| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - VI |
| 2. | İçmesuyu dağıtım sistemlerinde sızıntı yönetimi ve şebeke rehabilitasyonu için fayda maliyet analizi Benefit cost analysis for leakage management and network rehabilitation in distribution systems Fatih Mehmet Durmuşçelebi, Mahmut Fırat, Özgür Özdemirdoi: 10.5505/pajes.2020.29726 Sayfalar 660 - 668 İçmesuyu dağıtım sistemlerinde su kayıplarının tespit edilmesi, azaltılması, önlenmesi ve kontrol edilmesi, kaynakların verimli bir şekilde kullanılması ve sürdürülebilir kentsel su yönetimi için oldukça önemlidir. Su kayıpları ile mücadelede uygulanacak yöntem ve izlenecek yola karar vermek için ekonomik analizin yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada, içmesuyu dağıtım sistemlerinde su kayıplarının azaltılmasında, sızıntı yönetimi aktiviteleri ve şebeke rehabilitasyonu için ekonomik analizin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Malatya ili merkez içmesuyu dağıtım sistemi uygulama alanı olarak seçilmiştir. Rehabilitasyon yapılmayan bölgelerde sızıntı yöntemi faaliyetleri için yapılan yatırımların geri dönüş süresi 3-4 ay hesaplanmıştır. Diğer taraftan rehabilitasyonu uygulanan bölgeler için yapılan bölgelerde ilk yatırım maliyetinin yüksek olmasına bağlı olarak geri dönüş süresi ortalama olarak 13-17 yıl arasında elde edilmiştir. Hesaplanan bu geri dönüş sürelerinden de anlaşılacağı üzere, şebeke rehabilitasyonu ilk yatırım maliyeti oldukça yüksek olan bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bir dağıtım sisteminde su kayıplarının tespit edilmesi, azaltılması, önlenmesi ve kontrol edilmesinde fayda maliyet analizlerinin yapılmasının oldukça önemli görülmektedir. |
| 3. | Güvenlik kriteri olarak çarpışmaya kadar geçen süre ve takip zaman aralığı karşilaştırılması Comparing time to collision and time headway as safety criteria Ehsan Ramezani Khansari, Fereidoon Moghadas Nejad, Sina Moogehidoi: 10.5505/pajes.2020.79837 Sayfalar 669 - 675 Araçlar arasındaki mesafeyi korumak için kriterlerin incelenmesi yolun üzerindeki davranışları ve trafik akımını daha iyi anlamaya destek olur. Bu çalışmada zaman aralığı ve çarpışma süresi kriterleri sürüş simülatörü kullanarak incelenmiştir. Zaman aralığı,frenleme zaman aralığı ve takip zaman aralığı'na ayrılır. Sonuçlar çarpışma zamainin(TTC) bir eşiğe ulaşmasıyla ve frenleme zaman aralığının(TH) 1.5 saniyeye yükseldiğini ve bu değerden sonra sabit kaldığını gösterdi. Ayrıca frenleme zaman aralığı ve takip zaman aralığı arasında karşılaştırma,zaman aralığı' nı takip etmekten farklı olarak,frenleme zaman aralığı'nin daha az varyansa sahip olduğunu ve değerlerinin şeritler arasında önemli ölçüde farklılık göstermediğini gösterdi. Yani sürücü her zaman 1.1 saniye sabit bir frenleme zaman aralığısı gözlemlemeye çalışıyor ve buna göre ön araca yaklaşmıyor kriterler arasında zaman aralığı frenleme'nin en önemli faktör olduğu ve bunun dikkate alınması otomobil Takip eden modellerde faydalı olabileceği söylenebilir |
| 4. | Farklı atık yağ modifiyeli bitümlerin farklı frekans ve sıcaklıklardaki reolojik özelliklerinin incelenmesi Investigation of the rheological properties of bitumen modified with different waste oils under various frequencies and temperatures Erkut Yalçın, Mehmet Yılmazdoi: 10.5505/pajes.2021.46038 Sayfalar 676 - 682 Çalışmada, saf bağlayıcı ve bu bağlayıcılarla hazırlanan modifiye bitümlerin farklı sıcaklık ve frekanslardaki reolojik özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada ana bağlayıcı olarak Batman TÜPRAŞ rafinerilerinden temin edilen B 50/70 sınıfı saf bitüm kullanılmıştır. Katkı maddesi atık yağlar kullanılmış olup katkı oranları %2, %4, %6, %8, %10, %12 ve %14 olarak seçilmiştir. Saf ve modifiye bitümlere 4 farklı (40, 50, 60 ve 70°C) sıcaklıkta ve 10 farklı frekansta (0,01 ile 10 Hz aralığında) dinamik kayma reometresi (DSR) deneyi uygulanmıştır. Uygulanan DSR deneyleri sonucunda atık madeni yağ kullanılarak hazırlanan modifiye bitümlerin atık bitkisel yağ kullanılarak hazırlanan modifiye bitümlerden daha yüksek kompleks kayma modülü ve daha düşük faz açısı değerlerine sahip olduğu dolayısıyla daha elastik davranış sergilediği belirlenmiştir. Kompleks kayma modülü değerleri üzerinde %2 ve %3 katkı içeriklerinde atık bitkisel yağ %2 ve %4 katkı içeriğinde ise atık madeni yağ modifikasyonunun daha etkin olduğu belirlenmiştir. Modifiye bitüm hazırlamada atık madeni yağın, atık bitkisel yağa göre daha etkin olduğu belirlenmiştir. |
| 5. | Geri kazanılmış asfalt malzemenin uzun süreli filtrasyon performansı Long term filtration performance of recycled asphalt pavement material Ayşegül Bayın Sarıahmetoğlu, Recep İyisan, Aslı Yalçın Dayıoglu, Mustafa Hatipoğludoi: 10.5505/pajes.2021.05760 Sayfalar 683 - 695 Bu makalede, inşaat/yıkım (C&D) atığı türlerinden biri olan asfalt atık malzemesinin (RAP) yol altı drenaj sistemlerinde filtre malzemesi olarak kullanılabilirliğinin tespiti için uzun süreli filtrasyon performansı incelenmiştir. Geri kazanılmış asfalt ve geotekstilden oluşan drenaj sisteminin zamana bağlı permeabilite davranışının belirlenmesi için yeniden tasarlanarak, geliştirilen ve imalatı yaptırılan ASTM D 5101 deney düzeneğinde uzun süreli filtrasyon deneyleri (LFT) yapılmıştır. Geliştirilmiş ASTM D 5101 deneyi ile geri kazanılmış asfalt–geotekstil sisteminde oluşabilecek potansiyel tıkanma mekanizmaları, zaman ve akış yönüne bağlı olarak malzeme dane çapı dağılımındaki değişimler belirlenmiştir. Bu çalışmada, uzun süreli filtrasyon deneyleri ile özellikle yol altı drenaj sistemlerinin teşkilinde kullanılacak olan doğal filtre malzemeleri yerine geri kazanılmış asfalt malzemenin kullanılabileceğini göstermek amaçlanmaktadır. Geri kazanılmış asfalt malzemenin tekrardan kullanımı ile depolama sorununun ortadan kalkmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine ve geoteknik mühendisliği açısından sürdürülebilir malzeme yönetimine (SMM) katkıda bulunulmuş olunacaktır. Makalede agrega ve geotekstilden oluşan drenaj sisteminin uzun süreli filtrasyon davranışı, geliştirilmiş ASTM D 5101 deney sisteminde incelenmiştir. Değişik hidrolik eğimler altında gerçekleştirilen uzun süreli filtrasyon deneylerinde agrega-geotekstil sisteminin tıkanma performansını tanımlayacak olan hidrolik eğim oranı (GR) ve geçirimlilik oranı (KR) değerleri belirlenmiştir. Çalışmada agrega olarak geri kazanılmış asfalt ve bu malzemenin filtrasyon performansının karşılaştırılması amacı ile doğal agrega (NA) kullanılmıştır. Geotekstil olarak tıkanma açısından en olumsuz durumu sağlayacak gözenek açıklığına sahip olan bir örgüsüz geotekstil tercih edilmiştir. Geliştirilmiş ASTM D 5101 deney sistemi kullanılarak yapılan deneyler sonucunda, geri kazanılmış asfalt malzemenin performansının doğal agrega sonuçları ile yeterli seviyede karşılaştırılabilir olduğu anlaşılmıştır. Buna ek olarak, içeriğindeki bitüm malzeme oranı kontrol edildiği takdirde filtrasyon özellikleri bakımından yol altı drenaj sistemlerinde agrega olarak kullanılabilineceği düşünülmektedir. Böylece RAP’nın yeniden kullanımı ile sürdürülebilir malzeme yönetimine ve çevrenin korunmasına katkıda bulunulmuş olunacaktır. |
| 6. | Taşıyıcı hafif betonun enerji performansı açısından değerlendirilmesi: Bir örnek çalışma Evaluation of structural lightweight concrete in terms of energy performance: A case study Safa Nayır, Ümit Bahadır, Şakir Erdoğdu, Vedat Toğandoi: 10.5505/pajes.2021.27628 Sayfalar 696 - 702 Bu çalışmada, pomza agregası içeren taşıyıcı hafif beton üretilmesi ve taşıyıcı hafif betonun enerji performansı açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Hafif beton üretimlerinnde uçucu kül ve metakaolin çimento ile ikame edilerek kullanılmıştır. Karşılaştırma yapmak amacıyla normal ağırlıklı geleneksel beton üretilmiştir. Üretilen betonların basınç dayanımı, birim hacim ağırlık ve ısı iletkenlik katsayıları ilgili standartlara uygun olarak belirlenmiştir. Üretilen hafif betonların birim hacim ağırlıkları 1880-1900 kg/m3 ve basınç dayanımları 20-27 MPa arasında değişmektedir. Betonların ısı iletkenlik katsayıları birim hacim ağırlıkları azaldıkça azalmış olduğu ve 0.54-1.0 W/mK arasında değerler aldığı görülmektedir. Üretilen betonların belirlenen özellikleri örnek bir vaka için enerji simülasyon yazılımı DesignBuilder programı vasıtasıyla birincil enerji tüketimi ihtiyaçlarını değerlendirmek için kullanılmıştır. Normal ağırlıklı betona kıyasla, taşıyıcı hafif beton kullanımı ile yıllık enerji ihtiyacında %15-%19 oranında bir azalma görülmüştür. Ayrıca, aylık ısıtma ve soğutma yükleri dikkate alındığında, taşıyıcı hafif betonların ısıtma enerjisi ihtiyacını önemli derecede azaltmış olduğu görülmüştür. Soğutma enerji ihtiyacı ise beton tipinden önemli derecede etkilenmemiştir. |
| 7. | Orta yükseklikteki betonarme binalarda çekiçlemenin deplasman talepleri üzerindeki etkileri Effects of pounding on displacement demands in mid-rise RC buildings Muhammet Kamal, Mehmet İneldoi: 10.5505/pajes.2021.58897 Sayfalar 703 - 710 Bu çalışmada, yetersiz derz mesafesine sahip orta yükseklikteki betonarme komşu binaların sismik etkiler altındaki çekiçleme davranışları incelenmiştir. Orta yükseklikteki binaların temsil edilebilmesi için 5, 8, 10, 13 ve 15 katlı betonarme bina modelleri oluşturulmuştur. Bu modellerin doğrusal elastik olmayan davranış özellikleri kolon ve kiriş uçlarına tanımlanan plastik mafsallar ile yansıtılmıştır. Doğrusal olmayan bina modelleri üç boyutlu (3B) kolon-kiriş çerçeve sistemi olarak modellenmiştir. Kelvin birleşim elemanları kullanılarak döşemeden döşemeye bağlanan ikili bina modelleri türetilmiştir. Kat adetleri farklı olan binaların kullanımı ile birlikte toplam 30 adet farklı ikili model oluşturulmuştur. Çarpışmanın görülmediği ikili modellerde 5 m boşluk bırakılırken, çarpışmanın görüldüğü modellerde ise 0 m derz mesafesi seçilmiştir. Bu ikili binalar arasındaki çekiçleme etkilerinin araştırılabilmesi için TBDY-2018 ile uyumlu 22 adet gerçek ivme kaydı seçilerek ölçeklendirilmiştir. Ölçeklendirilen ivme kayıtları 30 adet ikili modele uygulanarak toplam 660 adet zaman tanım alanında dinamik analiz gerçekleştirilmiştir. Analizlerden elde edilen tepe deplasman talepleri, çarpışmalı ve çarpışmasız durumlar için kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda, komşu binaların çarpışması sonucu yapı taleplerinde ciddi değişimler görülmüştür. Komşu binaların periyot oranlarına bağlı olarak çekiçleme etkisi ile değişen yapı talepleri için deplasman büyütme faktörleri (β) önerilmiştir. |
| 8. | Farklı kür sıcaklıklarında kireçle stabilize edilmiş yüksek plastisiteli killi bir zeminin kayma mukavemeti parametrelerinin Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) ile tahmini Estimation of shear strength parameters of a high plasticity clayey soil stabilized with lime at different curing temperatures using Response Surface Methodology (RSM) Hakan Alper Kamiloğlu, Hüseyin Turandoi: 10.5505/pajes.2021.83707 Sayfalar 711 - 717 Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY), yanıtın optimum değerini bulmak, bağımsız değişkenler ve yanıtlar arasındaki ilişkiyi incelemek veya çok karmaşık ve zaman alan sayısal analizleri kısaltmak için kullanılmaktadır. YYY, birçok mühendislik dalında yaygın olarak tercih edilen bir yöntem olmasına rağmen, bu yöntemin kullanımı geoteknik çalışmalarda sınırlıdır. Bu çalışmada, kür sıcaklığının, kireçle stabilize edilmiş killi bir zeminin serbest basınç dayanımı ve kayma dayanımı parametreleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında, daha az deneysel çaba ile bu parametrelerin tahmin edilmesi için Yanıt Yüzeyi Yöntemi'nin kullanılabilirliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada sıcaklığın etkisi beş farklı kür sıcaklığı seviyesi (3 °C, 13 °C, 23 °C, 33 °C, 43°C) ile kontrol edilmiştir. 28 gün boyunca çeşitli sıcaklıklarda kürlenmiş 40 adet stabilize edilmiş zemin numunesi üzerinde üç eksenli basınç (UU) ve serbest basınç deneyleri yapılmıştır. Deneysel tasarım, test sayısını azaltmak için Yanıt Yüzey Yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, numunelerin deviatör dayanımını tahmin etmek için istatistiksel olarak bir denklem YYY ile türetilmiştir. İstatistiksel analizler, 18 adet örneğin deviatör dayanımları dikkate alınarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Yanıt Yüzey Yöntemi ile daha az sayıda deney sonucu kullanılarak numunelerin kayma mukavemeti ve serbest basınç dayanımlarını doğru bir şekilde tahmin etmenin mümkün olduğu görülmüştür. |
| 9. | Geosentetiklerle güçlendirilmiş karayolu temellerinin plaka yükleme deneyleri ile değerlendirilmesi Evaluating of geosynthetics reinforced road base with plate loading tests Bahadır Ok, Ahmet Demir, Talha Sarıcı, Mesut Ovalıdoi: 10.5505/pajes.2016.24483 Sayfalar 718 - 728 Özellikle son otuz yılda esnek üst yapı temellerinin geosentetiklerle güçlendirilmesi hızla yaygınlaşmıştır. Geosentetiklerle güçlendirmenin kaplama performansını iyileştirdiği bilinmesine karşın güçlendirmeyi sağlayan mekanizmalar hala açık değildir. Bu çalışmada, zayıf zemin üzerine geogridle güçlendirilmiş temel dolgusuna sahip yollarda, trafik yükleri öncesinde ve sonrasında arazide yapılan plaka yükleme deneyleri ile güçlendirmenin etkileri araştırılmıştır. Arazi deneyi sonuçlarından zayıf zeminler üzerine inşa edilen granüler dolgu tabakalarında geosentetiklerle güçlendirmenin alt tabakaların taşıma gücünün yetersizliğinden kaynaklanan deformasyonların azaltılmasında iyi bir yöntem olduğu görülmüştür. |
| 10. | Astrazon Black MBL boyasının yenilikçi bir adsorbent ile giderimi: Taguchi metodu ile işletme parametrelerinin optimizasyonu The removal of Astrazon Black MBL with an innovative adsorbent: Optimization of operating parameters with Taguchi method Elanur Adardoi: 10.5505/pajes.2020.34734 Sayfalar 729 - 736 Tekstil sanayisinde çeşitli boyalar kullanılmaktadır. Bu boyaların büyük kısmını da kararlı ve toksik olan azo boyaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada azo boya gruplarından Astrazon Black MBL boyasının yenilikçi bir adsorbent ile giderimi araştırılmıştır. Adsorbentin verimi renk giderimi, oksidasyon ve redüksiyon potansiyeli (ORP), FTIR (Fourier Transform Infrared Spectrometer), pH ve iyon sayısı açısından ele alınmıştır ve elde edilen sonuçlar Taguchi metodu ile optimize edilmiştir. Çalışma sonucunda kullanılan yenilikçi adsorbent ile %98.4-%99.6 aralığında renk giderim verimi elde edilmiştir. Adsorpsiyon sonrası sıvı ürünlerin pH’ı 6.10-6.89 aralığında ve ORP 18.1 ve 64.2 mV aralığında ölçülmüştür. FTIR analizi sonuçlarından Astrazon Black MBL boyasının çok kararlı olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak çalışmada kullanılan adsorbent ile atığın başarılı bir şekilde değerlendirilebileceği gözlenmiştir. Ayrıca kullanılan adsorbent bir maliyete sahip olmadığı için işletme maliyetinin az olmasından dolayı maliyet açısından da yöntemin uygulanabilirliğini sağlamaktadır. |
| 11. | Çöp sızıntı suyu arıtımı için denitrifikasyon ve kısmi nitrifikasyon proseslerinin performansı Performances of sequential denitrification and partial nitrification process for treatment of landfill leachate Ahmet Duyar, Vildan Akgül, Gökhan Civelekoglu, Kevser Cırıkdoi: 10.5505/pajes.2020.38093 Sayfalar 737 - 743 Bu çalışma, çöp sızıntı sularından amonyum-azotun giderimi için ardışık anoksik hareketli yatak biofilm (AnoxHYBR) ve aerobik ardışık kesikli(AeAKR) reaktörün performansını araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç için, AnoxHYBR ve AeAKR 48 saatlik döngü süresinde işletilmiştir. Her iki reaktör performansı kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), çözünmüş organik karbon (ÇOK), inorganik karbon (İK), amonyum (NH4+), nitrit (NO2-), nitrat (NO3-), toplam azot (TA) renk (Pt-Co ve RES) ve pH parametreleri ile değerlendirilmiştir. Ek olarak, AeAKR performansı serbest amonyum (SA) ve serbest nitröz asit (SNA) konsantrasyonları açısından değerlendirilmiştir. Ardışık sistemdekitoplam KOİ ve amonyumun giderim verimi sırasıyla % 75 ve % 65, AnoxHYBR'de NO3- giderim verimi yaklaşık % 55 olarak elde edilmiştir.AeAKR'de başarılı bir kısmi nitrifikasyon prosesi gerçekleştirilerek 24 saat ve 48 saatlik hidrolik bekletme süresinde sırasıyla yaklaşık 1630.16 ve 1702.92 mg/L nitrit birikimi gözlemlenmiştir.Bu çalışma, ardışık denitrifikasyon / kısmi nitrifikasyon kullanımının, ham çöp sızıntı suyundan KOİ ve amonyumun giderimi için etkili bir yol olduğunu göstermektedir. Ancak, deşarj standartlarına uygunçıkış su kalitesini elde etmek için ön ve/veya son arıtım olarakilave arıtma yöntemleri uygulanması önerilmektedir. |
| 12. | Bahatlar volkanitlerinin (Emet-Kütahya) petrografisi ve jeokimyası Petrography and geochemistry of Bahatlar volcanites (Emet-Kütahya) Cafer Özkul, Recep Uğur Acar, Mehmet Demirbilekdoi: 10.5505/pajes.2021.32847 Sayfalar 744 - 755 Batı Anadolu’da Eosen-Kuvaterner yaş aralığında volkanik kayaçlar yaygın olarak yüzlek vermektedir. Erken Miyosen volkanitleri Kütahya ve çevresinde andezit, dasit ve riyolitler şeklinde temsil edilmektedir. Bu çalışmada Emet Bor Havzası’nda yüzeyleyen riyolitlerden oluşan volkanik birimin tüm kayaç, Sr-Nd-Pb ve O izotop jeokimyası ile K-Ar jeokronolojisi verileri sunulacaktır. Petrografik özellikleri incelenen volkanitler genel olarak vitrofirik porfirik dokuda gözleniyor olup, bileşimi genel olarak; plajiyoklaz, biyotit, kuvars, sanidin ve amfibol minerallerinden oluşmaktadır. Kalkalkalen afinite gösteren ve yüksek-K içeren volkanitlerin, ana ve iz element değişimleri, kayaçların gelişiminde plajiyoklas, amfibol, biyotit ve alkali feldispat fraksiyonlaşmasının etkili olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca yüksek LILE ve LREE ile düşük Nb, Zr, Y ve Ti içerikleri; bu volkanitlerin gelişiminde fraksiyonel kristallenme, kabuk katkısı ve/veya asimilasyonun kayaçların oluşumunda önemli bir rol oynadığını ve ana magmalarının zenginleşmiş bir kaynaktan türediğine işaret etmektedir. Tüm kayaç K-Ar yaşlandırma yöntemi ile, incelenen volkanitlere ait örneğin yaşının 21.4±0.6 My olduğunu göstermektedir. Elde edilen izotop sonuçlarına göre; (87Sr/86Sr)i oranı 0.708885, (143Nd/144Nd)i oranı 0,512347 206Pb/204Pb izotop oranı 19.04, 207Pb/204Pb izotop oranı 15,6790 ve 208Pb/204Pb izotop oranı 37.9130 ve δ18O oranı ise 11.3 ‰ olarak belirlenmiştir. Elde edilen jeokronolojik, jeokimyasal ve izotopik veriler incelenen volkanitlerin volkanik yay ortamında oluştuğunu ve oluşumunda fraksiyonel kristallenme ile beraber ayrıca kaynak manto bölgesinde zenginleşme ve kabuk kirliliğinin/asimilasyon (AFC) süreçlerinin etkisini taşıdığını işaret etmektedir. |
| 13. | Kayaçların direk çekme dayanımlarının indirek çekme dayanımlarından elde edilmesi için alternatif bir yaklaşım An alternative approach to obtaining the direct tensile strength of the rocks from the indirect tensile strength Kenan Tüfekci, Servet Demirdag, Nazmi Sengun, Tamer Efe, Rasit Altindagdoi: 10.5505/pajes.2021.98479 Sayfalar 756 - 765 Son yıllarda yapılan çalışmalar, kayaçların çekme dayanımlarının, üretim yöntemi ve kazı ekipmanı seçimi, patlatma geometrisinin tasarımı, şev stabilitesi ve yeraltı açıklıklarının boyutlandırılması gibi konularda tasarım parametresi olarak etkin bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. Kaya malzemelerinin çekme dayanımının belirlenmesine yönelik farklı deney yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemler, doğrudan ve dolaylı yöntemler olmak üzere iki farklı şekilde uygulanmaktadır. Farklı araştırmacılar tarafından raporlanan deney sonuçları doğrudan ve dolaylı çekme dayanımı değerleri arasında ve hatta dolaylı yöntemlerle elde edilen çekme dayanımı değerlerinin kendi aralarında oldukça farklılık olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada doğrudan ve yaygın kullanılan dolaylı yöntemlerden brezilya testi, 3 ve 4 nokta eğilme deneyleri yapılarak, dolaylı yöntemlerden direkt çekme dayanımını tahmin edecek deneysel katsayılar elde edilmiştir. Ayrıca bu farklılığın nedenini açıklamak için geometrik bir yaklaşım da önerilmiştir. Bu yaklaşıma göre; çekme hasarının oluşması için, numunenin belli bir bölgede aldığı maksimum değerin değil, numunenin çekme gerilmesine maruz kalan hacmindeki ortalama gerilme değerinin etkili olduğu benimsenmiştir. Farklı deney yöntemlerinde farklı boyutlarda numuneler kullanıldığından numunedeki ortalama gerilme, birim hacim başına düşen gerilme şeklinde ifade edilmiş ve her bir dolaylı yöntemdeki ortalama gerilmeyi kolayca hesaplayabilmek için; numunedeki gerilme dağılımını temsil eden ve “karakteristik birim hacim” diye adlandırılan geometrik şekil belirlenmiştir. Bu geometrik şeklin hacmi o deney yöntemi için teorik katsayı olarak önerilmiştir. Karbonat ve mağmatik kökenli kayaçlar için sırasıyla deneysel katsayılar; Brezilya testi için 0.47/0.55, 3 nokta eğilme deneyi (3NED) için 0.29/0.37, 4 nokta eğilme (4NED) deneyi için 0.37/0.43, teorik katsayılar ise; Brezilya testi için 0.5, 3NED deneyi için 0.33, 4NED deneyi için 0.39-0.42 olarak bulunmuştur. Elde edilen deneysel ve teorik katsayıların birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. |
| 14. | Topex V28.1 gravite verilerinin denizler hariç ana kara genelinde kullanılabilirliği; Batı Anadolu örneği Availability of topex V28.1 gravity data across the continent excluding seas. A case study, Western Anatolia example Tolga Gönençdoi: 10.5505/pajes.2020.32654 Sayfalar 766 - 774 Yerbilimlerinde yerinde ölçümün mümkün olmadığı yerlerde uydu verileri çok önemli araçlardır. Özellikle gravite verileri gömülü yapıların, yanal yönlü ortam değişikliklerinin tespitinde önemli Jeofiziksel yöntemlerdendir. Günümüzde birçok küresel uydu modelleri benzer problemlerin çözülmesinde kullanılmaktadır. Topex V28.1 veri seti diğer modellere göre çok daha sık örnekleme aralığına sahiptir. Fakat genel uygulamada elde edilen veri seti serbest hava anomali değerleridir. Bu nedenle uygulamacılar kara verilerinin değerlendirmesinde bu veri setini tercih etmemektedirler. Bu çalışmada örnekleme aralığının daha sık olması nedeniyle Topex V28.1 veri setinden Bouguer Gravite Anomali değerlerinin hesaplanması hedeflenmiştir. Elde edilen sonuçlar EGM08 ve WGM 2012 sonuçları ile karşılaştırılmış uyumları denetlenmiştir. Güç spektrumu yöntemi ile hesaplanan derinlikler irdelenmiş, yanal yönlü türev sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra 3 Boyutlu (3-B) Euler derinlik uygulaması ile Batı Anadolu genel tektonik yapısı içinde sonuçlar tartışılmıştır. |
| 15. | 26 Eylül 2019 Marmara Denizi Depremi’nin (5.8 Mw) İstanbul ve çevre illerde oluşturduğu zemin etkilerinin değerlendirilmesi The site effect assessment of September 26, 2019 Marmara Sea Earthquake (5.8 Mw) in the vicinity of İstanbul Hamdullah Livaoglu, Fadime Sertçelikdoi: 10.5505/pajes.2021.71509 Sayfalar 775 - 780 Çalışmanın amacı, 26 Eylül 2019 Marmara Denizi- İstanbul (Silivri) açıklarında meydana gelen Mw=5.8 büyüklüğündeki depremin, Türkiye Kuvvetli Yer Hareketi İstasyon ağına (TR-KYHA) ait kayıtlar ile zemin etkilerini incelemektir. Bu kapsamda 46 istasyonda kaydedilen 3 bileşen ivme verileri tepki spektrum oranları yaklaşımı kullanılarak analiz edilmiştir. Her bir kayıta ait tepki spektrum oranları hesaplanarak spektral büyütmeler ve yer baskın periyotları hesaplanmıştır. Depremin meydana getirdiği yer sarsıntısı, 150 km yarıçaplı 46 istasyonda 10 gal (cm/s2) üzerinde ivme değerleri üretmiştir. Kaydedilen en yüksek yer ivme değeri deprem merkez üssünden 34.5 km uzaklıkta İstanbul, Küçükçekmece’de kurulu 3412 kodlu istasyonda 84.9gal olarak saptanmıştır. Aletsel verileri kullanarak çözümlenen ivme kayıtlarının kesme dalga kısımları 0.3-1.5s baskın periyotlarda ve 3-12 büyütmeler arasında değişen uzak istasyonlarda (>100 km, Kocaeli, Bursa ve Balıkesir) önemli deneysel sonuçların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Aynı zamanda, geoteknik özellikleri iyi bilenen istasyonlarda ivme kayıtlarına ait teorik yatay düşey spektral oranlar da hesaplanarak aletsel verilerle hesaplanan tepki spektrum oranları ile karşılaştırılmıştır. Bununla birlikte, 10-13 büyütme faktörlerine neden olan 1 s üzerinde baskın periyotlu uzun salınımlar gösteren bina etkilerini (Kocaeli) ve sığ litolojilerde mevcut nispeten gevşek jeolojik formasyonlarda (İstanbul, Yalova) yüksek spektral büyütmeler saptanmıştır. Elde edilen aletsel bulgular ile uzak ve yakın alanlarda ortaya çıkan zemin etkileri, sismik tehlike zararlarının azaltılmasında etkili bir rol oynayacağı düşünülmektedir. |