E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 4 (3)
Cilt: 4  Sayı: 3 - 1998
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - III

2. 
DUAL FAZLI ÇELİKLERDE MARTENZİT VE YÜKLEME HIZININ MEKANİK ÖZELLİKLERE ETKİSİ
EFFECT OF MECHANICAL PROPERTIES OF MARTENSITE AND LOADING RATE ON DUAL PHASE STEELS
Ali BAYRAM
Sayfalar 692 - 697
Bu çalışmada, dual fazlı çelik elde etmek için çelik saç malzemeler kullanılmıştır. deneysel çalışmaların gerektirdiği ölçülerde hazırlanan numuneler ferrit + ostenit bölgesinde farklı sıcaklıklarda (740, 760, 800, 820 °C) tavlanmışlardır. Herbir sıcaklıkta numuneler 20, 40 ve 60 dakika tavlama sürelerinde tavlanarak suda su verilmiştir. Seçilen tavlama programına bağlı olarak martenzit ve ferrit oranları farklı dual fazlı çelikler elde edilmiştir. Saç numuneler 10, 50 ve 250 mm/dak’ lık yükleme hızlarında testlere tabi tutularak çekme dayanımları belirlenmiştir. Söz konusu dual fazlı çeliklerin çekme özellikleri tavlama sıcaklığına, martenzit oranına ve yükleme hızına bağlı olarak incelenmiştir.

3. 
KOMPOZİT MALZEMEDEN YAPILMIŞ MAKİNE PARÇALARININ SIKI GEÇME DURUMUNDA GERİLME ANALİZİ
STRESS ANALYSIS UNDER PRESS - FIT CONDITION IN THE MACHINE ELEMENT MADE OF COMPOSITE MATERIALS
Muzaffer TOPCU, Harun KARAKAYA
Sayfalar 699 - 707
Güç ve hareket iletiminde mil-kasnak sistemleri değişik şekillerde birleştirilebilirler. Bunlardan birisi de sıkı geçmedir. Bu çalışmada sıkı geçme durumunda oluşan iç basınç etkisindeki kasnak (kalın cidarlı silindir) ele alınıp analitik ve sonlu elemanlar metodu ile incelenmiştir. Bu inceleme kasnaktaki iç çap (d) ve dış çap (D)’ nin birbirine göre oranı değiştirilerek gerilme dağılımındaki değişmeler, (d/D) oranı yanında farklı sıkılıklarda meydana gelen gerilmeler hesaplanarak optimum sıkılık aralığı araştırılmıştır. Çözüm yöntemi olarak dört düğümlü isoparametrik sonlu elemanlar kullanılmıştır. Bulunan sonuçlar analitik çözümle kontrol edilmiştir. Günümüzde uzay ve otomobil sanayinden gıda sanayine kadar kullanımı yaygınlaşmış olan metal matrixli kompozit malzemeden (çelik-Alüminyum) yapılmış kasnaklar için 0 ve 90 derece takviye durumları ve muhtelif sıkılıklarda çözümler yapılıp izotrop malzeme ile mukayese yapılmış, kompozitlerde sıkı geçme durumu araştırılmıştır.

4. 
MERKEZKAÇ KOMPRESÖRDE EMME KENARI TASARIM KRİTERLERİ
DESIGN PARAMETERS OF CENTRIFUGAL COMPRESSOR INDUCER
Saim KOÇAK
Sayfalar 709 - 716
Sıkıştırılabilir akışkanla çalışan merkezkaç kompresörde çark tasarımı hakkında genel bir bilgi verilmiş, emme kenarı tasarım kriterleri tanımlanmış, açıların (geliş, ayrılış ve sapma), bağıl dolanım, dönen ayrılma ve Mach sayılarının tasarıma etkileri araştırılmıştır. Emme kenarı minimum bağıl Mach sayısı ile akış açısı arasındaki ilişki incelenmiş ve minimum Mach sayısının akış açısının -680 ile -520 değerleri olduğu görülmüştür. Tasarıma başlarken akış açısındaki 10 derecelik farkın minimum bağıl Mach sayısına etkisinin % 1’den daha az olduğu gösterilmiştir.

5. 
SABİT EĞİLME MOMENTİ ETKİSİNDE DAİRESEL DELİKLİ BASİT BİR KİRİŞTE GERİLME DAĞILIMLARI VE GERİLME KONSANTRASYON KATSAYILARI
STRESS DISTRIBUTIONS AND STRESS CONCENTRATION FACTORS IN A SIMPLE BEAM WITH A CIRCULAR HOLE SUBJECTED TO CONSTANT BENDING MOMENT
Seçil ERİM, Mesut UYANER
Sayfalar 717 - 723
Bu çalışmada, enine ekseni üzerinde dairesel delik bulunan bir kiriş, basit eğilme etkisinde Sonlu Elemanlar Yöntemi’yle incelenmiştir. Delik, sözü edilen eksen boyunca kaydırılmış ve kiriş için hem izotrop (çelik) hem de ortotrop (Grafit-Epoksi) malzeme kullanılmıştır. Bu suretle değişik her durum için delik civarındaki gerilme dağılımı ve gerilme yığılma katsayıları belirlenmiştir. Öte yandan fiber takviye açısındaki değişimin gerilme dağılımı üzerinde etkisini ortaya çıkarmak amacıyla inceleme, kompozit kirişte 0° ile 90° arasındaki muhtelif takviye açılarında tekrarlanmıştır. Delik merkezinden kiriş eksenine kadar olan mesafe b olmak üzere, incelenen her b mesafesi için en büyük teorik eğilme gerilmesini doğuracak kritik delik çapı değeri Sonlu Elemanlar Yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca 10 mm’lik sabit delik çapı için yine en büyük teorik eğilme gerilmesini doğuracak kritik b mesafesi çelik ve her değişik takviye açısındaki kompozit kiriş için hesaplanmıştır.

6. 
YENİ BİR ÜÇ FAZLI YÜKSEK GÜÇ KATSAYILI GÜÇ DÖNÜŞTÜRÜCÜ
A NOVEL THREE PHASE UNITY POWER FACTOR CONVERTER
Bekir Sami SAZAK
Sayfalar 725 - 731
Sunulan 3 faz 150 V sistemden beslenen ve 200 V DC çıkışı olan yüksek güç katsayılı güç dönüştürücü sistem pratik olarak gerçekleştirildi ve test edildi. Devre yüksek güç katsayılı, düşük harmonik distorsiyonlu doğrultucu gibi çalışır ve temeli maksimum kondansatör gerilimlerinin kaynak giriş akımlarını izlemesidir. Bu nedenle kondansatör voltajının düşük frekanslı bileşenleri de kaynak giriş akımlarını izler. Sistem kesikli rezonans kondansatör voltajları ile çalıştığında hemen hemen sinüsoidal kaynak giriş akımları gerçekleştirilebilir. Çıkış gücü kapısı izole edilmiş Transistorlerin (IGBT) tetikleme frekansları değiştirilerek ayarlanabilir. Bu nedenle güç dönüştürücü yük direncinde oluşabilecek her türlü değişmeyi karşılayabilir. Sunulan metodun avantajlarından bazıları; Kendisine alternatif sistemlerle kıyaslandığında güç, kontrol ve koruma devrelerinin yapımının basitliği, yüksek çıkış gücü verme kapasitesi ve veriminin daha yüksek olmasıdır.

7. 
DİKDÖRTGEN MİKROŞERİT ANTENLERİN GİRİŞ EMPEDANSI İÇİN BASİT BİR MODEL
SIMPLE MODEL FOR THE INPUT IMPEDANCE OF RECTANGULAR MICROSTRIP ANTENNA
Celal YILDIZ, Kerim GÜNEY
Sayfalar 733 - 738
Koaksiyel-besleme dikdörtgen mikroşerit yama antenin giriş empedansı için çok basit bir model sunulmuştur. Bu modelin temeli, rezonatör modeline ve eşdeğer rezonans devresine dayanmaktadır. Bu modelden elde edilen teorik giriş empedansı sonuçları, literatürdeki mevcut deneysel sonuçlarla uyumluluk içindedir. Bu model, bilgisayar yardımı ile tasarım için çok uygundur.

8. 
AR(1) MODELİ İÇİN AYIRIM FONKSİYONU; NORMAL VE NORMAL OLMAYAN DAĞILIMLAR ÜZERİNE BİR SİMULASYON ÇALIŞMASI
A DISCRIMINATION FUNCTION FOR THE AR (1) MODEL : A SIMULATION STUDY ON THE NORMAL AND ABNORMAL DISTRIBUTIONS
Reşat KASAP, İhsan ALP
Sayfalar 739 - 742
Bu çalışmada AR(1) için {Zt } sürecinin p1 ve p2 hipotezleri ile verilen iki kategoriden birine ait olduğunu gözönüne almaktayız. Bu hipotezler sırasıyla p1 ve p2 altında {Zt}, f(w) ve g(w) spectral yoğunluk fonksiyonlara sahip olduğunu belirtir. Eğer f(w) ve g(w) biliniyorsa I (f:g)’yi ayırım fonksiyonu olarak kullanabiliriz. Çalışmada Normal ve normal olmayan durumlar için similasyon çalışmasıyla bir sayısal örnek verilecektir.

9. 
TEHLİKELİ İŞ SİSTEMLERİNDEKİ GÜVENLİK YÖNETİMİ İÇİN KURAL-TABANLI BİR SİSTEM YAKLAŞIMI
A RULE-BASED SYSTEM APPROACH FOR SAFETY MANAGEMENT IN HAZARDOUS WORK SYSTEMS
Ercüment N. DİZDAR, Mustafa KURT
Sayfalar 743 - 747
Teknolojideki gelişmeler iş sisteminde insana daha fazla değer vermeyi ve daha fazla yatırımı gerekli kılmıştır. Bunun sonucunda karşımıza şu problem çıkmıştır; acaba insanların maruz kalabilecekleri kazaları önceden tahmin edip, alınacak tedbirler ile bu kazaları önlemek mümkün müdür? Yapılan çalışmada, tehlikeli iş sistemlerindeki işletmelerin önündeki dönemler bazında departmanlarında meydana gelebilecek olası iş kazalarının önceden tahmini için bir sistem önerisi geliştirilmiştir. Geliştirilen sistemin geçerliliği üretim endüstrisindeki tehlikeli iş sisteminde uygulanarak ispatlanmıştır.

10. 
KAHRAMANMARAŞ İLİNDE İÇME VE KULLANMA SUYU İHTİYACININ TESPİTİ
DETERMINATION OF DRINK AND POTABLE WATER DEMAND IN KAHRAMANMARAŞ PROVINCE
Haluk ÇELİK, Recep KANIT, Yunus ÖZTÜRK
Sayfalar 749 - 757
Bu araştırmada Kahramanmaraş ilinde içme ve kullanma suyu ihtiyacının tespiti incelenmiştir. Yapılan ön incelemede İl’de tüketilen suyun % 80’inin konutlarda tüketildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle yerleşim merkezlerinde su tüketimine etki eden genel faktörlerin yanında, İl’de konutsal su tüketimine etki eden diğer faktörlerin de tespiti kararlaştırılmıştır. Bu amaçla, İl’de bir anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket çalışması doğrultusunda, çoklu regresyonla, l / kişi / gün ve l / aile / gün su tüketim değerleri bağımlı değişken, buna bağlı su tüketimini etkileyen faktörler bağımsız değişken alınarak su tüketim sonuçları elde edilmiştir. Bunun yanında, İl’deki su tüketimini etkileyen faktörler ayrı ayrı ele alınıp geçmiş yıllardaki su tüketimi regresyon yöntemi ile incelenmiş ve İl’in 40 yıl sonraki su ihtiyacı hesap edilmeye çalışılmıştır. Hesap edilen bu su ihtiyacının hangi kaynaklardan temin edilebileceği konusunda da öneriler getirilmiştir.

11. 
ÜÇ FAZLI BİR ASENKRON MOTORDA MANYETİK SÜSPANSİYONLU YATAK UYGULAMASI
DESIGN AND APPLICATION OF MAGNETIC BEARING SUSPENSION SYSTEM IN A THREE PHASE INDUCTION MOTOR
Osman GÜRDAL, Yusuf ÖNER
Sayfalar 759 - 766
Manyetik süspansiyon ve levitasyonun halihazırdaki popülaritesi şüphesiz ki yüksek hızlı yer taşımacılığı tasarımlarının olabilirliğinden kaynaklanmaktadır. Manyetik süspansiyon ve levitasyonun üstünlüğü ve heyecan verici olmasına rağmen, sürtünmesiz yataklarda süspansiyon tekniklerinin uygulanmasında büyük sınırlamalar vardır. Bunlar, toleransın çok az olması, az güç sarfiyatı, küçük aralığı ve küçük ebattır. Böylece, kontrollü DC elektromıknatıs şemaları, diğer itici levitasyon tekniklerinden daha fazla dikkati üzerinde toplamaktadır. Planlanan prototip sistemi bir stator, demir nüvesiz sincap kafesli bir rotor, rotor milinin süspansiyonu için elektromıknatıs gurubu ve foto-dönüştürücüler gurubunun geri besleme yaptığı kompanzasyon devrelerinden oluşmaktadır. Prototip sistemi bir laboratuvar gösteri aygıtı olarak amaçlandığından mekanik rulmanla ulaşılan 1500 dev/dak’lık hızlara ulaşılmaya çalışılmamıştır. Manyetik süspansiyonlu yatak sistemi, üniversite eğitim programlarında elektrik eğitiminde örneğin, elektromanyetik tasarım, kararsız bir kontrol sisteminin PD kontrollü kompanzasyonu ve güç yükselteci tasarımı gibi prensiplerde çok etkili görsel bir gösteri sağlamaktadır. Sistem 350 dev/dak’lık hızlarda mekanik ve manyetik yataklar arasında iyi bir karşılaştırma özelliğine sahiptir. Manyetik yatak ile motorun boş çalışma güç kayıplarında % 15’lik bir azalma göstermektedir. Motorun gürültüsü de düşük bir seviyeye inmiştir.

12. 
İÇME SUYU ŞEBEKELERİNİN HESABINDA BİLGİSAYAR KULLANIMI
ANALYSIS OF DRINKING WATER NETWORKS BY USING COMPUTER
Köksal SARICAOĞLU, Hanife BÜYÜKGÜNGÖR
Sayfalar 767 - 775
Bu çalışmada ölü nokta metoduna göre içme suyu şebekelerinin hesabına yönelik bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Ülkemizin bir çok üniversitesinin ilgili bölümlerinde anlatılan bir konu olan şebeke hesaplarının uygulaması için faydalı olacak bir eğitim aracı olarak düşünülmüştür. Hazırlanan program, GW-Basic programlama dili ile yazılmış ve bir ana menu ile yedi adet alt program, dört adet veri dosyasından oluşan bir paket programdır. Program proje ile ilgili debileri hesaplar, boru çaplarını seçer, basınçları hesaplar, ölü noktanın yerini kontrol eder. Bu hesaplamalar esnasında kullanıcı kendisi için gerekli olan bilgiye yardım pencerelerini kullanarak ulaşır.

13. 
SU KAYNAKLARI SİSTEMLERİNDE LİNEER OLMAYAN PROBLEMLERİN GENETİK ALGORİTMA İLE ÇÖZÜMÜ
SOLUTION OF NONLINEAR PROBLEMS IN WATER RESOURCES SYSTEMS BY GENETIC ALGORITHM
Ahmet BAYLAR, Mualla ÖZTÜRK, Abdussamet ARSLAN
Sayfalar 777 - 785
Genetik Algoritma tekniği, evrim sürecinden etkilenerek, canlılarda yaşanan genetik sürecin bilgisayar ortamında gerçekleştirilmesi işlemidir. İşlemler bilgisayar hafızasına depo edilmiş kromozomlar üzerinde icra edilmektedir. Çaprazlama operatörü vasıtasıyla, kromozomlar arasındaki genetik bilgi sürekli olarak değişmekte ve topluluğun başarısı artmaktadır. Bu çalışmanın asıl amacı, su kaynakları sistemlerindeki lineer olmayan programlama problemlerinin Genetik Algoritma ile hesaplanmasıdır. Bu maksatla, Genetik Algoritma esaslı bir optimizasyon programı geliştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Genetik arama metodunun hassas sonuçlar verdiği gözlenmiştir.

14. 
TARİHİ ANITLARDAKİ TAŞ MALZEMENİN KORUNMASINDA TEORİK VE TEKNİK İLKELER
THEORETICAL AND TECHNICAL PRINCIPLES OF STONE CONSERVATION IN HISTORIC MONUMENTS
Başak İPEKOĞLU
Sayfalar 787 - 795
Tarihi anıtların restorasyonu, bilimsel ilkelere dayalı olarak, onların estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle, anıt restorasyonunda özgün malzemelerin korunması temel yaklaşımdır. Tarihi anıtlardaki yapı malzemelerinin koruma problemleri uluslararası düzeyde önemle araştırılan konular arasındadır. Her yapı, her malzeme ve her bozunma durumu için özel olarak belirlenecek koruma müdahalelerinin, teorik ve teknik ilkelere göre yönlendirilmesi gerekir. Taş malzemenin korunması; teşhis, temizleme, sağlamlaştırma ve koruma gibi işlemler dizisiyle sağlanabilir. Herhangi bir koruyucu işlemden önce bozunmanın teşhisi esastır. Çeşitli bozunma durumlarında; temizleme, sağlamlaştırma ve koruma işlemleri birbirini izleyen aşamalarda veya öncelikler sırası değişerek uygulanır. Bu çalışmada, taş malzemenin korunmasında dikkate alınması gereken teorik ve teknik prensipler, daha önce yayınlanmış çalışmalar dikkate alınarak incelenmiş ve sistematik bir değerlendirme yapılmıştır.

15. 
ÇELTİK TARIMI YAPILAN TOPRAKLARIN ENZİM AKTİVİTELERİ ÜZERİNE TOPRAK ÖZELLİKLERİNİN ETKİSİ
ENZYME ACTIVITIES OF PADDY SOILS AND RELATIONSHIPS WITH THE SOIL PROPERTIES
Rıdvan KIZILKAYA, Sevinç ARCAK, Ayhan HORUZ, Ayten KARACA
Sayfalar 797 - 804
Bu çalışma, Bafra Ovasında yoğun bir şekilde çeltik tarımı yapılan Üçpınar, Harız, Doğancı, Kaygusuz, Emenli, Sarıköy ve Gelemenağrı köylerinden alınan toprakların enzim aktiviteleri üzerine toprak özelliklerinin etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Alınan toprak örneklerinde üreaz, fosfataz, ß-glikosidaz ve katalaz enzim aktiviteleri üzerine toprak özelliklerinin etkileri ortaya konulmuştur. Toprakların Üreaz enzim aktivitesi 24.12 ile 39.03 mg N 100 g kuru top-1 arasında değişmektedir. Üreaz enzim aktivitesi ile toprakların organik madde (r = 0.89**), ekstrakte edilebilir Mn (r = 0.74*), değişebilir K (r = 0.73*) ve total P (r = 0.81*) kapsamları arasında pozitif ilişkiler belirlenmiştir. Toprakların Asit fosfataz enzim aktivitesi 3.00 ile 17.44 mg fenol 100g kuru top -1 arasında, alkali fosfataz aktivitesi ise 12.00 ile 25.53 mg fenol 100 g kuru top -1 arasında değişmektedir. Asit fosfataz enzim aktivitesi üzerine, değişebilir Mg (r = 0.71*) ve ekstrakte edilebilir Cu (r = 0.74*)’ın pozitif yönde; Alkali fosfataz enzim aktivitesi üzerine ise pH (r = 0.73*), değişebilir Ca (0.74*), değişebilir Mg (r = 0.71*), total değişebilir bazik katyonlar (r = 0.79*) ve ekstrakte edilebilir Cu (r = 0.70*)’ın pozitif yönde, total P (r = - 0.84**)’un negatif yönde etki ettiği tesbit edilmiştir. ß-glikosidaz enzim aktivitesi 1.12 ile 3.64 mg salingen 100 g kuru top -1 arasında değişmekte olup, ß-glikosidaz enzim aktivitesi üzerine toprakların ekstrakte edilebilir Zn kapsamları (r = - 0.97**) negatif yönde, total değişebilir asidik katyonların (r = 0.70*) ise pozitif yönde etki ettiği saptanmıştır. Toprakların Katalaz enzim aktivitesi 5.25 ile 9.00 mg O2 5 g kuru top -1 arasında değişmekte olup, katalaz enzim aktivitesi ile toprakların kum (r = - 0.92**) ve ekstrakte edilebilir Fe kapsamları (r = - 0.85**) arasında negatif, kil (r = 0.82*) ve tuz (r = 0.83**) kapsamları arasında ise pozitif ilişkiler bulunduğu belirlenmittir.

16. 
FERMENTE ET ÜRÜNLERİNDE BAZI BİYOKİMYASAL REAKSİYONLAR VE AROMA ÜZERİNE ETKİLERİ
OCCURING SOME BIOCHEMICAL REACTIONS IN FERMENTED MEAT PRODUCTS AND THEIR EFFECTS ON AROMA DEVELOPMENT
Hüsnü Yusuf GÖKALP, Hüdayi ERCOŞKUN, Ahmet Hilmi ÇON
Sayfalar 805 - 811
Fermente et ürünlerinin karakteristik tat, aroma, renk ve tekstür gelişimleri üzerine etkili olan biyokimyasal değişimlerin önemlileri glikolizis, lipolizis ve proteolizis reaksiyonlarıdır. Bu reaksiyonlar, fermentasyon ve olgunlaşma periyodunda gelişen mikroorganizmaların veya endojen enzimlerinin aktiviteleri sonucu meydana gelmektedir. Glikolizis sonucu oluşan ürünler; birinci derecede ürünün pH düşüşünden sorumlu olmakla birlikte, oluşan volatil bileşenler dolayısı ile aroma üzerine de önemli etkide bulunmaktadır. Lipolizis sonucu oluşan bileşenler ise, ürünün tipik aroma oluşumunda temel görevi üstlenmektedir. Fermente ürünlerde oluşan volatil bileşenlerin % 60’ı lipolizis reaksiyonları sonucu meydana gelmektedir. Proteolizis ise, bu ürünlerde, düşük pH, düşük su aktivitesi ve yüksek tuz konsantrasyonu dolayısı ile sınırlı düzeyde cereyan etmekte ve volatil bileşenlerin ancak küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu nedenle, ürünün aromasından ziyade, oluşan genel lezzet üzerinde sorumlu olabilmektedir.

17. 
FINDIK TARIMI YAPILAN TOPRAKLARIN BİYOKİMYASAL AKTİVİTE ÖZELLİKLERİ İLE TOPRAK ÖZELLİKLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER
THE RELATIONSHIPS BETWEEN BIOCHEMICAL ACTIVITY CHARACTERICTIES AND SOIL PROPERTIES OF HAZELNUT GROWN SOILS
Ayten KARACA, Rıdvan KIZILKAYA, Hasan HORUZ, Sevinç ARCAK
Sayfalar 813 - 822
Bu araştırmada, Terme - Ünye yöresinde fındık tarımı yapılan topraklarda üreaz, ß- Glikosidaz, asit ve alkali fosfataz enzim aktiviteleri belirlenmiş ve bu aktiviteler ile toprakların bazı önemli özellikleri ile, iz element ve ağır metal içerikleri arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan regrasyon-korelasyon analiz sonuçlarına göre, üreaz enzim aktivitesi ile organik madde, azot ve ekstrakte edilebilir Cu , asit fosfataz aktivitesi ile organik madde, organik C ve azot arasında pozitif, ekstrakte edilebilir Mn arasında da negatif bir ilişki belirlenmiştir. Ayrıca, alkali fosfataz enzim aktivitesi ile pH, alınabilir P, ekstrakte edilebilir Cu, Zn ve Pb arasında önemli pozitif ilişki bulunmuştur. Toprakların ß-Glikosidaz aktivitesi ile toprak özellikleri arasında C/N oranı ve ekstrakte edilebilir Cd miktarı hariç, hiçbir önemli ilişki bulunamamıştır.

18. 
PİRİNÇ KAVUZU DESTEKLİ KAYIN TALAŞI ÜZERİNDE PLEUROTUS FLORİDA’NIN KÜLTİVASYONU
CULTIVATION OF P. FLORIDA SUPLEMENTED OF RICE BRAIN ON BEECH WOOD WASTE
Hüseyin SİVRİKAYA, Hüseyin PEKER,
Sayfalar 823 - 827
Dünyada kültür mantarcılığı üretiminde Pleurotus türleri (kayın mantarı), Agaricus bisporus (beyaz şapkalı mantar)’tan sonra ikinci sırada gelmektedir. Türkiye’de son zamanlarda, orman ve zirai bitki artıkları üzerinde kültür mantarı üretimine ilgi artmaktadır. Bu çalışma kapsamında kayın talaşı ve pirinç kavuzu üzerinde P. florida üretilmiştir. Kayın talaşı ana substrat olarak kullanılmış ve tali substrat olarak % 10, 20, 30 ve 40 kuru ağırlık oranlarında pirinç kavuzu ilave edilmiştir. P. florida üretimi için, materyaller yere serilerek % 70-80’e kadar musluk suyu ile rutubetlendirildi. Canlı su buharı ile pastörize edildi, sonra da P. florida miselleri ile ekim yapıldı. En yüksek verim 440 gr/kg ile kayın talaşı + pirinç kavuzunun % 80 + 20 karışımından elde edildi. Ayrıca en iyi misel gelişimi ise % 90 + % 10 karışımında elde edilmiştir.

19. 
TOPRAKLARDA TUZ VE BOR HAREKETİNİN SİMİLASYON MODELLEMESİ
THE SIMULATION MODEL OF SALT AND BORON TRANSPORT IN SURFACE SOIL
Satea M. OMAR, Ayten KARACA, Sonay SÖZÜDOĞRU
Sayfalar 829 - 836
A computer simulation leaching model was applied to a laboratory study of salt and boron leaching from fine and coarse texture soil. Leaching was performed by ponding of water with 5 cm head and by intermittent water application. Computer estimations on the transport of salt and boron in the both types of soil were compared with the measured changes in salt and boron concentrations during the leaching processes. The results indicated that the calculated values in EC and boron during the leaching process showed conformity particularly during the intermittent application. The boron reclamation needed four to five times more water than the salt reclamation.

20. 
KISMİ DİFERANSİYEL DENKLEMLERİN PARALEL ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ
PARALLEL SOLUTION METHODS OF PARTIAL DIFFERENTIAL EQUATIONS
Korhan KARABULUT, Mustafa İNCEOĞLU, Levent TOKER
Sayfalar 837 - 841
Kısmi diferansiyel denklemler bilimin ve mühendisliğin hemen her alanında ortaya çıkar. Bu denklemlerin çözümü için harcanan bilgisayar zamanı, herhangi başka bir problem sınıfını çözmek için harcanan zamandan daha fazladır. Bu nedenle, kısmi diferansiyel denklemler, çok büyük bir işlemci gücü sağlayan paralel bilgisayarlar üzerinde çözümlenmeye çok uygundur. Bu çalışmada kısmi diferansiyel denklemlerin Jacobi, Gauss-Siedel, SOR (Ardışık aşırı yumuşatma) ve SSOR (Simetrik SOR) algoritmalarıyla paralel olarak çözülmesi incelenmiştir.

21. 
OSMANİYE DELİHALİL TRASI İLE İLGİLİ DENEYSEL ÇALIŞMA
EXPERIMENTAL STUDY ON OSMANİYE DELİHALİL TRASS
Hanifi BİNİCİ, Hasan KAPLAN, Selim KAPUR
Sayfalar 843 - 852
Bu çalışmada, Osmaniye-Delihalil Trasının çimento üretiminde kullanılabilirliği deneysel olarak ele alınmıştır. Osmaniye Delihalil Trası ile halen çimento üretiminde kullanılmakta olan bazı tras materyallerinin puzolanik aktiviteleri ve mineralojik özellikleri incelenmiştir. Portland çimentosu ile üretilen örneklerle, Portland çimentosuna değişik oranlarda tras katılarak üretilen örneklerin karşılaştırmaları yapılmıştır. Puzolanların aktiflikleri konusunda hala yeterli bilgi elde edilememiştir. Kimyasal ve fiziksel tepkime oldukça komplekstir. Puzolanik aktivitenin belirlenmesinde standartlarda yer alan her iki yöntem de kullanılmıştır. Tras-kireç karışımıile elde edilen numunelerin 7-28 günlük basınç dayanımları ASTM C618’e göre belirlenmiştir. Çalışmada % 10, % 20, % 30 ve % 40 tras kullanılarak üretilen örneklerin 28, 90 ve 180 günlük basınç dayanımları test edilmiştir. Yapılan karşılaştırmalar Delihalil Trasının çimento üretiminde kullanılmaya uygun olduğunu göstermiştir.

22. 
27 HAZİRAN 1988 CEYHAN DEPREMİ VE DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMI
THE CEYHAN EARTHQUAKE OF JUNE 27, 1998 AND DESIGN OF EARTQUAKE RESISTING BUILDINGS
Hasan Kaplan, Hanifi Binici, Hayri Ün
Sayfalar 853 - 863
Deprem kuşağında olan ülkemiz, yakın zamanda yaşanan depremlerde önemli düzeyde ekonomik kayba uğramıştır. Bir çok can kaybının da meydana geldiği depremlerde, deprem bölgelerindeki yapıların depreme dayanıklı olarak inşaa edilmediği gerçeği ortaya çıkmıştır. Bu dayanıksız yapıların yurdun her yerinde yapıla geldiği de bir gerçektir. Bu çalışmada depreme dayanıklı yapı tasarımı konusu kısaca ele alınmıştır. 27 Haziran 1988 Adana-Ceyhan Depreminde hasar gören yapılar ve hasar nedenleri üzerinde durulmuştur. Yapılardaki hasarlar depreme dayanıklı yapı tasarımı ilkeleri ışığı altında değerlendirilmiştir. Bir deprem afetinde, üzücü olayların yaşanmaması için alınması gereken bazı önlemeler sıralanmıştır.

Pajes