E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 26 (5)
Cilt: 26  Sayı: 5 - 2020
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - V

2. 
Uyarlamalı Genişletilmiş Kalman Filtresi-Tabanlı Sabit Anahtarlama Frekanslı Hız-Algılayıcısız Doğrudan Moment Kontrollü Sürücü Sisteminin Tasarımı
Design of Adaptive Extended Kalman Filter-Based Speed-Sensorless Direct Torque Controlled Drive System with Constant Switching Frequency
Remzi Inan, Emrah Zerdali
doi: 10.5505/pajes.2019.68553  Sayfalar 860 - 867
Bu çalışmada, hız-algılayıcısız asenkron motor (ASM) kontrolü için uyarlamalı genişletilmiş Kalman filtresi (UGKF) tabanlı sabit anahtarlama frekanslı doğrudan moment kontrollü (SAF-DMK’lı) sürücü sisteminin tasarımı gerçekleştirilmektedir. Stator akısı tabanlı ASM modelini kullanan UGKF ile GKF’lerin kestirim başarımını doğrudan etkileyen ve geleneksel GKF’lerde sabit olarak kabul edilen sistem gürültüsü kovaryans matrisi çalışma koşullarına göre çevrimiçi olarak güncellenmektedir. UGKF’nin geleneksel DMK’lı sürücü yerine, SAF-DMK’lı sürücüye dahil edilmesinin nedeni geleneksel DMK kontrolündeki moment dalgalanmalarının ve değişken anahtarlama frekansından kaynaklanan anahtarlama kayıplarının azaltılmasıdır. SAF-DMK’lı sürücünün ihtiyaç duyduğu stator akısının stator duran eksen takımı bileşenlerine ve rotor mekanik açısal hızına ek olarak, stator akımının stator duran eksen takımı bileşenleri ve yük momenti önerilen UGKF tabanlı gözlemleyici ile kestirilmektedir. Yük momenti kestirimi ile önerilen hız-algılayıcısız sürücü sisteminin bozucu yük momenti değişimlerine karşı dayanıklı olması sağlanmaktadır. Son olarak, önerilen UGKF-tabanlı hız-algılayıcısız SAF-DMK’lı sürücü sistemi benzetim çalışmaları altında doğrulanmaktadır.

3. 
Hiperspektral görüntülerin otomatik uyarlamalı ışıklılık dönüşümü ve 3D-DCT yöntemi kullanılarak sıkıştırılması
Compression of hyperspectral images using automatic adaptive luminance transform and 3D-DCT method
Ergün Can, Ali Can Karaca, Oğuzhan Urhan, Mehmet Kemal Güllü
doi: 10.5505/pajes.2019.85126  Sayfalar 868 - 883
Hiperspektral görüntüleme, farklı uygulama alanlarındaki kullanımı ile son yıllarda oldukça popüler bir konu haline gelmiştir. Yüksek depolama alanlarına ihtiyaç duyan hiperspektral görüntülerin yüksek verim ve kalite ile sıkıştırılması gerekmektedir. Bu çalışmada, hiperspektral görüntülerin kayıplı sıkıştırılması için otomatik uyarlamalı ışıklılık dönüşümü ve üç-boyutlu ayrık kosinüs dönüşümünü (3D-DCT) kullanan özgün bir yöntem önerilmektedir. Önerilen yöntemde ilk olarak hiperspektral verideki spektral bantlar gruplanmış ve ön işlem olarak otomatik uyarlamalı ışıklılık dönüşümü uygulanmıştır. Elde edilen her bant grubu ayrık kosinüs dönüşümü ve sonrasında Huffman kodlama kullanılarak sıkıştırılmıştır. Önerilen ışıklılık dönüşümünün amacı, bir grup içindeki bant imgeleri arasındaki ışıklılık ve karşıtlık farklılıklarını azaltarak sıkıştırma performansının arttırılmasını sağlamaktır. Deneysel sonuçlarda, Cuprite, Moffett Field, Jasper Ridge ve Pavia University hiperspektral görüntüleri üzerinde önerilen yöntem, ışıklılık dönüşümünün farklı versiyonları ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sinyal-gürültü oranı ve ortalama spektral açı uzaklığı gibi ölçütler kullanılarak yapılmıştır. Bunun yanında, sıkıştırılan verideki anomali ve hedef tespiti başarımları da karşılaştırılmıştır. Önerilen yöntemin, 3D-DCT sıkıştırma performansını özellikle düşük bit oranlarında ortalama %40 oranına kadar arttırdığı gösterilmiştir.

4. 
Design And Manufacturing of 15 DOF Myoelectric Controlled Prosthetic Hand
15 Serbeslik Dereceli Myoelektriksel Kontrollü Proztez Elin Tasarımı ve İmalatı
Beyda Taşar, Arif Gülten, Oğuz Yakut
doi: 10.5505/pajes.2020.12268  Sayfalar 884 - 892
Bu çalışmanın temel amacı, belirli bir ekonomik düzeyin altındaki gelişmekte olan ülkelerdeki ampute'ler için düşük maliyetli, oldukça işlevsel, miyoelektrik sinyal kontrollü bir protez el üretmektir. Bu çalışmada, beş parmaklı protez el 15 serbestlik dereceli olarak modellenmiş ve parmaklardaki her bir eklem için ayrı bir motor aktüatörü kullanılarak bağımsız eklem hareketi sağlanmıştır. Protezin el bu nedenle nesneleri mümkün olan en iyi şekilde tutabilir. Protez, maliyeti azaltmak için bir 3D yazıcıda PLA malzemesi kullanılarak üretildi. Biyoelektrik sinyaller insan protezi el etkileşimini, yani el hareketi formunun tanımlanmasını sağlar. Yüzde 97 başarı ile bir insan elinin hareket türü tanımlaması SVM algoritması ile sağlandı. Protez elin toplam maliyeti 450 ABD dolarıdır. El, diğer yüksek fiyatlı rakiplerle kalitatif ve kantitatif performans metrikleri açısından karşılaştırılmış ve bulgular yorumlanmıştır.

5. 
Üçüncü Derece Zaman Gecikmeli Sistemler için PI Denetleyicilerin Analitik Tasarımı
Analytical Design of PI Controllers for Third Order Plus Time Delay Systems
Bilal Şenol
doi: 10.5505/pajes.2019.19616  Sayfalar 893 - 898
Bu yayında üçüncü derece ve zaman gecikmesi içeren sistem modellerinin kararlılığı, performansı ve dayanıklılığı için analitik bir oransal integral denetleyici tasarım yöntemi sunulmuştur. Denetleyici tasarımı, ideal bir sistemin frekans tepkilerini ele alarak denetlenmek istenen sistemin arzu edilen kazanç ve faz özelliklerini sağlaması üzerinde yoğunlaşmıştır. Sözü edilen özellikleri sağlayan oransal integral denetleyici parametrelerini veren denklemler adım adım oluşturulmuştur. Bu denklemler, söz konusu sistemler için genelleştirilmiş eşitlikleri içermektedir. Araştırmacı, bu yöntem sayesinde üçüncü derece zaman gecikmeli sistemler için istenen kazanç kesim frekansı ve faz payı değerlerini sağlayabilmektedir. Bu sayede, Bode grafiği nipseten ayarlanabilmekte ve sistemin performansı ve dayanıklılığı artırılabilmektedir. Aynı zamanda önerilen denklemlerle sistem kararlığı da elde edilebilmektedir. Yayında sunulan yöntemle elde edilen denklemler iki farklı model üzerinde uygulanmıştır. Tüm sonuçlar grafiksel olarak ve tablolarla gösterilmiştir.

6. 
Çekirdek yoğunluk kestirimi yönteminin rüzgar türbini performans testinde kullanılması
Using the kernel density estimation method in wind turbine performance test
Ceyhun Yıldız, Mustafa Sekkeli
doi: 10.5505/pajes.2019.19488  Sayfalar 899 - 907
Rüzgar Enerjisi Santrallarında (RES) gerçekleştirilen performans testleri, santral işletmecileri ve türbin üreticileri için oldukça önemlidir. Performans testlerinde enerji üretim hesabı için rüzgar hızı dağılımlarının modellenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, performans testlerinde kullanılan rüzgar hız dağılım modellerinin Çekirdek Yoğunluk Kestirimi (ÇYK) yöntemi ile oluşturulması önerilmiştir. Önerilen yöntemin uygulaması Türkiye enterkonnekte elektrik şebekesine bağlı bir RES’e ait rüzgar türbini (RT) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonucu elde edilen sonuçlar, literatürce kabul görmüş iki farklı yöntem ile kıyaslanarak değerlendirilmiştir. Kıyaslanan yöntemlerden ilki International Electrotechnical Commission (IEC) 61400-12-2 numaralı standartta önerilen Rayleigh fonksiyonu ile dağılım modelleme yöntemidir. İkincisi RES fizibilite çalışmalarında tercih edilen Weibull fonksiyonu ile dağılım modelleme yöntemidir. Değerlendirme sonucunda ÇYK, Rayleigh ve Weibull fonksiyonları kullanan yöntemlerin sırasıyla %1.32, %4.36 ve %12.12 mutlak hata ile bir yıllık üretimi hesaplayabildiği görülmüştür. Bu durum önerilen yöntemin literatürce kabul görmüş ve çok yaygın olarak kullanılan iki yöntemden daha doğru sonuç verdiğini göstermektedir. Önerilen yöntemin bir diğer avantajı ise non-parametrik olması ve parametrik Weibull, Rayleigh fonksiyonu kullanan yöntemlerde olduğu gibi parametre hesabına ihtiyaç duymamasıdır.

7. 
Sualtı doğalgaz boru hatlarındaki sızıntıların konumlandırılmasının zaman ve frekans seçici akustik kanalda incelenmesi
Investigation of positioning of the leakages in underwater natural gas pipelines in time and frequency selective acoustic channel
Yiğit Mahmutoğlu, Kadir Türk
doi: 10.5505/pajes.2019.25307  Sayfalar 908 - 915
Önemli bir enerji kaynağı olan doğalgaz genelde sualtından da geçen doğalgaz boru hatları vasıtasıyla taşınmaktadır. Sualtı doğalgaz boru hatları korozyon ve gemi, balıkçılık faaliyetleri başta olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı delinebilir. Bu yüzden, sızıntıların algılanması ve konumlandırılması enerji güvenirliğinin sağlanmasında ve doğal yaşamın korunmasında önemli bir role sahiptir. Bu çalışmada, sualtı doğalgaz boru hatlarındaki sızıntıların konumlandırılması için yeni bir yöntem olarak sinyal gücü tabanlı eğri uydurma yöntemi önerilmiştir. Önerilen yöntemin performansı, gerçek bir sualtı doğalgaz boru hattının parametrelerinin ve zamanla değişen (hareketli deniz yüzeyi, sualtı akıntıları vb. nedeniyle) çok yollu ikili seçici sualtı akustik kanalının kullanıldığı benzetim çalışmalarıyla analiz edilmiştir. Nümerik sonuçlar, oldukça gerçekçi olan bu zamanla değişen çok yollu sualtı akustik kanalında sızıntıların kilometrelerce uzaktan deniz dalga yüksekliği ve ortam gürültüsüne bağlı olarak düşük hatalarla konumlandırılabileceği gösterilmiştir.

8. 
Termoelektrik jeneratörler için alçaltan-yükselten çeviricili maksimum güç noktası takibi benzetimi
Simulation of maximum power point tracking with buck-boost convertor for thermoelectric generators
Hayati Mamur, Yusuf Çoban
doi: 10.5505/pajes.2019.92488  Sayfalar 916 - 926
Enerji çevrim verimliliği %10’lara kadar çıkabilen endüstriyel Termoelektrik Jeneratörler (TEJ) atık ısılardan elektrik enerjisi elde ediniminde kullanılarak enerji verimliliğine katkıda bulunurlar. TEJ iç direnci ile yük direncinin eşit olmaması verim değerini oldukça düşürür. İç direnç ile yük direnci arasındaki dengesizliğin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için Maksimum Güç Noktası İzleyici (MGNİ) algoritmaları kullanılır. Bu çalışmada, iç direnç ile yük direnci arasındaki eşitliği sağlamak için Karıştır ve Gözlemle (K&G) metodu temelinde MGNİ algoritması, alçaltan-yükselten çevirici kullanılarak MATLAB/Simulink ile modellenmiştir. İlk olarak, Seebeck sabitine ve sıcaklık farkına bağlı olarak bir TEJ modellemesi yapılmıştır. Bu modellemede, seri ve paralel bağlanacak TEJ’ler belirlendikten sonra, TEJ modelinin çıkışına doğrudan değişken yük direnci bağlanmıştır. Yük direnci ve sıcaklık farkı değişim değerleri için çıkış gücü hesaplanmıştır. Bu durumda, MGNİ’siz TEJ’in yük değişimlerinden oldukça etkilendiği tespit edilmiştir. Verim değeri de buna bağlı olarak sürekli salınımlar yapmıştır. Daha sonra, bu sıcaklık farkı değişimi ve değişken yük K&G MGNİ’li alçaltan-yükselten çevirici sistemine uygulanmıştır. Geliştirilen K&G MGNİ algoritmalı TEJ’in yük ve sıcaklık değişimlerine rağmen Maksimum Güç Noktasını (MGN) %98.72 bir doğrulukla izlediği görülmüş ve TEJ en yüksek verimlilikle her koşulda çalıştırılmıştır. Geliştirilen bu K&G MGNİ algoritması ile kontrol edilen, alçaltan-yükselten çeviricili bir TEJ sisteminin modeli sayesinde tasarımcılar için yalnızca Seebeck sabitinin ve seri-paralel bağlı TEJ sayılarının girilmesinin yeterli olacağı bir benzetim çalışması sunulmuştur.

9. 
Pasif seri sönümleme direncinin LCL filtreli bir fazlı şebeke etkileşimli evirici üzerine etkisi
Effect of passive series damping resistor on single phase grid connected inverter with LCL filter
Akif Karafil
doi: 10.5505/pajes.2020.99896  Sayfalar 927 - 934
Bu çalışmada, 600 W gücündeki LCL filtreli bir fazlı şebeke etkileşimli evirici devresinin analizi, tasarımı, benzetimi ve uygulaması gerçekleştirilerek devre üzerinde pasif sönümleme direncinin etkisi incelenmiştir. Aktif güç kontrolü için oransal integral (PI), akım kontrolü için oransal rezonans (PR) denetleyici ve şebeke frekans kontrolü için ise T/4 gecikmeli faz kilitlemeli döngü (PLL) algoritması kullanılmıştır. Sistemde sönümleme direnci olmadan analizler yapılarak değişik güç değerlerinde benzetim ve deneysel sonuçlar elde edilmiştir. Daha sonra evirici devresindeki LCL filtreye sönümleme direnci dâhil edilerek sonuçlar tekrar alınmıştır. Elde edilen benzetim ve deneysel sonuçlara göre sönümleme direncinin devreye dâhil edilmesi ile birlikte şebeke akımındaki osilosyonların azaldığı ve güç geçişlerinin de daha düzgün hale geldiği görülmüştür.

10. 
Simülasyona ve bilgi tabanlı yapay sinir ağlarına dayalı hibrid yapı kullanarak yeniden yapılandırılabilir mikroşerit anteni yeni modelenmesi
New modeling of reconfigurable microstrip antenna using hybrid structure of simulation driven and knowledge based artificial neural networks
Ashrf Aoad, Zafer Aydin
doi: 10.5505/pajes.2020.67809  Sayfalar 935 - 943
Bilgi tabanlı modelleme, modelleme performansını geliştirmek için mevcut bilgiyi içine katmak için kritik bir role sahiptir. Yeniden yapılandırılabilir anten, klasik antenlerden daha fazla operasyonel frekans sağlayabildiğinden, bu çalışmada bilgi tabanlı bir hibrid yapı, verimli bir model elde etmek ve aynı zamanda yeniden yapılandırılabilir bir N-şekilli mikroşerit anten (RNSMA) için optimum yeni çözümler üretmek için kullanılmıştır. Hibrid yapı iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama, tasarım parametrelerini elde etmek için bilgi tabanlı modelleme yapısında kullanılan başlangıç bilgisini üretmektedir. Yapay sinir ağı tabanlı çok katmanlı algılayıcı, eğitim sürecinden sonra bilgi tabanlı bir model için gerekli bilgiyi üretebilir. Bilgi tabanlı modelleme, tasarım hedefine karşılık gelen tasarım parametrelerini belirlemek için başlangıç modelinin doğruluğunu geliştirir. Verimli bilgi temelli bir stratejiyi gerçekleştirmek için Ön Bilgi Girişi (PKI), Kaynak Farkı (SD) ve Ön Bilgi Girişi ile Fark (PKID) uygulanabilir. 3B-EM simülasyonu, RNSMA'nın tasarım parametrelerine bağlı olarak yeni çözümü üretir. Önerilen anten, AÇIK / KAPALI durumlarını kullanarak iki direnç devresi tarafından kontrol edilen dört çalışma moduna sahiptir. Anahtar konumları ve geometrik parametreler verimli bir anten tasarımı için 2 GHz ve 6 GHz arasında tasarım hedeflerini karşılamak için kullanılabilir.

11. 
Kablosuz algılayıcı ağlarda dinamik katsayı tabanlı küme başı seçimi
Dynamic coefficient-based cluster head election in wireless sensor networks
İpek Abasıkeleş Turgut
doi: 10.5505/pajes.2020.06691  Sayfalar 944 - 952
Kümeleme tabanlı KAA’larda küme başının seçimi ağın yaşam süresi üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu için birçok çalışma farklı küme başı seçim yöntemi önermiştir. Her ne kadar son yıllarda yapılan çalışmalar birden çok parametrenin tek bir fonksiyon altında toplandığı adaptif yaklaşımlar önermiş olsa da bu parametrelerin küme başı seçimi üzerindeki etkisi detaylı araştırılmamıştır. Bu çalışmada, öncelikle, düğümlerin kalan enerjisi, küme içi iletişim maliyeti ve komşu sayısını içeren popüler küme başı seçim parametrelerini kullanan kümeleme tabanlı bir KAA için ilk, orta ve son düğüm ölümleri ölçülerek orta ölçekli bir veri kümesi oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre dinamik olarak değişken katsayı tabanlı adaptif küme başı seçim yöntemi, DCoCH, önerilmiştir. Küme başı seçim parametrelerinin katsayıları ağ yaşamının üç farklı zamanında değişiklik gösterir. DCoCH, iki adet güncel, adaptif küme başı seçim yöntemi ile KAA’nin birçok parametresi üzerinden karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, DCoCH’nin diğer yaklaşımlara göre farklı baz istasyonu konumları, ağ genişliği, düğüm sayısı, düğümlerin sahip olduğu ilk enerji seviyeleri ve düğüm dağılımları altında daha iyi performans sergilediğini göstermiştir.

12. 
XORSHIFTUL+: Nesnelerin İnterneti ve Kablosuz Duyarga Ağı Uygulamaları için Yeni Bir Melez Rastgele Sayı Üreteci
XORSHIFTUL+: A Novel Hybrid Random Number Generator for Internet Of Things And Wireless Sensor Network Applications
Ömer Aydın, Cem Kösemen
doi: 10.5505/pajes.2020.00344  Sayfalar 953 - 958
Akıllı kartlar, radyo frekansı tanımlama (RFID) etiketleri, kablosuz sensör düğümleri ve Nesnelerin İnterneti (IoT) konsepti ile ilişkili düşük kaynaklı cihazların sayısında artış olmaktadır. Kimlik doğrulama protokollerinde kullanılan temel öğelerden biri SRSÜ'ler tarafından üretilen nonce değerleridir. Ayrıca güvenli iletişimde şifreleme işlemi için rasgele sayılar kullanılır. Sınırlı kaynaklara sahip cihazlarda performans, kaynak kullanımı ve rastlantısallık açısından uygunluk göstermiştir. Önerilen SRSÜ, en kapsamlı rastgele sayı test araçlarından biri olan NIST istatistiksel test takımı (NIST STS) ile test edilmiştir. Ayrıca, kablosuz tanıma ve algılama platformu (WISP) pasif RFID etiketi üzerinde test edilmiş ve uygulanmış ve iyi bilinen SRSÜ'lerle karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda rakiplerinden daha iyi sonuçlar vermiştir.

13. 
Türkiye’nin enerji talebinin tahmin edilmesi üzerine girdap arama algoritması temelli yeni bir model
A new model based on vortex search algorithm for estimating energy demand of Turkey
Ahmet Özkış
doi: 10.5505/pajes.2020.74943  Sayfalar 959 - 965
Bu çalışmada, Türkiye’nin enerji talebini tahmin etmek amacıyla Girdap Arama (Vortex Search, VS) algoritması temelli yeni bir doğrusal regresyon modeli (EVS) geliştirilmiştir. Modelde Türkiye’deki gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYİH), nüfus, ithalat ve ihracat verileri girdi parametrelerini; ortaya çıkan enerji talebi ise tahmin edilecek çıktıyı ifade etmektedir. 1979 – 2005 ve 1979 – 2011 yılları arasındaki veriler kullanılarak geliştirilen iki farklı EVS modeli literatürdeki benzer çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, geliştirilen EVS modellerinin karşılaştırma yapılan modellerden daha başarılı sonuçlar elde ettiğini göstermiştir. Çalışmada son olarak, Türkiye’nin 2030 yılına kadar talep edeceği enerji miktarı, EVS ve diğer modeller ile 3 farklı senaryo üzerinden tahmin edilmiştir.

14. 
Süreç Madenciliğine Genel Bakış: Süreç Akış Keşfi için Alfa Algoritması
Overview of Process Mining: Alpha Algorithm for Process Flow Discovery
Onur Doğan
doi: 10.5505/pajes.2020.57418  Sayfalar 966 - 973
Mevcut iş akışı yönetim sistemleri belirli bir iş sürecini uygulayabilmek için önceden bütün adımların ve diğer gerekli tanımların yapılmasını gerektirir. İş akışlarını tasarlamak karmaşık ve zaman alıcı bir iştir. Çoğunlukla gerçekleşen iş süreçleri ile olması istenen süreçler birbirinden farklıdır. Bu nedenle, ideal süreçlerden ziyade gerçekleşen süreçlerin keşfi için çeşitli algoritmalar geliştirilmiştir. Bu algoritmalar için ilk adım, uygulamada olan süreç hakkında detayları içeren olay kayıtlarının elde edilmesidir. Bu çalışmada bilişim teknolojileri (IT) sistemlerinde kayıtlı olan olay kayıtlarını kullanan alfa algoritması tanıtılmıştır. İşe alım süreçlerinde gerçekleştirilen temel faaliyetler ile süreç modelleri oluşturulmuştur. Alfa algoritmasının bir iş akışını başarılı bir şekilde modelleyebildiği gösterilmiştir.

15. 
Nesne-Yönelimli Eylem Tahmini Gelişimi İçin Hesaplamalı Model
Computational Modeling of Object-Directed Action Prediction Development
Serkan Buğur, Emre Ugur
doi: 10.5505/pajes.2020.09334  Sayfalar 974 - 982
Deneysel psikoloji alanındaki son çalışmalar, başkalarının eylem sonuçlarını tahmin edebilme yeteneğinin gelişimi ile aynı eylemi gerçekleştirebilecek motor becerilerin gelişimi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Bebekler doğum sonrası ilk yıl içerisinde çevreleriyle etkileşime geçerler ve bu etkileşimleri sonucu bazı beceriler ve yetenekler kazanırlar. Aynı zamanda bu süreç içerisinde çevrelerindeki başka insanlarla da etkileşime geçip başkalarının eylem amaçları hakkında fikir sahibi olurlar. Bu çalışma, masa üstü nesnelere yönelik kavrama ve itme eylemlerinin sonuç tahminlerinin gelişimsel sürecini inceleyebilmek adına hesaplamalı bir model önermektedir. Bu bağlamda belirli nesnelere doğru yörüngeler oluşturulmuş ve bir veri kümesinden alınan el resimlerinin de yardımıyla kavrama ve itme eylemlerinin hedefindeki nesneler yörünge tahminiyle saptanmaya çalışılmıştır. Kavrama ve itme eylemlerine yönelik gelişimsel süreç dört evrede analiz edilmiştir. Sonuçlar, ortaya koyulan hesaplamalı modelin eylem tanınırlığı ile eylem sonuç tahmin yeteneği arasında doğrudan bir ilişki kurabildiğini ve kavrama eylemine ait tahmin yeteneğinin daha erken geliştiğini göstermektedir.

16. 
Yerel Fark İkililerine Dayalı Video Sahtecilik Tespit yöntemi
Video Forgery Detection Method based on Local Difference Binary
Guzin Ulutas, Beste Ustubioglu, Mustafa Ulutas, Vasif Nabiyev
doi: 10.5505/pajes.2020.75768  Sayfalar 983 - 992
Son yıllarda, video düzenleme yazılımının hızlı gelişimi video sahteciliğini uygulanabilir hale getirmiştir. Araştırmacılar sahte video karelerini tespit etmek için yöntemler önermiştir. Bu yöntemler sahteciliği tespit etmek için kodek özelliklerini, hareket artefaktlarını, gürültü etkisini ve çerçeve benzerliğini kullanmaktadır. Literatürde sahtecilik tespiti için önerilen yöntemlerin iki ana dezavantajı çalışma zamanı ve düşük tespit doğruluğudur. Bu çalışmada, çerçevelerden özellikler çıkarmak için Yerel Fark İkililerini (LDB) kullanan yeni bir çerçeve tekrarlama tespit yöntemi önerilmiştir. Benzer özellik vektörlerine sahip benzer çerçeveler arasındaki mesafe, Sahtecilik Mesafesini tahmin etmek ve kopyalanan çerçevelerin tam yerini belirlemek için kullanılmaktadır. Benzer çerçeveler arasındaki PSNR daha sonra bunları üç sınıfa gruplamak için kullanılır ve kural tabanlı mekanizma sahte çerçeveleri sınıf üyeliklerine göre raporlar. Sonuçlar, önerilen yöntemin, benzer çalışmalara kıyasla daha yüksek hassasiyetle daha düşük uygulama süresine sahip olduğunu göstermektedir.

17. 
Yazılım Projeleri için Yapay Sinir Ağlarına Dayalı Web Tabanlı Risk Yönetim Sisteminin Tasarımı ve Gerçekleştirilmesi: WEBRISKIT
Design and Implementation of Web Based Risk Management System Based on Artificial Neural Networks for Software Projects: WEBRISKIT
M. Hanefi Calp, M. Ali Akcayol
doi: 10.5505/pajes.2019.29964  Sayfalar 993 - 1014
Yazılım sektörü, giderek hayatın her alanında yer almakta ve büyük çapta yazılım projeleri geliştirilmektedir. Bu durum, geliştirilen projelerde çok önemli hatalara ve olumsuz sonuçlara sebep olmaktadır. Dolayısıyla, bu durumu önlemek veya minimuma indirmek için özellikle yazılım risk yönetim faaliyetlerinin başarılı bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmada, yazılım projelerinde yapay zekâya dayalı ve web tabanlı yeni bir risk yönetim süreci tasarlanmış ve geliştirilmiştir. Çalışmanın amacı, risk faktörlerine göre proje çıktılarında meydana gelebilecek sapmaları yapay sinir ağları (YSA) kullanılarak tahmin etmek, yazılım yaşam döngüsünün ilk evrelerinde karşılaşılabilecek zararları minimize etmek ve böylece kullanıcılar için önleyici bir yaklaşım desteği sunmaktır. Çalışmanın YSA modelini oluşturmak için yazılım mühendisliği alanındaki akademisyenler, uzman ve proje yöneticileriyle öngörüşmeler yapılarak bir kontrol listesi formu oluşturulmuştur. Bu form kullanılarak Teknokent’lerde bulunan yazılım firmalarındaki 774 farklı firmadan gerçek proje verisi toplanmıştır. Oluşturulan YSA modeli, kırkbeş giriş, tek gizli katman (on beş nörona sahip) ve beş çıkışlı (45-15-5) olup; eğitim R oranı 0.9978; test R oranı 0.9935 ve hata oranı ise 0.001’dir. Model,.dll kütüphanesi oluşturularak geliştirilen uygulamaya entegre edilmiştir. Geliştirilen uygulama, farklı alanlardan gerçek proje verileri elde edilerek uzman ve akademisyen (10 kişi) görüşleri alındıktan sonra 4 farklı senaryo üzerinden test edilerek sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, uygulamanın performansının yüksek olduğunu ve söz konusu uygulamalarda YSA kullanımının proje başarısına olumlu katkılar sağladığını açıkça ortaya koymuştur. Ayrıca, yapılan çalışma ile yazılım endüstrisi için yapay zeka tabanlı bir risk yönetim süreci sunan uygulamalara ihtiyaç olduğu görülmüştür.

Pajes