| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - V |
| 2. | Hava ve su ile soğutulan PV-T’nin dört farklı koşul için enerji ve ekserji analizi Energy and exergy analysis of PV-T cooled with air and water for four different conditions Ayhan Atızdoi: 10.5505/pajes.2022.63872 Sayfalar 110 - 119 Bu çalışmada bir PV-T hava ve su ile soğutularak enerji ve ekserji analizi dört farklı çalışma şartları altında numerik olarak incelendi ve sonuçlar karşılaştırıldı. 1. Durum değişen güneş ışınımı şartları, 2. durum için gerçek günlük iklim koşulları, 3. durum için sabit güneş ışınımı ve 4. durum değişen soğutma kütlesi için analizler yapıldı. Analizler Mühendislik Denklem Çözücü (EES) kullanılarak yapıldı. Kullanılan PV-T 0.54 m2 alana sahiptir ve PV-T’yi soğutmak için kullanılan kütle akışı hem hava hem de su için m ̇=0.003 kg/s’dir ilk üç koçul için. Sonuç olarak, PV-T'nin en yüksek günlük enerji verimliliği su ve hava için sırasıyla %58.01 ve %38.74'e ulaşırken ekserji verimliliği ise en yüksek %17.23 ve %16.26'ya ulaştı. Güneş radyasyonun 100 W/m2’den 1000 W/m2’ye değiştiğinde PV-T’nin en yüksek enerji verimi su ve hava için sırasıyla %58.96 ve %41.76’ya ulaşırken en yüksek ekserji verimi ise %18.34 ve %16.20’ye ulaştı. Çevre sıcaklığı 0 ℃’den 30 ℃’ye arttırılarak sabit 500 W/m2 güneş radyasyonu için PV-T’nin en yüksek enerji verimi su ve hava için sırasıyla %59.64 ve %35.55’e ulaşırken en yüksek ekserji verimi ise %18.90 ve %16.09’a ulaştı. Ayrıca PV-T’nin günlük elektrik üretiminin su ile soğutulduğunda havaya göre %8.91 daha fazla olduğu bulundu. Ayrıca soğutma kütle debisi 0.001 kg/s’den 0.0 1 kg/s değiştiğinde su ile soğutulan PV-T’nin hava ile soğutulan PV-T’ye göre daha fazla elektrik ürettiği bulundu. Böylece, hemen hemen tüm şartlar altında PV-T su ile soğutulduğunda havaya göre daha iyi performans gösterdiği ve elektrik üretiminin de daha fazla olduğu bulundu. |
| 3. | Üç boyutlu ve iki boyutlu eleman tiplerinin punta kaynaklı bileşenlerin gerilme ve ömür analizleri üzerindeki etkisi Effect of 3 dimensional and 2 dimensional element types on stress and life analysis of spot-welded components Ertuğrul Tolga Durandoi: 10.5505/pajes.2022.35853 Sayfalar 120 - 130 Sonlu eleman analizleri ve bilgisayar destekli mühendislik yöntemleri günümüz araştırma-geliştirme projelerinde anahtar role sahiptir. Model tipine göre eleman seçimi simülasyon doğruluğu için azami önem arz etmekte iken, bazı durumlarda geometrik koşullar araştırmacılar için bu seçimi zorlaştırabilmektedir. Bu makalenin amacı punta kaynaklı bileşenler için üç boyutlu kübik ve iki boyutlu dörtgen elemanlar kullanılması durumunda oluşan farklılıklar hakkında bilgi sunmaktır. Çalışma kapsamında iki puntalı kayma numuneleri farklı eleman tipleri ile modellenerek gerilme analizleri ve üç farklı dinamik yük koşulunda yüksek döngü yorulma simülasyonları gerçekleştirilmiştir. Analizler neticesinde deplasman, gerilme değerleri ve tensörleri, yüksek döngü bileşen ömürleri incelenmiş ve iki farklı eleman tipi ile oluşturulan modeller arasındaki ayrımlar raporlanmıştır. Simülasyon sonucunda elde edilen ömür değerleri, yüksek döngü yorulma test verileri ile karşılaştırılarak farklı tip elemanlar için doğruluk derecelendirme çalışmaları tamamlanmıştır. Makale kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde kaynak bölgesinde rijit elemanlar ile eşleştirilen iki boyutlu dörtgen eleman modelleme yönteminin, üç boyutlu kübik eleman ile modellemeye nazaran yorulma testleri ile daha uyumlu sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Havacılık, otomotiv ve deniz sektöründe fazlaca uygulanan punta kaynak yönteminin yüksek döngü yorulma testleri ile doğrulanmış sonlu eleman analizlerinin modelleme prosedürü de çalışmada detaylandırılmıştır. |
| 4. | Otonom sualtı aracı yörünge izleme kontrol algoritmalarının analizleri Analyses of autonomous underwater vehicle trajectory tracking control algorithms İrem Nur Oruç, Umut Tilkidoi: 10.5505/pajes.2022.57142 Sayfalar 131 - 145 Bu çalışmada, bir operatör tarafından direk olarak yönlendirilmeden görevlendirildikleri çalışma alanında özerk hareket ederek görevlerini yerine getiren sualtı araçları için parametre bozulmasının varlığı altında yatay düzlemde yörünge izleme problemi ele alınmıştır. Belirlenen bir yörüngenin takip edilmesi probleminde, literatürde sıkça kullanılan PD denetleyicinin yanı sıra geriadımlamalı denetleyici, kayan kipli denetleyici ve doğrusal karesel regülatör kullanımı önerilmiş olup, bu denetleyici yapılarının performansları sinüzaoidal bir yörünge üzerinde test edilmiştir. Önerilen denetleyicilerin literatürdeki denetleyicilere göre yüksek hassasiyete sahip, parazit önleme ve hızlı tepki vermesi sağlanarak performanslarını gerçekleştirmesi sağlanmıştır. Son olarak, geriadımlamalı ve kayan kipli denetleyicinin kararlılığını kanıtlamak için Lyapunov’un kararlılık ilkesi kullanılarak sistemin kararlı davranışı simülasyon üzerinde gösterilmiştir. Simülasyon ortamında tüm önerilen denetleyicilerin aynı bozucu etki altında istenilen yörüngeyi takip ettiği doğrulanmıştır. Ayrıca önerilen geriadımlamlı denetleyicisindeki keskin geçişler kayan kipli kontrolcü ile giderilmiş ve sistem üzerinde meydana gelebilecek olası arızaların önüne geçilmiştir. |
| 5. | Çay atığı biyokütlesinden türetilen yenilenebilir karbon ile silisyum altlık üzerine PN eklemi uygulaması A PN junction application of renewable carbon derived from tea waste biomass on a silicon substrate Gökçen Akgül, Sözer Sözerdoi: 10.5505/pajes.2022.58997 Sayfalar 146 - 150 Bu çalışmada fosil kaynaklı karbon yerine yenilenebilir, çevreci ve sürdürülebilir karbon kaynağı olarak çay atığı biyokütlesinden yarı iletken teknolojisine uygun P-tipi karbon geliştirilmiş ve N-tipi silisyum bir altlık üzerinde PN hetero-eklem uygulaması yapılmıştır. Oluşturulan PN hetero-eklem yapısı diyot karakteristiği göstermiştir. Yapıya ilişkin diyot denkleminin ters doyma akımı I_s = 0.035 µA olarak, idealite faktörü ise n = 14.08 olarak hesaplanmıştır. İdealite faktörünün çok büyük çıkması, yapıda seri direncin büyük değerde olmasına bağlı olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca yenilenebilir karbon kaynağı biyokütlenin teknolojik ürünlerin oluşturulmasında kullanılabileceği gösterilmiştir. |
| 6. | Grafen tabanlı çift katmanlı yapının ekranlama etkinliği üzerine parametrik çalışma Parametric study on shielding effectiveness of graphene based bilayer structure Sunay Güler, Sibel Yenikayadoi: 10.5505/pajes.2022.60137 Sayfalar 151 - 157 Bu çalışmada elektromanyetik ekranların ekranlama etkinliğini grafen plakayla kaplayarak artırmak amaçlanmıştır. Öncelikle tek katmanlı grafen nümerik olarak modellenmiş ve analitik bulgularla uyumlu olduğu görülmüştür. Sonra, bir alüminyum levhanın arka yüzeyine grafen plaka kaplanarak oluşturulan çift katmanlı ekranın yansıma kaybı analitik ve nümerik olarak analiz edilmiştir. Son olarak, iç yüzeyleri grafen plaka kaplı bir ekranlama kutusu modellenmiş olup, grafen plakanın kimyasal potansiyel ve sıcaklık değerlerine göre ekranlama kutusunun ekranlama etkinliğinin değişimi incelenmiştir. Sıcaklık parametresi sabit kalıp, grafen plakanın kimyasal potansiyeli artırıldığında, ekranlama kutusunun ekranlama etkinliğinin azaldığı elde edilmiştir. Kimyasal potansiyel sabit kalıp, grafen plakanın sıcaklık parametresi artırıldığında ise 300 K ve üzeri sıcaklıklarda ekranlama etkinliği değerleri birbirine yakın olarak elde edilmiştir. |
| 7. | Bütünleşik bulanık ÇKKV yaklaşımı ile dijital tedarik zinciri açısından en uygun sektörün belirlenmesi Determining the most suitable sectors in terms of the digital supply chain by integrated fuzzy MCDM approach Ramazan Eyüp Gergindoi: 10.5505/pajes.2022.12245 Sayfalar 158 - 171 Günümüzde işletmeler tedarik zincirlerindeki dijital ilerlemeler nedeniyle birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Dijitalleşmenin hem şirketler hem de geleceğin tedarik zincirleri içn giderek daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir. Buna paralel olarak işletmelerin gelecekte karşılaşacakları zorluklarla baş edebilmek için sektörlerin tedarik zincirlerinin dijitalleşmeye uygunluğunun belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada temel amaç orta ölçekli işletmelerin çalıştığı sektörlerin tedarik zincirlerinin dijitalleşmeye uygunluğunun belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda dijital tedarik zincirinin oluşumunu etkileyen kriterler kapsamlı bir literatür araştırması ile belirlenmiştir. Söz konusu kriterlerin ağırlıklandırılmasında Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın alternatiflerini ise değerlendirmeye alınan orta ölçekli işletmelerin çalıştığı sektörler oluşturmaktadır. Kriter ağırlıklarının belirlenmesinin ardından, sektörlerin dijital tedarik zinciri açısından uygunluğu ise öncelikle Bulanık TOPSIS (BTOPSIS) ardından Bulanık VIKOR (BVIKOR) yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu iki yöntemden elde edilen sonuçların bütünleştirilerek nihai kararın elde edilmesi için BORDA sayım tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuçları; Küresel Bağlantı dijital tedarik zinciri açısından en önemli kriter, BTOPSIS’e göre İmalat sektörü, BVIKOR’a göre Sağlık sektörü dijitalleşmeye en uygun sektör olarak belirlenmiştir. BORDA Sayım tekniğinin sonuçları ise genel sıralamada İmalat sektörünün dijitalleşmeye en uygun sektör olduğunu göstermektedir. |
| 8. | Veri madenciliği ve stok tutma süresi teknikleri ile depolar için dinamik ürün analizi modelinin geliştirilmesi Development of dynamic product analysis model for warehouse with data mining and stock-keeping time techniques Cemil Çelik, Zerrin Aladağ, Atakan Alkandoi: 10.5505/pajes.2022.29974 Sayfalar 172 - 182 Teknolojinin gelişmesi ile etkin bir depo yönetimi işletmelerin en önemli hedefleri arasına girmiştir. Bu hedeflerin gerçekleşmesi işletmelerin ellerinde olan veriyi kullanarak anlamlı bilgiler çıkarması ve bu bilgileri depo yönetiminde kullanması ile mümkün olacaktır. Depo yönetiminin ise en mühim fonksiyonlarından biri ürün yerleştirmedir. İdeal olmayan ürün yerleştirmeleri işletmeleri zaman ve maddi açıdan kayıplara yol açmaktadır. Çalışma kapsamında; çıkış siparişleri baz alınarak dinamik bir ürün analizi modelinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci aşamasında standart sapma tekniği kullanılarak ideal dönemler belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında stokta tutma süresi tekniği ile ürünlerin bekleme süreleri hesaplanmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında stok tutma süreleri sıralanarak depo içerisinde Pareto tabanlı Elmas, Altın ve Gümüş bölgelere bölünen lokasyonların ürünler ile eşlenmesi sağlanmıştır. Çalışmanın dördüncü aşamasında veri madenciliği modellerinden biri olan birliktelik analizinin literatürlerde en çok kabul görmüş olan Apriori algoritması tekniği ile verilerin birliktelik analizi gerçekleştirilmiş ve aynı bölgede sık giden ürünler yan yana konularak ürünlerin toplama gözü lokasyonları belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda depolama faaliyetlerinde bulunan işletmelere ve bu alanda çalışan araştırmacılara ürün yerleştirme süreçlerinde faydalanacakları bir modelin belirlenmesinde katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bu çalışma ile ürün analizinin yapılmasında sadece literatürde sıklıkla rastlanılan ürün tonaj bilgileri veya ürün çıkış bilgileri baz alınmamış, o ürünün stok tutma süresi ve birlikte gitme özelliği baz alınmıştır. Böylece literature yeni ve etkin bir bakış açısı kazandırılmıştır. |
| 9. | Çok amaçlı yapay alg algoritması ile kısıtlı mühendislik tasarım problemlerinin çözülmesi Solving constrained engineering design problems with multi-objective artificial algae algorithm Ahmet Özkış, Ahmet Babalıkdoi: 10.5505/pajes.2022.88646 Sayfalar 183 - 193 Mühendislik tasarım problemleri, optimize edilmesi oldukça zor olan problemler sınıfına girer. Bu tip problemlerin çözümü için doğa esinli metasezgisel algoritmalardan yararlanılabilmektedir. Bu çalışmada, yakın zamanda önerilen çok amaçlı yapay alg algoritması (MOAAA) kullanılarak 7 tanesi benchmark problemi, 7 tanesi mühendislik tasarım problemi olmak üzere toplam 14 farklı problem optimize edilmiştir. MOAAA’nın performans testi için, hypervolume (HV), SPREAD, EPSILON ve ters nesilsel mesafe (IGD) metrikleri kullanılmıştır. Performans karşılaştırması literatürde iyi bilinen NSGA-II, PAES, MOCell, IBEA ve MOVS algoritmaları ile yapılmıştır. Tüm algoritmalar için elde edilen metrik değerlerine Friedman testi uygulanmış ve her algoritmanın ortalama başarı sırası hesaplanmıştır. Sonuçlar, MOAAA'nın 4 performans metriğinin 3'ünde diğer algoritmalardan daha başarılı olduğu göstermektedir. Ayrıca sonuçlara uygulanan Wilcoxon sıra toplam testi, MOAAA'nın elde ettiği sonuçların %95 güven aralığında anlamlı olduğunu ortaya çıkarmaktadır. |
| 10. | TCP/IP ve OSI modeli öğretimi için etkileşimli artırılmış gerçeklik ortamı geliştirme Development of interaction augmented reality environment for TCP/IP and OSI model teaching Tarık İçten, Güngör Baldoi: 10.5505/pajes.2022.36605 Sayfalar 194 - 208 Artırılmış Gerçeklik (AR), sanal içeriklerin gerçek dünya ile sorunsuz bir şekilde bütünleşmesine olanak tanıyan, akıllı telefon, tablet gibi el tipi görüntüleyiciler veya ön kameraya sahip VR başlıklar aracılığı ile görüntülenen bir teknolojidir. Bu teknolojinin en önemli özelliği soyut kavramları görselleştirmesidir. Birçok çalışma, TCP/IP ve OSI modellerinin, ayrıntılı soyut kavramlar ve protokoller içermesi nedeniyle veri iletişimlerinin son derece karmaşık olduğunu bildirmektedir. Farklı sistemleri birbirine bağlamak, iki uç nokta arasında veri akışı oluşturmak ve katmanlar arasında veri dönüşümleri yapmak bu karmaşıklıklardan sadece birkaçıdır. Bu çalışmada, TCP/IP ve OSI modelleri gibi öğrenilmesi zor olan soyut kavramların öğretiminde AR ortamların çözüm olup olmadığının belirlenmesine yönelik bir araştırma yürütülmüştür. Amaç, öğrencilerin TCP/IP ve OSI gibi kavramların temel bilgilerini öğrenebilecek ve ağ deneyimlerini iyileştirebilecek bir AR ağ tasarım ortamı geliştirmektir. Bu ortam, ağ düğümlerin zekice davrandığı ve IP adreslerin dinamik yönetildiği yeni bir oyun temelli mobil eğitim yöntemini temel almaktadır. Bu sayede kullanıcılar TCP/IP ve OSI modellerinin soyut kavramlarını mobil AR başlığı ile her yerde 3B, etkileşimli ve uygulamalı öğrenme fırsatı bulmuştur. Deneysel sonuçlar, somut arayüz etkileşimlerinin ve AR ortamların öğrenciler için faydalı bir öğretim aracı olduğunu göstermiştir. |
| 11. | Portföy seçimi ve fraktal piyasalar: Londra borsasından kanıtlar Portfolio selection and fractal market hypothesis: Evidence from the London stock exchange Hakan Aygören, Umut Uyardoi: 10.5505/pajes.2022.57267 Sayfalar 209 - 219 Modern Portföy Teorisini (MPT) ve Etkin Piyasa Hipotezini (EMH) destekleyen modellerin rastgele yürüyüş teorisi çerçevesinde kurgulandığı bilinmektedir. Ancak, bu modelleri eleştiren geniş ve büyüyen bir literatür, Fraktal Piyasa Hipotezi (FMH) ile EMH'nin geçerliğini sorgulamaktadır. Bu çalışmanın motivasyonu, Peters'ın [45,46] portföy seçimini normal dağılıma uymayan çerçevede inceleyen çalışmalarına dayanmaktadır. Çalışmanın amacı, portföy seçiminin teorik çerçevesine FMH açısından yeni bir yaklaşım önermektir. Çalışmada, fraktal davranışı araştırmak için Londra Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören 92 hisse senedinin günlük gözlemleri kullanılmıştır. Analizlerde, öncelikle simüle edilmiş portföyler için fraktal yapının bir göstergesi olarak Hurst üsleri hesaplanmıştır. Bulgular, Londra Menkul Kıymetler Borsası'nda MPT ve EMH'nin geçerliliğinin sorgulanabilir olduğunu göstermektedir. Getiriler ve bir risk ölçüsü olarak Hurst üsleri arasındaki ilişkiyi incelemek için 5000 simüle edilmiş portföy oluşturulmuştur. Daha sonra, simüle adilmiş portföyler üzerinde yatırımcıların getirilerini optimize etmelerini sağlayabilecek bir etkin sınırın varlığı tespit edilmiştir. Sonuçları detaylı incelemek amacıyla, simüle edilmiş etkin sınır ile Markowitz'in etkin sınır portföylerinin Hurst üsleri hesaplanmıştır ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Sonuçta, bu iki etkin sınır arasında büyük sapmaların meydana geldiğini tespit edilmiştir. Son olarak, sapmaların davranışlarını anlamak için Lyapunov üsleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yatırımcıların getirilerini maksimize etmek için Hurst ve Lyapunov üslerine göre optimal bir çözüm hesaplamaları önerilmiştir. |