| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - VI |
| 2. | H-Darrieus dikey eksenli rüzgâr türbinlerinde kanatçık teknolojilerinin etkisinin kapsamlı değerlendirilmesi Comprehensive review of the effect of flap technologies in H-Darrieus vertical axis wind turbines Himmet Erdi Tanüründoi: 10.5505/pajes.2024.09147 Sayfalar 522 - 535 Bu çalışma, Dikey Eksenli Rüzgâr Türbinleri (DERT'ler) üzerinde Kanatçık teknolojilerinin uygulanması ve etkileri üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Bir tür akış kontrol cihazı olan Kanatçık teknolojileri, akış ayrılmasını geciktirerek, kaldırma kuvvetini artırarak ve sürtünmeyi azaltarak aerodinamik performansı artırmış olduğu kanıtlanmıştır. Çeşitli deneysel çalışmalar ve sayısal simülasyonlar, Kanatçık teknolojilerinin özellikle düşük rüzgâr hızlarında DERT 'lerin verimliliğini önemli ölçüde nasıl iyileştirdiğini göstermektedir. Ayrıca, Kanatçık teknolojilerinin operasyonel rüzgâr hızı aralığını genişletme ve DERT'lerin kendiliğinden başlama yeteneklerini artırma rolü vurgulanmaktadır. Bu iyileştirme, rüzgâr koşullarının oldukça değişken olduğu kentsel ve banliyö ortamlarında DERT 'lerin uygulanabilirliğine katkı sağlaması açısından hayati öneme sahiptir. Bu çalışma, performans artırımını maksimize etmek için flap teknolojilerinin türbin kanatları üzerindeki optimal konumlandırılması ve düzenlenmesine derinlemesine inmektedir. Böylece, makale DERT 'lerin performansını artırmada anahtar bir aerodinamik modifikasyon olarak VG'leri (Girdap Jeneratörleri) kapsamlı bir şekilde ele almakta ve bu alandaki araştırma ve optimizasyonun devam etmesini teşvik etmektedir. Kanatçık teknolojilerinin daha da geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, yenilenebilir enerji sistemlerinde daha geniş bir benimsemeye yol açabilir, rüzgâr gücü üretiminin hem verimliliğini hem de sürdürülebilirliğini artırabilir. |
| 3. | Erdemir 1314 kalite galvanize çelik sac levha ile Al 5052-H32 alaşımı sac levha bağlantılarının dayanım ve yorulma özellikleri Strength and fatigue properties of Erdemir 1314 quality galvanized steel sheet metal and Al 5052-H32 alloy sheet metal joints Ahmet Çetkin, Yılmaz Baydemirdoi: 10.5505/pajes.2024.20805 Sayfalar 536 - 545 Bu araştırmada, otomotiv sanayinde kullanılan ve birbiriyle metalürjik uyumsuz Erdemir 1314 kalite galvanize çelik ile Al 5052 H32 alaşımı sac levhalar, üç farklı birleştirme metoduyla tek noktadan bağlanmış, levha bağlantılarının dayanımı ve yorulma davranışları araştırılmıştır. Erdemir 1314 kalite galvanize çelik ile Al 5052 H32 alaşımından oluşan sac metal malzemelere, mekanik özellikleri belirlemek amacıyla TSE EN ISO 6892-1 standardına göre çekme testi uygulanmıştır. Kullanılan saclara OES ve elektrikli direnç kaynağı metodu ile birleştirilen numuneler üzerinde çizgi EDX analizleri ile kaynak bölgesindeki malzeme dağılımlarının oransal yapısı belirlenmiştir. TS EN ISO 14273 kesme deneyi standardına göre birleştirilmiş numunelerin maksimum ayrılma kuvvetleri elde edilmiş ve bu üç farklı sac levha birleştirme metodu ile TSE EN ISO 14324 standardına uygun olarak yorulma testleri gerçekleştirilmiştir. Elektrikli direnç kaynağı metotlarından biri olan nokta kaynağı metodu ile yapılan birleştirmelerin diğer bağlantı metotlarına göre daha yüksek ayrılma dayanıma ve az rijit bir bağlantı formuna sahip Kendisi Delen Perçinleme tekniğinin ise yorulma ömürü açısından daha üstün özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir. |
| 4. | Çapraz akışa daldırılmış çoklu sentetik jetlerin ısı transferine etkisinin deneysel incelenmesi Experimental investigation of the effect of submerged multiple synthetic jets on heat transfer in cross-flow Unal Akdag, Selma Akcay, Bekir Güngör, Hakan Palanciogludoi: 10.5505/pajes.2024.23428 Sayfalar 546 - 556 Bu çalışmada, alt yüzeyi ısıtılmış kare kesitli bir kanal içerisindeki zorlanmış çapraz akışa daldırılmış çoklu sentetik jet (sıfır kütle akılı) çarpmasının ısı transferine etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Cebri kanal akışında, ana akışa çapraz olarak yerleştirilen altı adet sentetik jetin farklı Reynolds sayılarında (6000 ≤ Re ≤ 40000) dört farklı boyutsuz genlik (Ao: 0,22, 0,44, 0,66 ve 0,88) ve altı farklı boyutsuz frekans (Wo: 11, 16, 19, 22, 25 ve 27) için ısı transferine etkisi deneysel olarak incelenmiştir. Bakır borulardan yapılmış nozullar, ana akış içerisine dikey olarak daldırılmış ve nozulların alt ucu hedef yüzeye 2 cm mesafede yerleştirilmiş olup, ana akışın türbülanslı rejiminde ısı transferine etkileri analiz edilmiştir. Kanal giriş ve çıkışlarına ve hedef yüzey üzerine yerleştirilmiş ısıl çiftler aracılığı ile sıcaklık ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sıcaklıklar yardımıyla Nusselt sayıları (Nu) hesaplanmıştır. Ayrıca kanal giriş ve çıkışı arasındaki basınç kaybı tespit edilerek termo-hidrolik performans (THP) değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar, Re=6000’de, artan genlik ve frekansla hedef yüzey sıcaklığının kayda değer şekilde düştüğünü ve artan Reynolds sayılarında genlik ve frekansın yüzey sıcaklıkları üzerindeki etkilerinin azaldığını göstermiştir. Re=6000, Wo=27 ve Ao=0,88 için daimî akışa göre 2,74 kat ısı transferinin iyileştiği tespit edilmiştir. Çalışılan tüm Reynolds sayıları için artan genlik ve frekansla THP değerlerinin arttığı gözlenmiştir. Sabit bir jet parametresi için (Ao=0,88 ve Wo=27) en yüksek THP, Re=6000’de 2,6 olarak tespit edilmiştir. |
| 5. | Nokta direnç kaynağı ile birleştirilen farklı dayanım seviyelerine sahip çift fazlı çeliklerin mikroyapı ve çekme özelliklerinin incelenmesi Investigation of the microstructure and tensile properties of dual-phase steels of different strength levels joined by resistance spot welding Emre Katılmış, Muhammed Elitaşdoi: 10.5505/pajes.2024.24992 Sayfalar 557 - 563 Bu çalışmada, DP600/DP1000 ve DP600/DP1200 nokta direnç kaynak işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kaynak uygulamaları 7 kA sabit kaynak akımı ve 5 farklı elektrot basıncında (2, 3, 4, 5 ve 6 Bar) gerçekleştirilmiştir. Çalışma mikroyapısal analiz, mikrosertlik ve çekme-makaslama testlerine odaklanmıştır. Kaynakların 3 farklı bölgeden oluştuğu tespit edilmiştir. Mikroyapı, bölgeler arasında farklılık göstermiştir. Kaynak metalinde martenzit hacim oranı artmıştır. Elektrot basıncı azaldıkça çekme-makaslama kuvveti her iki bağlantı tipi için de artmıştır. Kırılmalar, DP600 tarafında meydana gelmiştir. Düğme tipi kırılma tüm bağlantılarda meydana gelmiştir. Sertlik değerleri tüm parametrelerde esas metalden kaynak metaline doğru artmıştır. |
| 6. | Ultrasonik atomizasyon yöntemi ile 316L tozu üretiminde frekansın etkisinin araştırılması Investigation of the effect of frequency on 316L powder production using ultrasonic atomization İnayet Burcu Toprakdoi: 10.5505/pajes.2024.27917 Sayfalar 564 - 569 Bu çalışmanın amacı, 316L toz üretim ve karakterizasyon süreçlerini ultrasonik atomizasyon yöntemiyle deneysel olarak araştırmaktır. Üretilebilirlik parametreleri, ultrasonik atomizasyon cihazı üzerinde önerilen parametreler olarak belirlenmiştir. Deneysel çalışmalar, 20 kHz ve 35 kHz olmak üzere iki farklı frekansta gerçekleştirilmiştir. Üretilen 316L tozlarının şeklini belirlemek için taramalı elektron mikroskobu kullanılmış, X-ışını Floresans Spektroskopisi ve Enerji Dağılımı X-ışını Spektroskopisi analizleriyle toz içindeki fazlar ve yüzdeleri belirlenmiştir. Araştırma, ultrasonik atomizasyon yönteminin yüksek küresellikte metal tozlarının üretiminde etkili bir teknik olduğunu göstermektedir. Bulgular, frekans artışının tozların ortalama partikül boyutunda belirgin bir küçülmeye neden olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle, 20 kHz frekansta üretilen metal tozlarının ortalama partikül boyutu 75,22 µm olarak belirlenirken, frekansın 35 kHz’e çıkarılmasıyla bu değer 55,3 µm’ye düşmüştür. Sonuçlar, daha yüksek frekansların ince toz üretiminde avantaj sağladığını ve atomizasyon sürecinin verimliliğini optimize etmek için kritik bir parametre olduğunu göstermektedir. |
| 7. | Orman yangınlarıyla mücadelede kullanılan helikopter için su tankı tasarımı Water tank design for helicopters performed to fight forest fires Eyüp Can Altıntaş, Gizem Gül Kara, Mustafa Akbal, Abdussamet Akbaş, Burhan Şahin, Harun Çelikdoi: 10.5505/pajes.2024.36524 Sayfalar 570 - 579 Dünyamız için hayati öneme sahip olan ormanlara karşı en önemli tehdidi yangınlar oluşturmaktadır. Orman yangınlarıyla mücadelede etkin yöntemlerden biri hava aracı kullanımıdır. Düşük hızları sayesinde yangın noktalarını daha iyi hedefleyebilmesi ve taşıyabileceği su miktarının yüksek olması nedenleriyle diğer hava araçlarına nispeten helikopterler, yangınla mücadelede daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Helikopterlerle yangın bölgesine su taşıyabilmek için geliştirilmiş farklı sistemler bulunmakla birlikte bu makalede daha etkili bir su tankı sistemi tasarımı önerilmektedir. Bu yeni tasarım helikopterlere suyu hızlı tahliye etme, çevresel riskleri azaltma ve modüler yapısı sayesinde gövdeye kolayca sökülüp takılabilme üstünlükleri kazandırmaktadır. Tasarlanan sistemin analiz sonuçları, tasarımın işlevselliğini ve performansını doğrulamaktadır. Böylece bu çalışma, orman yangınları gibi acil durumlarda etkili bir müdahale için yeni ve üstün bir dâhili su tankı tasarımı sunmaktadır. |
| 8. | Fiber metal tabakalı kompozitlerin preste şekillendirilmesinde geri yaylanma davranışı Springback behavior of fiber metal laminate (FML) composites in press brake forming process Ahmed Ozan Örnekci, Seçil Ekşidoi: 10.5505/pajes.2024.43037 Sayfalar 580 - 587 Abkant preste şekillendirme prosesi, fiber metal tabakalı (FML) kompozitlerin üretimi için uygun bir yöntemdir. Ancak şekillendirme sırasında oluşan geri yaylanma, kompozit plakanın son boyut toleransında ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu çalışmada, fiber metal tabakalı (FML) kompozitlerin abkant preste v-şekilli şekillendirme prosesindeki geri yaylanma davranışı deneysel olarak incelenmiştir. FML kompozitlerde dış yüzeylerde 6061-T6 Alüminyum, iç katmanlarda ise karbon, cam, karbon/cam ve aramid elyaf takviyeli epoksi kompozit levhalar kullanılmıştır. V-şekilli abkant pres şekillendirme prosesinde bükme açısı ve kalıp genişliği parametrelerinin geri yaylanma davranışına etkileri incelenmiştir. Şekillendirme prosesleri 140°, 150° ve 160° bükme açıları ve 16 ve 20 mm olmak üzere iki farklı kalıp genişliği ile gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunda en yüksek geri yaylanma 15,1° ile alüminyum-karbon fiber-alüminyum kompozit levhada, en düşük geri yaylanma ise 0,4° ile alüminyum-cam/karbon fiber-alüminyum kompozit levhada gözlenmiştir. En yüksek geri yaylanma -1,7° ile alüminyum-aramid fiber-alüminyum kompozit levhada elde edilirken, en düşük geri yaylanma -0,3° ile alüminyum-cam fiber-alüminyum kompozit levhada elde edilmiştir. |
| 9. | Organik Rankine Çevriminin termo-ekonomik analizi ve optimizasyonu için açık kaynak kodlu yazılım geliştirilmesi Development of open-source software for thermo-economic analysis and optimization of the Organic Rankine Cycle Mehmet Berk Azdural, Ali Kahraman, Sadık Atadoi: 10.5505/pajes.2024.43883 Sayfalar 588 - 600 Organik Rankine çevrimi (ORC), atık ısı geri kazanımı ve jeotermal enerji uygulamalarında yaygın kullanılan bir güç çevrimidir. Özellikle jeotermal enerji gibi düşük ısı kaynaklı uygulamalarda elektrik üretimini mümkün kılmaktadır. ORC sistemlerinin tasarımı çeşitli mühendislik zorlukları içermektedir. Bu sebeple hesaplamalar bilgisayar ortamında gerçekleştirilmeli, kolaylıkla tekrarlanabilir ve teyit edilebilir olmalıdır. Bu alandaki çalışmalar mühendislik yazılımlarının geliştirilmesine ihtiyaç duymaktadır. Mühendislik yazılımlarının geliştirilmesi zaman ve maddi kaynak gerektirdiği için yazılım firmaları tarafından geliştirilen bu tür araçlar ticari olarak kullanıma sunulmaktadır. Çalışmada, kullanıcı grafik arayüzüne sahip, kaynak kodu herkesin kullanımına açık olan, herhangi bir platforma bağlı olmayan ve ücretsiz indirilip dağıtılabilen, eğitim amaçlı bir basit Organik Rankine çevrimi (ORC) hesaplayıcısı Python dili kullanılarak geliştirilmiştir. Geliştirilen yazılımın literatürdeki çalışmaların tasarım şartlarında çalıştırılmasıyla %10’un altında bir hata oranına ulaşılmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde geliştirilen açık kaynaklı programdan bahsedilmiş olup. İkinci bölümde ise Pymoo açık-kaynaklı kütüphanesi kullanılarak çok amaçlı proses optimizasyonu çalışması yürütülmüştür. R245fa akışkanı için LCOE (Seviyelendirilmiş enerji maliyeti)- W ̇_net (Güç çıktısı) amaç fonksiyonları Tsup(Aşırı kızdırma sıcaklığı) ve ΔTpp,evap (Evaporatör pinch noktası sıcaklık farkı) parametrelerinin değişimine göre incelenmiştir. Ağırlık fonksiyonunun %30-%70; %50-%50; %70-%30 olması durumunda optimum ΔTpp,evap değerleri tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda %50 minimum LCOE-%50 maksimum Wnet için optimum noktalar 79.8 oC türbin giriş sıcaklığı ve 6.84 oC ΔTpp,evap olarak tespit edilmiştir. Bu şartlarda 2213 kW net güce ulaşırken 0.07806 $/kWh LCOE değerine ulaşılmıştır. |
| 10. | Ağır hizmet aracı bütünleşik tekerlek poyrasının mekanik dayanımının sayısal ve deneysel olarak incelenmesi Investigation of mechanical strength of heavy-duty vehicle integrated wheel hub İbrahim Can Güleryüzdoi: 10.5505/pajes.2024.92800 Sayfalar 601 - 611 Bu çalışmada, ağır hizmet araçlarında kullanılan bütünleşik yapıdaki tekerlek poyrasının yorulma dayanımının arttırılması amacıyla önerilen tasarım değişikliklerinin sayısal ve deneysel sonuçlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Öncelikle çift eksenli yorulma testi standardındaki sınır koşulları göz önünde bulundurularak referans bütünleşik poyra tasarımına ait sonlu elemanlar analizi gerçekleştirilmiştir. Referans bütünleşik tekerlek poyrası üzerindeki kritik gerilme bölgeleri belirlenmiştir. Referans tekerlek poyrası prototipine uygulanan çift eksenli yorulma testi sonuçları (yorulma testi çevrimi ve hasar bölgeleri) ile sonlu elemanlar analizinde elde edilen sayısal sonuçlar (kritik gerilme bölgeleri ve gerilme değerleri) karşılaştırılmıştır. Sonrasında yorulma dayanımının arttırılması amacıyla iki farklı tasarım değişikliği için sonlu elemanlar analizleri gerçekleştirilmiştir. Önerilen tasarım değişikliklerinin uyarlandığı prototiplere uygulanan çift eksenli yorulma testleri sonuçları değerlendirilmiştir. Önerilen bütünleşik tekerlek poyrası tasarımı ile referans tasarım karşılaştırıldığında yorulma dayanımı %25 oranında iyileşme elde edilmiştir. |
| 11. | Üniversite eğitiminde kullanılan eğitim türlerinin çok kriterli karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi Assessment of education types for university education via multi-criteria decision-making methods Mehmet Soydan, Yusuf Ilker Topcudoi: 10.5505/pajes.2024.07572 Sayfalar 612 - 624 Üniversitelerde yüzyıllardır geleneksel yüz yüze eğitim birincil yöntem olarak uygulanıyor ancak son yıllarda senkronize uzaktan eğitim ve karma eğitim giderek daha popüler hale geliyor. Üniversite eğitiminin temel paydaşları öğrenciler, akademisyenler ve üniversite yöneticileridir. Bu çalışma, bu üç paydaş grubunu dikkate alarak en iyi eğitim türünü belirlemek için çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemini kullanan ilk çalışmadır. Kriterler literatür taraması yoluyla belirlendi ve paydaşlar kriterleri son haline getirmek, bunları ikili olarak karşılaştırmak ve alternatifleri derecelendirmek için üç anket doldurdu. Kriterlerin önceliklendirilmesi için Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve Kriterler Arası Korelasyon Yoluyla Kriterlerin Önemi (CRITIC) yöntemleri uygulandı ve alternatiflerin sıralanması için Visual PROMETHEE kullanıldı. Hesaplamalar sonucunda üç paydaş grubundaki 6 vakanın 5'inde geleneksel yüz yüze eğitimin en uygun olduğu görüldü. Bu nedenle yüz yüze eğitim üniversite eğitiminin ayrılmaz bir parçası olarak kalmalıdır. Senkron uzaktan eğitim, geleneksel yüz yüze eğitimin yanında ayrı bir program olarak sunuluyorsa eşdeğer sayılmamalı, farklı diplomalar verilmelidir. |
| 12. | DC motorların mors optimizasyon algoritması kullanılarak etkili kesir dereceli PID kontrol tasarımı Effective fractional order PID control design of DC Motors using the walrus optimization algorithm Hasan Başak, Kadri Doğandoi: 10.5505/pajes.2024.18134 Sayfalar 625 - 632 Bu makale, doğru akım (DC) motorlarının hızını düzenlemek için kesirli mertebeden oransal-integral-türev (FOPID) denetleyicisinin parametrelerini ayarlamak için Walrus Optimizasyon Algoritmasını (WaOA) kullanan bir yaklaşım sunmaktadır. Optimum kontrolör ayarları, yüksek performans elde etmek için maliyet fonksiyonu olarak hizmet veren zaman tabanlı bir performans ölçütü kullanılarak belirlenir. WaOA tabanlı FOPID kontrolörün başarısı, kapsamlı istatistiksel analiz ve simülasyonlarla gösterilmiştir. Sonuçlar, WaOA'nın FOPID kontrolörünün optimum parametrelerini etkili bir şekilde bulduğunu göstermektedir. Ayrıca, WaOA tabanlı FOPID kontrollü DC motor sisteminin üstünlüğü, ayrıntılı bir zaman alanı analizi ile daha da desteklenmektedir. WaOA-FOPID kontrolörü, lider tabanlı harris şahinleri, kaotik yapay sinek kuşu, iyileştirmiş cıvık mantar, karşıtlık ve tavlama benzetimine dayalı manta vatozu beslenme, sürüngen arama, çayır köpeği, gri kurt ve atom arama gibi alternatif algoritmalar kullanan kontrolörlerle karşılaştırıldığında üstün performans sergilemektedir. Sonuçlara göre, WaOA, DC motor sistemleri için hız kontrolü bağlamında FOPID parametrelerini optimize etmek için etkili bir yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. |
| 13. | İşitsel uyaranlı beyin-bilgisayar arayüzleri: Bir derleme çalışması Brain-Computer interfaces with auditory stimuli: A review study Bahar Nazlı, Ahmet Reşit Kavsaoğludoi: 10.5505/pajes.2024.57958 Sayfalar 633 - 647 Bu çalışma, beyin-bilgisayar arayüzleri alanında önemli bir gelişme olan işitsel uyaranlı arayüz çalışmalarının incelenmesine odaklanmaktadır. Beyin-bilgisayar arayüzleri, motor becerileri kısıtlı bireylerin herhangi bir kas müdahalesi olmadan iletişim kurmalarına yardımcı olmaktadır. Elektroensefalogram beyin bilgisayar aryüzü çalışmalarında en sık kullanılan yöntemdir. Elektroensefalogram sinyallerinden elde edilen işitsel uyarılmış potansiyeller kullanılarak geliştirilen arayüzler işitsel heceleyici, duygu durum araştırmaları ve cihaz kontrolü gibi farklı alanlarda kullanılmaktadır. Ancak görsel ve dokunsal uyaranlarla karşılaştırıldığında, işitsel uyaranlı arayüzlerin doğruluk ve bilgi aktarımı açısından daha düşük performans gösterdiği görülmektedir. Herhangi bir kas aktivitesi bulunmyan ve aynı zamanda görme yetisi de kısıtlanmış bireylerde işitsel uyaranlara dayalı arayüzler, iletişim kurma imkanı sunması nedeniyle önemlidir. Bu çalışma, işitsel uyaranlı beyin-bilgisayar arayüzlerinin tasarım, sınıflandırma ve değerlendirme aşamaları hakkında bir inceleme sunmakta ve literatürde yapılmış olan çalışmaları incelemektedir. |
| 14. | Farklı rotor oluk şekilleri için bir fazlı asenkron motor performansının deneysel doğrulanması Experimental verification of performance of single phase induction motor for different rotor slot shapes Merve Şen Kurt, Ahmet Fenercioğludoi: 10.5505/pajes.2024.95769 Sayfalar 648 - 654 Bu çalışmada; buzdolabı kompresöründe kullanılan daimi kapasitörlü bir fazlı asenkron motorun rotor oluk tasarımında yapılacak iyileştirmeler ile elektriksel ve mekaniksel performansının ve veriminin arttırılması amaçlanmıştır. Orijinal modele göre daha iyi performans için derin ve çift kafesli rotor oluk modelinin performansa etkileri incelenmiştir. Analitik ve sonlu elemanlar analizleriyle modellerin performansı orijinal model ile karşılaştırılmıştır. Derin oluk ve çift kafesli oluk yapısına sahip rotorların prototip olarak imal edilerek aynı stator içerisinde test edilmiştir. Test sonuçları ve sonlu elemanlar analiz sonuçları karşılaştırılarak modelin güvenilirliği teyit edilmiştir. Rotor oluk geometrisinde yapılan iyileştirmeler sonucunda orijinal rotora göre çift kafesli rotor ile motorun verimi %4.1, derin oluk yapısı ile verim %1.95 artırılmıştır. Bir fazlı asenkron motorun manyetik akı, akım yoğunlukları ve sargı sıcaklıkları dikkate alınarak etiket değerleri yeniden belirlenmiştir. Buna göre çift kafes yapılı rotora sahip motorun çıkış gücü 125 W, anma torku 0.42 Nm, anma hızı 2932 d/d, güç faktörü 0.94 ve verim %77 olarak belirlenmiştir. |
| 15. | Türkiye'de ortalama hız uygulamasının üniversite mensuplarının sürüş hızı üzerindeki etkilerinin analizi Analysis of the impacts of average speed enforcement on driving speed of university members in Türkiye Arzu Ilgaz, Mehmet Saltandoi: 10.5505/pajes.2024.00194 Sayfalar 655 - 670 Dünya çapında son derece yüksek seviyede motorize olmuş ülkelerde, ortalama hız uygulaması popülerliği artan, yeni ve gelişmiş bir teknolojik yaklaşımdır. Bu makale, bir üniversite kampüsü sınırları içindeki güzergahlarda, mobil ortalama hız sisteminin hızı nasıl etkilediğini incelemektedir. İlk olarak gerekli sistem yazılımı ve altyapısı tamamlanmış, daha sonraki 4 aylık süreçte, sürücülerin önce ve sonra hız etütleri yapılmıştır. Sürücülerin 1.'si gizli (önce), 2.'si ise ilan edilmiş (sonra) ortalama hız değerleri 11 farklı güzergâhta yapılmıştır. Önce döneminde kaydedilen ortalama hızlar, sonra döneminde kaydedilen ortalama hızlarla kıyaslanmıştır. Kampüs sınırları içerisindeki bu uygulamada, sürücülere yalnızca duyurular ve uyarılar yapılmış, herhangi bir ceza uygulanma yapılmamıştır. Sonuç olarak, standart sapmalar düşmüş, ortalama hızlar 20, 30 ve 50 km/s hız limitli güzergâhlarda 2.15 km/s (%4.50), 1.81 km/s (%5.10) ve 4.50 km/s (%8.35) azalmıştır. 85 yüzdeli hızlar ise 4 km/s (%6.50), 3 km/s (%6.70), 3 km/s (%4.70) azalmıştır. Sürücülerin hız ihlali oranı önce döneminde %69.38 iken, sonra döneminde %63,01’ e düşmüştür. Hız limitlerine uyan araçların oranı ise önce döneminde %30.62 iken sonra döneminde % 36.99’a yükselmiştir. |
| 16. | Klasik kadın gömleklerinde tekstil manipülasyon teknikleri kullanılarak doğal havalandırmanın iyileştirilmesi Improving the natural ventilation in classic women's shirts by using textile manipulation techniques Sertaç Güney, Tülay Gümüşerdoi: 10.5505/pajes.2024.14303 Sayfalar 671 - 678 Günümüz tüketicileri konfor ve estetiği bir arada barındıran kıyafetleri tercih etmektedir. Vücut ve kıyafet arasındaki mikro klimanın değişmesi nedeniyle genellikle koltuk altında rahatsızlık hissi (terleme, koku vb.) görülür. Rahatsızlık hissini azaltmanın en basit yolu giysinin kol kısmında boyutsal değişiklikler yapmaktır. Bu çalışmanın ilk aşamasında, giysilerdeki doğal havalandırmayı iyileştirmek için gömlek kollarında çeşitli kolay modifikasyonlar yapılmıştır. İkinci aşamada, tasarım açısından estetik bir görünüm sağlamak ve doğal havalandırma ile giysi konforunda iyileştirmeler sağlamak amacıyla büzme, el dikişi gibi tekstil manipülasyon teknikleri kullanılarak gömlek kolları manipüle edilmiştir. Manipülasyon teknikleri uygulandıktan sonra giyim denemeleri yapılmış ve ardından termal kamera ölçümleri yapılmıştır. Kadın gömleklerinde termal konforun artırılmasına yönelik tasarımların nasıl olması gerektiğini görmek için manipüle edilmiş ve manipüle edilmemiş gömlekler karşılaştırılmış ve incelenmiştir. |
| 17. | Türkiye’deki tekstil işletmelerinin yeşil yeterliliklerinin incelenmesi Investigation of green competencies of textile enterprises in Türkiye Senem Pak, Öncü Yanmaz Arpacı, Ferda Esin Gülel, Melda Gölemezlidoi: 10.5505/pajes.2024.57375 Sayfalar 679 - 686 Türkiye’deki Tekstil İşletmelerinin Yeşil Yeterliliklerinin incelendiği bu çalışmada, Cabral ve Dhar (2019)’ın “Green Competencies” ölçeği kullanılarak araştırma yapılmıştır. Bu ölçek, yeşil yeterlilik düzeyini yeşil anlayış, yeşil beceri, yeşil yetenek, yeşil davranış ve yeşil bilinç alt boyutlarında ölçmektedir. Bu çalışmanın amacı Yeşil Yeterlilik ölçeğini kullanarak tekstil işletmelerinde görev, cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve işletmelerin çevre politikalarına göre ölçeğin alt boyut ve tüm skorları açısından farklılık olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın katılımcıları 279 kişiden oluşmaktadır. Analizlerde SPSS 27 programı kullanılmıştır. Analiz sonucunda yöneticilerin yeşil davranış puanları beyaz yaka çalışanlara göre yüksek çıkmıştır. Erkek beyaz yaka çalışanların yeşil bilinci kadın çalışanlara göre daha yüksektir. Tekstil işletmelerinin yeşil yeterlilik düzeyi ortalamanın üstünde gözlenmiştir. |
| 18. | Alkali işlem görmüş ve görmemiş halloysitin poli(bütilen süksinat)/halloysit kompozit filmlerin özellikleri üzerindeki etkileri Effects of alkaline treated and untreated halloysite on the properties of poly(butylene succinate)/halloysite composite films Bedriye Üçpınar Durmazdoi: 10.5505/pajes.2024.89457 Sayfalar 687 - 693 Günümüzde sentetik polimerlerden elde edilen tek kullanımlık plastiklerin kullanımındaki artış ile birlikte biyolojik olarak parçalanabilen ve biyo-bazlı alternatiflerin geliştirilmesi gereksinimi doğmuştur. Bu çalışmada, geleneksel olarak kullanılan polimerlere çok benzeyen ve aynı zamanda biyo-bazlı ve biyobozunur olab poli(bütilen süksinat) (PBS)'nin özelliklerini geliştirmeye odaklanılmıştır. Boru şeklinde bir kil minerali olan Halloysit nanotüpler (HNT'ler) biyouyumlu, toksik olmayan, çevre dostu malzemelerdir ve bu çalışmada PBS'nin mekanik ve termal özelliklerini iyileştirmek için kullanılmışlardır. HNT'lerin özelliklerini değiştirmek ve matris içindeki dağılımlarını iyileştirmek için alkalizasyon işlemi uygulanmıştır. Bu çalışmada, alkalizasyonun PBS/HNT kompozit filmlerinin özellikleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Ham HNT tozu NaOH ile muamele edilerek alkali HNT (HNT-A) elde edilmiş ve daha sonra yapısal ve termal özellikler açısından muamele edilmemiş HNT ile karşılaştırılmıştır. Alkalizasyon HNT'lerin çaplarında bir artışa ve termal özelliklerinin gelişmesine yol açmıştır. Daha sonra, hem HNT hem de HNT-A takviyeli PBS kompozitleri eriyik harmanlama ve basınçlı kalıplama teknikleriyle üretilmiştir. Hem HNT hem de HNT-A'nın eklenmesi PBS'nin çekme dayanımını artırmış, ancak alkalizasyonun mekanik özellikler üzerinde belirgin bir etkisi gözlenmemiştir. Öte yandan, HNT-A'nın filmin kristalinitesinde bir artışa yol açtığı gözlemlenmiştir. |
| 19. | Laktik asit bakterilerinde folat üretimi ve HPLC ile folat türevlerinin tayini Folate production in lactic acid bacteria and determination of folate derivatives by HPLC Meryem Nur Zeydanli, Zehranur Yuksekdag, Berat Cinar Acardoi: 10.5505/pajes.2024.12402 Sayfalar 694 - 700 Folat, insanların sentezleyemedikleri ve dışarıdan alınması gereken B grubu bir vitamindir. Bazı Laktik Asit Bakterileri folat üretebilse de, yoğurt starter kültürlerinin folat üretimi hakkında yeterli bilgi yoktur. Bu çalışmada yoğurt örneklerinden iki Lactobacillus ve iki Streptococcus cinsine ait dört bakteri izole edilmiş ve izolatlar API 50 CHL kiti ile 16S rDNA ile biyokimyasal olarak tanımlanmıştır. Bakterilerin hücre içi ve hücre dışı folat üretimi çeşitli ortam ve tampon uygulamalarında belirlenmiştir. En yüksek hücre içi folat üretimi Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus ZN951 (126,3 μg/L) ve Streptococcus thermophilus Z151 (177,1 μg/L) suşlarında MRS/Elliker besiortamı ve potasyum fosfat tamponunda belirlenmiştir. L. delbrueckii subsp. bulgaricus ZN541 suşu, aynı ortam ve tamponda en yüksek hücre dışı folat üretimini (105,1 µg/L) gösterirken, S. thermophilus Z151 suşu, 86,4 µg/L folat üretimi sergilemiştir. Suşların folat türevleri ve pABA içerip içermediği HPLC analizi ile araştırılmış ve suşların hiçbirinde pABA tespit edilememiştir. Kültürler arasında en yüksek toplam folat içeriği 110.5 µg/L olarak L. delbrueckii subsp. bulgaricus ZN951 suşunda tespit edilmiştir. Bu suşun 5-MeTHF ve 5-FmTHF konsantrasyonlarına sahip olduğu bulunmuştur. Bu nedenle, bu bakterilerin kullanımı gıdalardaki folat içeriğini doğal olarak arttırmaya bir alternatif olabilir. |
| 20. | Muz kabuğu tozu ve sorbitolün puding üretiminde kullanımı: D-optimal birleşik deneme tasarımı yaklaşımı Use of banana peel powder and sorbitol in pudding production: D-optimal combined design approach Şura Arslan, Beyza Nur Duru, Serap Berktaş, Mustafa Çamdoi: 10.5505/pajes.2024.67862 Sayfalar 701 - 711 Meyve ve sebze işleme endüstrileri üretimlerinin %35-40’ından fazlasını kabuk, tohum, posa veya diğer atıklar olarak açığa çıkarmaktadır. Bu atıkların değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yaygınlaşmakla birlikte, çalışmaların temelinde atıkların bileşiminde yer alan değerli bileşikleri katma değerli ürünlere dönüştürmek, ürünleri zenginleştirmek veya farklı alanlarda çeşitli amaçlarla değerlendirerek sürdürülebilirlik ve geri kazanım amaçlanmaktadır. Muz kabuğu, gıda üretim yerlerinde ve evsel olarak açığa çıkmakta ve geri kazanılmamaktadır. Bu çalışmada, puding üretimine muz kabuğu tozu ve sorbitol kullanımı dahil edilerek D-optimal birleşik tasarımı ile puding formülasyonları oluşturulmuştur. Bu amaçla muz kabuğu sodyum metabisülfit (%0.25, m/v) ve sitrik asit (%0.25, m/v) çözeltilerinin karışımından (%50: 50, v/v) oluşan çözeltisi içerisinde 24 saat bekletildikten sonra etüvde 60 °C’de kurutularak toz haline getirilmiştir. Deneme tasarımına göre belirlenen üretim noktalarında pudingler üretilerek, toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde, antioksidan aktivite, serum ayrılması ve genel beğeni açısından formülasyon optimize edilmiştir. Optimum noktada elde edilen puding ile muz kabuğu tozu ve sorbitolün kullanılmadığı kontrol puding örnekleri 0, 5 ve 10 gün süre ile depolanmıştır. Optimum puding örneklerinin toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde ve antioksidan aktivite değerleri kontrol puding örneğine göre depolama süresince anlamlı olarak (p<0.05) yüksek olduğu belirlenmiştir. Serum ayrılması değerlerinin optimum pudingte daha düşük olduğu, viskozite değerlerinin ise her iki örnekte depolama ile birlikte azaldığı belirlenmiştir. Atık bir ürün olan muz kabuğunun ve sorbitolün puding formülasyonunda kullanımı ile hem pudinglerin fonksiyonel özelliklerinde gelişme sağlanmış hem de daha düşük kalorili ürün elde edilmiştir. Bu çalışmanın muz kabuğunun ve sorbitolün farklı gıda formülasyonlarında kullanımını artırmaya yönelik fonksiyonel ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. |