| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - V |
| 2. | 20 Mart 2029 Mw 5.5 Acıpayam (Denizli) Depreminin Jeoteknik Saha İncelemesi ve Değerlendirmesi Geotechnical Site Investigation and Evaluation of 20 March 2019 Mw 5.5 Acıpayam (Denizli) Earthquake Halil Kumsar, Mehmet Özkul, Barış Semizdoi: 10.5505/pajes.2020.72798 Sayfalar 1343 - 1352 20 Mart 2019 tarihinde merkez üssü Denizli ili Acıpayam ilçesinin Yeniköy mahallesi sınırları içerisinde 5.5 (Mw) büyüklüğünde meydana gelen deprem sonucunda, Acıpayam ovası içindeki yerleşim yerlerinde yığma yapılarda ağır hasarlar meydana gelmiştir. Ova içinde yeraltısuyu derinliği zemin yüzeyinden 1 m-4.5 m arasında değişmektedir ve zemin yapısı genellikle siltli çakıllı ve kumlu kil biriminden oluşmaktadır. 5.5 büyüklüğündeki deprem sonrası ova içerisinde zemin sıvılaşması gözlenmemiştir. Yapılardaki ağır hasarların ana nedeni, zemin büyütmesinin yüksek olduğu yerleşim yerlerinde kerpiç, biriket ve delikli tuğla ile yapılmış yığma yapıların olması, ve betonarme yapılarda da kaçak ve dayanımsız yığma çatı katlarının inşa edilmesinden kaynaklanmıştır. |
| 3. | CBS ve SSI Yöntemleri ile Obruk Oluşum Hassasiyetinin Haritalanması: Afşin-Elbistan Linyit Havzası Örneği Susceptibility Mapping for Sinkhole Occurrence by GIS and SSI Methods: A Case Study in Afsin-Elbistan Coal Basin Remzi Karaguzel, Yılmaz Mahmutoğlu, Meral Erdoğan Topçuoğlu, Gökhan Şans, Aynur Dikbaşdoi: 10.5505/pajes.2020.69812 Sayfalar 1353 - 1359 Kaya ortamlarda çökme türü yer değiştirmelere neden olan önemli yapısal kusurlar, süreksizlikler (kırık-çatlak-fay) ve karstik boşluklardır. Karstik boşlukların konum ve geometrilerine bağlı olarak hem temel kayada hem de örtü tabakasında obruklar oluşabilmektedir. Obruk oluşumu, birinci derecede, karstik yapı içeren karbonatlı kayaçların varlığı ve bunları örten gevşek ve zayıf malzemenin olup olmamasına bağlıdır. Afşin-Elbistan maden sahasında 2011 yılında yaşanan heyelanlardan sonra madencilik faaliyetinin yeniden başlatılması için kömürlü çökellerin tabanında bulunan karstik basınçlı akiferin hidrolik yükünün düşürülmesi planlanmıştır. Bu amaca yönelik susuzlaştırma kuyuları Ocak-2015 ayından itibaren işletmeye alınmaya başlanmıştır. Havza kenarında ilki, bu tarihten iki hafta sonra olmak üzere 6 ayda toplam 5 adet obruk oluşmuştur. Maden Sahasında obruk oluşum mekanizmasının anlaşılmasına ve potansiyel obruk alanlarının belirlenmesine yönelik olarak yoğun bir araştırma ve inceleme programı yürütülmüştür. Bu kapsamda havzanın jeomorfolojik, jeolojik, hidrolojik, hidrojeolojik ve jeomekanik modelleri oluşturulmuş ve hazırlanan veri tabanına eklenmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) tabanlı bir analiz yönteminden yararlanılarak obruk oluşumunu belirleyen parametrelerin alansal dağılımını gösteren tematik haritalar hazırlanmıştır. Obruk oluşumunda parametrelerin etki derecesi ve ağırlık katsayılarının belirlenmesinde çok ölçütlü karar verme analizlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yaklaşımı benimsenmiştir. Sınıflandırma ve ağırlıklandırma işlemi yapılan tüm parametreler kullanılarak Obruk Hassasiyet İndeksi (SSI) hesaplanmıştır. SSI değeri ortamın obruk oluşumuna karşı hassasiyetini ifade eder. Yüksek SSI değeri ortamın obruk oluşumuna karşı hassasiyetin yüksek olduğunu göstermektedir. İnceleme alanında en yüksek SSI değerlerinin havza kenarına karşılık geldiği belirlenmiş ve oluşan obrukların da aynı bölgede yer aldığı görülmüştür. |
| 4. | Spektral açı haritalama yöntemi ile Denizli kent merkezi arazi kullanım değişim tespiti ve bazı yerbilim verileri açısından değerlendirilmesi Land use change detection in Denizli city center using spectral angle mapper method and evaluations in terms of some earth science data Tolga Çan, Senem Tekin, Mamadou Traore, Halil Kumsardoi: 10.5505/pajes.2020.50707 Sayfalar 1360 - 1364 Arazi kullanım planlaması, sürdürülebilir kalkınma süreclerinin merkezinde yer almakta olup, jeo-çevresel şartlara uyumlu bir şekilde yapılandırılmalıdır. Bu çalışmada, Denizli kent merkezinde 1984 ve 2018 yılları arasında arazi kullanımında meydana gelen değişimler belirlenmiştir. Analizlerde, 1984 ve 2018 yılları için sırasıyla Landsat-5 TM ve Landsat-8 OLI görüntüleri kullanılmıştır. Uydu görüntülerinde ön işlem aşamasında geometrik, radyometrik kalibrasyon ve atmosferik düzeltmeler uygulanmıştır. Arazi kullanımı değişim tespiti, kontrollü sınıflandırmalardan, Spektral Açı Haritalama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sınıflandırmanın doğruluğu kappa indeksi ile değerlendirilmiş olup 1984 yılı için 0.80, 2018 yılı için 0.87 olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre 1984 ile 2018 yılları arasında yerleşim ve orman alanlarında sırasıyla %155 ve %96’lık artış meydana gelirken, tarım ve çıplak arazilerde ise %52 ve %40’lık oranlar da azalma gözlenmiştir. Yerleşim alanlarının büyük çoğunluğunun, aktif fay zonlarına yakın bölgelerde arttığı belirlenmiştir. Buna göre, çalışma alanında yer alan aktif faylara 500 m’lik zonlar içerisinde, 1984 ile 2018 yılları arasında yapılaşma alanlarındaki artış, % 240 olarak tespit edilmiştir. |
| 5. | Mikro-çatlaklı Mermerin Yenilme-Sonrası Dayanımının Hoek-Brown Yenilme Kriteri ile Karşılaştırması Comparison of Post-Failure Strength of Micro-cracked Marble with Hoek-Brown Failure Criterion Yılmaz Mahmutoğlu, Gökhan Şansdoi: 10.5505/pajes.2020.27543 Sayfalar 1365 - 1372 Kaya kütlesinin yenilme kriteri yüzey ve yeraltı yapılarının tasarımında en önemli temeldir. Ancak, çatlaklı kaya kütlesinin davranışı ve kırılma koşulu günümüzde de kaya mekaniğinin merak edilen konuları arasındadır. Bu tartışmaların esas nedeni jeoteknik uygulamalar sırasında veya sonrasında karşılaşılan problemlerdir. Bu konudaki, deneye dayalı ve teorik yaklaşımlardan bazıları, mühendislik kanaatleri ile uyumlu ve karar verme sürecine yardımcı olmaları nedeniyle sık kullanılmaktadır. Uygulamanın boyutuna bağlı sistem büyüklüğü kavramının öne çıkarıldığı güncel çalışmalar, mevcut yenilme kriterlerinin kuşkuyla sorgulanır olduğuna işaret etmektedir. Pratikte yaygın kullanılan Mohr-Coulomb yenilme kriterinin çok cisimden oluşan süreksiz ortamların (çatlaklı kaya) yenilme koşulunu tam olarak temsil edemeyeceği açıktır. Kayanın süreksiz bir ortam karakteri taşıması nedeniyle, 1970’lerden itibaren arayış içerisine girilmiş, 1980’li yıllarda önerilen ve günümüze kadar birçok kez modifiye edilen Hoek-Brown yenilme kriteri uygulamada kabullenilmiştir. Ancak, bu yenilme ölçütünde kullanılan ve farklı türden kayalar için önerilen ampirik parametrelerin de tartışmaya açık olduğu bilinmektedir. Makalede, bu gerçekten hareketle, laboratuvar ölçeğinde fiziksel olarak çatlaklı kayaya önceden benzetilen mikro-fissürlü model malzemesi üzerinde sürdürülen mekanik deney sonuçları tartışılmıştır. Model malzemesi olarak ısıl işlemle tane sınırları farklı düzeylerde örselenen mermer örnekleri kullanılmıştır. Sürekli yenilme durumunda üç eksenli deneylerden elde edilen yenilme zarfları Mohr-Coulomb ve Hoek-Brown yenilme kriterleriyle karşılaştırılmıştır. Sonuçta, üç eksenli deneylerde yenilme sürecini ve taneler arası doku yenilmesini temsil eden (post-failure) eğrilerin Hoek-Brown yenilme kriteri ile benzer ve kıyaslanabilir olduğu ortaya konmuştur. Karşılaştırma sonucunda, düşük çevre gerilmeleri için elde edilen dayanımın Hoek-Brown yenilme kriterinden elde edilenden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Deneysel çalışmalardan süreksiz ortamlarda yenilmenin dokuyu oluşturan elemanlar arasında gelişeceği, dolayısıyla pratikte sıkça kullanılan kesme mukavemeti parametrelerinin sistem büyüklüğüne bağlı olacağı görülmüştür. |
| 6. | Traverten Plakalarda Gözenek Dolgu Malzemesi İçin Alternatif Bir Karışımın Kullanımının Değerlendirilmesi Evaluation of the Use of an Alternative Mixture for Pore Filling Material on Travertine Slabs İbrahim Çobanoğlu, Sefer Beran Çelikdoi: 10.5505/pajes.2020.84584 Sayfalar 1373 - 1378 Travertenler doğal gözenekli yapıları nedeniyle dekoratif anlamda kullanılabilirliği fazla olan doğaltaşlardır. Bu gözenekli yapı, taşta su emmenin de yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu yüzden özellikle dış mekan uygulamalarında taşın gözenekliliğini ve dolayısı ile atmosferik koşullardan etkilenme derecesini azaltmak amacıyla dolgu işlemi uygulanmaktadır. Dolgu için toz kalsit, beyaz çimento ve çeşitli renklendiriciler yaygın olarak kullanılmaktadır. Karışım içerisinde kalsitin bulunması doğrudan maliyeti artırmaktadır. Bu çalışmada kalsit yerine traverten tozunun kullanılabilirliği araştırılmıştır ve bu amaçla ağırlıkça oluşturulmuş 4 farklı karışım oranında (1/0.5, 1/0.7, 1/1, 1/1.5) traverten tozu /çimento karışımlı dolgu malzemeleri laboratuvar ortamında üretilmiştir. Diğer bir grup dolgu malzemesi ise ticari üretimde yaygın olarak kullanılan kalsit/çimento (1/1 oranında) karışımı şeklinde oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar dolgulu travertenlerde birim hacim ağırlığı değerlerinde % 0.32 – 0.54 oranlarında artış, ağırlıkça su emme değerlerinde ise % 11.71 – 19.25 oranlarında azalma olduğunu ortaya koymuştur. İncelenen doğaltaş grubunun bütünü için kapiler su emmenin belirgin bir şekilde % 27.95 – 54.62 arasında değişen oranlarda azaldığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde görünür porozite değerlerinde de % 9.54 – 19.21 oranında azalmalar meydana gelmiştir. Elde edilen sonuçlara göre 1/1 ve 1/0.7 oranlı (traverten tozu/çimento) karışımlarda birim hacim ağırlıklardaki artışla su emme değerlerinde en fazla azalmaların olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma ile elde edilen veriler, üretimi yapılan travertenin kendi tozunun kullanılması ile oluşturulacak dolguların uygulamada tercih edilmesi ile hem artıkların değerlendirilmesi hem de üretim maliyetlerinin düşürülebileceği ortaya konulmuştur. |
| 7. | Katı atık düzensiz depolama sahasının su kaynaklarına etkisinin incelenmesi ve iyileştirilmesine yönelik öneriler: Düzce, Türkiye Recommendations for investigation and improvement of the effect of solid waste irregular storage area on water sources in Düzce, Turkey Hazel Alan, Remzi Karagüzeldoi: 10.5505/pajes.2020.56649 Sayfalar 1379 - 1384 Bu çalışmada, Düzce İli’nde yer alan katı atık düzensiz depolama sahasının su kaynaklarına etkisinin belirlenmesi ve iyileştirilmesine yönelik öneriler getirilmesi amaçlanmaktadır. Katı atıklar, İstanbul metropolitanının içme suyunun temin edildiği Melen Barajı havzasında olup, Küçük Melen Çayı kenarında ve alüvyon üzerinde hiçbir önlem alınmaksızın dökülmüştür. Düzensiz depolama alanı ve yakın çevresinin, jeoloji ve hidrojeoloji haritaları hazırlanmıştır. İnceleme alanında düzensiz katı atık sahasının yüzey ve yeraltısuyu kalitesine etkisini belirlemek amacıyla; sahanın menba ve mansap tarafında temsili noktalardan su örnekleri alınmıştır. Alınan su örneklerinin kimyasal analizleri yapılmış, kirlilik durumları ve çeşitli kullanım alanlarına uygunlukları tartışılmıştır. Katı atık düzensiz depolama sahasının yüzey ve yeraltısuları ile ilişkisi farklı çevre koşullarında değerlendirilmiş ve kavramsal modeller hazırlanmıştır. İnceleme alanında düzensiz katı atık sahasının yüzey ve yeraltısuyu kalitesini olumsuz etkilediği ve suların insani tüketim amacına uygun olmadıkları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, içme suyu havzasında bulunan katı atıkların bölgeden düzenli bir depolama tesisine taşınması veya 45 m derinliğinde çepeçevre bir sızdırmazlık perdesinin inşası güvenli çözüm yöntemleri olarak görülmüştür. Ayrıca, yüzey ve yeraltısularından izole edilecek ortamdaki sızıntı suyu seviyesinin doğal ortam su seviyesinin altında olması depolama tesisinden dışa su akımına engel olacağı tespit edilmiştir. |
| 8. | Leeb Sertliğinin Kaya Malzemelerin Bazı Fiziksel ve Mekanik Özelliklerinin Tahmininde Kullanımının Araştırılması Investigation of the Use of Leeb Hardness in the Estimation of Some Physical and Mechanical Properties of Rock Materials Sefer Beran Çelik, İbrahim Çobanoğlu, Tamer Koralaydoi: 10.5505/pajes.2020.22747 Sayfalar 1385 - 1392 Kaya malzemelerin tek eksenli sıkışma dayanımı (UCS) ve bazı fiziksel özellikleri kaya mekaniği ve mühendisliğinde kullanılan çok önemli bir girdi parametresidir. Belirli şekil ve boyuttaki örneklerin kullanıldığı fiziksel ve mekanik özelliklerin belirlendiği deneylerde, örnek hazırlamanın güç olduğu koşullarda bu değerin belirlenmesi güçleşmekte ve bu sorunun aşılması amacıyla doğrudan olmayan deney yöntemlerinden tahmini tercih edilmektedir. Kaya malzemelerin özelliklerinin tahmininde kullanılan en yaygın parametrelerden birisi de yüzey sertliğidir. Bu çalışma kapsamında kaya malzemeler üzerinde kullanımı yaygınlaşmaya başlayan ve Schmidt çekicine göre, çok daha düşük bir çarpma enerjisine sahip olan Leeb sertlik cihazı ile elde edilen sertlik değerlerinin (HL) seçilen ignimbirit, traverten ve siyenit türü kayaların bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin tahmininde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Öncelikle örneklerinin petrografik ve temel fiziksel özellikleri incelenmiş daha sonra tüm örneklerin HL değerleri ölçülmüştür. Kuru (γdry) ve doygun (γsat) birim hacim ağırlık, görünür porozite (nA), su emme (wS), ultrases hızı (VP) değerleri ile HL değerleri korele edilmiş ve ilgili eşitliklerle sunulmuştur ayrıca HL değerlerinden UCS değerlerinin tahmini için eşitlik önerilmiştir. Ayrıca örneklerin boy/çap oranı (L/D) etkisinin HL ölçümleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Sonuç olarak 50 mm çaplı örneklerde minimum 1.5 L/D oranlı örnekler üzerinde HL değerlerinin sağlıklı olarak ölçülebileceği önerilmiştir. |
| 9. | Simulation of three-dimensional chemical dissolution of limestone Hitoshi Matsubara, Takashi Itodoi: 10.5505/pajes.2020.17802 Sayfalar 1393 - 1400 |
| 10. | İstanbul, Avcılar ilçesi ambarlı heyelanının gerilemesini önlemeye yönelik iksa sisteminin modellemesi Modeling of support system for preventing retrogressive slide of ambarlı landslide in Avcılar district, Istanbul İbrahim Kuşku, Süleyman Dalgıçdoi: 10.5505/pajes.2020.72662 Sayfalar 1401 - 1407 Afete Maruz Bölge, özetle; afet etüt raporlarında, olmuş veya olması muhtemel afetlerden etkilendiği veya etkilenebileceği belirtilen, iyileştirme çalışmaları ile teknik ya da ekonomik olarak ıslah edilmesi mümkün olmayan alanlar olarak tanımlanabilir. Ancak, heyelanın, bu tanıma göre belirlenen alan sınırında bulunan yerleşim yerlerine etkisi kimi zaman tartışmadan uzak kalmaktadır. İstanbul Avcılar Ambarlı Heyelanı ve çevresi, bu tip bir alan olup, heyelan alanı 2005 yılında Afete Maruz Bölge ilan edilmiştir. Alanda, 56 adet yapı kullanılmaz hale gelmiş ve karar gereği alandaki tüm yapılar yıkılmıştır. Ancak, devam eden süreçte, alanda herhangi bir hareket izleme çalışması yapılmamıştır. Böylelikle, heyelanın zaman içerisindeki durumu kontrolsüz bırakılmış ve çevre yapıların süreç içinde karşılaşabilecekleri riskler değerlendirilmemiştir. Bu çalışmada, Avcılar Ambarlı Heyelanı alanının, gerileyerek büyüme potansiyelinin ve mevcut durumda çevre yapılardaki güvenlik koşullarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Alanda yapılan önceki çalışmalar değerlendirilmiş, çalışma kapsamında yeni zemin araştırma sondajları ile indeks ve mekanik laboratuvar deneyleri yapılmıştır. Sondajlarda 6 ay süreyle inklinometre ölçümü yapılmış, kayma düzlemleri tespit edilmiş ve aktif olarak hareketine devam ettiği belirlenen heyelanın kayma hızları hesaplanmıştır. Mevcut durum için, etki alanındaki yapı yükleri de hesaba katılarak yapılan statik ve dinamik stabilite analizleri ile belirlenen risklere karşın, konsol tip forekazık sistemi modellenmiş ve heyelanın gerileyeceği alan için elde edilen güvenlik koşulları tanımlanmıştır. |
| 11. | Bursa Yıldırım ilçesi Mollaarap heyelanının nedenleri ve iyileştirme çalışmaları Causes of Bursa Yıldırım district mollaarap landslide and improvement studies Özkan Coruk, Aydın Kavakdoi: 10.5505/pajes.2020.99441 Sayfalar 1408 - 1412 Uludağ yükseliminin kuzey eteğindeki yüksek eğimli, plansız ve yoğun yapılaşmanın olduğu yamaçlar jeolojik olarak da kritik dengede bulunmaktadır. Bu çalışmada kritik dengedeki yamaçta gerçekleştirilen kontrolsüz kazı sonucunda yamaç dengesini bozularak yaklaşık 10 gün süren bir heyelan olayı yaşanmıştır. Bu süreçte şevin üst kesiminde oturma ve deformasyonlar artmış kontrolsüz kazıdan 8 dönümlük alan etkilenmiş ve bu kesimdeki yaklaşık 80 ev güvenlik amacıyla boşaltılmıştır. Heyelan sahasında yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda mühendislik jeolojisi modeli ortaya konulmuştur. Arazi ve laboratuvar çalışmaları ile kayma yüzeyi, temel ve örtü birimlerin jeoteknik özellikleri saptanmıştır. Bu özeliklere göre önlem ve destek projeleri hazırlanmıştır. Proje kapsamında ilk önlem olarak topuk kesimde çift sıra şaşırtmalı fore kazıklardan oluşan destek yapısının imalatı daha sonra 3 kademe destek yapısı imalatı ile heyelan kontrol altına alınmıştır. Mühendislik jeolojisi ve jeoteknik koşullar dikkate alınmadan yapılan kontrolsüz kazıların ciddi maliyet ve diğer mağduriyetlere neden olduğu bu proje tipik bir örnek teşkil etmektedir. Benzer kontrolsüz girişimler ne yazık ki ülkemizde son dönemde artan bir oranda gündemi oluşturmaktadır. |
| 12. | İstanbul’daki Tarihi Yapılarda Kullanılan Küfeki Taşları Üzerinde Uygulanan Farklı Temizleme Yöntemlerinin Etkilerinin Değerlendirilmesi Evaluation for the Effects of Different Cleaning Techniques Applied on Küfeki Stones Used in Historical Buildings in İstanbul Tuğçe Erözmen, Ömer Ündül, Namık Aysaldoi: 10.5505/pajes.2020.97344 Sayfalar 1413 - 1418 İstanbul’daki pekçok tarihi yapıda, çoğunlukla kireçtaşı, fosilli kireçtaşı ve killi kireçtaşlarını bünyesinde barındıran ve bölgede “Küfeki taşı” olarak adlandırılan taşlar kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında, bozunan Küfeki taşlarının üzerinde farklı temizleme yöntemleri denenmiş ve taş üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda, Küfeki taşı olarak kullanılan orijinal yapıtaşlarından (Bakırköy Küfekisi) ve günümüzde bu taşların yerine kullanılan farklı ocak sahalarından taze örnekler alınmıştır. Bu örnekler üzerinde mineralojik, petrografik, kimyasal analizler ile, fiziksel ve mekanik deneyler gerçekleştirilmiştir. Ardından aynı örnek gruplarının farklı, hızlandırılmış eskitme yöntemleri ile bozunmaları sağlanmıştır. Eskitilen örnekler lazer ve basınçlı mikro kumlama yöntemleri ile temizlenmiş ve temizlenen taşların kütlece ağırlık değişimleri ile görsel değişimleri ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, temizleme yöntemlerinin seçiminde mutlaka kayaç içyapısı ve fiziksel özelliklerinin gözetilmesi gerekliliği bir kez daha önemini göstermiştir. Bunun yanında taşın kullanım şeklinin ve kirletici türünün de yine temizleme yönteminin seçimi açısından dikkate alınması gerektiği ortaya konmuştur. Küfeki taşları özelinde ise lazer ile temizleme yönteminin fiziksel olarak taşa daha az hasar veren yöntem olduğu belirlenmiştir. |