E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 32 (1)
Cilt: 32  Sayı: 1 - 2026
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - VI

2. 
Anizotropi ve gerilme tabanlı hibrit Hill48 denklem önerisi ve katsayı optimizasyonu
Anisotropy and stress-based hybrid Hill48 equation proposal and coefficient optimization
Süleyman Kılıç
doi: 10.5505/pajes.2025.58534  Sayfalar 1 - 9
Sonlu elemanlar analizlerinde sıklıkla kullanılan Hill48 akma kriteri hata oranı yüksek bir modeldir. Bu çalışmada, Hill48 akma kriterindeki model parametrelerinin belirlenmesi için yeni bir denklem önerisi sunulmaktadır. Önerilen yeni denklem, anizotropi ve gerilme değerlerini birleştirerek model katsayılarını optimize eden bir fonksiyon oluşturmaktadır. Deneysel verilerle uyumlu hale getirmek amacıyla, iki farklı optimizasyon algoritması (Genetik Algoritma ve Parçacık Sürü Optimizasyonu) kullanılarak karşılaştırması yapılmıştır. Bu algoritmalar, deneysel ve teorik değerler arasındaki farkların karesinin toplamını minimize eden bir hata fonksiyonunu optimize ederek en uygun model katsayılarını belirlemektedir. Elde edilen sonuçlara göre yeni denklem önerisi, geleneksel Hill48 denklemine göre hata payını düşürmektedir. Bu çalışma, Hill48 akma kriterinin daha hassas ve doğru bir şekilde uygulanmasını sağlamayı hedeflemekte olup, mühendislik uygulamalarında önemli katkılar sunacaktır.

3. 
Bir otobüs şarj kapağı braketinin yorulma ömrü değerlendirmesi
Fatigue life evalution of a bus charging door bracket
Samet Karabulut, Ahmet Özcan, Ahmet Baha Inal
doi: 10.5505/pajes.2025.61168  Sayfalar 10 - 22
Bu çalışma, M3 sınıfı bir yolcu otobüsünün şarj kapağı bölgesindeki braketlerin yorulma ömrünü incelemektedir. İlk olarak, mevcut Al 6061 T6 malzemeden üretilen braketin çevrimsel yükler altında yetersiz dayanım gösterdiği gözlemlenmiştir. Sonlu Elemanlar Analizi ve Smith-Watson-Topper (SWT) yöntemi kullanılarak yapılan analizlerde, braketin yaklaşık 1x10^10 çevrim sonrası hasar alacağı belirlenmiştir. Ayrıca, Soderberg teorisi ile yapılan tahminlerde, gerilme genliğinin 0 olduğu durumda 246.660 çevrim, -1 olduğu durumda ise 42.619 çevrimde hasar oluşacağı ortaya çıkmıştır.
Alternatif olarak, St52 malzeme ile tasarlanan ikinci braketin gerilme değerlerinde önemli bir azalma gözlemlenmiştir. Bu braketin SWT yöntemiyle yapılan analizlerde 4.2x10^11 çevrim sayısına kadar hasar almayacağı öngörülmüştür. Ayrıca, Soderberg teorisine göre, St52 çeliği sonsuz ömür kapsamında değerlendirilebilecek kadar dayanıklı bulunmuştur.
Sonuç olarak, ikinci tasarımda kullanılan St52 çeliği, Al 6061 T6 malzemeye kıyasla daha yüksek performans sergilemektedir. Çalışma, malzeme seçimi ve tasarımın, yorulma ömrü üzerindeki etkilerini vurgulamakta ve otomotiv sektöründe güvenli, dayanıklı bileşenlerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

4. 
Kafes geometriye sahip sandviç bir yapının mekanik özelliklerinin deneysel ve sayısal analizi
Experimental and numerical analysis of the mechanical properties of a sandwich structure with lattice geometry
İhsan Burak Yeter, Hamit Kenan, C. Oktay Azeloglu
doi: 10.5505/pajes.2025.69607  Sayfalar 23 - 34
Bu çalışmada polilaktik asit malzemesinden katmanlı üretim yöntemiyle imal edilen sandviç bir kafes yapının basma yükü altındaki mekanik davranışı incelenmiştir. Bu kapsamda yarı-statik basma testleriyle deneysel olarak ve sonlu elemanlar analizleriyle teorik olarak yapının yer değiştirme karakteristiği, yük taşıma kapasitesi ve enerji absorpsiyonu gibi özellikleri değerlendirilmiştir. Ardından deneysel ve teorik sonuçlar karşılaştırılmış ve yapının mekanik özelliklerinin belirlenmesi için gerçekleştirilen sonlu elemanlar analizlerinin etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışma, katmanlı üretim teknolojisi ile kafes yapı geometrileri tasarlayacak ve imalatını gerçekleştirecek araştırmacılar için bir rehber niteliğindedir. Deneysel çalışmaların yüksek maliyetli ve zaman alıcı olması nedeniyle, sayısal analizlerin uygun biçimde kullanılması, kapsamlı deneysel çalışmalar öncesinde tasarım süreçlerinin bilgisayar ortamında sistematik ve verimli bir şekilde yürütülmesine olanak tanımaktadır. Böylece, yapısal performansın ön değerlendirmesi sağlanarak, üretim sürecinde zaman ve maliyet açısından optimizasyon yapılmasına katkı sunulması amaçlanmaktadır.

5. 
Current challenges and future outlooks of pipeline structural health monitoring: A Review
Hussein A M Hussein, Sharafiz B Abdul Rahim, Faizal B Mustapha, Prajindra Sankar Krishnan
doi: 10.5505/pajes.2025.82781  Sayfalar 35 - 61

6. 
Etmen tabanlı modelleme yöntemi ile tesis içi dinamik bir milk-run sistemi
A dynamic in-plant milk-run system via agent-based modelling
Yasemin Sevim, Latife Görkemli Aykut
doi: 10.5505/pajes.2025.39960  Sayfalar 62 - 71
Geleneksel araç rotalama problemleri, belirli koşullar altında toplam rota maliyetini en aza indirecek bir çözüm bulmayı amaçlamaktadır. Ancak gerçek hayattaki problemler farklı dinamik durumları dikkate almaktadır. Bunlardan en yaygın olanı talebin dinamik olmasıdır. Dinamizmin ve değişken rotalar ve rota süreleri, dinamik envanter devirleri gibi dinamizmin etkilerinin yönetimi ile başa çıkabilmek tesis içi taşıma faaliyetlerinde önemli bir konu olmaktadır. Dinamik talep, tesis içindeki hareketlerin değişkenliğini artırmaktadır. Bu çalışmada dinamik talep altında tesis içi taşımacılık problemlerini çözmek için bir milk-run modeli geliştirilmiştir. Model, karmaşık ve dinamik sistemlerin modellenmesinde etkili bir yöntem olan etmen tabanlı yaklaşımla geliştirilmiştir. Modelin davranışı örnek bir durum üzerinden çeşitli senaryolarla analiz edilmiş ve modelin etkinliği ortaya koyulmuştur. Senaryolara dayalı olarak, ortalama doluluk oranı, ortalama mesafe ve ortalama bekleme süresi performans ölçütleri dikkate alındığında, sistemin büyüklüğüne uygun düşük tren kapasitesine sahip yüksek sayıda tren önerilmektedir.

7. 
Yangın tahliyesinde simülasyon ve modellemenin kritirik rolü: Araştırma trendlerinin incelenmesi
The critical role of simulation and modeling in fire evacuation: An examination of research trends
Betül Ulu, Deniz Efendioğlu
doi: 10.5505/pajes.2025.82350  Sayfalar 72 - 90
Yangın tahliye planlaması, yüksek katlı binalar ve yer altı tesisleri gibi yüksek riskli ortamlarda kritik bir öneme sahiptir. Bu tür yapılarda doğru güvenlik önlemlerinin uygulanması, riskleri en aza indirmek ve bina sakinlerinin güvenliğini sağlamak açısından hayati önemdedir. Simülasyon modelleri, tahliye süreçlerini değerlendirmek ve optimize etmek için vazgeçilmez araçlar haline gelmiştir. Bu modeller, farklı senaryoların test edilmesine olanak tanıyarak potansiyel risklerin belirlenmesine ve etkili tahliye planlarının geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca, simülasyon modelleri düşük maliyetli, zaman açısından verimli ve risksiz bir deneysel ortam sunarak gerçek tehlikeler olmadan gerçekçi senaryo testlerinin yapılmasını mümkün kılmaktadır.
Bu çalışmada, son 15 yılda yayınlanmış 75 bilimsel makale sistematik olarak incelenerek yangın tahliyesine yönelik araştırma eğilimleri analiz edilmiştir. Web of Science (WOS) veri tabanı kullanılarak yapılan bibliyometrik analizde literatür, yayın yılı, kategori ve ülke bazında değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, literatürün büyük ölçüde sanal simülasyonlar ve ajan tabanlı modeller gibi modern teknolojilerle yürütülen tahliye eğitimi araştırmaları tarafından domine edildiğini ortaya koymuştur. Bu teknolojiler, geleneksel tahliye tatbikatlarına kıyasla maliyetleri düşürmekte ve operasyonel kesintileri en aza indirmektedir. Yapılan bu analiz doğrultusunda, araştırma eğilimlerinin büyük ölçüde yüksek katlı binalar ve yer altı tesislerine odaklandığı belirlenmiştir; bu tür ortamlarda tahliye, yapısal karmaşıklık ve yüksek nüfus yoğunluğu nedeniyle zorlu bir süreçtir.
Bu çalışma, yangın tahliyesinde modern teknolojilerin önemini vurgulamakta ve karmaşık yapılar için daha etkili güvenlik önlemleri ile tahliye protokollerinin geliştirilmesine yönelik değerli bilgiler sunmaktadır. Bulgular, yangın güvenliği ve acil durum hazırlıklarının iyileştirilmesi için araştırmacılara, mühendisler ile politika yapıcılara rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.

8. 
İki aşamalı insansız hava aracı destekli topla-dağıt rotalama problemi
Two-stage Unmanned Aerial Vehicle (UAV) assisted pickup and delivery routing problem
Tolga Gedikli, Ismail Karaoglan
doi: 10.5505/pajes.2025.22378  Sayfalar 91 - 107
Son dönemlerde insansız hava araçları (İHA) teknolojisinin lojistik süreçlerde kullanılma potansiyeli ve bu alanda yaşanan hızlı gelişmeler, İHA destekli rotalama problemlerini akademik ve endüstriyel açıdan önemli bir araştırma konusu haline getirmiştir. Bu makalede, iki aşamalı İHA destekli rotalama problemi ele alınmıştır. Bu problemde, toplam çalışma süresini en küçükleyecek şekilde, kendisine yüklenen ürünler ve İHA’lar ile depodan hareket eden bir kara aracının hangi mobil depolara uğrayacağı ve bu mobil depolardan serbest bırakılan İHA'lar aracılığıyla hangi müşterilere hizmet verileceği belirlenmektedir. Bu çalışmada iki farklı durum ele alınmıştır. Birinci durumda, müşterilerin sadece dağıtım müşterisi olduğu ve İHA’ların mobil depolarda bir veya birkaç kez kullanılabildiği iki varyasyon ele alınmıştır. Bu problemler için karma tamsayılı doğrusal programlama modelleri geliştirilmiş ve geliştirilen modellerin literatürde var olan modellerden daha kısa sürede optimum çözüme ulaştığı deneysel olarak kanıtlanmıştır. İkinci durumda ise müşterilerin ya dağıtım ya da toplama müşterisi olabildiği İki Aşamalı İnsansız Hava Aracı Destekli Topla-Dağıt Rotalama Problemi (2A-İTDRP) isimli yeni bir problem tanıtılmıştır. 2A-İTDRP için bir İHA’nın bir mobil depodan bir veya birkaç kez kullanılabildiği iki varyasyon ele alınmış ve çözümü için karma tamsayılı doğrusal programlama modelleri önerilmiştir. Modeller, GAMS/CPLEX çözücüsü kullanılarak çözülmüş, önerilen matematiksel modellerin deneysel çalışmaları gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar ayrıntılı olarak raporlanmıştır.

9. 
Ampute hastaların protez ellerinin geliştirilmesinde kullanılan 3b tarayıcı parametrelerinin optimizasyonu
Optimization of 3d scanner parameters used to develop prosthetic hands of amputee patients
Samet Çıklaçandır
doi: 10.5505/pajes.2025.50143  Sayfalar 108 - 114
Kişiye özel protez tasarlamak özellikle ampute kişiler için antropometrik verilerin alınmasını gerektirir. Bu süreç mezura gibi konvansiyonel yöntemlerle gerçekleştirildiğinde oldukça zaman alıcı ve zahmetlidir. Bunun yerine dijital teknolojinin ivme kazanmasıyla ile hayatımıza giren 3B tarama teknolojileri antropometrik verilerin hızlı ve hassas bir şekilde alınmasını sağmaktadır. Yine de bu teknoloji ile kullanıcılara o kadar çok parameter ayarı sunulmuştur ki bunları kavramak zaman alıcıdır. Çevre koşullarına veya yazılıma bağlı olan bu parametreler arasında doku yakalama rengi, desen çeşidi, ağ yoğunluğu ve kusurları temizleme en sık karşılaşılan yazılım parametreleri olarak sayılabilir. Bu parametrelerin en uygun bilgisayar destekli tasarım (CAD) modeli oluşturmada etkileri ise henüz belirsizliğini korumaktadır. Bunun yanında kullanıcılar genellikle bu parametrelerdeki çeşitli varyasayonları zaman içerisinde deneyerek tecrübe kazanmaktadır. Bu sebeple, bu çalışma protez tasarımında hasta konforunu maksimize etmek için meydana getirilen en az kusurlu CAD modelinin parametreleri araştırmıştır. Ampute bir kişinin elinden alınan alçı kalıbı, yapısal ışık tarama teknolojisini dayanan 3B’lu tarayıcı vasıtasıyla çeşitli kombinasyonlarda parametreler değiştirilerek 3B’lu modelleri oluşturulmuştur. Modeller üzerinde oluşan kusur türleri ve miktarları belirlenerek mesh analizi yöntemlerinden birisi olan skewness hesaplanmıştır. Sonuç olarak siyah renk doku, 10 derecelik tarama açısı, odak desen tipi, %75 ağ yoğunluğu ve yüksek temizleme ile en az kusurlu ve en iyi mesh dağılımları elde edilmiştir. Bu çalışma sayesinde 3B tarama kullanıcılarının daha pratik ve hassas modeller üretmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

10. 
Hava durumu verilerinin kısa dönem elektrik yük tahmini üzerine etkileri
The effects of weather data on short-term electricity load forecasting
Murat Ünlü, Habil Ergen
doi: 10.5505/pajes.2025.38921  Sayfalar 115 - 130
Elektrik tüketim talebinin doğru bir şekilde tahmin edilmesi, enerji şirketleri için planlama ve kaynak yönetimi açısından büyük bir öneme sahiptir ve bu nedenle, hava durumunun elektrik yük tahminine olan etkilerinin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, hava durumunun kısa dönem elektrik yük tahmini üzerindeki etkileri incelenmiştir. Catboost, LightGBM ve XGBoost gibi güçlü makine öğrenmesi modelleri ile geçmiş yük verileri, gün özellikleri ve tatil günleri gibi bağımsız değişkenlerle birleştirilerek elektrik yük tahmini yapılmıştır. İlk olarak hava durumu verileri hariç tutularak tahmin yapılmış, ardından hava durumu verileri eklenerek modellerin performansları karşılaştırılmıştır. Modellerin performans değerlendirmesi için ortalama mutlak yüzdesel hata (MAPE), ortalama karesel hata (MSE) ve ortalama mutlak hata (MAE) kullanılmıştır. Bir yıl boyunca modellerin günlük performansı ölçülmüştür. Hava durumu verilerinin veri setine eklenmesiyle birlikte MAPE değerlerinde LightGBM modelinde %3,213, XGBoost modelinde %3,404 ve CatBoost modelinde %6,671 performans iyileşmesi olduğu tespit

11. 
5G frekans bantları (6 GHz altı) için çift modlu çift bantlı kompakt mikroşerit bant geçiren filtre tasarımı
Dual mode dual band compact microstrip bandpass filter design for 5G frequency bands (sub 6 GHz)
Pınar Öztürk Özdemir, Ceyhun Karpuz, Huriye Şenol, Gulfem Balasu Firat
doi: 10.5505/pajes.2025.05684  Sayfalar 131 - 137
Bu çalışmada, 5G alt frekans bandında (6 GHz’e kadar) çalışmak üzere çift modlu çift bantlı filtre için bir tasarım prosedürü sunulmaktadır. Önerilen filtre indüktif yüklü basamak tipi empedans rezonatör kullanılarak gerçekleştirilmektedir. İndüktif yükleme etkisi, boyutun küçültülmesini sağlamak ve her iki geçme bandındaki geri dönüş kayıplarını en aza indirmek için uygun şekilde düzenlenmiştir. Çift bant karakteristiğini elde etmek için rezonatör üzerine metal geçiş yolları eklenmiştir. 5G alt frekans bandı uygulamalarında çalışacak şekilde üretilen, 3.2 GHz ve 4.5 GHz merkez frekanslarına sahip birbirinden bağımsız olarak kontrol edilebilen iki geçme bandına sahip filtre tam dalga elektromanyetik simülatör aracılığıyla tasarlanmıştır. Baskı devre tekniği ile üretilen devre ölçülerek test edilmiştir. Önerilen filtre için kısmi bant genişlikleri ilk geçme bandı için %26.7 ve ikinci geçme bandı için %18.1, araya girme kaybı seviyeleri ise sırasıyla 0.84 dB ve 0.86 dB olarak ölçülmüştür. Çift bantlı filtre için simüle edilmiş ve test edilmiş sonuçlar iyi bir uyum göstermiştir.

12. 
Akçaağaç türlerinin taramalı elektron mikroskobu görüntüleri kullanılarak otomatik olarak sınıflandırılması
Automated classification of wood types of acer using scanning electron microscopy images
Eftal Sehirli, Hasan Sami Yaygingol
doi: 10.5505/pajes.2025.87094  Sayfalar 138 - 149
Ahşap, yaylı çalgı yapımında kilit bir role sahiptir. Yaylı çalgılar genellikle bu konuda baskın olan Akçaağaç türlerinden yapılır. Ahşap türlerinin doğru sınıflandırılması, yaylı çalgıların sahtekarlık olmadan yüksek kaliteli malzemeler kullanılarak yapılması için çok önemlidir. Bu çalışmada, üç farklı Akçaağaç türüne ait altı farklı sınıfın taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntülerini doğru bir şekilde sınıflandırmak için akıllı bir uygulama geliştirilmiştir. Her bir sınıfa ait SEM görüntüleri ayrı ayrı farklı boyutlarda altı alt bölgeye ayrılmıştır. Her alt bölgede 11 özellik çıkarılmış ve her sınıf için sayısal veri kümeleri oluşturulmuştur. Çıkarılan özelliklerin etkinliği için tek değişkenli seçim, özellik önemi ve ısı haritası ile korelasyon matrisi olmak üzere üç özellik seçim tekniği uygulanmıştır. Akçaağaç türlerinin SEM görüntüleri, doğrudan sınıflandırma ve ikili sınıflandırma olmak üzere iki farklı yaklaşıma dayalı olarak beş kat çapraz doğrulama altında makine öğrenimi modelleri tarafından sınıflandırılmıştır. Doğrudan sınıflandırma yaklaşımına dayalı en iyi makine öğrenmesi modeli %82.3 doğruluk oranıyla Kuadratik DVM modeli olarak belirlenmiştir. İkili sınıflandırma yaklaşımının genel doğruluğu ise Kuadratic DVM ve Ensemble subspace discriminant (ESD) modellerinin birlikte çalışması sonucunda %92.1 olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma temel olarak Akçaağaç türlerine ait SEM görüntülerinin sınıflandırılması, alt bölge analizi, özellik çıkarımı ve seçimi ile makine öğrenmesi modellerinin karşılaştırılmasına odaklanmaktadır.

13. 
Normal ve yüksek dayanımlı betonların elastisite modülünün tahmini için yapay sinir ağlarının hiper parametrelerinin optimizasyonu
Optimization of hyper parameters of artificial neural networks for prediction of elastic modulus of normal and high strength concrete
Fatih Ahmet Şenel
doi: 10.5505/pajes.2025.20265  Sayfalar 150 - 160
Bu çalışmada, beton elastisite modülü Yapay Sinir Ağları (YSA) kullanılarak modellenmiştir. YSA'ın yapısal parametrelerinin optimum olarak belirlenmesi ise meta-sezgisel algoritmalar yardımıyla gerçekleştirilmiştir. YSA'ların hiper parametreleri; gizli katman sayısı, gizli katmanlardaki nöron sayıları ve gizli katmanlarda kullanılan aktivasyon fonksiyonlarıdır. YSA, sınıflandırma ve regresyon problemlerinde başarılı sonuçlar elde edebilen bir yöntemdir. Ancak hiper parametrelerinin belirlenmesi zaman alıcıdır. Bu nedenle bu çalışmada meta-sezgisel algoritmalar kullanılarak hiper parametreler belirlenmiştir. Birçok mühendislik probleminin çözümünde Balina Optimizasyon Algoritması, Karınca Aslanı Optimizasyonu ve Parçacık Sürü Optimizasyon algoritmaları başarılı sonuçlar elde edebildikleri için bu çalışmada tercih edilmişlerdir. Normal ve yüksek dayanımlı betonların elastisite modülü, hiper parametreleri belirlenen YSA kullanılarak tahmin edilmiş ve elde edilen sonuçlar literatürdeki önceki çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Önerilen yöntem, çoğu deneyde daha iyi veya eşit sonuçlar göstererek önceki yöntemlerden daha iyi performans göstermiştir. Eğitim aşamasında, yüksek dayanımlı beton için %44,9'nda daha başarılı, %34,8'nde aynı başarıyı göstermiş ve %20,3'nde ise daha az başarılı olmuştur. Genel olarak, eğitim aşamasının %79,7'sinde önceki yöntemlere eşit veya daha iyi, test aşamasında ise %76,4 başarı göstermiştir. Normal dayanımlı beton için amaçlanan yöntem, eğitim aşamasının %59,6'sında ve test aşamasının %69,2'sinde daha iyi veya aynı performansı göstermiş ve her iki durumda da etkinliğini kanıtlamıştır. Sonuç olarak önceki çalışmalara göre daha iyi modelleme sonuçları elde edilmiştir. Farklı veri kümeleri ile yapılan modelleme sonucunda R^2 değeri en yüksek 0.98 olarak bulunmuştur. Hiper parametreler bulunmadan kullanılan YSA'dan daha iyi sonuçlar elde edilebileceği gösterilmiştir.

14. 
Farklı teknik özelliklere sahip kutu menfezlerin işletme şartlarının belirlenmesi
Determination of operating conditions of box culverts with different technical specifications
Baha Vural Kök, Zülfü Yetkin, Erkut Yalçın, Ahmet Münir Özdemir
doi: 10.5505/pajes.2025.33934  Sayfalar 161 - 169
Dere yataklarında akan suların yol gövdesinin diğer tarafına geçmesi için yapılan menfez yapılarının doğru planlanmaması sonucunda yol hizmet veremez hale gelebilmekte, özellikle afet durumlarında ulaşılması gereken bölgelere erişim, kesikliğe uğrayarak önemli maddi ve manevi zararlara neden olmaktadır. Bu çalışmada karayollarında en çok kullanılan kutu menfezlerin performansı, teknik parametreler çerçevesinde incelenmiştir. Menfezin eğimi, pürüzlülüğü, uzunluğunun ve farklı menfez ağzı giriş tiplerinin giriş suyu yüksekliğine ve çıkış suyu hızına olan etkileri incelenmiştir. Menfez eğiminin düşük ve pürüzlülüğün artması durumunda çıkış kontrollü şartların geçerli olduğu, eğim, pürüzlülük ve uzunluğun çıkış suyu hızında önemli bir etkiye sahip olduğu, menfez ağzı girişinin 33,7° eğimli yapılmasının, menfez girişinin %50 oranında konik bir şekilde genişletilmesinin ve 27° kanat duvarı yapılmasının en iyi performansı sunduğu tespit edilmiştir.

15. 
Karbon nanotüp takviyeli kayma deformasyonlu hibrit güçlendirmeli kirişlerin büyük yer değiştirme davranışlarının analizi
Analysis of large displacement behavior of carbon nanotube reinforced shear deformable hybrid strengthened beams
Sedat Kömürcü
doi: 10.5505/pajes.2025.88347  Sayfalar 170 - 178
Bu çalışmada karbon nanotüp takviyeli hibrit (CNTH) kirişlerin yapısal tasarımlarında karşılaşılan ancak analitik olarak çözümünün elde edilmesi zor olan önemli bir mühendislik problemine sayısal bir çözüm bulunmaktadır. Bu amaçla CNTH kirişlerin büyük yer değiştirme analizlerinde yüksek hassasiyetli sonuçların elde edilmesi hedeflenmektedir. CNTH yapılarda; mekanik, termal ve elektriksel özellikleri iyileştirmek için karbon nanotüpün (CNT) bir matris içine dâhil edilerek oluşturulduğu gelişmiş malzemeler kullanılır. Ayrıca CNT bileşenleri karbon fiber (CF) ile birlikte hibrit bir yapı meydana getirmektedir. CNTH kirişlerin değişen yükleme koşulları altındaki mekanik eğilme davranışları, formüle edilen sonlu eleman kullanılarak analiz edilmektedir. Analizlerde hem yer değiştirme (u, w, ϕ) hem de iç kuvvet (N, T, M) bileşenleri nodal değerler olarak belirlenmektedir. CNTH kirişlerin mekanik davranışlarını ortaya koymak için Halpin-Tsai denklemi ve Voigt karışım kuralı kullanılmaktadır. CNT hacim oranı, fiber oranı ve CNT geometrik parametrelerinin kompozit kirişlerin mekanik performansı üzerindeki etkisi belirlenmektedir. Sayısal bulgular, yük taşıma kapasitesi ve deformasyon özelliklerine ilişkin önemli hususlara ışık tutarak CNTH kirişlerin mekanik davranışlarına yönelik bilgiler vermektedir. Bu çalışma, havacılık, otomotiv, elektronik, biyomühendislik, inşaat ve çeşitli alanlarda kullanılan CNTH yapıların tasarımı ve optimizasyonu için etkili bir yöntem sunmaktadır.

16. 
Farklı kimyasal koşulların bitüm esaslı ve poliüretan esaslı sürme su yalıtım malzemelerinin özelliklerine etkisi
The effect of different chemical conditions on the properties of bitumen-based and polyurethane-based waterproofing materials
Gamze Sunar Şahın, Derya Över, Muhsın Yalçın
doi: 10.5505/pajes.2025.46736  Sayfalar 179 - 190
Betonarme yapıların en büyük problemlerinden biri, yapı betonunun suyla temas etmesi sonucunda zamanla dayanım kaybının oluşması ve servis ömrünün azalmasıdır. Betonun geçirimli yapısı nedeniyle, su ve kimyasal içerikli suların betonarme yapı elemanına nüfuz etmesi sonucu donatıda korozyon ve beton mikro yapısında genleşen kimyasal yapıların oluşması yapı elemanının ve yapının dayanımını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle betonarme yapılarda, betonun su yalıtımında çeşitli yöntemler ve farklı tür, içerik ve özellikte yalıtım malzemeleri kullanılmaktadır. Söz konusu yöntemlerden biri temellerde sürme su yalıtım malzemelerinin kullanımıdır. Bu çalışmada temellerde su yalıtımı amacıyla kullanılabilen bitüm ve poliüretan esaslı sürme su yalıtım malzemelerinin özelliklerine, farklı kimyasal koşulların etkileri araştırılmıştır. Laboratuvar koşullarında üretilen iki tür (bitüm ve poliüretan) ve üç farklı kalınlıktaki (2 mm, 3 mm ve 4 mm) su yalıtım numuneleri, 3, 7, 14 ve 28 gün %5 ve %15 konsantrasyonlarında magnezyum sülfat ve sodyum sülfat çözeltilerine maruz bırakılmıştır. Kimyasal koşullarda farklı süreler bekletilen sürme su yalıtım numunelerinde, kütle değişimi, maksimum gerilme (çekme dayanımı) ve kopmada uzama deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre tüm kalınlıklarda poliüretan esaslı sürme su yalıtım numunelerinin, her iki kimyasal koşul ve oranından bitüm esaslı sürme su yalıtım numunelerine göre daha az etkilendiği görülmüştür. Bitüm esaslı sürme su yalıtım numuneleri, magnezyum sülfat kimyasal koşulundan daha fazla etkilenirken, poliüretan esaslı sürme su yalıtım numuneleri ise sodyum sülfat kimyasal koşulundan daha fazla etkilenmiştir.

17. 
Kritik ivme sınıflarına göre newmark deplasmanının tahmin edilmesi
Estimation of newmark displacement according to critical acceleration categories
Adil Yiğit
doi: 10.5505/pajes.2025.29499  Sayfalar 191 - 199
Deprem kaynaklı zemin deplasman miktarının tahmini için Newmark Yöntemi kullanışlı bir yaklaşımdır. Kritik ivme değeri bu yönteme bağlı üretilen denklemler için en önemli parametrelerden biridir. Literatürde kritik ivmenin 0,02g; 0,05g; 0,1g; 0,2g; 0,3g ve 0,4g değerleri kullanılarak Newmark Deplasmanı hesaplanmaktadır. Zemin deplasmanının hesabında genel çözüm olarak kullanılan denklemler bu ivme sınıflandırmasından bağımsızdır. Ancak bu sınıflandırmaya bağlı olarak analizlerin regresyon uyumlarının değiştiği tespit edilmiştir. Pratikte herhangi bir şevin Newmark deplasmanını elde etmek için bu zeminin öncelikle kritik ivmesi hesaplanmalıdır. Bu nedenle, kritik ivme bilindiğinden, o kategorideki en uygun regresyon uyumuna sahip denklem kullanılarak yer değiştirme daha doğru hesaplanabilir. Dünya çapındaki 35 önemli depreme ait 2519 kayıt kullanılarak regresyon parametreleri açısından uygun sonuçlara sahip yeni denklemler elde edilmiş, ivme kategorilerine göre yeni ve önceki regresyon formülleri yeniden elde edilerek regresyon sonuçları karşılaştırılmıştır. Ayrıca zeminin daha sağlam olduğu durumlarda Newmark yaklaşımının daha düşük regresyon sonuçları verdiği tespit edilmiştir.

18. 
Laminasyon yöntemi ile sürdürülebilir tekstil tabanlı ısı yalıtım malzemesi geliştirilmesi: Yapıştırıcının etkisi
Sustainable textile based thermal insulation material development by lamination method: Adhesive influence
Cansu Var, Ayşe Özkal
doi: 10.5505/pajes.2025.83461  Sayfalar 200 - 209
Bu çalışma, geleneksel ısı yalıtım malzemelerinin yol açtığı çevre ve sağlık sorunlarını ele almayı amaçlamaktadır. Atık elyaflardan üretilen nonwoven kumaşların şönil döşemelik kumaş ile üç farklı formda (web, film ve toz) çeşitli yapıştırıcılar (Polieter Sülfon (PES), poliamid (PA), Etilen Vinil Asetat (EVA), Termoplastik Poliüretan (PU) ve kopolyester (CoPES)) kullanılarak laminasyonu yoluyla sürdürülebilir iç mekan ısı yalıtım malzemeleri geliştirmeye odaklanmaktadır. Araştırma, yapıştırıcı formunun, ham maddesinin ve miktarının, ortaya çıkan laminatların termal iletkenliği, kalınlığı, hava geçirgenliği, sertliği ve bükülme rijitliği üzerindeki etkisini değerlendirmektedir. Üstelik şönil kumaşın yüzey katmanı olarak kullanılması, bu yalıtım malzemelerinin görsel çekiciliğini artırmanın yanı sıra teknik tekstillere estetik bir bakış açısı da kazandırıyor. Ağ formundaki yapıştırıcılar gözenekli yapılarından dolayı kayda değer bir ısı yalıtımı sergilerken, toz yapıştırıcılar kumaş yoğunluğunu ve ısıl iletkenliğini etkilemiştir. Özellikle yapıştırıcı miktarındaki artış hava geçirgenliğini azaltmış ve termal iletkenliği arttırmıştır. Bu bulgular, yapıştırıcı seçiminin (hammaddesi, formu ve miktarı) tekstil bazlı yalıtım malzemelerinin termal ve mekanik özellikleri üzerindeki önemli etkisini vurgulamaktadır. Sonuç olarak çalışma, atık elyaflar ve bina uygulamaları için özel yapıştırıcı seçimi kullanılarak sürdürülebilir ve verimli ısı yalıtım çözümleri geliştirmenin yanı sıra bu tür malzemelerin estetik değerini de artırma potansiyelini ortaya koymaktadır.

19. 
Farklı ön i̇şlemler ve depo koşullarının vakum destekli çift yönlü i̇nfrared radyasyon i̇le kurutulan elma cı̇pslerı̇nin bazı kalı̇te parametrelerı̇ üzerı̇ne etkı̇sı̇
Effect of different pre-treatments and storage conditions on some quality parameters of apple chips dried by vacuum combined two side infrared radiation
Serdar Uğurlu, Emre Bakkalbaşı
doi: 10.5505/pajes.2025.46402  Sayfalar 210 - 218
Ultrason (%0, 50 ve 100 genlik), etanol (%0, 50 ve 100), sitrik asit (%0.75) ve bunların kombine uygulamalarının vakum destekli çift yönlü infrared kurutucu (275W, 400 mmHg) ile kurutulan elma dilimlerinin bazı kalite parametreleri ve mikro yapısı üzerine etkisi araştırıldı. Ayrıca, 8 aylık depolama süresince 20, 30 ve 40°C'de kalite parametrelerindeki değişimler değerlendirildi. Farklı ön işlemlerin, özellikle de bunların kombinasyonlarının, elma dilimlerinin kuruma süresini, rehidrasyon oranını, renk değerlerini (L*, a* ve b*), esmerleşme indeksini, şeker içeriğini, 5-hidroksimetilfurfural (HMF) ve duyusal özelliklerini önemli ölçüde etkilediği tespit edildi. Artan etanol konsantrasyonu ve ultrason genliği kurutma süresini 110 dakikadan 71 dakikaya indirdi. Yüksek ultrason genliği ile birlikte yüksek etanol konsantrasyonu, rehidrasyon oranının artmasına ve esmerleşme indeksi, HMF ve genel beğeninin azalmasına neden oldu. Sonuç olarak, %0.75 sitrik asit içeren saf etanol (%99.9) ile %100 ultrason genliği kombinasyonunun, elma cipslerinin kurutma süresi, renk, rehidrasyon oranı, esmerleşme indeksi ve HMF içeriği açısından en iyi ön işlem yöntemi olduğu tespit edilmiştir.

Pajes