E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi - Pamukkale Univ Muh Bilim Derg: 20 (3)
Cilt: 20  Sayı: 3 - 2014
1. 
Kapak-İçindekiler
Cover-Contents
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi
Sayfalar I - III

ARAŞTIRMA MAKALESI
2. 
Aksaray İgnimbritlerinin Doğal Hafif Agrega Olarak Kullanılabilirliği Ve Hafif Formda Boşluklu Duvar Blok Elemanlarının Üretiminde Değerlendirilmesi
Usage Of Aksaray Ignimbrites As Natural Lighweight Aggregate And Evaluation Of The Production For Lightweight Hollow Masonry Units
Nükhet Şapcı, Lütfullah Gündüz, Fuzuli Yağmurlu
doi: 10.5505/pajes.2014.83803  Sayfalar 63 - 69
Dolu ve/veya boşluklu formdaki kagir duvar elemanları, inşaat sektörünün duvar ana bileşenini oluşturan temel elemanlarındandır. Hafif formda üretilen birçok kagir duvar elemanı günümüzde inşaat endüstrinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Aksaray-Taşpınar bölgesi ve civarında kütlesel formda volkanik ignimbrit oluşumları oldukça geniş yayılım alanları göstermektedir. Bu ignimbrit oluşumlarının içerisinde yüksek oranlarda pomza taneleri de yer almaktadır. Bilindiği gibi ignimbrit kayaçlar dünyada ve ülkemizde kagir duvar blok elemanlarının üretilmesinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle, bu makalede ignimbrit oluşumlarının hafif agrega olarak ilgili TS EN standartlarına göre uygunluk kriterleri analiz edilmiş olup, hafif formda boşluklu duvar bloklarının elde edilmesinde kullanılabilirlik irdelemeleri de detaylı olarak yapılmıştır.

3. 
Türkiye Deprem Yönetmeliğindeki Performans Esaslı Statik Yöntemlerin Düşey Rijitlik Düzensizliği Bulunan Çerçeveler Üzerinde Karşılaştırılması
Comparison of Performance Based Static Methods In Turkish Earthquake Code For Frames With Vertical Stiffness Irregularity
Kaan Türker
doi: 10.5505/pajes.2014.70298  Sayfalar 70 - 77
Önemli yenilikler içeren Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin (DBYBHY) 2007 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte, mevcut betonarme binaların deprem performanslarının değerlendirilmesi yaygın olarak Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi (EDYY) veya Artımsal Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi (AEDYY) ile yapılmaya başlanmıştır. Dayandığı esaslar bakımından EDYY’nde AEDYY’ne göre önemli eksiklikler bulunmasına karşılık, DBYBHY’e göre EDYY herhangi bir sınırlama olmaksızın AEDYY ile aynı kullanım alanına sahiptir. Bu nedenle yöntemlerin sonuçları arasındaki uyumun incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, farklı mertebelerde düşey rijitlik düzensizliği (yumuşak kat) bulunan üç betonarme bina çerçevesi ve düzenli (referans) bir çerçeve üzerinde iki yöntem karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Değerlendirmede kesit hasar düzeyleri, göreli kat ötelemeleri ve çerçeve (genel) performans düzeyleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, eleman uçlarındaki sargılama durumunun etkisi de incelenmiştir. Sonuç olarak, iki yöntem arasındaki uyumun rijitlik düzensizliği mertebesine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterdiği görülmüştür. EDYY, düzenli çerçevede ve rijitlik düzensizliği mertebesi düşük olan çerçevede, AEDYY’ne göre daha büyük hasar durumları vermiştir. Ancak, rijitlik düzensizliği mertebesi yüksek olan çerçevelerde EDYY daha düşük hasar düzeyleri vermiştir. Ayrıca, sargılama durumunun kesit hasar bölgelerini ve çerçeve performans düzeyini önemli ölçüde etkilediği görülmüştür.

4. 
İçme ve sulama sularında bor kirliliği ve bor giderme yöntemleri
Boron contamination in drinking - irrigation water and boron removal methods
Meltem Bilici Başkan, Nevsi Atalay
doi: 10.5505/pajes.2014.47955  Sayfalar 78 - 84
Periyodik cetvelin 3A grubunda yer alan bor yüksek iyonlaşma potansiyeline sahip olması nedeniyle yarı metal olarak kabul edilir. Yerkabuğundaki ortalama bor konsantrasyonu 10 mg/kg’dır. Bor doğada Ca, Na ve Mg’un tuzları şeklinde bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda ve ekonomik boyutlardaki bor yatakları; borun oksijen ile bağlanmış bileşikleri şeklinde daha çok Türkiye ve ABD’nin kurak, volkanik ve hidrotermal aktivitesi olan bölgelerinde bulunmaktadır. Bor, bitkiler için gerekli bir mikro besin elementi olmanın yanı sıra, gerekli tüm besin elementleri içerisinde, eksiklik belirtilerine neden olan miktarı ile toksik etki yapan miktarı, birbirine çok yakın olan tek elementtir. Bor su ortamında genellikle borik asit ve kısmen de borat tuzları formlarında bulunmaktadır. Pek çok endüstride kullanım alanı bulan bor bileşiklerinin endüstriyel gelişmelere bağlı olarak yüzeysel sularda bulunan konsantrasyonu artış göstermektedir. Yüzeysel sularda bulunan bor aynı zamanda evsel atıksulardan da kaynaklanmaktadır. Türkiye’de içme ve sulama sularını en çok kirleten toksik elementlerin başında bor gelmektedir. Bu nedenle bor giderimi hem insan sağlığı açısından hem de sağlıklı tarım ürünü yetiştirilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sulardan bor giderimi için uygulanan temel yöntemler arasında iyon değişimi, ultrafiltrasyon, ters osmoz ve adsorbsiyon gelmektedir.

5. 
Prefabrik Endüstri Yapılarının Armoni Araştırması Yöntemiyle Optimum Tasarımı
Optimum Design of Industrial Precast Buildings By Harmony Search Algorithm
Mehmet Palanci
doi: 10.5505/pajes.2014.74046  Sayfalar 85 - 91
Bu çalışmada sezgisel armoni araştırma optimizasyon tekniği ile Türkiye’de çoğunlukla tek katlı olarak inşa edilen prefabrik endüstri yapıların tasarımının yapılabildiği bir çözüm yaklaşımı geliştirilmiştir. Çalışmada, 6 metre yüksekliğinde ve 3 açıklığa sahip tipik bir prefabrik bina Deprem Yönetmeliği ve Türk Standartları dikkate alınarak farklı zeminler için boyutlandırılmıştır. Geliştirilen çözüm yaklaşımının duyarlılığını test etmek amacıyla beş farklı parametre grubu ile çok sayıda analiz yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, armoni araştırması optimizasyon tekniği ile verilen tüm kısıtların sağlanarak yönetmelik uyumlu optimum tasarımının yapılabildiğini göstermiştir.

6. 
Denizli Bölgesi Traverten Artıklarının Beton Agregası Olarak Kullanılabilirliğinin İncelenmesi
Investigation of the Usability of Travertine Quarry Wastes As Concrete Aggregate
İbrahim Çobanoğlu, Sefer Beran Çelik, Osman Çam, Hüseyin Etiz, Mahmut Kurşun
doi: 10.5505/pajes.2014.52824  Sayfalar 92 - 99
Denizli havzası dünyanın önemli traverten üretim sahalarından biridir. Kaklık, Kocabaş, Honaz, Aşağıdağdere, Akköy, Çivril bölgeleri üretim yapılan traverten sahalarıdır. Bölgenin tektonizmadan etkilenmiş olması, ocak işletme verimlerinde düşüşlerin olmasına neden olmaktadır. Tel kesme yöntemi ile elde edilen bloklardan kalan üretim artığı travertenler pasa olarak döküm sahalarında depolanmaktadır. Bu malzemeler başka bir amaçla kullanılmamaktadır. Bu çalışmada, ocak üretiminden çıkan parça şeklindeki travertenlerin betonda agrega olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla agregaların fiziko-mekanik özellikleri tespit edilmiş, deneme beton karışımları hazırlanmıştır. C30 sınıfında dayanımının hedeflendiği beton örneklerinin 7, 28 ve 56 günlük dayanımları belirlenmiştir. Elde edilen traverten agregalı beton, halen bir beton firması tarafından üretilen kırmataş agregalı beton ile kıyaslanmıştır. Kıyaslama için aynı beton sınıfında kireçtaşı agregalı bir başka beton karışımı tasarlanmış ve aynı deney prosedürleri bu malzeme için de yapılmıştır. Elde edilen betonlardan ince kesitler yapılarak tanelerin çimento malzemesi içindeki dağılımları ve aderans ilişkileri polarizan mikroskopla incelenmiştir. Dayanım testleri, traverten agregalı beton için 32.80-42.70 MPa ve kireçtaşı agregalı beton için 39.34-46.04 MPa değerlerini vermiştir. Sonuçlar traverten agregalı betonun hedeflenen C30 sınıfı beton dayanım değerlerini sağladığını göstermiştir. Bu çalışma traverten üretim artıklarının beton üretiminde agrega olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Denizli bölgesinde halen bu şekilde üretim yapan bir tesis bulunmamaktadır. Alternatif bir yapı malzemesi olan traverten oluşumlarının, briket, bordür ve kilit taşı üretimlerinde de rahatlıkla kullanılabilecek özellikte oldukları düşünülmektedir. Bu amaçla bu çalışmaya benzer farklı çalışmaların da yapılması gerekmektedir.

7. 
Balastlı hatta ray-tekerlek titreşimlerinin demiryolu dinamiğine etkisinin belirlenmesi
Determination of the effect of rail/wheel vibrations on railway dynamic on ballasted line
Zübeyde Öztürk, Veysel Arlı
doi: 10.5505/pajes.2014.39306  Sayfalar 100 - 110
Demiryolu tasarımında kullanılan klasik yöntem statik analiz yapmak ve dinamik etkileri hesaba katmak için dinamik etki katsayısı oranında sonuçları büyütmektir. Ancak bu yöntemin özellikle yüksek hızlı demiryolu hatları için uygun olmadığı ve dinamik analiz yapılması gerektiği bilinmektedir. Çünkü klasik yöntemde demiryolunun doğal frekansları ile trenin tahrik frekanslarının çakışması ile ortaya çıkan rezonansı ve çok yüksek olan dinamik yükleri hesaplamak mümkün değildir. Bu nedenle, çalışmada örnek bir balastlı hat üstyapısı için ANSYS sonlu eleman programı kullanılarak nümerik analiz yapılmış ve rezonans durumundaki dinamik etkiler belirlenmiştir. Ayrıca sahada ölçüm yapılarak yolun öz frekansları ile dinamik tepkileri ölçülmüş ve bu değerlere göre model doğrulanmıştır.

LookUs & Online Makale