| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - V |
| 2. | Bi-Streç denim kumaşlarda buruşma özellikleri Wrinkling properties of Bi-Stretch denim fabrics Gülbin Fidan, Yasemin Korkmaz, Hatice Kübra Kaynakdoi: 10.5505/pajes.2020.74044 Sayfalar 781 - 787 Uzun yıllardan bu yana günlük hayatta rahatlığı sebebiyle yaygın biçimde kullanılan bi-streç denim kıyafetler günümüzde resmi ortamlarda dahi kullanılmaya başlanmıştır. Kullanımda hareket konforu sunan bu tür ürünler için tüketici kullandığı ürünün estetik görünüm açısından da belirli bir kalite seviyesinde olmasını ister. Buruşma sonucu giysinin istenmeyen bir görüntüye sahip olması kullanıcıyı rahatsız eden bir durumdur. Bu çalışmada farklı elastan çekimi, atkı sıklığı ve doku tiplerinde üretilen bi-streç denim kumaşların buruşma özellikleri incelenmiştir. Atkı ipliği numuneleri, Ne 20/1 penye olarak, %100 pamuk hammaddesiyle ve 78 dtex doğrusal yoğunluğa sahip elastan öz ile, 4 farklı elastan çekim oranında (3,07, 3,33, 3,63, 3,99) üretilmiştir. Çözgü ipliği olarak, Ne 16/1 dual-core (55 dtex PBT – 44 dtex lycra ) iplik kullanılmıştır. Denim kumaş numuneleri, 3 farklı atkı sıklığında (21 tel/cm, 25 tel/cm ve 29 tel/cm), 3/1 ve 2/2 dimi desenlerinde dokunmuştur. Böylelikle 4 farklı elastan çekim oranında üretilen atkı iplikleri, 3 farklı atkı sıklığında ve 2 farklı desende, çözgü iplikleri sabit tutularak dokunmuş ve üretilen 24 adet denim kumaş numunesinin buruşma özellikleri araştırılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, kumaşların buruşma dayanımı özelliklerinde önemli bir farklılık görülmemiştir. Ancak, buruşma geri dönüşüm açısı test sonuçlarına uygulanan istatistiksel analiz sonucunda, atkı sıklığı ve doku tipinin buruşma geri dönüşüm açısı üzerine etkili olduğu, ancak elastan çekimindeki farklılığın etkisinin olmadığı görülmüştür. |
| 3. | Elektrolif çekim yöntemi ile β-arbutin içeren nanolifli tekstil yüzeyi üretimi Production of nanofiber textile surfaces with β-arbutin via electrospinning method Gamze D. Tetik, Ejebay Jumageldiyeva, Ayşe Ebru Tayyardoi: 10.5505/pajes.2021.98223 Sayfalar 788 - 793 Bu çalışmada, cilt lekeleri azaltıcı etkisi bilinen β-arbutin ilave edilmiş polimer çözeltisinden nanoliflerin elektrolif çekim yöntemi ile üretimi amaçlanmıştır. Bu amaçla %2, %5 ve %10 (w/v) oranlarında β-arbutin, formik asit ile hazırlanmış poliamid 6 çözeltisine ilave edilerek, çözeltilerin elektrolif çekimleri gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilen taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi ile optimum elektrolif çekim parametreleri belirlenmeye çalışılmıştır. SEM görüntüleri, en düzgün morfolojili nanoliflerin %2 (w/v)’lik β-arbutin içeren çözelti ile elde edilebildiğini göstermiştir. %2 (w/v) konsantrasyon değeri ile çalışılırken denenen 3 farklı voltajdan 30 kV’un en iyi sonucu verdiği gözlemlenmiştir. Ortalama lif çapları için gerçekleştirilen istatistiksel analizde, nanoliflerin çaplarının konsantrasyon değerlerine göre değiştiği belirlenmiştir. Bu çalışmada, çalışma kapsamında üretilen cilt lekeleri azaltıcı madde içeren nanolifli tekstil yüzeylerinin hafif ve oldukça ince formda bir kozmetik tekstil ürünü olarak kullanılmak üzere elektrolif çekim yöntemi ile üretilebileceği gözler önüne serilmiştir. |
| 4. | Fe3O4@HA@Ag nanokompozitlerin hazırlanması, PVP ile nanolif üretimi ve karakterizasyonu Preparation of Fe3O4@HA@Ag nanocomposites, production of nanofiber with PVP and its characterization Aylin Yıldız, Cumali Demir, Derman Vatansever Bayramol, Ahmet Özgür Ağırgandoi: 10.5505/pajes.2021.00225 Sayfalar 794 - 799 Manyetit (Fe3O4), Hümik Asit (HA) ve Gümüş (Ag) önemli özelliklere sahip malzemelerdir. Bu malzemelerin özelliklerini taşıyacak tek bir malzeme sentezlenmesi ve kullanılması bazı uygulama alanları için önemli ölçüde avantaj sağlayabilecektir. Bu çalışmada, sentezlenen Fe3O4@HA@Ag, %5, %7.5 ve %10 ağırlık oranlarında polivinilpirolidon (PVP) içerisine katkılandırılarak elektrospinning yöntemi ile nanolif üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen nanolifli yapıların yapısal özellikleri X-ışını Kırınımı (XRD) ile morfolojik özellikleri Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile spektroskopik ve termal karakterizasyonları da Fourier dönüşümü kızılötesi (FTIR) ve Termogravimetrik Analiz (TGA) ile incelenmiştir. Nanoliflere ait analiz sonuçları değerlendirildiğinde, Fe3O4@HA@Ag katkılı PVP nanoliflerin başarılı bir şekilde üretildiği tespit edilmiştir. |
| 5. | Kekik oleoresini katılan domates çorbasında B. coagulans bakterisinin ısıl direncinin incelenmesi Investigating the thermal resistance of B. coagulans in the thyme oleoresin added tomato soup Ahsen Rayman Ergün, Taner Baysal, Dilber Çağlar, Hilal Tüfenk, Bekir Batmazdoi: 10.5505/pajes.2020.47717 Sayfalar 800 - 806 Gıda üreticileri kaliteyi korumak ve raf ömrünü uzatmak amacıyla koruyucu madde kullanımına ve geleneksel ısıl işlemlere alternatif olarak, minimum işlem görmüş gıdaların üretimine yönelmişlerdir. Bu amaçla doğal antimikrobiyal maddelerin kullanımı tercih edilmektedir. Doğal antimikrobiyal bileşenleri içeren oleoeresinler bitkilerden ekstrakte edilen yağ ve reçine karışımıdır. Bu çalışmada domates çorbası kekik oleoresini ile zenginleştirilerek, domates ürünlerinin ısıl işleminde hedef mikroorganizma olan Bacillus coagulans’ a karşı oleoresinin minimum inhibisyon konsantrasyon değeri belirlenmiş, ürünün fiziksel ve kimyasal kalite özellikleri üzerine etkileri saptanmıştır. Domates çorbasında B. coagulans için D90 değeri 3.67 dakika olarak saptanırken, kekik oleoresini içeren çorbada bakteriye ait bu değer 2.58 dakika olarak bulunmuştur. Kekik oleoresinli çorbanın likopen ve parlaklık değerlerinin kontrol (oleoresinsiz) grubuna kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. |
| 6. | Otoklavlama-Retrogradasyon yöntemi uygulanarak pirinç nişastasından elde edilen enzime dirençli nişastanın ekmek hamuru reolojisi ve ekmeğin bazı kimyasal özellikleri üzerine etkisi Effects of enzyme-resistant starch obtained from rice starch by autoclaving-retrogradation method on the rheology of bread dough and some chemical properties of bread Ayşe Demirekin, Hülya Güldoi: 10.5505/pajes.2020.25738 Sayfalar 807 - 812 Bu çalışma ile son yıllarda popüleritesi hızla artan ürünlerden olan enzime dirençli nişastanın (EDN) otoklavlama-retrogradasyon (OR) yöntemi ile eldesi ve ekmek hamurunun reolojik özellikleri ile ekmeğin bazı kimyasal özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Başlangıçta bileşiminde EDN bulunmayan saf pirinç nişastasına OR yöntemi uygulandığında içeriğinde %0.57 oranında EDN oluşmuştur. OR uygulanmış END (ORN)’nin nem, kül ve toplam nişasta içeriği sırasıyla %8.74, %0.50, %70.82 olarak bulunmuştur. Elde edilen ORN, ekmeklik buğday unu ile yer değiştirme prensibine göre %0,%2,%4 ve %6 oranlarında buğday ununa ilave edilave edilmiştir. Amilograf, Kieffer hamur ve gluten uzayabilirlik testi ve Chen-Hoseney hamur yapışkanlık testleri (CHT) ile farklı oranlarda ORN eklenerek oluşturulan ekmek hamurunun reolojik özellikleri ölçülmüştür. Jelatinizasyonun maksimum noktasındaki vizkosite %6 ilave oranında en düşük değeri (782 BU) alırken %2 ilave oranında maksimum kuvvet (Rmax) en yüksek değeri (65.96 g) almıştır. Uzayabilirlik yeteneği %2 ilave oranında kontrol örneğine benzer değerde iken %4 ve %6 oranlarında artmıştır. Yapışkanlık, adezyon kuvveti ve hamur gücü parametreleri üzerine %2 oranında eklenen dirençli nişastanın etkisi olmazken eklenme oranı %4 ve %6’ya çıkarıldığında değerler yükselmiştir.%0,%2,%4 ve %6 oranlarında ORN eklenerek üretilen ekmeklerin dirençli nişasta miktarı ilave oranıyla orantılı olarak artmıştır. Sonuç olarak OR yöntemi ile pirinç nişastasından EDN elde edilebileceği ve %2 oranında ekmek hamuruna eklenen bu ORN’nin reolojik özellikler bakımından kontrol örneğe yakın değerler içerdiği, ancak ekmekte önemli düzeyde diyet lif artışı sağlanabilmesi için ORN’nin en az %6 oranında ilave edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen EDN fırıncılık ürünlerinin fonksiyonel özelliklerini geliştirmede değerli bir bileşen olarak kullanılabilir. |
| 7. | Dondurularak kurutulmuş meyve tozlarının keklerin bazı fizikokimyasal özellikleri üzerine etkisi The effect of freeze dried fruit powders on some of the physicochemical properties of the layer cake Kadriye Ergün Altay, Gülşah Çalışkan Koç, Safiye Nur Dirimdoi: 10.5505/pajes.2020.83883 Sayfalar 813 - 819 Bu çalışmanın amacı, dondurarak kurutulmuş meyve tozlarının kek hamurlarına ilavesinin kekler üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Kek hamuruna meyve tozlarının eklenmesiyle, keklerin nem içeriğinde önemli bir düşüş gözlenmiştir (%6.96-34.13, p<0.05). Ayva tozu içeren kek en yüksek hacim (90.56-92.78 mm) ve simetri indeksi (6.13-7.00 mm) değerlerine sahiptir. Keklerin C vitamini içeriği (%6.17-32.94) kek hamuruna meyve tozu ilavesiyle önemli ölçüde artmıştır. Duyusal analiz sonuçlarına göre balkabağı tozu içeren kekler panelistler tarafından daha çok beğenilmiştir. |
| 8. | Tarhun ilavesinin sucuğun uçucu bileşen profiline ve bazı kalite parametrelerine etkisi Effect of tarragon addition on volatile compound profile and some quality paramaters of sucuk Aybike Kamiloğlu, Tuğba Elbir, Kübra Çinar Topçudoi: 10.5505/pajes.2021.37236 Sayfalar 820 - 825 Bu çalışmada tarhun ve olgunlaştırma süresinin sucuğun bazı kalite parametreleri ve uçucu profili üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Sucuk örneklerinde 3 farklı seviyede (% 0.25,% 0.50 ve % 0.75) tarhun ve kontrol olarak tarhun içermeyen örnek kullanılmıştır. Analizler olgunlaşma süresinin 0., 3., 5., 7., 9. ve 13. günlerinde yapılmıştır. Tarhun varlığı, L *, b * değerlerini etkilemezken sucuk örneklerinin pH, a * (P <0.01), aw (P <0.05) ve TBARS değerlerini istatistiksel olarak etkilemiştir. Tarhun, göstermiş olduğu % 90 ± 0.3 DPPH süpürme aktivitesi ile uyumlu olarak sucukta antioksidan aktivite göstermiştir. Uçucu profili değerlendirildiğinde, tarhun ilavesinin etki ettiği major bileşenin Anisole, p-allyl- olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak kullanılan konsantrasyonlardaki tarhun varlığında, sucukta olgunlaştırma sırasında antioksidatif etki tespit edilirken, pH ve aw gibi bazı kalite özellikleri üzerinde arzu edilmeyen değişimler gözlenmemiştir. |
| 9. | Sarı kantaron (Hypericum perforatum) ve ıtır (Perlargonium graveolens) bitkisi ekstraktlarının incelenmesi ve hazır bitki çayı olarak kullanımının araştırılması Investigation of herbal extracts from St John’s wort (Hypericum perforatum) and geranium (Perlargonium graveolens) and their usage as instant herbal tea Merve Sılanur Yılmaz, Kübra Köşker, Hicran Arslan, Fatoş Altunkara, Serap Eraslan, Özge Şakıyandoi: 10.5505/pajes.2021.40403 Sayfalar 826 - 834 Bitkiler, çok eski zamanlardan beri sağlık üzerine olumlu etkilerinden dolayı çeşitli şekillerde kullanılmaktadır. Bitki çayları bu kullanım şekillerinden en yaygın olanı ve yüksek fenolik madde içeriğinden kaynaklı yüksek antioksidan aktivite özelliğine sahip olanıdır. Bu çalışmanın amacı sarı kantaron (Hypericum perforatum) ve ıtır (Perlargonium graveolens) bitkilerinden mikrodalga ve ultrason destekli ekstraksiyon yöntemleri kullanılarak elde edilen ekstraktlardan hazır çay üretebilmektir. Kontrol grubu olarak maserasyon yöntemi ile elde edilen ekstraktlar kullanılmıştır. Mikrodalga destekli ekstraksiyon işlemi için farklı mikrodalga güçleri (90, 180 ve 270 W) ve farklı işlem süreleri (10, 20, 30 ve 50 dakika) kullanılmıştır. Aynı amaçla ultrason destekli ekstraksiyonda da farklı ultrason güçleri (14, 35 ve 56 W) ve farklı işlem süreleri (1, 10, 20, 30 ve 60 dakika) uygulanmıştır. Ekstraksiyon işlemlerinden elde edilen toplam fenolik madde miktarına göre optimum işlem koşulları belirlenmiştir. Mikrodalga destekli ekstraksiyonda sarı kantaron bitkisi için 180 W-40 dakika en uygun proses koşulu iken, ıtır bitkisi için en uygun işlem koşulu 180 W-30 dakika olarak belirlenmiştir. Ultrason destekli ekstraksiyon işlemine göre ise optimum koşullar sarı kantaron bitkisi için 56 W-30 dakika iken ıtır bitkisi için 14 W-60 dakikadır. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında, yeni teknolojiler ile daha kısa sürede ve daha yüksek fenolik madde içeriğine sahip ekstraktlar elde edildiği ve çözünürlük değerleri kıyaslandığında hazır bitki çayı üretiminde kullanılacak ekstraktlar için mikrodalga destekli ekstraksiyonun daha tercih edilebilir bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. |
| 10. | Keçi sütünden üretilen peynirlerin yağ asidi bileşimi ve konjuge linoleik asit içerikleri Fatty acid composition and conjugated linoleic acid content of cheeses produced with goat milk Oğuz Gürsoy, Rabia Fakı, Kübra Kocatürk, Gamze Esgin, Yusuf Yılmazdoi: 10.5505/pajes.2021.05995 Sayfalar 835 - 841 Bu çalışmada, ülkemizde ağırlıklı olarak keçi sütü ile üretilen peynirlerin (n=13) genel kompozisyonu, yağ asidi bileşimi ile konjuge linoleik asit (KLA) içeriği belirlenmiştir. Sonuçlar, tüm peynirlerin yağ asidi bileşimlerinin benzer olduğunu göstermiştir. Farklı peynir örneklerindeki kısa ve orta zincirli yağ asitleri nispi bulunma oranlarına göre bütirik, kaproik ve kaprilik asit olarak sıralanmıştır. Tüm peynir örneklerinde oransal olarak en fazla bulunan uzun zincirli yağ asitleri sırasıyla palmitik, oleik, miristik, stearik, laurik, linoleik ve palmitoleik asit olmuştur. Peynirlerde en fazla bulunan doymuş yağ asitleri olarak palmitik, miristik ve stearik asit belirlenmiştir. Peynirlerde, en fazla bulunan yağ asidi ve doymamış yağ asidinin sırasıyla palmitik asit ve oleik asit olduğu tespit edilmiştir. Tüm peynir örneklerinde laurik asidin kaprik aside oranı 0.78'den düşük bulunmuştur. Peynir örneklerinde toplam KLA içeriğinin 1.79 ile 4.83 mg/g yağ arasında değiştiği tespit edilmiştir. En yüksek KLA içeriği %70 keçi sütü ve %30 inek sütü karışımından üretilen beyaz peynirde, en düşük KLA içeriği ise %50 keçi, %45 koyun ve %5 inek sütü karışımından üretilen Ezine peynirinde belirlenmiştir. Özellikle, iki beyaz peynir örneği, tüketicilerin günlük KLA alımına önemli katkı yapma potansiyeline sahiptir. Çalışma sonuçları, Türkiye’de üretilen ticari peynirlerin KLA içeriklerinde büyük bir değişkenlik olduğunu göstermiştir. |
| 11. | Kemik doku mühendisliği uygulamalarında kullanılmak üzere nanopartikül katkılı doku iskelelerinin geliştirilmesi Development of tissue scaffolds with nanoparticles for bone tissue engineering applications Zeynep Püren Akgüner, Ayça Bal Öztürkdoi: 10.5505/pajes.2020.63933 Sayfalar 842 - 850 Bu çalışmada, farklı oranlarda çift katmanlı hidroksit bileşikleri (LDH) içeren bir seri jelatin-metakrilat (JelMA)/ İpek fibroin (J/IF LDH) doku iskeleleri hazırlanmış, LDH nanopartiküllerinin fiziksel, kimyasal, mekaniksel ve biyolojik özellikleri üzerine etkileri ve kemik dokusu olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Mg/Al LDH nanopartikülleri hidrotermal metot ile sentezlenmiş, FTIR, XRD, ICP-MS, TEM, partikül boyu ve zeta potansiyeli analizleri ile karakterize edilmiştir. Mg/Al LDH nanopartiküllerinin sitotoksisitesi osteoblast hücre hattı kullanılarak 3,(4,5-dimetiltiazol-2-il)-2,5-difenil tetrazolyum bromid (MTT) testi ile belirlenmiş ve toksik olmadıkları bulunmuştur. J/IF LDH doku iskeleleri Irgacure2659 (fotobaşlatıcı) varlığında UV ışığı altında mikro-kalıplama tekniği ile hazırlanmıştır. Yapısı FTIR analizi ile karakterize edilmiştir. Şişme analizi, mekaniksel dayanım testi ve osteoblast hücreleri ile hücre-adezyon testi gerçekleştirilmiştir. Tüm sonuçlar, Mg/Al LDH nanopartikül katkılı doku iskelelerinin kemik doku mühendisliği uygulamaları için yapay kemik üretiminde kullanılabileceğini göstermiştir. |
| 12. | Potasyum iyonunun tayini için PVC membran potansiyometrik sensör geliştirilmesi ve uygulamaları Development of PVC membrane potentiometric sensor for the determination of potassium ion and its applications Ömer Işıldak, Oğuz Özbek, Meliha Burcu Gürdere, Alper Çetindoi: 10.5505/pajes.2020.27982 Sayfalar 851 - 855 Bu çalışmada, pirazol türevi bir molekülünün iyonofor olarak kullanıldığı yeni tümüyle katı hal kontak poli(vinilklorür) (PVC) membran potasyum sensörü geliştirildi. Potasyum seçici sensör poli (vinilklorür), iyonofor, anyon dışlayıcı (potasyum tetrakis (p-klorofenil) borat (KTpClPB)) ve plastikleştirici (bis (2-etilheksil) adipat (DEHA)’ın 32.0: 4.0: 1.0: 63.0 (mg) bileşimine sahiptir. Geliştirilen potasyum seçici sensör, 6.02 × 10-6 M’lık düşük algılama limiti ile 1.0 × 10-5 - 1.0 × 10-1 M konsantrasyon aralığında doğrusal olarak çalışmaktadır. Geliştirilen potasyum seçici sensör pH 6.0 - 10.0 aralığında çalışmaktadır ve iyi tekrarlanabilirlik, seçicilik ve 10 saniyelik kısa cevap zamanına sahiptir. Son olarak, geliştirilen potasyum seçici sensör musluk suyu ve ilaç örneğinde potasyum tayininde başarıyla kullanılmıştır. |
| 13. | Niğde (Ulukışla) kompleks Pb-Zn cevherinin optimum flotasyon şartlarının belirlenmesi Determination of optimum flotation conditions in Niğde (Ulukışla) complex Pb-Zn ore Tevfik Ağaçayak, Nur Benan Yılmazdoi: 10.5505/pajes.2020.79749 Sayfalar 856 - 862 Bu çalışmada, Niğde-Ulukışla yöresine ait Pb-Zn kompleks cevherinin optimum flotasyon şartları araştırılmıştır. Deneysel çalışmalarda kullanılacak olan cevher numunesinin serbestleşme tane boyutu (d80) belirlenmiş ve mineralojik analizleri gerçekleştirilmiştir. Flotasyon deneyleri, %30 katı oranında, 10 L/dk hava akım hızında, 1250 dev/dk karıştırma hızında ve pH=9’da gerçekleştirilmiştir. Öğütme, Pb ve Zn kaba flotasyonu devresinde kullanılması gerekli olan reaktifler ve miktarları belirlenmiştir. Deneylerde, öğütme devresinde 8 dakika, Pb Devresinde 4 dakika, Zn Devresinde 5 dakika kondisyon süresi uygulanmıştır. Sonuç olarak, %80.63 verim ile %55.13 Pb ve %77.60 verim ile %37.32 Zn kazanılabileceği görülmüştür. |
| 14. | Meyve kabuğu atıklarından pektin ekstraksiyonu ve karakterizasyonu Extraction and characterization of pectin from waste of fruit peels Emine Şen, Semanur Özdemir, Erdal Uğuzdoğandoi: 10.5505/pajes.2021.91033 Sayfalar 863 - 872 Çalışmada; mandalina, nar ve bal kabağı kabukları gibi meyve kabuğu atıkları kullanılarak geleneksel asit ekstraksiyonu yöntemi ile pektin ekstrakte edilmiştir. Farklı meyve kabukları kullanılarak ve ekstraksiyon koşulları değiştirilerek elde edilen pektinler karakterize edilerek ticari pektin ile karşılaştırılmıştır. Ham madde olarak üç farklı meyve kabuğu, ekstraksiyon ortamı için iki farklı asit türü (sitrik asit ve hidroklorik asit) ve iki farklı ekstraksiyon sıcaklığı (80°C ve 90°C) gibi değişen parametrelerle pektin ekstraksiyonları gerçekleştirilmiştir. Değiştirilen bu parametrelerin elde edilen pektin verimine ve pektinin özelliklerine etkisi incelenmiştir. Ekstrakte edilen pektin örneklerinin; nem ve kül içeriği, FTIR analizleri, esterleşme derecesi, eşdeğer ağırlığı, metoksil derecesi ve anhidroüronik asit içeriği belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen pektin verimlerinin; mandalina kabuğu için %4.70-14.50, nar kabuğu için %4.40-9.25 ve bal kabağı kabuğu için ise %2.10-4.80 değerleri arasında değiştiği bulunmuştur. Pektin ekstraksiyonu için çalışmada kullanılan meyve kabukları arasında en yüksek pektin verimi bir turunçgil meyvesi olan mandalina kabuğundan %14.50 olarak elde edilmiştir. Yapılan analiz ve karakterizasyon sonuçları; çalışmada elde edilen pektinlerin çoğunlukla yüksek metoksilli pektinler olduğunu göstermektedir. Farklı meyve kabuklarından ekstrakte edilen pektinlerin verimleri, ekstrakte edilen pektinlerin özellikleri ve çevresel etkiler göz önüne alındığında ekstraksiyon ortamı olarak sitrik asitin kullanımının ve ekstraksiyon sıcaklığı olarak 90°C sıcaklığın seçilmesinin daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. |
| 15. | Sulu çözeltilerden Cd(II) iyonlarının adsorpsiyonunda kağıt fabrikası çamur atığının karbonizasyonu ile elde edilen karbonun kullanımı The use of carbon obtained by carbonization of paper mill sludge waste in the adsorption of Cd(II) ions from aqueous solutions Çiğdem Er Çalışkan, Harun Çiftçidoi: 10.5505/pajes.2021.63822 Sayfalar 873 - 881 Kağıt fabrikası çamur atığının (KFÇA) farklı sıcaklıklarda iki saat süre ile karbonizasyonundan elde edilen karbonizasyon ürünü ile sulu çözeltilerden Cd(II) iyonlarının adsorpsiyonunun incelendiği bu çalışmada, karbonizasyon sıcaklığının artmasıyla adsorpsiyon veriminin arttığı gözlenmiştir. Cd(II) iyonlarının adsorpsiyon verimi büyük ölçüde ortamın pH’sına bağlıdır. 100 mg/L’lik Cd(II) çözeltisinin 5 g/L dozunda 300, 400 ve 500 0C’deki karbonizasyon ürünü ile 240 dakika süre ile pH 5.5’da temas ettirilmesiyle mevcut Cd(II) iyonlarının sırasıyla %45.3, %52.4 ve %61’i giderilmiştir. Bu değerler Cd(II) iyonlarının başlangıç konsantrasyonu 50 mg/L olarak alındığında %56, %65.3 ve %73.4’e yükselmiştir. 100 mg/L’lik başlangıç konsantrasyonu için doz 20 g/L olarak uygulandığında ise mevcut Cd(II) iyonlarının tamamı (300 0C’deki karbonizasyon ürünü hariç) adsorplanmıştır. Her karbonizasyon ürünü için elde edilen sonuçlar Langmuir ve Freundlich izotermlerine uygulanmıştır. Kadmiyum adsorpsiyon kinetiği, ikinci dereceden bir model ile tanımlandı ve kadmiyum adsorpsiyon izotermi, Langmuir modeline daha iyi uyduğu belirlendi. Sonuçların izoterm denklemlerine uygulanabilirliği ve izoterm sabitlerinin değerinin karbonizasyon sıcaklığına bağlı olarak değişimleri irdelenmiştir. |