E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 26 (6)
Cilt: 26  Sayı: 6 - 2020
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - VI

2. 
Yukarı Aras Havzasında hidrolojik modellerin karşılaştırması
Comparison of hydrological models in upper Aras Basin
Ali Arda Sorman, Emin Tas, Yusuf Ogulcan Dogan
doi: 10.5505/pajes.2019.98852  Sayfalar 1015 - 1022
Günbegün önemi artan su kaynakları planlama ve yönetimi çalışmalarında hidrolojik modellemenin etkin kullanılması yaygınlaşmaktadır. Özellikle Türkiye’deki drenaj havzaları başlangıç bölgelerinin karlı dağlık alanlardan oluşması ve bahar aylarında karların erimesiyle birlikte akımların büyük bir bölümünün kar erimesinden meydana gelmesi bu bölgelerdeki modelleme uygulamalarını önemli ve zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin doğu ve dağlık bölgesinde yer alan Aras Havzasının memba suları iki farklı kavramsal hidrolojik model (HEC-HMS ve HBV) kullanılarak 2008-2015 su yılları arasında modellenmiş ve karşılaştırılmıştır. Nash-Sutcliffe ölçütü kullanılarak performansı değerlendirilen her iki modelin akıma göre kalibrasyon başarısı 0.8 ve doğrulaması 0.7 değerlerinin üzerinde bulunmuştur. Aras Havzasında öncül bir kavramsal hidrolojik modelleme uygulaması olan bu karşılaştırma çalışmasının başarılı sayılabilecek sonuçlar verdiği ve benzer çalışmaların akımın yanı sıra başka değişkenlerin de çalışmaya dahil edilebileceğini göstermiştir.

3. 
Kazınmış Asfalt Kaplama (RAP) Malzemelerinin Filler Oranının CBR Performansına Etkisi ve Maliyet Analizi
Effect of Filler Percentage of Recycled Asphalt Pavement (RAP) Materials on CBR Performance and Cost Analysis
Ayşegül Güneş Seferoğlu, Mehmet Tevfik Seferoglu, Muhammet Vefa Akpınar, Muhammet Çelik
doi: 10.5505/pajes.2019.48154  Sayfalar 1023 - 1029
Kazınmış asfalt kaplama (RAP) malzemeleri çevre kirliğini azaltması, enerji ve maliyet tasarrufu sağlaması nedeniyle doğal agregaya (DA) alternatif sayılabilecek bir malzemedir. Pek çok ülkede, yol üstyapı tabakalarında belirli oranlarda RAP malzemesi kullanımına müsaade edilmektedir. Fakat RAP malzemelerinin mekanik özellikleri malzemenin üstyapının hangi tabakasından elde edildiğine, kazındığı yolun hizmet ömrü ve yapım özelliklerine, yolda kullanılan malzemelerin (bitüm ve agrega) özelliklerine ve kazı makinesinin özelliklerine bağlıdır. Bu çalışmada, iki farklı karayolunun bozulmuş aşınma tabakalarından özel kazıma makinesiyle elde edilen RAP malzemeleri (RAP1 ve RAP2), DA ile farklı oranlarda (%0, %15, %30, %45, %60, %100) karıştırılmıştır. Elde edilen karışımlar üzerinde bitüm oranı, elek analizi, modifiye proktor ve Kaliforniya taşıma oranı (CBR) gibi laboratuar testleri yapılarak karışımların bazı karakteristik özellikleri, %100 DA karışım değerleri referans alınarak incelenmiştir. Sonuçlara göre DA malzemesine alternatif olarak plentmiks temel (PMT) tip-1 tabakasında kullanılabilir maksimum RAP1 ve RAP2 oranları ülkemiz Karayolu Teknik Şartnamesi (KTŞ) kriterleri doğrultusunda belirlenmiştir. Ayrıca RAP malzemelerinin kullanılması durumunda DA malzemesine olan ihtiyacın azalmasının sağlayacağı malzeme maliyetlerindeki kar oranları da kapsamlı bir maliyet analizi yapılarak belirlenmiştir.

4. 
İnşaat yıkıntı atığı ve kireçle kil zeminin stabilizasyonu üzerine deneysel bir çalışma
An experimental study on the stabilization of a clay soil with construction wastes and lime
Mamadou Lamine Diallo, Yeşim Sema Ünsever
doi: 10.5505/pajes.2019.51436  Sayfalar 1030 - 1034
Günümüzde, kentsel dönüşüm projelerinden ortaya çıkan katı atık maddelerinin büyük hacimlerinden dolayı depolama problemi yarattığı gerçeği gündeme gelmiştir. Bu gibi atık maddelerin kullanılması, hem çevre korunması hem de maliyet açısından kazanç sağlar. Bu yüzden, son yıllarda bu atık malzemelerin kullanılabilmesi yeni araştırma konularına olanak sağlamıştır.
Bu çalışmada, araziden alınan bir kil üzerine sabit %2 kireç ve %5 ile %35 arasında değişen oranlarda inşaat yıkıntı beton atıkları katılarak iyileştirme yapılmıştır. Öncelikle araziden elde edilen zemin üzerinde, Granülometri analizi ve Atterberg deneyleri yapılarak zemin sınıflandırılması yapılmıştır. Proktor deneyi yardımıyla hazırlanan numunelerin optimum su muhtevaları ve maksimum kuru birim hacim ağırlık değerleri elde edilmiştir. Karışımların mukavemetini belirlemek için ise bulunan optimum su muhtevasına uygun olarak 38 mm çapında ve 76 mm uzunluğunda silindirik numuneler hazırlanmıştır. Hazırlanan numuneler üzerinde 3, 7 ve 28 gün kür süresinden sonra serbest basınç deneyi yapılmış ve mukavemetleri belirlenmiştir.
Yapılan deneylerin sonucunda, yüksek plastisiteli kilin mühendislik özeliklerinin kullanılan kireç ve inşaat atıklarıyla birlikte farklı yüzdelerde arttığı bulunmuştur.

5. 
Bina Beton Atıklarının Karayollarında Bitümlü Temelde Agrega Olarak Kullanılabilirliğinin Araştırılması
Investigation Of The Usability Of Building Concrete Wastes As Aggregate In Bituminous Base Course On Highways
Serdal Terzi, Mahmut VURAL
doi: 10.5505/pajes.2019.57983  Sayfalar 1035 - 1041
Bu çalışmada ekonomik ömürlerini tamamlayarak yıkılan binaların atıkları öğütülerek agrega haline getirilmiştir. Referans kireçtaşı numunesi ve bina atıklarından elde edilen agrega numunelerinin, fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenerek şartname limitleri ile karşılaştırılmaları yapılmıştır. Bununla birlikte agrega haline getirilen atıklar Bitümlü Sıcak Karışım (BSK) numuneleri ile, kalan kısmı kireçtaşı olmak üzere, sırasıyla %100, %75, %50 ve %25 oranlarında karıştırılmıştır. Her farklı karışım oranı için karışımın SuperpaveTM yöntemi ile hacimsel analizi yapılarak optimum bağlayıcı içeriği belirlenmiştir. Optimum bağlayıcı içeriği belirlenen numunelerin AASHTO T 283’e göre nem hassasiyetleri incelenmiştir. Ayrıca atık ilave edilmeyen referans kireçtaşı numuneleri için de deneyler yapılmış ve sonuçlar bina atıkları ile karşılaştırılmıştır. Test sonuçlarının Karayolu Teknik Şartnamesi limitleri ile kıyası yapıldığında, atık numunelerin su emme oranları ve Los Angeles aşınma deney sonuçlarının şartname limitlerini aştığı gözlemlenmiş olup, bina atıklarının bitümlü temellerde ancak %25 oranında kullanılabileceği belirlenmiştir.

6. 
Cocamide Diethanolamide Kimyasalının Bitüm Modifikasyonunda Kullanımı
Use of Cocamide Diethanolamide Chemical in Bitumen Modification
Gizem Kaçaroğlu, Mehmet Saltan
doi: 10.5505/pajes.2019.01643  Sayfalar 1042 - 1047
Bu çalışmada, Cocamide Diethanolamide kimyasalının bitüm modifikasyonunda kullanımı araştırılmıştır. Katkı malzemesi olarak Cocamide Diethanolamide kimyasalı seçilirken kimyasal ve bitüm arasındaki sıcaklığa bağlı davranış, kimyasal yapı gibi özelliklerin benzer olması etkili olmuştur. Buna ilaveten, Cocamide Diethanolamide kimyasalının bitüm modifikasyonunda ilk kez kullanılmış olması, bu çalışmayı ayırt edici kılmaktadır. Bitümün kimyasal ile %1, %3 ve %5 katkı oranlarında, 155 °C ve 165 °C modifikasyon sıcaklıklarında, 30, 60, 90 dakika boyunca 1000 rpm karışım hızı kullanılarak birden fazla kez modifikasyonu sağlanmıştır. Bu modifikasyonlar sonucunda her biri üç numune içeren 6 adet deney seti elde edilmiştir. Farklı parametrelerin modifiye edilmiş numuneler üzerine etkileri yumuşama noktası, penetrasyon, düktilite, dönel viskozimetre deneyleri ile araştırılmıştır ve Cocamide Diethanolamide kimyasalının, bitümü yumuşattığı ve bitümün işleme sıcaklığını düşürdüğü görülmüştür. Katkı oranı arttıkça karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıklarında görülen düşüş, hem ekonomik hem de çevresel olarak fayda sağlamaktadır.

7. 
Lastik katkılı asfalt karışımındaki kırıntı lastik boyutunun ve oranın Marshall Parametrelerine Etkileri
Effects of Crumb Rubber Size and Concentration on Marshall Parameters of Rubberized Asphalt Mixture
Ali Almusawi, Hassan Shuaibu Abdulrahman, Mohammad Razeq Shakhan, Bora Doğaroğlu
doi: 10.5505/pajes.2020.50318  Sayfalar 1048 - 1052
Genelde Bitümlü Sıcak Karışım (BSK) asfaltların büyük bir yüzdesini oluşturan doğal agrega kaynakların tüketilmesi ve hurda lastiklerinin imhası gelecek için önemli çevre sorunları oluşturmaktadır. Karayolu yapımında hurda lastikler gibi atık ürünlerin kullanılması, bu sorunların üstesinden gelmenin sürdürülebilir bir yolu olarak kabul edilmektedir. Kırıntı Lastik (KL), BSK'ların performansını artırmak için kullanılabilecek bir tür polimer katkı ve termoplastik elastomerdir. Bu çalışmada, kırıntı lastik büyüklüğünün ve karışımdaki doğal agrega ile kısmi değiştirilmesinin lastik katkılı asfalt karışımlarının Marshall test parametreleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Üç farklı boyutta kırıntı lastik kullanılmıştır; ince (≤1.18mm), kaba (≥1.18 ve ≤33.35 mm) ve (50/50) oranında hem ince hem de kaba kombinasyonu. %1,5 ve %2,5 oranlarında olmak üzere agrega toplam ağırlığı kısmen değiştirilerek farklı yüzdelerde kırıntı Lastik kullanılmıştır. Lastik katkılı asfalt karışımları, geleneksel asfalt karışımıyla karşılaştırılmıştır. Optimum bitüm içeriği Asfalt Enstitüsü (AI) ve Ulusal Asfalt Kaplama Derneği (NAPA) yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Kuru işlem metodolojisi uygulanarak farklı ebatlarda ve yüzdelerde kırıntı lastik katkı maddesi eklenmesi Marshall test parametreleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir ve ayrıca Asfalt Enstitüsü ve Ulusal Asfalt Kaplama Derneği yöntemleri ile belirlenen optimum binder (bağlayıcı) içeriği tahminlerini etkilemektedir. Bu çalışmanın sonuçları BSK'larda kırıntı lastik kullanımı için bir referans olarak kullanılabilir.

8. 
Mineral katkı kullanımının hava sürükleyici katkılı çimentolu harçların taze ve sertleşmiş hal özeliklerine etkisi
Effect of utilization of mineral admixture on the fresh and hardened properties of air-entrained cement mortars
Ece Güleryüz, Süleyman Özen, Ali Mardani-Aghabaglou
doi: 10.5505/pajes.2020.85353  Sayfalar 1053 - 1061
Bu çalışmada, silis dumanı ve uçucu kül kullanımının hava sürükleyici katkılı tekli, ikili ve üçlü çimentolu sistemleri içeren harç karışımlarının taze ve bazı sertleşmiş hal özelliklerine etkisi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda tek tip CEM I 42.5R tipi çimento, tek tip polikarboksilat esaslı su azaltıcı katkı, tek tip hava sürükleyici katkı, silis dumanı ve uçucu kül kullanarak farklı kombinasyonlara sahip harç karışımları hazırlanmıştır. Mineral katkı içermeyen kontrol karışımına ilaveten, üç seri daha harç karışımı hazırlanmıştır. Birinci ve ikinci seride uçucu kül ve silis dumanı sırasıyla, %30 ve %10'u oranında çimento ile yer değiştirmiştir. Üçüncü seride ise, çimento ağırlığının %30 ve %10 oranında, hem uçucu kül hem de silis dumanı kullanılmıştır. Çalışmada tüm harç karışımlarında su/çimento oranı, kum/bağlayıcı oranı ve yayılma değerleri sırasıyla, 0.485, 2.75, 270±20 mm olarak sabit tutulmuştur. Harç karışımlarının zamana bağlı yayılma değerleri, 90 günlük su emme değerleri, 3, 7, 28 ve 90 günlük basınç dayanımları ve 0, 50, 100, 150, 200 donma-çözülme çevrimi sonrası basınç dayanım değerleri elde edilmiştir. Deney sonuçlarına göre, hava sürükleyici katkılı çimento harçlarında mineral katkı kullanımı karışımların taze hal özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Mineral katkı içeren karışımlar erken yaşlarda kontrol karışımına kıyasla daha düşük dayanım gösterirken, 90 günün sonunda kontrol karışımından daha yüksek basınç dayanım değerlerine sahip olmuşlardır. Mineral katkı kullanımı ile harç karışımlarının 90 günlük su emme değerleri, kontrol karışımına kıyasla daha düşük olmuştur. Donma-çözülme çevrimleri bakımından en başarılı karışımın hem uçucu kül hem de silis dumanı içeren, üçlü bağlayıcı sisteme sahip olan K-UK-SD-HSK karışımı olduğu tespit edilmiştir.

9. 
Dış sıcaklık verisinin bina ısıtma enerji gereksinimine etkisinin ve TS 825 derece-gün bölge kümelendirmesinin geçerliliğinin incelenmesi
Investigation of the effect of outdoor temperature data on the building heating energy requirement and validity of the TS 825 degree-day region clustering
Murat Altun, Aslı Akçamete, Çağla Meral Akgül
doi: 10.5505/pajes.2019.00334  Sayfalar 1062 - 1075
Dış sıcaklık verisi, binaların enerji gereksinimi hesaplamasını etkileyen en önemli parametrelerden biridir. Hacimsel ısıtma ağırlıklı enerji tüketiminin görüldüğü Türkiye’de, binaların ısı yalıtımı tasarımının yapılması ve ısıtma enerji ihtiyacının hesaplanması, TS 825 “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardına göre yapılmaktadır. TS 825’te, iller, sahip oldukları iklimsel koşullara göre derece-gün bölgelerinde (DGB) kümelendirilmektedir. Bu DGB’leri birbirinden ayıran temel iklimsel parametre ise dış sıcaklık verisidir. Bu çalışmada, dış sıcaklık verisinin bina ısıtma enerji gereksinimine etkisinin ve standartta oluşturulan DGB’lerin geçerliliğinin dış sıcaklık verisine göre tartışılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, oluşturulan örnek binanın ısıtma enerji ihtiyacı (Qyıl), illere ait farklı dış sıcaklık verilerine ve standardın yürürlükteki ve önerilen versiyonundaki DGB’lerine ait dış sıcaklık verilerine göre hesaplanmış ve 81 il için ayrı ayrı kıyaslanarak DGB‘lerin geçerliliği ve standartta yapılan güncellemelerin etkinliği incelenmiştir. Sonuçlar, bazı DGB’ler arası geçişlerde, farklı DGB’de yer alan illerin Qyıl değerlerinin birbirine çok yakın olduğunu; hatta bazı illerin kıyaslamalı Qyıl değerlerinin, bulundukları DGB’lerin verileri ile çeliştiğini göstermektedir. Bu durum, DGB yaklaşımının yeniden gözden geçirilmesini düşündürmektedir. Bunun yanında, standardın önerilen versiyonunda yeni oluşturulan DGB’ler, kıyaslamalı sonuçlar ile daha iyi örtüşmektedir. Bunlara ek olarak, ısıtma eşiği sıcaklığı seçimi hesaplamalara kısıtlı etki yaparken, analizlerde kullanılacak dış sıcaklık verisinin güncelliğinin binanın ısıtma enerji hesabını önemli oranda etkilediği görülmüştür.

10. 
Kurşun Çekirdekli Kauçuk İzolatörün Yükseklik Boyunca Düzenli ve Düzensiz Çerçevelerin Sismik Tepkisine Etkisi
Effect of Lead Rubber Bearing on Seismic Response of Regular and Irregular Frames in Elevation
Ahmet Hilmi Deringöl, Esra Mete Güneyisi
doi: 10.5505/pajes.2019.49207  Sayfalar 1076 - 1085
Taban izolatörleri binaların yapısal sistemleri için etkili bir sismik koruyucu sistem olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, kurşun çekirdekli kauçuk izolatörlerin (KÇKİ) deprem kayıtlarına maruz bırakılmış moment aktaran çelik yapılar üzerinde etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla, KÇKİ ile iyileştirilmiş 12 katlı yükseklik boyunca düzenli ve düzensiz çelik yapılar, oluşan bölgesel ve genel deformasyonlar dikkate alınarak incelenmiştir. KÇKİ; izolatör periyodu, efektif sönüm oranı ve rijitlik oranı gibi üç önemli parametre kullanılarak modellenmiştir. Taban izolatörlü çelik yapıların 2 boyutlu modelleri oluşturularak farklı depremler altında zaman tanımlı analizleri yapılmıştır. İzole edilmiş ve edilmemiş çerçevelerin sismik davranışları; izalatör deplasmanı, ivme, katlar arası ötelenme oranı, göreli yer değiştirme, çatı katı ötelenmesi, normalize edilmiş taban kesme kuvveti, taban momenti ve histeretik eğrileriyle değerlendirilmiştir. İzole edilmiş çerçevelerin izole edilmemiş olanlara kıyasla sağladığı avantajlar tartışılmıştır. KÇKİ’nin uygulanmasıyla yükseklik boyunca düzenli ve düzensiz çerçevelerin sismik tepkilerinin belirli bir düzeye kadar iyileştirilebileceği gözlemlenmiştir.

11. 
Düşey yük taşıyıcı sistemlerin süneklik düzeyi yüksek çelik moment aktaran çerçevelerin göçme performansına etkisi
Impact of gravity frames on collapse performance of special steel moment frames
Onur Şeker
doi: 10.5505/pajes.2019.34032  Sayfalar 1086 - 1097
Yapıların performans değerlendirmesinin yanı sıra taşıyıcı sistem davranış katsayısı ve elastik olmayan deplasman arttırma katsayısı gibi önem taşıyan tasarım parametrelerinin belirlenmesinde kullanılan olasılıksal göçme analizi prosedürü, P-695, düşey yük taşıyıcı sistemlerin yatay dayanım ve rijitliğe katkısını göz önünde bulundurmamaktadır. Basit birleşimli çelik kiriş-kolon birleşimlerinin, kiriş rijitliğinin ve dayanımın, sırasıyla, %25 ve %40’ını aktarabileceği düşünüldüğünde, bu kapasite rezervinin yapıların doğrusal olmayan davranışında göz önüne alınmaması, yapıların değerlendirilmesinde eksikliklere yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; düşey yük taşıyıcı sistemlerin, çelik yapıların deprem performansına olan etkisini sayısal yöntemlerle sistematik olarak incelemektir. Bu amaçla, iki farklı 6 katlı çelik çerçeve, zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizlere tabi tutularak, elde edilen sonuçlar P-695 olasılıksal göçme analizi yöntemiyle karşılaştırıldı. Yapılan değerlendirme, düşey yük taşıyıcı sistem etkisinin seçilen orta yükseklikteki yapının göçme performans değerlendirmesinde önemli fark yarattığını göstermiştir.

12. 
Lifli Betonlar için Elastisite Modülü Tahmini
Elastic Modulus Prediction for Fiber-Reinforced Concretes
Eren Yağmur
doi: 10.5505/pajes.2019.34017  Sayfalar 1098 - 1109
Bu çalışmada, farklı ayrık lif tiplerinin betonun elastisite modülü üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 260 adet silindirik basınç deney numunesi derlenmiştir. Dikkate alınan lif tipleri çelik, PVA, polipropilen, polyolefin, bazalt ve olefindir. Çalışma sonuçları tüm lif tipleri için kaba agrega miktarının ince agrega miktarına oranının 1.5’i aşması durumunda beton basınç dayanımının azaldığını göstermiştir. Çelik lifli karışımların lif narinlik oranının 60’dan küçük ve eşit olduğu durumlarda elastisite modülü artış gösterirken 60’dan büyük değerler için elastisite modülünün azaldığı görülmüştür. Dikkate alınan tüm lif tipleri için geçerli olan bir elastisite modülü denklemi önerilmiştir. Önerilen denklem deney sonuçları ile ve literatürde yer alan diğer formüllerle karşılaştırılmış ve farklı durumlar için denklemlerin geçerlilikleri sorgulanmıştır.

13. 
Yüksek sıcaklığa maruz atık çelik lif takviyeli alkali ile aktive edilmiş yüksek fırın cüruflu harçların davranışı
Behaviour of the waste steel fibre reinforced alkali-activated slag mortars exposed to high temperatures
Serhat Çelıkten, Mehmet Canbaz
doi: 10.5505/pajes.2019.66199  Sayfalar 1110 - 1116
Bu çalışmada, yüksek sıcaklığa maruz atık çelik lif takviyeli alkali ile aktive edilmiş yüksek fırın cüruflu harçların davranışı araştırılmıştır. Bu amaçla, yüksek fırın cürufu sodyum silikat (Na2SiO3) ve sodyum hidroksit (NaOH) ile aktive edilerek harç karışımları oluşturulmuştur. Atık lif içermeyen karışımlar ile birlikte hacimce %1 ve %2 atık lif içeren karışımlar üretilmiş ve atık lif içeriğinin alkali ile aktive edilmiş harçların mekanik özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Harç karışımlarından alınan 4x4x16 cm boyutlarındaki prizma harç numuneleri 200ºC, 400ºC ve 600ºC olmak üzere üç farklı derecede yüksek sıcaklık etkisine maruz bırakılmış ve harçların birim hacim ağırlıklarında, ultrases geçiş hızlarında, eğilme ve basınç dayanımlarında meydana gelen değişimler deneysel olarak belirlenmiştir. Deney sonuçları, atık çelik liflerin alkali ile aktive edilmiş yüksek fırın cüruflu harçların mekanik özelliklerini geliştirdiğini göstermiştir. Ayrıca, 200ºC ve 400ºC sıcaklıklara maruz bırakılan alkali ile aktive edilmiş harçların eğilme ve basınç dayanımları değişen oranlarda artmıştır.

14. 
Pachnoda Marginata Larva'nın Arka Bağırsağı'ndan Anaerobik Lignoselülitik Mikrobiyal Kültür Geliştirilmesi
Anaerobic Lignocellulolytic Microbial Community Derived from Hindgut of Pachnoda Marginata Larva
Emine Gözde Özbayram, Orhan İnce, Sabine Kleinsteuber, Marcell Nikolausz
doi: 10.5505/pajes.2019.50980  Sayfalar 1117 - 1122
Tarım atıkları, yüksek enerji içerikleri ve üretim miktarları ile düşük maliyetleri nedeniyle anaerobik çürütücüler için en önemli biyokütle olarak değerlendirilmesine rağmen karmaşık lignoselülozik yapıları bu maddelerin hidroliz aşamalarını sınırlandırmaktadır. Hidroliz verimini artırmak için etkin lignoselüloz degradasyon stratejileri geliştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Pachnoda marginata larvalarının arka bağırsağından lignoselüloz parçalayabilen anaerobik mikrobiyal topluluğun zenginleştirilmesidir. Bu kapsamda, Pachnoda marginata larvaları 3 hafta süre ile lignoselülozik substrat ile beslenmiş, sonrasında disekte edilmiştir. Arka bağırsak kültür şişelerine transfer edilmiştir. Bakteriyel topluluk çeşitliliği 16S rRNA amplikon dizileme yöntemi ile Illumina MiSeq platformunda analiz edilmiş, metanojenik arkeal topluluk ise T-RFLP yöntemi ile incelenmiştir. Kültür şişelerinde biyogaz üretimi zaman ile artış göstermiş, tüm şişelerde metan üretimi gözlenmiştir. Zenginleştirme prosedürü sonucunda, kültürün bakteriyel topluluk profili değişiklik göstermiş, üç transfer sonrasında alınan örneklerde Porphyromonadaceae (phylum: Bacteroidetes) bolluğunun artarak baskıladığı görülmüştür. Metanojenik topluluk ise Methanobrevibacter ile baskılanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar, Pachnoda marginata larvasının sindirim sisteminden üretilen zenginleştirilmiş kültürün, lignoselülozca zengin kompleks biyokütleyi etkin bir şekide parçalayabildiğini göstermiştir.

15. 
Çimento harcı içerisinde kullanılan atık döküm kumunun çevresel risklerinin ve harç mekanik özelliklerine olan etkilerinin değerlendirilmesi
Evaluation of the environmental risks of the waste casting sand used in cement mortar and its effects on the mechanical properties of the mortar
Derya Azak, Derya Över Kaman, Serdar Göncü
doi: 10.5505/pajes.2019.12571  Sayfalar 1123 - 1132
Dökümcülük, metalleri işlemek ve metallere şekil verme konusunda yüzyıllardır kullanılan önemli endüstri dallarından biridir. Döküm yöntemi ile üretilen malzemeler, kuyumculuktan, ağır sanayi tezgâhlarına, tarım makinelerinden, gemi makinelerine kadar çok farklı alanlarda kullanılmaktadır. Dökümcülüğün geniş pazar payından dolayı çeşitli üretim proseslerinden çıkan atık miktarı oldukça fazladır. Düzenli depolama sahalarının kritik doluluk oranı, tehlikeli atıkların bertaraf maliyeti endüstriyel simbiyoz ihtiyacını arttırmaktadır. Buna bağlı olarak, söz konusu atıkların beton ve harç içerisinde değerlendirilmesi konusunda çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışma, inşaat sektöründe atığın geri dönüştürülerek kullanımı ile endüstriyel simbiyozu sağlamayı ve atığın çevresel etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, çimento harcı kompozisyonu içerisinde bulunan Standart kum, ağırlıkça %0 (referans), %10, %20, %30, %40 oranlarındaki atık döküm kumu (ADK) ile ikame edilerek ASTM C109 standardına uygun olarak harç karışımları hazırlanmıştır. Üretilen numunelerin üç farklı kür ortamında çevresel etkisi ve sızma davranışları incelenmiştir. ADK içeren harç numunelerinin çevresel etkilerinin yanı sıra mekanik özellikleri de incelenmiştir. ADK'nun fiziksel ve çevresel açıdan etkileri incelendiğinde, sonuç olarak olumsuz bir etkisinin olmadığı ve harç üretiminde ince agrega yerine %20 oranında kullanılabileceği görülmüştür. Numunelerin basınç dayanımı değerleri de standartlarda ifade edilen koşulları sağlamaktadır.

16. 
Tabakhane katı atiklarının anaerobik birlikte çürütülmesi: optimum deri etleme atığı yükü
Anaerobic co-digestion of tannery solid waste: optimum leather fleshings waste loading
Alper Bayrakdar
doi: 10.5505/pajes.2020.22465  Sayfalar 1133 - 1137
Tabakhane katı atıklarından biyogaz üretimi üzerine literatüre katkı sağlamak amacıyla yürütülen bu çalışmada deri etleme atığı yükünün anaerobik biyogaz üretimine etkisi ve optimum deri etleme atığı yükü, farklı etleme atığı ve arıtma çamuru karışım oranlarıyla (0: 1, 0.25: 1, 0.35: 1, 0.50: 1) kesikli olarak işletilen dört eşdeğer anaerobik reaktör ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, lipit içeren atıkların metan üretim potansiyelini arttırdığını göstermiştir. Ancak, H2S inhibisyonu ve uçucu yağ asitlerinin birikimi bu atıkların anaerobik olarak çürütülmesinde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar olarak görülmüştür. Kesikli deneyler ile elde edilen verilere Gompertz modeli uygulanarak bu atıkların anaerobik olarak çürütülmesinde kinetik katsayılar belirlenmiştir. 0,35: 1 ve 0,5: 1 (kuru bazda) karışım oranı ile işletilen reaktörlerin nihai metan üretim potansiyelleri ve metan üretim hızı değerlerinin oldukça benzer olduğu model çıktıları ile hesaplanmıştır. Çalışmada, 0,35: 1 karışım oranı ile işletilen reaktörün hiç etleme atığı ilave edilmemiş kontrol reaktörüne göre %54 daha fazla metan üretim potansiyeline sahip olduğu ve bu karışım oranının optimum etleme atığı ve arıtma çamuru oranı olduğu gözlenmiştir.

17. 
Zenginleştirilmiş koagülasyon prosesiyle içme sularından doğal organik madde giderimi
Natural organic matter removal from drinking water by enhanced coagulation process
Seda Tözüm Akgül, Sehnaz Sule Kaplan Bekaroglu, Nevzat Ozgu Yigit
doi: 10.5505/pajes.2019.48265  Sayfalar 1138 - 1147
Doğal organik madde (DOM), dezenfeksiyon yan ürünlerinin (DYÜ) oluşumunda öncü bir bileşik olduğundan içme suyu arıtımında doğal organik maddenin giderimi önemli bir husustur. DYÜ’ler, insan sağlığı üzerindeki potansiyel kanserojen etkileri sebebiyle bir endişe kaynağıdır. Bu sebeple DOM’un, içme suyu arıtımında dezenfeksiyon prosesinden önce uzaklaştırılması gerekmektedir. Ülkemizde içme suyu arıtımında kullanılan konvansiyonel metot, koagülasyon, flokülasyon, çökeltim/flotasyon ardından kum filtrasyonudur. Ancak konvansiyonel koagülasyon metotları, bulanıklık giderimine odaklandığı için, etkili bir DOM giderimi sağlayamaz. Bu nedenle DOM gideriminde, işletme şartlarının optimize edildiği (koagülant dozu ve pH gibi) zenginleştirilmiş koagülasyon prosesi etkin olarak kullanılmaktadır.

Bu çalışmada, zenginleştirilmiş koagülasyonla içme suyu kaynaklarından DOM giderimi üzerine yapılan araştırma çalışmalarının bir incelemesi sunulmuştur. Koagülasyon prosesinde kullanılan çeşitli koagülant maddeler incelenmiş ve koagülasyonu geliştiren pH, koagülant dozu, DOM kaynağı gibi faktörlere değinilmiştir. Bunun yanı sıra, zenginleştirilmiş koagülasyonla membran filtrasyonu, iyon değişimi ve aktif karbon adsorpsiyonunu birleştiren entegre proseslere yer verilmiş, entegre proseslerin DOM giderimi üzerindeki etkinliklerine değinilmiştir.

18. 
Erçek Gölü su kolonunun mevsimsel sıcaklık dinamiği, Doğu Anadolu/Türkiye
Seasonal temperature dynamics of Lake Erçek water column, Eastern Anatolia/Turkey
Ayşegül Feray Meydan, Suna Akkol
doi: 10.5505/pajes.2019.64436  Sayfalar 1148 - 1153
Erçek Gölü, Türkiye’nin doğusunda farklı iklim sistemlerin kesiştiği kilit bir noktada yer almasıyla birlikte, Van Gölü’nden sonra havzada yer alan ikinci büyük kapalı havza gölüdür. Su kolonunda daha önce gerçekleştirilen çalışmalar, su kolonunun yıl boyunca sıcaklığında meydana gelen değişimlerin açıklanması için yeterli değildir. Bu çalışma kapsamında 2016-2017 yılları arasında 12 ay süresince gölün en derin noktasından dikey olarak su kolonunda CTD cihazı ile sıcaklık ölçümleri yapılmıştır. Göl suyu sıcaklığının değişiminin incelendiği bu çalışmada elde edilen veriler kapsamında, göl su kolonunun mayıs-kasım ayları arasında termal tabakalanma gösterdiği ve kış mevsiminde su kütlesinin karıştığı ortaya konulmuştur. Tüm veriler doğrultusunda Erçek Gölü “Holomiktik Göl” sınıfına dahil edilmiştir.

19. 
Çok düşük-orta aşındırıcı kayaçların tek eksenli basınç dayanımının Cerchar aşınma indeksi ile tahmini
Estimation of uniaxial compressive strength of very low-medium abrasive rocks from Cerchar abrasiveness index
Ahmet Teymen
doi: 10.5505/pajes.2019.36604  Sayfalar 1154 - 1163
Kayaç aşındırıcılığının belirlenmesinde yaygın olarak kullanılan yöntemlerin başında Cerchar Aşınma İndeksi (CAI) yer almaktadır. Aşınmayı etkileyen temel parametreler, yoğunluk, çimentolanma derecesi, dayanım özellikleri ve kayaçtaki aşındırıcı minerallerin miktarı gibi özelliklerdir. Bu çalışmada, aşındırıcılık özelliği az-orta düzeyde olan 35 farklı kayaç üzerinde tek eksenli basınç dayanımı (UCS) ve CAI başta olmak üzere 15 farklı test gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan 35 kayacın UCS değerleri 6.64-148.36 MPa, CAI değerleri 0.68-2.67 arasında değişmektedir. Kayaçların tamamı CAI sınıflamasına göre orta aşındırıcılık kategorisinin altında yer almaktadır. Çalışmanın temel amacı en sık kullanılan kayaç özelliği olarak bilinen UCS değerinin CAI değerleri yardımıyla tahmin edilmesidir. Bu amaçla, CAI ve test edilen diğer parametreler kullanılarak UCS çoklu regresyon yöntemi ile tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonuçları UCS ile CAI arasında kayda değer ilişkiler olduğunu göstermektedir.

20. 
İki boyutlu levha tipi yapıların SP anomalilerinin ters çözümü
Inverse solution of the SP anomalies of two dimensional sheet like bodies
Coşkun SARI, Emre TİMUR
doi: 10.5505/pajes.2019.44069  Sayfalar 1164 - 1169
En küçük kareler ve ters çözüm yöntemlerinin kullanımı jeofizik veri analizinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Eğilimli tabaka benzeri cisimlerin kuramsal anomalilerinin doğal potansiyel yöntemi için çözümü, basit yinelemeli yöntemler ve sönümlü en küçük kareler (Marquardt-Levenberg) yöntemi kullanılarak Fortran tabanlı bir bilgisayar programı yazılarak karşılaştırılmıştır. Kuramsal model çalışmaları sonucunda, küçük hata limitlerinde çok az sayıda yineleme ile model parametrelere ulaşılmıştır. Uygulanan Marquardt-Levenberg yöntemi sönümleme faktörü programda, yakınsak ve yakınsak olmayan koşullara bağlı olarak otomatik olarak gerçekleştirilmiştir. Eğimli levha modelinin derinlik, yatay uzunluk ve başlangıç noktası (X0) parametreleri, model ve gerçek alan verileri için iterasyon yöntemleri ile karşılaştırıldığında düşük hata sınırları içinde elde edilmiştir.

21. 
Potansiyel Jeotermal Kaynaklar için Radyojenik Isı Üretiminden Sıcak Kuru Kayanın Belirlenmesi ve Isparta-Yakaören Örneği
Determination of the Hot Dry Rock from Radiogenic Heat Production for Potential Geothermal Sources and Example of Isparta-Yakaören
NURTEN AYTEN UYANIK, Büşra Kurt, Osman Uyanık
doi: 10.5505/pajes.2019.03502  Sayfalar 1170 - 1177
Jeotermal sistem, enerji açısından önemli bir kaynaktır. Enerji ihtiyacı yüksek olan ülkelerde “sıcak kuru kaya” kavramı daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışmada radyoaktif verilerden yararlanarak sıcak kuru kaya niteliği taşıyabilecek yapı araştırması yapılmıştır. Bu amaçla gama-ışın spektrometre cihazı ile Isparta-Yakaören civarında uzun ömürlü doğal radyoaktif elementler olan K, U ve Th konsantrasyon verileri elde edilmiştir. Çalışma alanında 362 farklı noktada yerinde spektrometrik ölçümler yapılmıştır. Bu ölçümler sonucunda elde edilen U, Th ve K konsantrasyon değerleri kullanılarak radyojenik ısı üretim değerleri hesaplanmıştır. Daha sonra çalışma alanı için U, Th, K konsantrasyon ve radyojenik ısı üretim haritaları oluşturulmuştur. Haritalar yorumlanarak çalışma alanı jeotermal potansiyeli açısından tartışılmıştır. Çalışma alanındaki trakiandezit, tüf ve alüvyona ait ortalama radyojenik ısı üretimi sırasıyla 6.5μW/m3, 4.2μW/m3 ve 3.8μW/m3 olarak elde edilmiştir. Çalışma alanında özellikle trakiandezit kayasının yüksek ısı üretiminden ve bu kayacın geçirimsiz olması durumunda sıcak kuru kaya jeotermal kaynağı olarak geliştirmek için bir potansiyele sahip olabileceği düşünülmektedir.

Pajes