi ile elde edilen Silhouette indeksine göre Türkiye; Polonya, Macaristan ve Letonya gibi AB ülkelerinin% 50'si ile aynı kümede sınıflandırmıştır.

12. 
Sızıntı suyu membran konsantre akımının yönetiminde en uygun metodun analitik hiyerarşi prosesi ile belirlenmesi
Determination of optimal method for management of leachate membrane concentrate by analytical hierarchy process
Nevim GENÇ, ELIF DURNA
doi: 10.5505/pajes.2019.42800  Sayfalar 488 - 495
Bu çalışmada membran biyoreaktör (MBR) sonrası membran prosesler (ultrafiltrasyon+nanofiltrasyon) ile arıtımı sağlanan sızıntı suyunun membran konsantre akımının yönetiminde, çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan en uygun yöntemin Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Evaporasyon, dolgu sahasına resirkülasyon, yakma, katılaştırma ve ileri arıtım alternatif bertaraf metotları arasından en uygun yöntemin belirlenmesinde kriter olarak, konsantre sızıntı suyu hacmi, suyun kompozisyonu, arıtım maliyeti, halkın onayı ve uygulanacak yöntemin esnekliği kriterleri seçilmiştir. AHP Expert Choice 11 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Analiz sonucunda alternatif yöntemlerin tercih sıralaması; Dolgu sahasına resirkülasyon (%31.8)>katılaştırma (%23.8)>ileri arıtım (%21.5)>yakma (%16.3)>evaporasyon (%6.6) şeklinde olmuştur. Bu sıralamanın oluşturulmasında her bir kriterin ağırlığının sıralaması ise; arıtım maliyeti (%49.2)>konsantre suyun içeriği (% 27.0)>konsantre suyun hacmi (%13.5)>arıtım yönteminin esnekliği (%6.5) >kamuoyu onayı (%3.7) şeklinde sıralanmıştır.

13. 
Güneş ışığı altında C3N4/DEU-51(Fe) kullanılarak Cr(VI)’nın giderimi
Remediation of Cr(VI) using C3N4/DEU-51(Fe) under sun light irradiation
Sevil Akçağlar
doi: 10.5505/pajes.2019.38468  Sayfalar 496 - 504
C3N4/DEU-51(Fe) hibrit nanokompoziti Cr(VI)' yı arıtmak için geliştirilmiştir. C3N4/DEU-51(Fe) kristal özellikli olup bu kompozitin merkezindeki karboksil gruplarının fotoparçalanma reaksiyonu C-H bağlanmasıyla ilgilidir. 1.6 mg/L Cr(VI)' yı yaz ayında %98 lik maksimum verimle gidermek için optimum koşullar; 1.2 mg/L C3N4, 15 dak temas süresi, 80 mW/m2 güneş ışığı şiddeti ve 42oC sıcaklıktır. Beş ardışık C3N4/DEU-51(Fe)kullanımından sonra söz konusu nanopartikül %97 verimle geri kazanılmaktadır. Cr(VI) giderimi Langmuir-Hinshelwood (L-H) Kinetik modelle açıklanmıştır. 1.2 mg/L C3N4, 15 dak temas süresi, 80 mW/m2 güneş ışığı şiddeti ve 42oC sıcaklıktır. Beş ardışık C3N4/DEU-51(Fe)kullanımından sonra söz konusu nanopartikül %97 verimle geri kazanılmaktadır. Cr(VI) giderimi Langmuir-Hinshelwood (L-H) Kinetik modelle açıklanmıştır.

14. 
İçme sularından tat ve kokunun giderimi: İstanbul’daki kurulu su arıtma tesislerinde performans değerlendirmesi ve iyileştirilmesi
Removal of taste and odor from drinking water: performance evaluation and upgrade options for the treatment plants in Istanbul
Malhun Fakıoğlu, Mahmut Ekrem Karpuzcu, İsmail Toröz, Fatih Yıldız, İzzet Öztürk
doi: 10.5505/pajes.2019.78949  Sayfalar 505 - 512
Yaklaşık 15 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan İstanbul’a birçok yüzeysel su kaynağından su temin edilmektedir. Şehir, son yıllarda bazı su kaynaklarında 2-MIB ve Geosmin gibi alg kökenli bileşiklerden kaynaklanan tat ve koku sorunu yaşamaktadır. Bu çalışmanın amacı, su arıtma tesislerinde tat ve koku bileşiklerinin gideriminin ölçüm ve değerlendirilmesinin yanı sıra, halen kullanılan giderim yöntemlerinin etkinliğinin arttırılmasına yönelik ilave tekniklerin tespit edilmesi ve yeni proseslerin önerilmesidir. Bu bağlamda ölçüm sonuçları değerlendirilerek, alternatif kimyasallar için çeşitli deneyler yapılmış ve önerilen yeni proseslere ait detaylı maliyet analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre, İSKİ’ye ait 5 büyük su arıtma tesisinde 2013-2016 yılları arasında ozonlamanın sağladığı giderim veriminin TOK, 2-MIB ve Geosmin için sırasıyla % 2-14, % 35-62 ve % 34-52 aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında yapılan deneysel araştırma sonuçları, 10 mg/L toz aktif karbon uygulamasıyla 2-MIB (%50) ve Geosmin (%66) için en yüksek giderimin alum varlığında, en yüksek TOK gideriminin (%38) ise demir (III) klorür (FeCl3) varlığında gerçekleştiğini göstermektedir. UV254 parametresinin gideriminde her üç koagülanla % 60-70 aralığında kalınmıştır. Bulanıklık gideriminde ise alum ve FeCl3’ün poli aluminyum klorüre (PACl) göre çok daha etkili olduğu görülmüştür. Çalışma kapsamında perokson prosesinin mevcut sisteme entegre edilebilirliği değerlendirilmiş, yapılan hesaplamalara göre kapasitesi 100.000 m3/gün olan bir su arıtma tesisinde (SAT) kurulacak perokson sistemi için birim maliyet 0,027 $/m3 (0,14 TL/ m3) olarak hesaplanmıştır. Bu değer ön ozonlamaya kıyasla %20 daha fazladır.

15. 
Üreaz ve Karbonik Anhidraz Pozitif Bakteriler tarafından Kalsiyum Karbonat Çökelimi
Calcium Carbonate Precipitation by Urease and Carbonic Anhydrase Positive Bacteria
Naime Nur Bozbeyoglu, Tuğba Şensoy Candoğan, sevki arslan, BUKET KABALAY, Omer Bozkaya, Erdal Akyol, Nazime MERCAN DOĞAN
doi: 10.5505/pajes.2019.73848  Sayfalar 513 - 518
Bu çalışmada, iki üreolitik bakteride CaCO3 çökelimi araştırıldı. Test organizması olarak Bacillus aerius U2 ve Sporosarcina pasteurii ATCC 6453 türleri kullanılmıştır. Bunların yanında, bakterilerin üreaz ve karbonik anhidraz enzim aktiviteleri de tespit edilmiştir. Bakteriler tarafından üretilen kalsiyum karbonatın mineral tipi konformasyonu için XRD, SEM ve EDX analizleri gerçekleştirilmiştir. B. aerius U2 suşu kalsit ve vaterit üretmiştir. S. pasteurii ATCC 6453 suşunda sadece vaterit bulunmuştur. Enzim aktivitesi çalışmalarının sonuçlarına göre S. pasteurii ATCC 6453, B. aerius U2’den 2-50 kat daha fazla aktivite göstermiştir. Yüksek sıcaklıklarda kalsiyum karbonat çökelimi için S. pasteurii ATCC 6453 türü tercih edilebilirken, daha geniş iklim bölgelerini kapsayan düşük sıcaklıklarda(<30oC) B. aerius U2 türünün kullanım potansiyeli bulunmaktadır.

16. 
Polimineral İçerikli Seramik Bir Numunenin Lüminesans Tekniklerle Eşdeğer Dozunun Belirlenmesinde Farklı Bir Yöntemin Kullanımı
Use of a Different Method in Determining the Equivalent Dose by Luminescence Techniques of a Ceramic Sample Containing Polymineral
Mehmet Altay Atlıhan
doi: 10.5505/pajes.2019.75299  Sayfalar 519 - 523
Bu çalışmada arkeolojik kazıyla çıkarılmış polimineral içerikli bir seramik numunenin gömü boyunca çevreden soğurduğu radyasyon dozu (eşdeğer doz) bulunmuştur. Eşdeğer dozun belirlenmesi lüminesans yaş tayini araştırmalarında önemlidir. Kullanılan numune feldispat, kuvars gibi minerallere ayrıştırılmadan polimineral içerikli ve ince tanecik tekniğine uygun olarak hazırlanmıştır. Kullanılan numune için ön ısıtma sıcaklığı deneysel işlemler sonucunda belirlenmiştir. Hazırlanan numune 200 0C’de 12dakika süreyle önısıtmaya tutulmuştur. Jeolojik veya arkeolojik numunelerde eşdeğer dozun belirlenmesi için sıklıkla kullanılan yöntemlerden farklı bir yöntem çalışmamızda ilk defa kullanılmıştır. Çalışmamızda bu yöntemin ayrıntılarından ve gözlenen avantajlarından bahsedilmiştir. Elde edilen eşdeğer doz değerleri 5,17±0,09 ile 7,06±0,29 Gy arasında değişmektedir.

17. 
Yemişliçay Formasyonu içindeki (sub)volkanik birimlerin 40Ar/39Ar jeokronolojisi, mineral- ve tüm-kayaç jeokimyası, Sinop güneyi (Orta Pontidler)
40Ar/39Ar geochronology, mineral- and whole-rock geochemistry of the (sub)volcanic units in the Yemişliçay Formation, south of Sinop (Central Pontides)
Kürşad Asan, Hüseyin Kurt
doi: 10.5505/pajes.2019.93798  Sayfalar 524 - 534
Orta Pontidlerde, Sinop-Samsun çevresinde Geç Kretase-Eosen yaşlı volkanik kayaçlar belirgin yüzlekler vermektedir. Geç Kretase volkanitleri, kuzeyde Sinop yakın civarında Hamsaros Volkanitleri, güneyde ise Alaçam-Dikmen-Durağan çevrelerinde Yemişliçay Formasyonu içindeki volkanik birimler ile temsil edilmektedir. Eosen volkanitleri, Bafra’dan başlayıp doğuya doğru geniş bir alanda yüzeyleyen Tekkeköy Formasyonu volkanitleri ile temsil edilir. Bu çalışmada, Yemişliçay Formasyonu içindeki (sub)volkanik birimlerin 40Ar/39Ar jeokronolojisi, mineral- ve tüm-kayaç jeokimyası sunulacaktır.
Yemişliçay Formasyonu volkanitleri plajiyoklas (An50-70), klinopiroksen (ojit-diyopsit), amfibol (magnezyo-hastingsit, nadiren çermakit) fenokristalleri ve opak mineraller içermektedir. Volkanitlerden elde edilen 40Ar/39Ar yaşları, volkanik faaliyetin Geç Kretase (~71 Myıl, ters izokron yaşı) ve Eosen (~48 Myıl, plato yaşı) olmak üzere iki ayrı dönemde etkili olduğunu göstermektedir. Geç Kretase volkanitlerinin Yemişliçay Formasyonuyla eş yaşlı bir volkanizmanın ürünü olduğu düşünülürken, bu formasyonu sığ intrüzyonlar olarak kesen Eosen yaşlı volkanitler Tekkeköy Formasyonu volkanitlerinin bir eşleniği olarak yorumlanmıştır.
Geç Kretase volkanitleri andezit/bazaltik andezit bileşiminde ve kalk-alkalen, Eosen volkanitleri bazalt/trakiandezit bileşiminde ve şoşonitik karakterlidir. İncelenen tüm örneklerin N-MORB’a göre normalleştirilmiş iz element desenleri, yitimle ilişkili volkanitler için tipik olan, BİYE (Rb, Ba, K, Sr), Th ve HNTE (La, Ce) zenginleşmesi, belirgin negatif Nb-Ta-Ti ve pozitif Pb anomalileri göstermektedir. Şoşonitik kayaçlar göreceli olarak yüksek Ndi (εNd: +4) ve düşük Sri (0.704634) izotopları ile temsil edilirken, kalk-alkalen kayaçlar tersine düşük Ndi (εNd: -3’e kadar) ve yüksek Sri (0.705203-0.706956) değerlerine sahiptir. Elde edilen jeokronolojik ve jeokimyasal veriler, yayınlanmış jeolojik bilgiler ile beraber değerlendirildiğinde, Yemişliçay Formasyonu volkanitlerinin Pontid magmatik yayında bir yay-önü ortamda oluştuğuna işaret etmektedir.

18. 
İnce taneli zeminler için önerilen bulanık sınıflama sürecinin bir uygulaması
An application of a fuzzy classification routine suggested for fine grained soils
Derya Toksöz, Işık Yılmaz
doi: 10.5505/pajes.2019.88278  Sayfalar 535 - 544
Mühendislik jeolojisinde tasarıma yönelik ön çalışmalarda zeminlerin sınıflandırılması önemli bir aşamadır. Bir zemine atanabilecek birkaç harf ya da sayı uygulayıcı mühendislere çok hızlı olarak bir fikir sağlamaktadır. Ulusal ve uluslararası zemin sınıflama sistemlerinde ince taneli zeminlerin sınıflandırılması plastisite abağı ile yapılmaktadır. Ancak, likit limit ve plastik limit deneylerini etkileyen bazı faktörlere bağlı olarak zemin sınıfının plastisite abağı ile belirlenmesi sırasında belirsizlikler oluşmaktadır. Ayrıca, tanımlama noktalarının kimi zaman sınıfları ayıran çizgiler üzerine veya yakınına düşmesi durumunda belirsizlik seviyesi artmaktadır. Bu çalışmada söz konusu belirsizlikleri en aza indirmek için daha önce geliştirilen bir bulanık sınıflama sürecinin uygulaması yapılmıştır. Söz konusu bulanık sınıflama sürecinde plastisite abağındaki tanımlama noktalarının sınırları ayıran çizgilere olan dik mekansal mesafeleri dikkate alınmıştır. Sigmoid fonksiyonu kullanılarak tanımlama noktalarının bulanık plastisite ve bulanık zemin değerleri hesaplanmıştır. Son olarak bulanık işlemciler yardımı ile bulanık zemin sınıfları elde edilmiştir. Önerilen bulanık sınıflama süreci 100 adet laboratuvar verisi üzerinde uygulanmış ve elde edilen bulanık zemin sınıfları klasik zemin sınıfları ile karşılaştırılmıştır.

19. 
Orta ölçekli yerleşime uygunluk planlarının CBS tabanlı Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) kullanılarak hazırlanması: Sivas il merkezi örneği
Preparation of GIS-based medium-scale settlement suitability plans by using Analytical Hierarchy Process (AHP): Sivas city province case study
Şeyma CEYLAN, ISIK YILMAZ
doi: 10.5505/pajes.2019.98975  Sayfalar 545 - 558
Bu çalışmada; Sivas ili için CBS tabanlı olmak üzere, karar destek sistemleri içerisinde yer alan uzman görüşüne dayalı Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) kullanılarak orta ölçekte gelecek için gerekli altlığı oluşturacak yerleşime uygunluk modellerinin harita olarak elde edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada seçilen Sivas ili; heyelan, zayıf zemin koşullarına ilişkin yenilmeler, jips karstına bağlı potansiyel çökmeler, taşkınlar, kaya düşmesi ve aktif fay zonlarına olan yakınlığı bakımından da depremler gibi doğal afetlerden etkilenme potansiyeline sahiptir. Çalışmalar kapsamında Afet Bilgi Sistemi oluşturma sürecinin afet öncesi evresi ve bölge planlarına altlık oluşturacak şekilde yerleşime uygunluk analiz ve sentezleri yapılmış, bölgesel gelişme yönleri belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen modeller Afet Bilgi Sistemi düzeyinde temel bileşen olarak, şehir bölge plancılarına, afet öncesinde yapılan planlama kapsamında, konut alanlarının yer seçiminde önemli yol gösterici olacaktır. Ayrıca, bu modeller afet sonrasında da sorgulama ve analiz yeteneği sayesinde Acil Eylem Planlarının oluşturulmasına, oluşturulan planların gerektiğinde hızlı ve etkin şekilde uygulanmasına yardımcı olacaktır.

20. 
SINTACS yöntemi ile karstik ortamlarda yeraltısuyu duyarlılığının belirlenmesi: Altınova akiferi örneği
Determination of groundwater vulnerability in karstic environments by using SINTACS method: Altınova aquifer case study
Ayşenur Amil, Ahmet Çil, Pınar Avcı, Ayşe Muhammetoğlu, Naciye Nur Özyurt
doi: 10.5505/pajes.2019.14265  Sayfalar 559 - 571
Antropojenik etkiler ile yeraltısularının kirlenmesi dünya genelinde yaygın bir problemdir. Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu alanlarda bilinçsiz kullanılan tarım ilaçları ve gübreler potansiyel kirletici olarak karşımıza çıkmaktadır. Kirliliğin önlenmesi, sürdürülebilir yeraltısuyu yönetimi açısından önemli hedeflerden biridir. Kirleticilerin yeraltısuyundaki bulunurlukları ve bollukları topoğrafik, jeolojik, hidrojeolojik, hidrolojik ve pedolojik çok sayıda parametreye bağlıdır. Bu parametrelerin kirletici taşınımı üzerindeki etkilerinin değerlendirildiği duyarlılık yöntemleri ile yeraltısuyunun kirlenmeye karşı alansal duyarlılığı belirlenebilmektedir. Duyarlılık haritalama yaklaşımlarında arazi kullanımı genellikle değerlendirilmemektedir. Oysa beslenim süreçlerini etkilediğinden arazi kullanımı yeraltısuyu duyarlılık haritalamasında önemli bir değişken olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu çalışmada Antalya Traverten Platosu’nda yer alan Altınova akiferinde SINTACS yöntemi ile yeraltısuyu duyarlılık haritaları oluşturulmuştur. Çalışma alanı karstik traverten ve dar bir alanda konglomera akiferlerinin yüzeylendiği yataya yakın bir bölgedir. Çalışma alanın % 23’ünde yaygın olarak örtü altı yetiştiricilik yapılmakta ve sulama suyu yeraltısuyundan karşılanmaktadır. SINTACS hesaplamalarında etkin süzülme ve toprak sönümleme parametreleri değerlendirilirken örtü altı tarım alanları dikkate alınmıştır. Vadoz zon sönümleme kapasitesi ve akifer ortamı parametreleri açısından 2 farklı derecelendirme değeri için hesaplama yapılmış ve SINTACS-I ve SINTACS-II duyarlılık haritaları oluşturulmuştur.
Çalışma kapsamında değerlendirmeye eklenen arazi kullanımı ile duyarlılık haritalarında aynı jeolojik birim içinde farklı duyarlılık sınıfları tanımlanmıştır. Oluşturulan SINTACS-I ve SINTACS-II haritalarına göre yüksek ve çok yüksek duyarlılıklı alanlar sırası ile % 85 ve % 96 olarak belirlenmiştir. Çalışma alanında varlığı ortaya koyulan geniş alanlara yayılan yeraltısuyunun yüksek-çok yüksek kirlenme olasılığı tarım kökenli kirleticilerin kullanımının kontrol altına alınmasını gerektirmektedir. Duyarlılık haritaları temel alınarak arazi kullanımı planlamaları yapılmalı ve kimyasal gübre ve ilaç kullanımını sınırlayan iyi tarım uygulamaları hızla uygulamaya alınmalıdır.

21. 
Özdirenç Yöntemi Kullanılarak Donatılı Betonların Anizotropisinin Belirlenmesi
Determination of Anisotropy of Reinforced Concretes by using Resistivity Method
Nevbahar Sabbağ, Osman Uyanık
doi: 10.5505/pajes.2019.00008  Sayfalar 572 - 580
Anizotropi, malzeme özelliklerinin yöne bağlı değişmesidir. Betondaki anizotropi derecesinin belirlenmesi beton özelliklerinin ve kalitesinin ortaya konulabilmesi açısından önemlidir. Bu amaçla tahribatsız jeofizik yöntemlerden olan özdirenç yönteminden yararlanılabilmektedir. Yapılan çalışmada donatılı beton üzerindeki özdirenç ölçümlerinin yöne bağımlılığının zamana, kür koşullarına, beton dayanımına ve donatı çapına bağlı değişimi araştırılmıştır. Bu amaçla, çalışma düşük, orta ve yüksek dayanım özelliklerine sahip 3 beton tasarım üzerinde gerçekleştirilmiştir. Her tasarım 150mm ebatlarında 18’er adet küp numunenin tam ortasında bir adet 10, 14 veya 20mm çapında ve yaklaşık 250mm uzunluğunda donatı bulunduracak şekilde hazırlanmıştır. Toplamda 162 numunenin yarısı 90 gün süreyle su kürüne, diğer yarısı da hava kürüne tabi tutulmuştur. Belirli zaman dilimlerinde mukavemetleri farklı olan donatılı betonların her yüzeyinde özdirenç cihazı ile birbirine dik iki ölçü olmak üzere 4 yüzeyde toplam 8 özdirenç değeri belirlenmiştir. Böylece betonun gözeneklerinin su ya da hava dolu olmasına bağlı olarak anizotropi ortaya konulabilir. Özdirenç yöntemi ile havaya doygun betonlarda anizotropi belirlenebilirken aynı betonun suya doygun halinde anizotropi ortaya konulamamıştır. Sonuç olarak beton gözeneklerinin doygunluk türünün özdirenç yöntemi ile anizotropinin belirlenmesini etkilediği anlaşılmıştır.

Pajes