E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 28 (1)
Cilt: 28  Sayı: 1 - 2022
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - VI

2. 
Sıcaklığın elastik bölgede çalışan polimer hibrit rulmanların dinamik karakteristiğine etkisinin incelenmesi
Investigation of temperature effect on dynamic characteristic of polymer hybrid bearings in elastic area
Burcu Küçükoğlu Doğan, Tuncay Karaçay
doi: 10.5505/pajes.2021.58708  Sayfalar 1 - 8
Polimer hibrit rulmanlarda bilezikler viskoelastik malzemeden bilyalar ise farklı malzemeden üretildiklerinden temas mekaniği çelik rulmanlarda olduğu gibi elastik temas olan Hertz temas ile incelenememektedir. Hertz temas yerine elasto-plastik temas modelinde Hertz temasla aynı olarak değerlendirilen temas modeli kullanılarak incelenmelidir. Elasto-plastik temas iz (indentation) model ve düzleşme (flattening) modeli olarak iki modelden oluşmaktadır. Elasto-plastik modeller elastik, elasto-plastik ve tam plastik bölge olmak üzere üç temas bölgesine ayrılarak değerlendirilmektedir. Elastik temas bölgesi Hertz temasla aynı değerlendirilmektedir. Rulmanların kullanım ömürlerinin uzunluğu açısından elastik bölgede ve rezonans frekansından kaçınılarak çalıştırılmaları önem taşımaktadır. Polimer rulmanla yataklanmış şaft-rulman sistemi çalışırken sürtünmeden dolayı oluşan sıcaklık artışı polimer rulmanın elastisite modülünü, yük taşıma kapasitesini, katılığını dolayısıyla sistemin doğal frekansını değiştirmektedir. Bu çalışmada polimer rulmanların sıcaklıkla değişen elastisite modülü değerlerinin, rulmanın katılığının ve sistemin doğal frekansının nasıl etkilendiğini belirlemek amacıyla temas mekaniğinin de dahil edildiği matematiksel modelleme yapılmıştır. Radyal sabit çelik bilyalı polimer hibrit rulmanın geometrik ve malzeme özellikleri kullanılarak MATLAB programı yardımı ile simülasyonlar yaptırılmıştır. Sonuç olarak sıcaklık artışının polimer rulmanın katılığının dolayısıyla sistemin doğal frekansının düşmesine neden olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda sıcaklık artışının polimer rulmanın yük taşıma kapasitesinde artışa neden olduğu belirlenmiştir.

3. 
Düz ve rijit cisim ile temas halindeki elastik kiriş dizininin konstrüksiyonel parametrelerinin sürtünme kuvvetine etkisinin incelenmesi
Investigation of the effect of structural parameters of elastic beam array in contact with smooth and rigid body on friction force
Turgay Eray
doi: 10.5505/pajes.2021.35478  Sayfalar 9 - 17
Günümüzde yüzey desenleme, temasta olan iki cisim arası temas kuvvetlerinin düzenlenmesinde önemli bir yöntem haline gelmiştir. Yüzey desenleme işlemi genellikle elastik silindirik kirişler kullanılarak yapılır. Bu çalışmada, elastik kiriş dizininin konstrüksiyonel parametrelerinin; kiriş dizininin düz, pürüzsüz ve rijit bir cisim ile arasındaki sürtünme kuvvet genliğine etkisi sonlu-elemanlar metodu ile incelenmiştir. Bunun için, elastik silindirik kiriş dizinlerinin sürtünmeli hareketi sonlu-elemanlar tabanlı mühendislik programında oluşturulmuştur. Oluşturulan modelin doğrulanması gerçekleştirilmiştir. Bu modelde elastik kiriş dizinindeki destek katman kalınlığı, iki kiriş arası uzaklık ve kiriş sayısı değiştirilmiştir. Düz ve rijit bir cisim ile temasta olan kirişlerin tam-kaymalı sürtünmeli hareketindeki normal ve sürtünme kuvvet genlikleri hesaplanmıştır. İki kiriş arası uzaklık ya da kiriş destek katman kalınlığı arttırıldığında sürtünme kuvvet genliğinde azalma meydana gelmekte olup; kiriş sayısının tek bir kiriş başına düşen sürtünme kuvvet genliğine etkisi ihmal edilebilir seviyededir.

4. 
Değişken rijitlikli kompozit lamine kirişlerin burulmasi
Torsion of variable stiffness composite laminated beams
Muhsin Gökhan Günay
doi: 10.5505/pajes.2021.99404  Sayfalar 18 - 25
Bu çalışmada değişken rijitlikli katmanlarından oluşan lamine kirişlerin burulma davranışını modellemek için bir kiriş teorisi önerilmiştir. Yer değiştirme alanı, orta yüzey yer değiştirmelerinin enine yönde Taylor serisi ile açılması ve birinci derece terimlerin korunması ile elde edilmiştir. Kirişlerin rijitliği katmanlarda eğrisel elyaflar kullanılarak değişken hale getirilmiştir. Değişken rijitlikli tabakalar elyaf hatlarına göre simetrik, anti-simetrik ve asimetrik olarak üç tipe ayrılmıştır. Analitik modeli çözmek ve kirişlerin yük altında burulmasını tahmin etmek için yer değiştirme tabanlı bir sonlu eleman yöntemi kullanılmıştır. Simetrik, anti-simetrik ve asimetrik değişken rijitlikli katmanlar ile oluşturulan kirişler, çalışmada önemi vurgulanan eksenel yer değiştirme terimlerini dikkate alarak ve ihmal ederek çeşitli katman dizilimleri için incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sonlu elemanlar analiz yazılımının sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Geliştirilen modelin değişken rijitlikli katmanlara sahip kirişler için düzgün çalıştığı ve hesaplamalarda eksenel yer değiştirme terimlerinin modele dahil edilmesinin, modelin performansını artırdığı görülmüştür.

5. 
Park halindeki araçta unutulan canlıları korumak için araç camlarını kontrol eden sensör tasarımı ve üretimi
Design and manufacture of a sensor control the glasses of vehicles to protect forgotten life-beings inside vehicles
Erkan Öztürk, Semih Kaygusuz, Fatih Sağlam, Kemal Yıldızlı
doi: 10.5505/pajes.2021.43568  Sayfalar 26 - 36
Araçlar park halinde iken yoğun iş temposu, gerginlik ve yorgunluk gibi sebeplerden dolayı bebekler, çocuklar veya evcil hayvanlar araç içerisinde unutulmakta ve hatta havasızlık veya sıcaktan ölebilmektedir. Okul servislerinde dahi çocuk unutulabilmekte ve şoförler tarafından fark edilmeden araç içerisinde kilitli bırakılabilmektedir. Bu sebeple çalışmamızda araçlarda unutulan canlıların havasızlık ve sıcaklıktan kaynaklı zarar görmelerini engellemek için, araç camlarını kontrol edebilen yeni bir sensör tasarımı ve prototip üretimi yapılmıştır. Üretilen sensör park halindeki araçta yaşam ibaresi olup olmadığını kontrol etmekte, eğer varsa canlının yaşamsal faaliyetlerine zarar gelmemesi için ortam koşullarını denetlemektedir. Ortam koşulları olumsuz olduğunda camların kendi kendine açılmasını sağlayıp uyarı amacı ile alarm çalmaktadır. Üretilen sensör için çalışma sistematiği kurgulanıp, efektif çalışıp çalışmadığı prototip olarak üretilen kontrol hacminde planlı şekilde denemeler yapılarak test edilmiştir. Çalışma sistematiğine göre kodlanmış mikrodenetleyici; irtibatta olduğu diğer elektronik devre elemanları ile ortam kontrolünü sağlamış olup, yaşamsal faaliyetleri etkileyen kritik parametrelere ulaşıldığında alarm çalarak pencerelerin otonom olarak kontrolünü gerçekleştirmiştir. Üretilen sensör özellikle binek araçlar ve okul servislerinde kullanıma uygun ve gelecek vadeden yenilikçi bir üründür.

6. 
Engelli akış ölçerlerin teorik yöntemler ve hesaplamalı akışkanlar dinamiği ile tasarımı, performanslarının deneysel incelenmesi
Experimental investigation of performance of obstruction flow-meters designed with theoretical methods and computational fluid dynamics
Hasan Küçük, Murat Ünverdi
doi: 10.5505/pajes.2021.22844  Sayfalar 37 - 50
Bu çalışmanın amacı, havanın hacimsel debisini ölçmek ve kontrol etmek için kullanılacak engelli akış ölçerlerin tasarımı, eklemeli imalatla (3B yazıcı) üretimi, sayısal ve deneysel performanslarının karşılaştırılmasıdır. Tasarım ve üretim kolaylıklarının yanında yaygın kullanımları nedeniyle, engelli akış ölçer olarak ASME uzun yarıçaplı düşük β oranlı akış lülesi ve keskin köşeli orifis seçilmiştir. Literatürde mevcut tasarım yöntemleri ile geometrik boyutları belirlenen ve 3-boyutlu tasarımları yapılan akış ölçerlerin sayısal performansları, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) ile kontrol edilmiştir. Ayrıca eklemeli imalat yöntemi ile üretilen akış ölçerlerin deneysel performansları, yapılan deneylerle incelenmiştir. Ölçülecek hacimsel debi (80-300 m³/h) göz önünde bulundurularak ve akış ölçerlerin girişindeki Reynolds sayısı 12,000-46,000 aralığında olacak şekilde, akış kanalının iç çapı (152 mm) belirlenmiştir. Basınç kayıplarını sınırlandırmak amacıyla, her iki akış ölçerlerin akış kesit çapının (d) kanal kesit çapına (D) oranı β~0.45 seçilmiştir. Deneysel çalışmalarda; akış ölçerlerin yukarı akımında akışın daha kısa mesafede gelişmesi ve gerekli boru uzunluğunun kısaltılması amacıyla tasarlanan, boru demeti tipi akış düzleştiricinin etkenliği ve akış ölçerin aşağı akımındaki fanlar ile akış ölçerler arasındaki mesafenin ölçümlere etkisi de incelenmiştir. Sayısal sonuçların teorik tasarım hesaplarıyla; akış lülesinde ortalama %1.6 ve orifiste ortalama %7.8 fark ile uyumlu olduğu görülmüştür. Deneysel sonuçların da teorik sonuçlarla; akış lülesinde ortalama %8 ve orifiste ortalama %14.3 fark ile uyumlu olduğu elde edilmiştir. Sayısal ve deneysel sonuçlar arasındaki ortalama fark; akış lülesinde %7.3 ve orifiste %14.8’dir. Her iki akış ölçerin deneysel sonuçları kullanılarak, basınç düşümüne bağlı hacimsel debi denklemleri türetilmiştir.

7. 
Poliüretan nanofiber ve toz takviyelerinin karbon fiber ve fiberglas kompozitlerin mekanik özellikleri üzerine etkisinin karşılaştırması
A comparative study of the effect of polyurethane nanofiber and powders filler on the mechanical properties of carbon fiber and glass fiber composites
Mustafa Özgür Öteyaka, Kerem Aybar, Hasan Candan Öteyaka
doi: 10.5505/pajes.2021.73659  Sayfalar 51 - 57
Bu çalışmada, elektrospinning yöntemi ile üretilen poliüretan (PU) nanofiber mat, fiberglas (FG) ve karbon fiber (CF) polimer kompozitlerde takviye maddesi olarak kullanıldı. Ayrıca mekanik özellikleri sepiolit ve SiO2 toz takviyeli kompozitlerle karşılaştırılmıştır. Kompozitlerin mekanik özellikleri çekme ve eğilme testleri kullanılarak değerlendirildi. Bunun yanında, kompozitin morfolojisi mikroskopi teknikleriyle değerlendirildi. Bulgular, nanofiber katkılı FG ve CF kompozitin, takviyesiz ve rakip kompozitlere kıyasla daha yüksek çekme mukavemetine sahip olduğunu göstermektedir; gerilme mukavemeti, FG-Nanofiberler için 135 MPa ve CF-Nanofiberler için 134 MPa bulundu. Öte yandan, eğme analizi, toz dolgu maddesinin işlenmemiş kompozite karşı zayıf eğilme gerilimine sahip olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, FG-Nanofiberler ve CF-Nanofiberler sırasıyla 197 MPa ve 553 MPa'ya ulaştı. Nanofiber katkılı kompozitlerin daha iyi mekanik özellikleri göstermesi, farklı yönlerden tüm yükleri destekleyen nanoliflerin rastgele dağılımından kaynaklanmaktadır. Kompozitlerin enine kesit analizi sonucunda, tozların heterojen olarak dağıldığını ve bazı yerlerde bir miktar aglomerasyon gözlemlendiğini gösterdi. Genel olarak, PU nanoliflerin eklenmesinin kompozitlerin mekanik özelliklerini arttırdığı ve CF kompozitleri için daha belirgin olduğu sonucuna varıldı.

8. 
Çekme test metodu için referans malzeme geliştirme yöntemi
Reference material development process for tensile test method
Alper İncesu, Betül Ercan, Engin Çevik, Yasin Akgül
doi: 10.5505/pajes.2021.01613  Sayfalar 58 - 62
Referans malzemeler (RM'ler), laboratuvarların test sonuçlarının güvenilirliğini kanıtlamak için kullandıkları temel malzemelerden biridir. Bu araştırmada, ISO 6892-1'e göre çekme testlerinde kullanılmak üzere RM'nin geliştirilmesi için ön çalışmalar yapılmıştır. Bu amaçla, verilen standarda uygun EN 10130: 2006 kalite 1 mm kalınlığında çelik sacdan kemik şeklinde yassı numuneler hazırlanmıştır. Önerilen RM'nin ölçüm belirsizliği ve değer atamasının hesaplanması için homojenlik testleri ve laboratuvarlar arası karşılaştırma testleri yapılmıştır. Sonuçlar ticari sertifikalı referans malzemelerle (CRM'ler) karşılaştırıldı. Önerilen RM'nin göreceli belirsizlik değerlerinin ticari CRM'ler ile uyumlu olduğu bulundu. Bu nedenle üretilen bu RM'ler laboratuvarlar için kalite kontrol çalışmalarında kullanılabilir, ayrıca bu çalışmada önerilen üretim yolu ile her laboratuvar kendi ihtiyaçlarına göre RM üretebilir.

9. 
Nitrürlenmiş 7075-T6 alüminyum alaşımının vakum ve atmosfer şartlarında sürtünme ve aşınma özelliklerinin incelenmesi
Investigation of the friction and wear properties of nitrided 7075-T6 aluminum alloy under vacuum and ambient air
Hojjat Ghahramanzadeh Asl, Yaşar Sert, Özgü Bayrak, Tevfik Küçükömeroğlu
doi: 10.5505/pajes.2021.83903  Sayfalar 63 - 71
Al7075 alaşımları, otomotiv endüstrisinde, askeri araçların ve uçakların bileşenlerinde, kauçuk ve plastik kalıplarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, benzer Al alaşımları, uzay araştırmalarında mekanik parçalar için sıklıkla kullanılmaktadır. Bu nedenle, vakum altında aşınma özelliklerinin incelenmesi, atmosfer ortamındaki aşınma özellikleri kadar vazgeçilmezdir. Ancak söz konusu alaşımların aşınma performansı beklentileri karşılayamamaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada nitrürlenmiş Al7075-T6'nın atmosfer ve vakum ortamlarında aşınma özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Oluşturulan AlN tabakasının yüzey karakterizasyonu ve faz analizi, taramalı elektron mikroskobu, enerji dağıtıcı X-ışını spektrometresi, 3D optik profilometre ve X-ışını difraktometresi ile belirlenmiştir. Numunelerin sertliği, Vickers mikro sertlik test cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Numunelerin aşınma performansı, bilye disk esaslı aşınma test cihazı kullanılarak atmosfer ve vakum ortamlarında incelenmiştir. Her iki koşul için de en iyi aşınma performansı nitrürlenmiş numunelerden elde edilmiştir. AlN tabakasının (0,19), ortam havası altında alt tabakanın (0,60) sürtünme katsayısını önemli ölçüde azalttığı gözlemlenmiştir. Nitrür tabakası sayesinde, alaşımın atmosfer ortamındaki aşınma direnci dikkate değer bir şekilde iyileştirilmiştir. Ayrıca aşınma oranı açısından nitrür tabakasının aşınma performansı, ortam havasında (0.00010 mm3/Nm) vakum ortamına (0.00087 mm3/Nm) göre daha iyi olduğu gözlemlenmiştir. Hatta numunelerdeki aşınma yolunun çok ince olduğu ve neredeyse fark edilemez olduğu gözlemlenmiştir.

10. 
Ön gerilmeli eğri ince plakanın titreşim analizi
Vibration analysis of a pre-stressed curved thin plate
Can Gonenli, Hasan Ozturk, Oguzhan Das
doi: 10.5505/pajes.2021.76814  Sayfalar 72 - 80
Bu çalışmada, büyük çökmeli izotropik ince plakanın serbest titreşim analizi incelenmiştir. Büyük çökme, tek tarafı sabitlenmiş plakaya harici bir dağıtılmış dikey yük uygulanarak ve ardından diğer uçtan sabitlenerek elde edilir. Bükülmüş esnek levhanın doğrusal olmayan çökme eğrisi, kirişlerin büyük çökme denkleminden elde edilir. Eğri ince levha, dört düğümlü dörtgen yassı kabuk eleman dikkate alınarak sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak modellenmiştir. Yük parametresinin doğal frekans parametreleri ve mod şekilleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuçlar, tablolar ve grafikler halinde verilmiştir. Ek olarak, mevcut modelden elde edilen doğal frekans parametreleri, mevcut modelin güvenilirliğini ve geçerliliğini doğrulamak için ANSYS yazılımı ile karşılaştırılır. Eğri ince levhayı oluşturan yük parametresi, levha yapısının mod şekillerini değiştirir.

11. 
Karbon nanotüp ile güçlendirilmiş cam fiber/epoksi ve karbon fiber/epoksi kompozit borusal yapıların yarı-statik ezilme ve enerji emilimi davranışlarının incelenmesi
Investigation of quasi-static crushing and energy absorption behaviors of carbon nanotube reinforced glass fiber/epoxy and carbon fiber/epoxy composite tubular structures
Yasin Yılmaz, Hasan Çallıoğlu, Ali Balbay
doi: 10.5505/pajes.2021.68047  Sayfalar 81 - 90
Bu çalışmada, karbon nano tüp (CNT) katkılı cam fiber/epoksi (GFRP) ve karbon fiber/epoksi (CFRP) kompozit borusal yapıların ezilme ve enerji emilimi davranışları incelenmiştir. Çalışma iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım, deneysel çalışmalardan oluşmaktadır. Bu aşamada fonksiyonelleştirilmiş çok duvarlı CNT katkılı (ağırlıkça %0.1; 0.2; 0.3; 0.5; 1; 2 oranlarında) ve katkısız cam fiber/epoksi kompozit plakalar, el yatırması yöntemi ile üretilmiş ve çekme, basma ve kayma deneyleri gerçekleştirilerek kompozit malzemelerin mekanik özellikleri belirlenmiştir. Bu incelemeler sonucunda çeki, bası ve kayma mukavemeti açılarından kompozit numune için %0.5 CNT oranının en uygun olduğu görülmüştür. İkinci kısım ise, sayısal çalışmalardan oluşmaktadır. Bu aşamada belirlenen mekanik özellikler kullanılarak, sonlu elemanlar tabanlı bir paket programı (ABAQUS) yardımıyla kare ve dairesel kesitli cam elyaf/epoksi ve karbon elyaf/epoksi kompozit boruların yarı statik ezilme ve enerji emilimi davranışları sayısal olarak incelenmiştir. Karbon fiber/epoksi kompozit malzemeye ait malzeme özellikleri literatürden elde edilmiştir. Sayısal analizler sonucunda karbon fiber takviyeli dairesel kesitli kompozit boruların spesifik enerji emilimi kapasitesinin diğer borularla karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu görülmüştür.

12. 
Farklı sıkıştırma oranı ve motor momentlerinde direkt püskürtmeli bir dizel motorun yanma odasında ısı geçişinin incelenmesi
Investigation of heat transfer in combustion chamber of a direct injection diesel engine under different compression ratios and engine torques
Ali Şanlı, Metin Gümüş
doi: 10.5505/pajes.2021.20599  Sayfalar 91 - 103
Yanma gazları ve yanma odası duvarları arasında meydana gelen ısı geçişi, emisyonları ve motor performansını etkilediğinden dolayı önemli bir konudur. Diğer taraftan, silindir içi ısı geçişine etki eden birçok motor çalışma parametresi bulunmaktadır. Bunlar arasında motor momenti ve sıkıştırma oranı motor ısı transferinde oldukça etkilidir. Bu sebeple, bu çalışmada sıkıştırma ateşlemeli bir motorda yanma gazları ve yanma odası duvarları arasında meydana gelen ısı transferine motor momenti ve sıkıştırma oranının etkileri incelenmiştir. Yanma odasında genel ısı taşınım katsayısı hesaplanması için literatürde sıklıkla kullanılan Hohenberg, Woschni, Nusselt, Eichelberg ve Sitkei-Ramanaiah bağıntıları kullanılmıştır. Ayrıca, çalışmada çeşitli ısı transferi karakteristikleri (ısı akısı, yanma odası elemanlarında ısı kaybı, birim krank açısında ısı geçişi değişimi) değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada, sıkıştırma oranı ve motor momentinin, ısı taşınım katsayısını ve ısı akısını önemli oranda etkilediği görülmektedir. Sitkei-Ramanaiah bağıntısıyla hesaplanan ısı geçişi karakteristikleri en yüksek değerleri verirken Eichelberg bağıntısı en düşük değerleri vermiştir. Yanma odasında en fazla ısı kaybı pistonda oluşmuştur.

13. 
Kitle destekli dağıtım servis ağı tasarımı problemi
Crowd-shipping service network design problem
Barış Yıldız
doi: 10.5505/pajes.2021.83809  Sayfalar 104 - 116
Şehir içi dağıtım faaliyetlerinin artan maliyetleri ve neden olduğu sorunlar (trafik, çevre kirliliği, gürültü, araç kazaları, vb.) hakkında artan kaygılar, bu alanda yenilikçi yaklaşımlara olan ihtiyacı giderek artırmaktadır. Ön plana çıkan söz konusu yaklaşımlardan birisi de Kitle destekli dağıtım (KDD) modelidir. Yolcu ve paket taşımacılığını bütünleştirerek atıl araç kapasitelerinin faydalı bir şekilde kullanılmasını amaçlayan bu modelde, kişilerin küçük ekonomik kazançlar sağlamak ve/veya dağıtım faaliyetlerinin çevreye verdiği zararları azaltılmasına katkı sunmak amacıyla kendi seyahatleri sırasında yolları üzerindeki servis noktaları arasında paket taşımacılığı yapması öngörülmektedir. Bu çalışmada, KDD faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütebilmesi için gerekli olan servis noktalarının/paket otomatlarının şehrin hangi noktalarına hangi kapasiteler ile kurulması gerektiğini belirlemek için çözülmesi gereken stratejik seviye “KDD servis ağı tasarımı” problemini literatüre tanıtıyoruz. İki seviyeli, senaryo tabanlı belirsiz bir tamsayılı program olarak modellediğimiz problemin çözümü için etkin bir Benders Ayrıştırma algoritması önermekteyiz. Gerçekleştirdiğimiz geniş kapsamlı hesapsal çalışmalar geliştirdiğimiz çözüm yönteminin etkinliğini ortaya koymakta, önemli yönetimsel çıkarımlar sunmaktadır. Elde ettiğimiz sonuçlar, hızlı paket taşımacılığı gibi oldukça zorlu ve maliyetli (ekonomik ve çevresel) bir dağıtım faaliyeti için iyi tasarlanmış bir KDD modelinin önemli kazanımlar sağlayabileceğini göstermektedir. Nispeten küçük sayıda (çalıştığımız problem örneklerinde en fazla 60 adet) servis noktaları ile dağıtımların önemli bir kısmının (çalıştığımız problem örneklerinde %56’ya kadar) “kitle” tarafından yapıldığı etkin bir KDD sisteminin teşkil edilebileceğini gösteren bu sonuçlar, önerilen yenilikçi yaklaşımın uygulanabilirliği konusunda önemli ipuçları vermektedir.

14. 
Tedarik zinciri risklerinin yapısal eşitlik modeli ve bulanık analitik hiyerarşi süreci ile analizi
Analysis of supply chain risks by structural equation model and fuzzy analytical hierarchy process
Murat Oturakçı, Rabia Sultan Yıldırım
doi: 10.5505/pajes.2021.34119  Sayfalar 117 - 127
Tedarik zinciri risk yönetimi faaliyetleri, işletmelerin tedarik zinciri faaliyetleri kapsamında karşılaştıkları veya karşılaşabilecekleri riskleri ortadan kaldırmaya veya en aza indirmeye çalışır. Bu çalışmanın temel amacı tedarik zinciri risk faktörlerini tanımlamak ve önceliklendirmektir. Çalışmanın içeriğinde ilk olarak literatürden tedarik zinciri riskleri elde edilmiş, daha sonra elde edilen riskler gruplandırılmış ve birleştirilmiş ve çalışmada dikkate alınacak bir özet risk tablosu oluşturulmuştur. İkinci olarak, oluşturulan risk tablosundaki riskleri değerlendirmek için bir anket oluşturulmuş ve 391 kullanıcıdan değerlendirmeler alınmıştır. Toplanan sonuçlara göre temel riskler, Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) yardımıyla istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve model sonuçlarına göre Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci (Bulanık AHP) yöntemi ile alt riskler önceliklendirilmiştir. Elde edilen sonuçların yardımıyla, tedarik zincirindeki bireyler ve / veya işletmeler için öncelikli riskler konusunda eylem planı önerileri geliştirilmiştir. Eylem planına dahil edilecek ana riskler ve alt risklerden hangilerinin barındırdığını belirlemek için Pareto Analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, en önemli ana risk olarak arz ve talep riskleri olarak belirlenirken; satın alma maliyeti; materyal dizayn değişiklikleri; düzensiz talep tahminleri; tedarikçi kaynaklı riskler; transit zaman değişkenliği; müşteriden kaynaklı riskler; kısıtlı teslimat zamanları ve ürün yaşam döngüsü riskleri eylem planında en önemli alt riskler olarak belirlenmiştir.

15. 
Madencilikte bir yedek parça envanter optimizasyonu çalışması
A spare parts inventory optimization study in mining
Sena Şenses, Onur Gölbaşı, İsmail Serdar Bakal
doi: 10.5505/pajes.2021.46243  Sayfalar 128 - 138
Yedek parça envanter yönetimi, özellikle madencilik gibi makine bazlı seri ve aralıksız üretim sağlamayı hedefleyen sektörler için, minimum maliyetle yüksek ekipman kullanılabilirliğini sürdürmek açısından hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin büyük ölçekli üretim yapan bir madencilik şirketi için, toplam envanter bazlı masrafları en aza indirecek şekilde, optimum sipariş adet ve zamanlarının belirlenmesini sağlayan bir matematiksel modeli kullanılarak, envanter yönetimi probleminin çözümlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışma içerisinde, maden şirketinin mevcut envanter sistemi incelenmiş ve elde edilen gerçek veriler ile, seri ve sürekli üretim gerektiren mekanize sistemlerin verimliliğinde büyük öneme sahip olan endüstriyel yağlar için bir vaka çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucu, şirketin mevcut endüstriyel yağ envanter politikasının, yıllık 18,566 TL'ye kadar tasarruf sağlayarak finansal olarak iyileştirilebileceği gözlemlenmiştir.

16. 
Kaynak atölyesi çizelgeleme probleminin değişken iş istasyonu kısıtlaması altında optimizasyonu: Arena simülasyonu tabanlı genetik algoritma ile endüstriyel bir uygulama
Optimization of welding job-shop scheduling problem under variable workstation constraint: an industrial application with Arena simulation based genetic algorithm
Aslan Deniz Karaoglan
doi: 10.5505/pajes.2021.41948  Sayfalar 139 - 147
İş atölyesi planlaması, 'emek yoğun proje tipi üretim' için zor bir konudur. Çünkü bu tür bir üretimde, gerçek işlem süreleri üretim bitene kadar tam olarak bilinmez ve bu işlem süreleri siparişin teknik özelliklerine göre değişir. İşlem sürelerini tahmin etmek için olasılık dağılımlarını kullanmak uygun bir yöntemdir. Bu makale, emek-yoğun proje tipi çalışan kaynak atölyesinin değişken iş istasyonu kısıtlamaları altında planlanması için endüstriyel bir uygulama sunmaktadır. Bu kısıt, ürünlerin boyuna bağlı olarak ortaya çıkan özel bir üretim şeklinin sonucudur. Amaç, bir grup bekleyen iş emrinin tamamlanma süresini en aza indirmektir. Genetik algoritma (GA) bu amaçla, atölyeye girmeyi bekleyen iş emirlerinin atölyeye giriş sırasını oluşturmak ve bunları 6 özdeş kaynak istasyonuna göndermek için kullanılır. Atölyenin dinamik koşulları, Arena simülasyon programı ile simüle edilir. Algoritmanın girdi verileri olarak stokastik işlem süreleri kullanılır. Kaynak iş istasyonu çizelgeleme için değişken iş istasyonu kısıtlaması altında stokastik işleme sürelerinin kullanılması daha önce araştırılmamıştır. Deneysel sonuçlara göre, GA ve Arena simülasyonu birlikte, değişken iş istasyonu kısıtlaması altında bu tür problemlerde bir grup işin toplam tamamlanma zamanını etkili bir şekilde azaltmaktadır. GA destekli Arena çizelgesi, bu sorun için GA kullanmadan önerilen çizelgeden daha iyi performans gösterir. Simülasyon sonuçları, bekleyen siparişlerin toplam üretim süresinin, GA kullanılmadan önerilen çizelgelerle karşılaştırıldığında yaklaşık % 9,25 oranında azaldığını göstermektedir.

17. 
AHP, ARAS ve bulanık TOPSIS ile yeni şube yeri seçimi: denizcilik sektöründe bir tedarikçi firma örneği
New branch location selection with AHP, ARAS and fuzzy TOPSIS: an example of a supplier company in the maritime industry
Abdülsamet Kara, Ahmet Masri, Gülsüm Kübra Kaya
doi: 10.5505/pajes.2021.40460  Sayfalar 148 - 159
sürdürülebilirliği adına kritik bir karardır. Yer seçimi problemleri çok sayıda ve birbirleri ile çelişebilen kriterler altında alternatiflerin değerlendirmesini gerektirir. Bu çalışma, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden AHP, ARAS ve bulanık TOPSIS yöntemlerini kullanarak denizcilik sektöründeki bir tedarikçi firmanın yeni bir şubesi için en uygun yerin belirlenmesini ve farklı yöntemlerden elde edilen sonuçların karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Çalışmada, maliyet, ulaşım, doğal faktörler, kalifiye iş gücü, tedarikçi bağlantıları, rakip firmaların varlığı ve liman potansiyeli kriterleri altında sekiz alternatif değerlendirilmiştir. Çalışma bulguları en önemli kriterin “maliyet” olduğunu ve firmanın yeni şubesi için en uygun lokasyonun İzmit olduğunu ortaya koymuştur. ÇKKV yöntemlerinden elde edilen sonuçlar karşılaştırıldığında ise en iyi alternatifin kullanılan üç yöntemle de aynı bulunduğu fakat kalan diğer alternatiflerin sıralamalarında farklı sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Bu da ÇKKV yöntemlerinin karar destek amaçlı kullanılması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

18. 
Servis otobüsü rotalama: Sistematik bir literatür incelemesi
Shuttle bus service routing: A systematic literature review
Gaye Peker, Deniz Türsel Eliiyi
doi: 10.5505/pajes.2021.26243  Sayfalar 160 - 172
Bu makale servis otobüsü rotalama modellerinin farklı uygulama alanlarında yapılmış olan çalışmalara ilişkin kapsamlı bir literatür haritalaması sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla son 20 yılda yayımlanan makaleler sistematik olarak gözden geçirilmiştir. Konu ile ilgili seçilen makaleler, yayın türü, yayın yılı, çözüm yöntemi, uygulama alanı, matematiksel model kullanımı ve amaç fonksiyonlarına göre sınıflandırılmıştır. Literatürde yer alan çalışmalar çalışan/personel, hasta/hastane, öğrenci, yaşlı/engelli ve havaalanı servisleri şeklinde ayrılmış olan fonksiyonel uygulama alanlarında ayrıntılı olarak incelenmiştir. İnceleme sonuçlarımız son yıllarda servis otobüsü rotalama konusunda yayımlanan modellerin kullanımlarında artış eğilimi olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu çalışma son yıllarda konuya dair artan ilgiyi ve yeni araştırma alanlarını işaret ederek, gelecekte yapılacak çalışmalar için araştırma fırsatlarını ve alandaki literatür boşluklarını vurgulamaktadır.

19. 
Mavi yaka performans değerlendirmesinde kullanılacak ölçütlerin belirlenmesi için AHP temelli bir matematiksel model
An AHP based mathematical model to determine the criteria used in the worker performance evaluation
Büşra Tutumlu, Tuğba Saraç, Müjgan Sağır
doi: 10.5505/pajes.2021.46020  Sayfalar 173 - 182
Mavi yaka personelin performansının değerlendirilmesi için kullanılacak ölçütler, beyaz yaka personelin performansının değerlendirilmesinde kullanılacak olanlara göre çok daha fazla çeşitlilik göstermektedir. Bu nedenle hangi ölçütlerin kullanılacağını belirlemek daha zordur. Performansın sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için olabildiğince tüm ölçütlerin dikkate alınması gereklidir. Ancak tanımlanan her yeni ölçüt yeni bir veri grubunun toplanmasını ve değerlendirilmesini gerektirir. Oysa her çalışana ait toplanması gereken her yeni veri grubu, işletmeler için yeni bir iş yükü anlamına gelmektedir ve bu nedenle işletme yöneticileri mümkün olduğu kadar az ölçüt kullanarak personelinin performansını en sağlıklı şekilde değerlendirebilmek isterler. Klasik performans değerlendirme çalışmalarında kullanılacak ölçütler genellikle uzmanlar tarafından sadece performansın değerlendirmesine katkısı düşünülerek belirlenmektedir. Bu durumda veri toplama yükü çok fazla olabilmekte ve pratikte yöntemin kullanılabilmesini olanaksız hale getirebilmektedir. Bu çalışmada ise öncelikle işçi performansları uzmanlar tarafından belirlenmiş ölçütler kullanılarak Analitik Hiyerarşi Prosesi ile hesaplanmış daha sonra ise önerilen çok amaçlı matematiksel model kullanılarak tüm ölçütleri temsil edebilecek ve toplam veri toplama yükü enaz olan ölçütler belirlenmiştir. Performans değerlendirme belli periyotlar ile sürekli yapıldığından tüm ölçütleri temsil edebilecek daha az sayıdaki ölçüt ile çalışılması, veri toplama yükünün ciddi bir şekilde azalmasını ve böylece önerilen yöntemin pratik hayatta kullanılabilmesini sağlamaktadır. Önerilen yöntem bir plastik enjeksiyon fabrikasında uygulanmıştır. Sonuç olarak uzmanlar tarafından belirlenen toplam 40 ölçütten 30’u seçilmiş, tüm ölçütlerin seçildiği durumda elde edilen performans puanından sadece %4’lük bir sapma ile verilerin elde edilme zorluğu %26 azaltılmıştır.

20. 
Çok-kapılı bir birim-yük depo tasarımında şekil ve orta-çapraz koridor konumunun değerlendirilmesi
Evaluating the shape and the mid-cross-aisle location in a multi-dock unit-load warehouse design
Mahmut Tutam
doi: 10.5505/pajes.2021.49779  Sayfalar 183 - 193
Son yıllarda, e-ticaretin gelişmesi ile her gün binlerce ürün sipariş verilmekte ve sipariş sayısındaki bu ciddi artışa rağmen müşteriler verdikleri siparişlerin aynı-gün veya ertesi-gün teslim edilmelerini beklemektedirler. Müşteri memnuniyetini etkileyen en önemli unsurlardan biri haline gelen teslimat süresindeki bu beklenti verdikleri siparişlerin müşterilere zamanında ulaştırılmaları için depolardaki operasyonların etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Depolarda en fazla zaman birim yüklerin raflara yerleştirilmesi ve raflardan toplanması için harcanmaktadır (depolama ve boşaltma). Depolama ve boşaltma için kat edilen seyahat mesafeleri deponun tasarımına, orta-çapraz koridor konumuna ve operasyon türüne bağlı olarak değişmektedir. Bu çalışmada, tek-komut, çift-komut ve çapraz-sevkiyat operasyonlarının beklenen seyahat mesafeleri için ayrık depo uzayında matematiksel formasyonlar geliştirilmiştir. Geliştirilen kesikli formüller kullanılarak karma-komut operasyonlar için bir tamsayılı doğrusal olmayan programlama modeli oluşturulmuş ve oluşturulan optimizasyon modeli iki farklı senaryo için çözülmüştür. Sonuç olarak, depo tasarımının, orta çapraz koridor konumunun ve operasyon türünün beklenen seyahat mesafesi üzerindeki etkisi değerlendirilerek, iki bitişik duvar boyunca birden fazla kapıya sahip bir birim-yük depo tasarımında optimum orta-çapraz koridor konumu ve depo tasarımı belirlenmiştir.

21. 
Yeni bir dairesel sezgisel bulanık AHP&VIKOR metodolojisi: Çok uzmanlı tedarikçi değerlendirme problemine uygulama
A novel circular intuitionistic fuzzy AHP&VIKOR methodology: An application to a multi-expert supplier evaluation problem
İrem Otay, Cengiz Kahraman
doi: 10.5505/pajes.2021.90023  Sayfalar 194 - 207
Sık kullanılan Çok Ölçütlü Karar Verme (ÇÖKV) yöntemlerinden biri olan VIKOR yöntemi, alternatiflerin pozitif ve negatif ideal çözümlere olan uzaklıklarını temel alır ve uzlaşmacı çözümler sunar. AHP, ölçütlerin ve alternatiflerin ikili olarak karşılaştırılması yoluyla büyük bir problemi küçük ve yönetilebilir problemlere bölen bir başka ÇÖKV yöntemidir. Bu yöntemlerde, ölçüt değerlerinin kesin sayısal atamalarının gerçekten zor olması ve uzmanların düşüncelerini net rakamlarla yansıtamamaları gibi nedenlerle genellikle dilsel değerlendirmeler tercih edilmektedir. Bulanık küme teorisi, bu dilbilimsel değerlendirmelerdeki belirsizlik ve kesin olmama durumlarını bulanık sayıları kullanarak başarıyla ele alır. Dairesel sezgisel bulanık kümeler (D-SBK), Atanassov [1] tarafından tanıtılan sıradan bulanık kümelerin en son uzantısıdır. D-SBK, üyelik (aidiyet) ve üye olmama (aidiyetsizlik) derecelerindeki belirsizlikleri de göz önüne alarak uzmanların bu dereceleri tanımlamalarına yardımcı olur. Bu çalışmada, bütünleşik D-SB AHP ve D-SB VIKOR metodolojisi geliştirilmiş ve çok uzmanlı bir tedarikçi değerlendirme problemine uygulanmıştır. Önerilen metodolojiden elde edilen sonuçlar, diğer yöntemlerle karşılaştırılmakta ve duyarlılık analizi de yapılmaktadır.

Pajes