| 1. | Kapak-İçindekiler Cover-Contents Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri DergisiSayfalar I - VI |
| 2. | Enerji tüketebilen çelik yastıkların tipik bir betonarme çerçeve davranışına etkisi The effect of energy dissipating steel cushions on the behaviour of a typical reinforced concrete frame Hasan Özkaynakdoi: 10.5505/pajes.2016.57701 Sayfalar 637 - 645 Betonarme çerçeve tipi yapıların deprem davranışları, enerji tüketebilen metal elemanlar kullanılarak iyileştirilebilmektedir. Metal elemanlar, yapının çerçeve gözlerine yerleştirildiğinde yapıya giren deprem enerjisini plastik deformasyon yaparak tüketebilmektedir. Yeni nesil yapı tasarımı, plastik şekil değiştirmelerin yapısal elemanlardan çok, deprem sonrasında yenisiyle değiştirilebilen metal elemanlarda yoğunlaşması sağlanarak hasarının azaltılması eğilimindedir. Bu çalışmada enerji tüketme özelliği olan farklı kalınlıklardaki yastık görünümlü metal elemanların çevrimsel davranışı, deneysel ve analitik olarak incelenmiştir. Farklı kalınlıklardaki çelik yastıkların kayma deneyleri İstanbul Teknik Üniversitesi Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarında (STEELAB) gerçekleştirilmiştir. Çelik yastıklar için analitik model geliştirilmiş ve gerçek betonarme yapıdan çıkartılmış bir çerçevenin lineer olmayan analizinde kullanılmıştır. Analiz sonuçları, levha kalınlığına bağlı olarak çelik yastıkların betonarme çerçeve dayanımını %5 ile %20 arasında değişen oranlarda artırdığını göstermektedir. Kalınlığı 18 mm olarak seçilen çelik yastığın kullanıldığı betonarme çerçeve yalın çerçeveden 5 kat daha fazla enerji tüketmiştir. Aynı kalınlıktaki çelik yastık, çerçeve sistemin toplam enerjisinin %55’ini tüketmiştir. |
| 3. | Silindirik lamine cam kabuk yapıların deneysel ve sayısal çözümlemesi Experimental and numerical analysis of cylindrical laminated glass shells Ebru Duraldoi: 10.5505/pajes.2016.16769 Sayfalar 646 - 651 Lamine cam polivinil butiral (PVB) ara tabaka ile birbirine bağlanmış iki cam tabakadan oluşan emniyet cam türüdür. PVB ara tabaka, kırılma olsa bile cam tabakaları bir arada tutar ve yaralanma riskini en aza indirir. Uzun yıllardır ulaşım ve otomotiv endüstrilerinde kullanılmakta olan lamine cam birimler yük ve çevresel koşullara gösterdikleri büyük dirençler nedeniyle, günümüzde yaygın olarak mimari cam ürünlerinde kullanılmaktadırlar. Lamine camlar oldukça karmaşık mekanik davranış gösterirler çünkü çok ince oldukları için kolayca büyük yer değiştirmeler gösterirler ve malzeme özellikleri arasında büyük bir fark vardır. Lamine cam ünitelerin matematiksel karmaşıklıkları ve süreksiz gerilme dağılımları nedeniyle, çalışmaların çoğu lamine cam birimlerinin doğrusal olmayan davranışı yerine doğrusal davranışları ile ilgilidir. Bu çalışmada, silindirik lamine cam kabukların çözümlenmesi için sonlu elemanlar modeli geliştirilmiş ve modelin doğrulanması için deneysel çalışmalar yürütülmüştür. Sunulan grafiklerden gözlendiği gibi sayısal sonuçlar ve deneylerden elde edilen sonuçlar uyum içerisindedir. |
| 4. | Membran model kullanılarak grafen tabakaların titreşim hesabı Vibration analysis of graphene sheets using membrane model Çiğdem Demir, Kadir Mercan, Hakan Ersoy, Ömer Civalekdoi: 10.5505/pajes.2016.43789 Sayfalar 652 - 658 Bu çalışmada grafen tabakaların membran gibi modellenerek serbest titreşim analizleri yapılmıştır. Membranlar eğilmeye ya da burkulmaya karşı rijitliği olmayan ince plaklardır. Yanal güçleri eksenel ve merkezi kesme kuvvetleri ile taşırlar. Böyle yük taşımaları, aşırı incelikleri ve moment taşıma kapasitelerinin ihmal edilebilir olmasından dolayı gergin kablo ağlarına benzetilebilirler. Grafen tabakalar dikdörtgen ve kare geometriye sahip olmak üzere değişik boyutlarda modellenmiştir. Elde edilen denklemin çözümünde hem ayrık tekil konvolüsyon yöntemi ve hem de analitik yöntem kullanılmıştır. Literatürde bulunan plak modeli ile ilk defa yapılan membran modelinin sonuçları karşılaştırılmıştır. Bulunan değerler grafik ve tablo halinde sunulmuştur. |
| 5. | Alüminyum alaşımlı çekirdekli burkulması önlenmiş çaprazların (BÖÇ) tasarımı, üretimi ve yön değiştiren tekrarlı yükler etkisindeki davranışı Design, fabrication, and cyclic behavior of aluminum alloy core buckling restrained braces (BRBs) Çiğdem Avcı-Karataş, Oğuz Cem Çelikdoi: 10.5505/pajes.2016.58751 Sayfalar 659 - 670 BÖÇ’lerin üretiminde kullanılan çelik malzemeye alternatif farklı bir çekirdek malzemesi olan alüminyumun kullanılma olanakları araştırılmıştır. Buradaki tipik özellikleri ile ilk defa üretilen ve denenen alüminyum alaşımlı BÖÇ’lerin, çelik BÖÇ’lere göre olası davranış verimliliğinin/üstünlüğünün irdelenmesine yönelik çalışmalardan elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Tasarımı yapılan BÖÇ’lerin üretiminde kullanılan alüminyum alaşım malzemelerinin mekanik özelliklerini tam olarak belirleyebilmek için çok sayıda çekme numunesi, öngörülen standartlara göre ve çekirdek boyutlarına yakın boyutlarda hazırlanarak çekme deneyleri yapılmıştır. Malzeme deneylerinden elde edilen sonuçlar BÖÇ’ün tasarımında ve üretiminde kullanılacak malzemenin seçimine yönelik önemli bilgiler içermektedir. Ayrıca, BÖÇ’lerin çekirdekleri üzerinden şekildeğiştirme ölçümlerinin yapılabilmesi için bir strain-gauge yerleştirme düzeni önerilmiş ve denenmiştir. Deneysel yöntemle incelenen BRB-AC1 ve BRB-AC3 numunelerinin üretiminde A5083-H111 alüminyum alaşımlı malzemenin tercih edilme nedenleri kapsamlı şekilde verilmiştir. Alüminyum BÖÇ’lerin üretimi, uygulanan kaynak prosedürü, çevrimsel yükleme deneyi, veri toplama sistemi ile ilgili elde edilen sonuçlar da bu çalışma kapsamındadır. Numunelerin kuvvet-yerdeğiştirme histeretik eğrileri, çekme ve basınç taşıma kapasiteleri, 〖(E〗_h) enerji yutma miktarları, (η) kümülatif inelastik yerdeğiştirmeleri ve 〖(ξ〗_effb) etkili sönüm oranları karşılaştırılmıştır. Simetriğe yakın histeretik eğri elde edilmesini garantileyen β basınç dayanımı düzeltme katsayısının deneylerde β<1.3 olması koşulu sağlanmıştır. Uç birleşimi kaynaksız olarak düzenlenen BÖÇ’ün (BRB-AC3) davranış özelliklerinin kaynaklı uç birleşimi olana (BRB-AC1) göre çok daha üstün olduğu sonucuna varılmıştır. |
| 6. | Çimento esaslı kompozitlerde karma lif kullanımı The use of hybrid in cementitious composites Kâzım Türk, Ceren Kınadoi: 10.5505/pajes.2016.17047 Sayfalar 671 - 678 İnşaat sektöründeki gelişmelerle birlikte çok yüksek katlı betonarme binaların yaygınlaşması, altyapıya verilen önemin artması, nükleer enerji alanındaki yatırımların söz konusu olması gibi gelişmelerden dolayı beton teknolojisinde lif kullanımı büyük bir önem kazanmıştır. Dolayısıyla, bu lif takviyeli kompozitin özellikle, süneklik özelliğine sahip olması gerektiği açıktır. Lif takviyeli kompozitler yapısal elemanların sünekliğini arttırarak, deprem, roket darbeleri ve patlamalar gibi aşırı deplasman oluşturan olayları esnasında büyük miktarda enerji yutarak ileri düzeyde yapısal göçmeyi engellemek için tasarlanmaktadır. Bu kompozitlerin inşaat sektöründe kullanılmasıyla birlikte, çok yüksek betonarme binaların inşa edilebilmesi, önemli altyapı elemanlarının dayanıklılığının ve ekonomik ömrünün arttırılabilmesi, nükleer enerji santrallerinin güvenliği açısından büyük önem arz eden korunak binalarının daha güvenli yapılabilmesi, betonarme taşıyıcı elemanların kesit ve donatı oranlarında azalmalara gidilebilmesi çok daha mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda, beton teknolojisinde yukarıda belirtilen kompozit özelliklerinin sağlanması açısından lif kullanımının önemi artmaktadır. Değişik malzeme özelliklerine sahip lif türlerinin tek veya farklı lif kombinasyonlarıyla birlikte karma olarak kullanımıyla daha gelişmiş kompozitler üretmenin mümkün olduğu yapılan incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Bu makalede, çimento esaslı kompozit üretiminde lif kullanımının önemi, lif tipleri ve kullanım şekilleri (tek lif ve karma lif) ve makro ve mikro lif türlerinin karma lif takviyeli kompozitlerin mühendislik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Sonuçta, çoklu çatlak oluşumu ve yüksek çekme dayanımı gibi avantajları nedeniyle inşaat sektöründe karma lif takviyeli kompozit kullanımı büyük önem kazanmaktadır. |
| 7. | Karbon lifli polimer sargılı standart silindir beton numunelerin eksenel yük altındaki davranışlarının incelenmesi Investigation of the behavior of carbon fiber reinforced polymer confined standard cylinder concrete specimens under axial load Duygu Ertürkmen, Cengiz Dündar, Serkan Tokgözdoi: 10.5505/pajes.2016.43815 Sayfalar 679 - 686 Lif takviyeli polimer kompozitlerin betonarme yapılarda güçlendirme amaçlı olarak kullanımı son yıllarda oldukça yaygınlaşmıştır. Özellikle yüksek dayanımlı beton kullanılarak üretilen yapı elemanlarının yük etkisi altında sünek davranmasını sağlamak için, dışarıdan lifli polimer malzemeler kullanılarak sarılması alternatif bir güçlendirme yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Yüksek çekme dayanımına sahip olan bu malzemeler, kolay uygulanabilmeleri ve hafif olmaları sebebiyle sıklıkla tercih edilmektedir. Bu çalışmada dayanımı 53.13-74.87 MPa arasında değişen silindir şeklindeki beton numuneler (tek veya çift kat) çift yönlü karbon lifli kumaş (CFRP) kullanılarak sarılmıştır. Söz konusu numunelerin eksenel basınç altında test edilmesiyle CFRP sargısının betonun basınç dayanımına ve sünekliğine olan etkileri araştırılmıştır. Ayrıca test edilen numunelere ait elde edilen gerilme-deformasyon ilişkileri literatürde mevcut olan CFRP ile güçlendirilmiş silindir numunelere ait modellerin sonuçları ile kıyaslanmıştır. Sonuç olarak CFRP sargılı numunelerin basınç dayanımlarında ve şekil değiştirme kapasitelerinde önemli artışlar elde edilmiştir. Özellikle çift kat CFRP sargılı durumda elde edilen gerilme-deformasyon değerlerinin, modellerden elde edilen değerler ile oldukça uyumlu olduğu gözlenmiştir. |
| 8. | Malzeme özelliklerinin ve yalıtım sisteminin isi köprüsü davranışına etkisinin incelenmesi The effect of material properties and isolation system on thermal bridge behavior Güler Gaygusuzoğlu, Adem Bakışdoi: 10.5505/pajes.2016.53496 Sayfalar 687 - 693 Enerji tüketiminin azaltılması ülkelerin gelişimi için çok önemlidir. Yapılarda enerji tüketimi bu nedenle büyük önem arz etmektedir. Binalarda ısı kaybını azaltmak için ısı köprülerini, ısı köprülerini oluşturan yalıtım sisteminin etkilerini ve kullanılan malzemenin davranışlarını çok iyi bilmek gerekmektedir. Bu çalışma, teras katlarda beton, duvar ve yalıtım malzemelerinin ısıl iletkenlik katsayılarının değişiminin ısı köprüsüne etkilerini incelenmektedir. Bunun için literatürden farklı olarak Türkiye'de betonarme binaların teras katları için en sık kullanılan 9 kesit üzerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. "Yalıtım sistemi, beton ve/veya duvar malzemesinin değişiminin ısı köprüsüne etkisi ne olmaktadır?" sorusuna yanıt aranmıştır. Hesaplamalar TS 825’te belirtilen birinci derece gün bölgesi için sıvalı durum göz önünde bulundurularak yapılmış olup farklı yalıtım çeşitlerinde duvar-döşeme-kiriş birleşimlerinin ısı akıları ve sıcaklıkları hesaplanmıştır. Hesaplamalarda gerçeğe yakın değerler veren ve sonlu elemanlar metodunu kullanan, QuickField 5.6 programından yararlanılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları ile ısı köprülerinde beton, duvar ve yalıtım malzemelerinin ısıl iletkenlik değerlerinin değişiminin iki boyutlu olarak nasıl değiştiği görülmektedir. En büyük ısı kaybı, betonun ısıl iletkenlik katsayısının artması sonucunda elde edilmektedir. Ayrıca elde edilen sonuçlarla teras katlarda kullanılan yalıtım çeşitlerinin hangisinin daha verimli olduğu sorularına da yanıt verilmektedir. |
| 9. | Kentsel dönüşüm sürecinde asbest maruziyeti ve korunma yöntemleri Asbestos exposure and prevention methods in urban renewal process Özge Akboğa Kale, Gürkan Emre Gürcanlı, Selim Baradandoi: 10.5505/pajes.2016.66049 Sayfalar 694 - 706 Asbest maddesi ve insan sağlığına verdiği zararlar iş sağlığı ve güvenliği dünyasında uzun süredir araştırmacıları meşgul etmektedir. Getirilen yasal düzenlemeler ile asbest kullanımı dünya genelinde birçok ülkede yasaklansa da geçmiş yıllardaki yaygın kullanımından dolayı mevcut bina stoklarında hala asbest ihtiva eden bileşenlerin var olduğu bilinmektedir. Son yıllarda Türkiye’de uygulaması devam eden kentsel dönüşüm süreci kapsamında bu binaların yıkımı söz konusu olduğu için asbeste maruz kalma gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Bu çalışmada, ülkemizde ve dünyada iş sağlığı ve güvenliği kapsamında asbest maruziyetine yönelik yapılan yasal düzenlemeler detaylı olarak incelenmiş ve yapılan karşılaştırmalar sonucunda elde edilen bulgulara göre mevzuatta daha etkili önlemlerin alınması gerektiği ve kontrol mekanizmasının geliştirilmeye ihtiyaç duyduğu kanısına varılmıştır. Bu kapsamda kentsel dönüşüm sürecinde asbest maruziyetine uğramamak için uygulamacılarca kullanılabilecek bir akış şeması oluşturulmuş ve çözüm önerileri sunulmuştur. |
| 10. | Karayolu trafik kazalarına yeni bir yaklaşım: Kaza analiz kesimleri modeli A new approach for road traffic accidents: Crash analysis segments model Hakan Gülerdoi: 10.5505/pajes.2016.81542 Sayfalar 707 - 717 Bu çalışmada kaza analizleri konusunda yapılan araştırmaların geniş bir literatür taraması yapılarak kaza analiz kesimleri adında yeni bir yaklaşım modeli geliştirilmiştir. Bu yaklaşımda, kaza analizi yapılacak olan yolun geometrik ve trafik özellikleri dikkate alınarak yol kesimi homojen özellikte kaza analiz kesimlerine bölünmüştür. Çalışma bölgesinde meydana gelen trafik kazalarına etki eden faktörler ve bu faktörlerin sebep olduğu kaza şiddetleri belirlenmiştir. Her bir analiz kesimine ait geçmiş trafik kazaları belirli bir zaman periyodu için incelenmiş, kaza şiddetlerine ve kazaya etki eden faktörlere ağırlık değerleri verilmiştir. Gerçekleştirilen analizlerle her bir kaza analiz kesimi, kaza açısından önem derecesine göre sıralanmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen model verileri teorik olarak üretilen kuramsal bir yol kesiminde test edilmiş, diğer kaza analiz modelleriyle karşılaştırılmış ve güvenilir sonuçlar elde edilmiştir. |
| 11. | Şehirlerarası yol ağlarında bitümlü sıcak karışım kaplamalar için üstyapı performans tahmin modeli geliştirilmesi Development of pavement performance prediction model for bituminous hot mix asphalt on interurban road networks Ufuk Kırbaş, Mustafa Karaşahin, Emine Nazan Ünal, Muhammet Komut, Birol Demir, Kıvılcım Öcaldoi: 10.5505/pajes.2016.63497 Sayfalar 718 - 725 Önemli bir altyapı yatırımı olan bitümlü sıcak karışım (BSK) üstyapıların bozulmalarının doğru tahmin edilmesi, bakım ve onarım için ayrılan bütçenin doğru olarak belirlenmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Çalışmada, Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) sorumluluğunda bulunan devlet yolu ve il yolu statüsündeki BSK kaplamalı yollarda, gelecek yıllara ait performans tahmini yapabilen bir üstyapı performans tahmin modeli geliştirilmiştir. Üstyapıların performans göstergesi olarak uluslararası düzgünsüzlük indeksi (IRI) kullanılmıştır. KGM tarafından yapım yılı bilinen yollarda mevcut üstyapı bozulma bilgileri kullanılarak PAVER sistemi yardımıyla kesimlerin üstyapı durum indeksi (PCI) bilgileri elde edilmiştir. Kesimlerin PCI ve yaşlarına bağlı olarak deterministik regresyon modeli tekniği kullanılarak tahmin modeli oluşturulmuştur. Sonrasında, aynı yol kesimlerinde PCI ve IRI arasındaki matematiksel ilişki ortaya konmuştur. Elde edilen bu matematiksel ilişki oluşturulan gelecek tahmin modeline entegre edilerek, ölçülen IRI değeri ve performansı tahmin edilecek yıl bağımsız değişkenlerine bağlı olarak üstyapıların gelecek yıllara ait IRI değerlerini belirleyen bir tahmin modeli elde edilmiştir. IRI bozulma tahmin modelinin doğruluğu, modelleme çalışmalarında hiçbir şekilde kullanılmayan veri setleri ile kontrol edilmiştir. |
| 12. | Bitki parçasının açık kanal enkesiti boyunca neden olduğu akım yapısı Flow structure along the cross-section of an open-channel caused by patch of submerged vegetation Ayşe Yüksel Ozandoi: 10.5505/pajes.2016.71300 Sayfalar 726 - 731 Akarsulardaki bitki yapısı ekosistemin önemli bir parçasıdır. Akım yapısı, bitki tabakası nedeniyle meydana gelen Kelvin-Helmholtz istikrarsızlığından dolayı akım doğrultusunda, yanal ve düşey doğrultularda ciddi miktarda değişmektedir. Bu çalışmada, sınırlı uzunlukta batık bitki parçasının etkisindeki akım yapısı deneysel olarak araştırılmıştır. Deneylerde sınırlı uzunlukta batık bitki parçası, 1.2 m uzunluğunda ve 0.6 m genişliğinde rijit batık bitki tabakası kullanılarak benzeştirilmiştir. Bitki tabakası, 0.01 m çapında ve 0.05 m yüksekliğinde dairesel kesitli rijit plastik boru parçaları kullanılarak benzeştirilmiştir. Bitki yoğunluğunun etkisini belirlemek için, N1=161 IP/m2 and N2=1149 IP/m2 olmak üzere iki farklı yoğunlukta bitki tabakası kullanılmıştır. Hız ölçümleri ADV kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, bitki tabakası kanal enkesiti boyunca akım yapısında ciddi bir değişime neden olmaktadır. Büyük yoğunluğa sahip bitki tabakası, hız dağılımında daha yüksek oranda hız değişimine sebep olmuştur. Buna ilaveten, kanal enkesiti boyunca derinlik ortalama hız dağılımında, büyük yoğunlukta daha dik olmak kaydıyla, bir S-eğrisi belirlenmiştir. Türbülans kinetik enerji, bitki tabakasının olduğu bölgede bitki tabakası olmayan bölgeye nazaran daha fazla meydana gelmiştir. Ayrıca en yüksek türbülans kinetik enerji değeri, yüksek yoğunlukta bitki tabakasının bulunduğu kısımda, bitki ile akım arasındaki sınır bölgede meydana gelmiştir. Bunun yanı sıra büyük yoğunlukta, bitki tabakasının bulunduğu kısımda, bitki ile akım arasındaki sınır bölgede kuvvetli momentum değişimi belirlenmiştir. Ayrıca, kanalın debi kapasitesi incelenmiş ve bitki yoğunluğundaki artışın debi kapasitesini azalttığı görülmüştür. |
| 13. | Rijit davranış gösteren esnek bitkilerin akıma karşı oluşturduğu direncin belirlenmesi Determination of flexible vegetation resistance against the flow showing rigid behavior Gökçen Bombar, Ebru Eriş, Üveys Kavaklıdoi: 10.5505/pajes.2016.43726 Sayfalar 732 - 740 Bu çalışmada farklı dizilimlerde yerleştirilen çok saplı esnek bitkilerin akıma karşı dik durarak rijit davranış göstermesi durumunda oluşturacağı pürüzlülük katsayılarının elde edilmesi amaçlanmıştır. Dört farklı konfigürasyonda gerçekleştirilen 166 deneyde 7 farklı noktada akım derinliği ölçülmüş, debi elde edilmiş ve bitkilerden ötürü kaynaklanan yük kaybı hesaplanmıştır. Chézy katsayısı C, Darcy-Weisbach sürtünme katsayısı f ve Manning katsayısı n’in, Reynolds sayısının 10000 değerinden küçük ve büyük olması durumunda tek bir fonksiyonla ifade edilemeyeceği görülmüş ve veriler iki gruba ayrılarak incelenmiştir. Pürüzlülük katsayısını verecek boyutsuz parametreler Froude sayısı Fr, Reynolds sayısı Re, bağıl pürüzlülük h/hv, yaklaşım akımı enerji çizgisi eğimi Sf ve bitki yoğunluğu k olarak belirlenmiştir. Pürüzlülük katsayılarının belirlenmesi için doğrusal olmayan regresyon modeli ile en uygun denklemler elde edilmiştir. Reynolds sayısının 10000’den küçük olması durumunda pürüzlülük katsayıları için; f=f{h/hv}, n={Fr, h/hv, k} ve C={Fr, Sf} olduğu; Reynolds sayısının 10000’den büyük olması durumunda f=f{h/hv, k}, n={Fr, h/hv, k} ve C={Fr, Re, h/hv, Sf, k } olduğu görülmüştür. Ayrıca beklendiği gibi düşük Reynolds sayılarında bitkilerin varlığının, diğer parametrelerden bağımsız olarak akıma karşı gösterilen direnci arttırdığı sonucuna varılmaktadır. Bu denklemlerdeki farklı katsayıların akım doğrultusundaki bitki yüzey alanı ve bitki yoğunluğu gibi faktörlerden etkilendiği düşünülmektedir. |
| 14. | Kırmızı çamurun çimento bazlı solidifikasyon/stabilizasyonu: Ağır metallerin sızma özellikleri Cement-Based solidification/stabilization of red mud: Leaching properties of heavy metals Esra Tınmaz Köse, Aylin Akyıldızdoi: 10.5505/pajes.2016.00187 Sayfalar 741 - 747 Bu çalışmada, Konya Seydişehir Alüminyum Fabrikası’nda üretim sonucu oluşan kırmızı çamurun bertarafına ve geri kazanımına yönelik olarak solidifikasyon/stabilizasyon prosesinin uygunluğu araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle kırmızı çamurun fiziksel ve kimyasal özellikleri ortaya konulmuştur. Solidifikasyon amacıyla, farklı oranlarda kırmızı çamur, çimento ile karıştırılarak harç üretilmiştir. Üretilen katılaştırılmış materyal sızma testine tabi tutularak stabilitesi incelenmiştir. Sızma testi sonuçlarına göre, katılaştırılmış materyalin depolanabilirliği değerlendirilmiştir. Katılaştırılmış materyalin sızma konsantrasyonlarının kırmızı çamurunkinden daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca üretilen materyalin inşaat yapı malzemesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti için katılaştırılmış numuneye eğilme ve basınç dayanım testleri uygulanmıştır. Bu çalışma, kırmızı çamurun solidifikasyon/stabilizasyon prosesinde %5 katkı oranında harç üretiminde kullanılması durumda inşaat yapı malzemesi olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Bu nedenlerden dolayı, solidifikasyon/stabilizasyon prosesinin başarıyla tamamlandığı belirlenmiştir. |
| 15. | Metilen mavisinin atık ZnO katalizörü ile fotokatalitik arıtımı Photocatalytic degradation of methylene blue by waste ZnO catalyst Deniz İzlen Çifçidoi: 10.5505/pajes.2016.46503 Sayfalar 748 - 752 Bu çalışmanın amacı, metilen mavisinin fotokatalitik oksidasyon prosesi ile gideriminde, katalizör olarak metal atıkları geri dönüşüm endüstrilerinden oluşan ZnO içerikli atıkların kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Bu amaç çerçevesinde, bakır ve çinko içeren atıkların geri dönüşümü sırasında, siklonlar ile tutulan çinko içerikli toz katalizör olarak kulanılmıştır. Atık ZnO numunesinin özellikleri SEM-EDX ve FTIR analizleri ile ortaya konulmuştur. Fotokatalitik oksidasyon çalışmalarında ZnO/UV ve ZnO/H2O2/UV prosesleri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar neticesinde, ZnO (2.5 g/L)/UV ve 10 mg/L başlangıç metilen mavisi konsantrasyonu için %95 metilen mavisi giderimi elde edilmiştir. Yüksek başlangıç metilen mavisi konsantrasyonunda (50 mg/L) ise 7.5 mM H2O2 ilavesi ile yaklaşık %99 metilen mavisi giderimi elde edilebilmektedir. Yapılan toksisite (Daphnia Magna) deneyi sonuçlarına göre, başlangıç metilen mavisinde %100 Daphnia Magna hareketsizliği gözlenirken, arıtılmış numunede %5 değerine düşmüştür. Sonuç olarak, endüstrilerde oluşan çinko içerikli atıkların fotokatalitik oksidasyon prosesi ile renk gideriminde kullanılabileceği görülmüştür. Bu şekilde, fotokatalitik oksidasyon proseslerinde katalizör maliyeti ve buna bağlı olarak işletme maliyeti azaltılabilecek ve metal geri dönüşüm endüstrisleri içinde atık geri kazanımı ve/veya minimizasyonu sağlanabilecektir. |
| 16. | Yeşil kimya ile iletken polimer sentezi ve elektrokromik özellikleri Synthesis of conducting polymer with green chemistry and its electrochromic properties Metin Ak, Tuğba Soğancı, Ogün Gümüşay, Sibel Çukurluoğludoi: 10.5505/pajes.2016.66674 Sayfalar 753 - 758 İletken polimerler ilginç optik ve elektriksel özellikleri sayesinde teknolojik uygulamalarda kullanım potansiyeli en yüksek malzemelerden biridir. Fakat iletken polimerlerin zayıf çözünürlüğü, kolayca işlenememesi, mekanik dayanımının ve stabilitesinin iyi olmaması gibi nedenler pratik uygulamalarda kullanımını sınırlandırmaktadır. Bu çalışmada iletken polimerler organik çözücüler (diklorometan, asetonitril, kloroform vb.) yerine polistirensülfonikasit yardımıyla hazırlanan sulu dispersiyonunun elektrokimyasal olarak polimerleştirilmesiyle elde edilmiştir. Böylelikle suda çözünmeyen bir monomer, çevre ve insan sağlığına zararlı organik çözücüler yerine sulu ortamda polimerleştirilmiştir. Ayrıca sulu ortamda elde edilen iletken polimerin organik çözücü varlığında elde edilen iletken polimere göre optik ve elektriksel özelliklerinin daha üstün olduğu saptanmıştır. Bu makale ile çevre ve insan sağlığına zararlı organik çözücülerde sentezlenen diğer iletken polimerlerin de sulu ortamda sentezlenebileceği ve elde edilen polimerlerin teknolojik uygulamalarda kullanımı için çok önemli olan optik ve elektriksel özelliklerinin daha üstün olabileceği gösterilmiştir. |
| 17. | Biyosentetik gümüş nanopartiküllerinin Pyracantha coccinea bitkisinin gövde eksplantlarının yüzey sterilizasyonunda kullanımı Use of biosynthetic silver nanoparticles in the surface sterilization of Pyracantha coccinea stem explants Pınar Nartopdoi: 10.5505/pajes.2016.04809 Sayfalar 759 - 761 Nanoteknoloji günümüzde birçok alanda etkili olarak kullanılmaktadır. Gümüş nanopartiküllerin de antibakteriyel ve antiseptik uygulamalarda sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Gümüş nanopartiküllerin biyosentezi (yeşil sentez), fiziksel ve kimyasal sentezlere alternatif olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu çalışmada, Alkanna tinctoria (havaciva) rizomlarının sulu ekstreleri gümüş nanopartikül biyosentezinde kullanılmıştır. Kolloidal gümüş nanopartikül çözeltisi, Pyracantha coccinea (ateş dikeni) bitkisinin gövde eksplantlarının yüzey sterilizasyonunda kullanılmış ve in vitro koşullardaki sterilizasyon başarısı incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, yüzeysel sterilizasyon başarısında %10’luk NaOCl ve kolloidal gümüş nanopartikül çözeltisi uygulamalarında istatistiksel olarak fark görülmemiştir. 20 dk. lık sterilan uygulamasında ise gümüş nanopartiküller NaOCl ile aynı yüzeysel sterilizasyon etkinliğini (%53.70) göstermiştir. |
| 18. | Trakya bölgesinde hayvan gübrelerinin biyogaz enerji potansiyelinin belirlenmesi ve sayısal haritaların oluşturulması Determination and digital mapping of biogas energy potential of animal manures in Thrace region Esra Tınmaz Kösedoi: 10.5505/pajes.2016.33600 Sayfalar 762 - 772 Dünya nüfusundaki artış, mevcut kaynakların sürekli olarak azalmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte sınırlı miktardaki doğal kaynakların kullanımının devam edilebilmesi için, kullanımlarının sınırlandırılması ve bunların yerine yeni kaynak arayışlarına gidilmesi gün geçtikçe zorunlu hale gelmiştir. Yeni kaynak arayışı sonucunda, ortaya çıkan organik içerikli atıklardan biyogaz üretimi, alternatif kaynak olarak değerlendirilebilmektedir. Biyogaz üretiminde organik atıkların kullanılıyor olması hem atık bertarafı hem de atıklardan enerji eldesi konularında etkin bir atık yönetim adımını ortaya koymaktadır. Biyogaz üretiminde kullanılan organik atıkların başında hayvan gübreleri gelmektedir. Hayvan gübrelerinden biyogaz üretilirken, atığın fermantasyon süreci içerisinde olgunlaşarak tarlaya erken atılması mümkün olabilmektedir. Böylece biyogaz üretim süreci, organik içerikli atıkların hem enerji üretimi amaçlı kullanımına, hem de atıkların toprak iyileştirici olarak toprağa kazandırılmasına imkân vermektedir. Bu yönleriyle hayvan gübrelerinin biyogaz üretiminde kullanılması tarım alanlarındaki verimliliği olumlu yönde etkilemekte ve etkin bir atık yönetim sürecinin oluşmasını sağlayabilmektedir. Bu çalışma kapsamında, Trakya Bölgesi’nde hayvan gübrelerinden oluşabilecek biyogaz potansiyelinin ortaya konulması ve haritalandırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’ndan temin edilen büyükbaş, küçükbaş, ve kümes hayvanları sayılarına ait veriler baz alınarak hayvan gübrelerinden elde edilebilecek biyogaz (metan) miktarları hesaplanmıştır. Ayrıca hesaplanan biyogaz miktarlarının enerji değerleri değerlendirilmiştir. TÜİK verilerine göre Trakya Bölgesi’ndeki 2015 yılına ait hayvan sayıları; büyükbaş için 443.057 adet, küçükbaş için 1,033,578 adet ve kümes hayvanları için 1,445,380 adet olarak belirlenmiştir. Bu değerler baz alındığında hayvan gübrelerinden üretilebilecek biyogazın enerji eşdeğer 2,427.81 TJ/yıl olarak hesaplanmıştır. |
| 19. | Kimyasal bozundurma prosesiyle atık lastik ve düşük kaliteli linyit karışımından elde edilen katı ürünün karakterizasyonu Characterization of solid product obtained via chemical degradation process of low grade lignite and waste tyre Çağlayan Açıkgöz, Şenay Balbaydoi: 10.5505/pajes.2017.92603 Sayfalar 773 - 779 Bu çalışmada, atık lastik kırpıntıları(ALK) ve düşük kaliteli linyit içeren karışımın bir reaksiyon kabında sülfürik asit (H2SO4), sodyum hidroksit (NaOH) ve metil alkol (CH3OH) gibi organik ve inorganik maddeler ile kimyasal olarak bozundurulması atmosferik ortamda 140 ºC reaksiyon sıcaklığı ve 18 dakika reaksiyon süresinde gerçekleştirildi. Kimyasal bozundurma işleminden sonra katı ve sıvı faz filtre edilerek ayrılmıştır. Katı ürüne farklı konsantrasyonlarda çeşitli kimyasal maddelerle (2M NaOH; 0.75M KOH; 3MHCl; 3.5MHCl+10.07M HNO3) ardışık olarak asit-baz, baz-asit ortamlarında kimyasal yıkama işlemi uygulanarak kül ve kükürt giderimi sağlanmıştır.Elde edilen katı ürünün elementel analizi LECO CHNS 628 model elementel analiz cihazında belirlenmiştir. Kül, nem, ucucu madde miktarları ASTM standartlarına göre belirlenmiştir.Katı ürünün yüzey morfolojisi taramalı elektron mikroskopisi (SEM-ZEISS Supra 40VP) ile belirlenmiştir. BET yüzey alanı N2 gazı absorpsiyon isotermleri kullanılarak Micromeritics ASAP 2020 gaz adsorpsiyom porozimetresi ile ölçülmüştür. Perkin Elmer Spectrum 100 model FTIR spectrometer (ATR) ile IR analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, atık lastik kırpıntıları ile düşük kaliteli linyit içeren karışımın kimyasal olarak bozundurulması sonucunda elde edilen ürünün, kimyasal, fiziksel ve morfolojik analizlerinden elde edilen veriler ümit vericidir. |
| 20. | Terk edilmiş kömür ocaklarında oluşan maden göllerinin hidrokimyasal özelliklerinin belirlenmesi ve insansız hava aracı ile üç boyutlu modellenmesi Determining hydrochemical characteristics of mine lakes from abandoned coal mines and 3D modelling of them using unmanned aerial vehicle Deniz Şanlıyüksel Yücel, Mehmet Ali Yüceldoi: 10.5505/pajes.2016.37431 Sayfalar 780 - 791 Bu çalışma, Çan kömür havzasındaki terk edilmiş kömür ocaklarında oluşan maden göllerinin yüksek çözünürlüklü insansız hava aracı (İHA) görüntüleri ile üç boyutlu (3B) modellenmesi, hidrokimyasal karakterizasyonunun belirlenmesi ve çevresel etkilerinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda Mayıs 2014 tarihinde DJI F550 model hexacopter ile göller ve çevresinde 30-100 m arasında değişen yüksekliklerde uçuşlar yapılarak 12 megapiksel kamera ile görüntü çekimleri yapılmıştır. Görüntü işleme aşamasında Agisoft programı kullanılarak göllerin 1-6 cm arasında değişen çözünürlüklü ortofotoları ve 3B arazi modelleri oluşturulmuştur. Göllerin İHA görüntüleriyle hesaplanan toplam alanı 298751 m2'dir. Ayrıca göllerden ve akış aşağısındaki derelerden İHA çalışmalarıyla eş zamanlı olarak su örneklemesi yapılmıştır. Maden göllerinin su kirliliği kontrolü yönetmeliğine göre düşük pH ve yüksek konsantrasyonda Al, Fe, Mn, Ni ve Zn gibi metalleri içermesi nedeniyle çok ciddi kirlilik içeren ve kullanımı mümkün olmayan sular sınıfına girdiği belirlenmiştir. Bu göllerin boşaltılmaları durumunda çevresindeki su kaynaklarını etkileme olasılığı son derece yüksektir. Bu nedenle en kısa zamanda, saha için en uygun yöntem ile maden göllerinin rehabilite edilmesi gerekmektedir. |
| 21. | Kale-i Tavas (Tabae) antik kentinin (Kale-Denizli) jeolojik ve jeoteknik özellikleri Geological and geotechnical characteristics of Kale-i Tavas (Tabae) ancient city (Kale-DENIZLI) Turgay Beyaz, Mustafa Selman Arsaydoi: 10.5505/pajes.2016.48752 Sayfalar 792 - 798 Antik bir yerleşim yeri olan Kale-i Tavas (Tabae) bir tepe üzerine kurulmuştur. En üstte yatay tabakalı gölsel kireçtaşı birimi ve altında çakıllı, kumlu ve killi birimler yer almaktadır. İki jeolojik birim arasında açısal uyumsuzluk vardır. Jeolojik birimler, çatlaklıdır. Tabae, heyelan ve kaya düşmeleri nedeniyle 1954 yılında terkedilmiştir. Tabae’da tarihi dönemlerden beri, insan eliyle kazılmış su tutma yapıları (sarnıç, kuyu, yeraltı açıklığı, galeri vb.) bulunmaktadır. Yağış suları buralarda biriktirilerek kullanılmıştır. Kütle hareketlerinin meydana gelmesinde çatlakların, suyun ve depremlerin etkisinin olup-olmadığı araştırılmıştır. Alan içerisinde tespit edilen kuyular, sarnıçlar, çatlaklar, litolojik birimler 1/2000 ölçekli haritaya aktarılmıştır. Denizli ve çevresi 1. derece deprem bölgesindedir. Bölgede, birçok hasar yapıcı deprem meydana gelmiştir. Laboratuvarda deneyler yapmak amacıyla kaya ve zemin örnekleri alınmıştır. Kuru halde kaya numunelerin yoğunluğu: 23.3-24.4 kN/m3 ve tek eksenli sıkışma dayanımı: 12-25 MPa arasındadır; ıslak halde yoğunluk 23.7-25.6 kN/m3 ve tek eksenli sıkışma dayanımı: 5-12 MPa değerleri arasında değişmektedir. Çatlak içine dolan suyun donması, deprem, boşluk suyu basıncının artması ve nemlenmeye bağlı kohezyon değerinin azalması vb. faktörler kütle hareketlerini hızlandıran başlıca etkenlerdir. Siltli killi kumlarda yapılan deneylerde kohezyon 16-25 kPa; içsel sürtünme açısı 18-20° arasında değişmektedir. Elde edilen tüm bulgular bir arada değerlendirildiğinde; insanlar tarafından kazılan su tutma yapılarının ve çatlakların çalışma alanındaki kütle hareketlerini tetiklediği sonucuna varılmıştır. |
| 22. | Bir toprak dolgu barajındaki sızıntı yollarının belirlenmesinde elektrik özdirenç görüntüleme ve doğal potansiyel yöntemlerin uygulaması Application of electrical resistivity imaging and self-potential methods to determine leakage pathways in an earth fill dam Sedat Yılmaz, Meriç Köksoydoi: 10.5505/pajes.2016.60862 Sayfalar 799 - 803 Toprak dolgu barajlarındaki yaygın sorun baraj inşasından sonraki olağandışı sızıntı veya aşırı kaçaklardır. Toprak dolgu barajı olarak tasarımlanan Akdeğirmen barajı (Afyonkarahisar, Türkiye) su ile dolmaya başlamasıyla, sağ sahil mansabında ve dolu savak temelinde sızıntı gelişmiştir. Bu barajdaki sızıntı elektrik özdirenç ve doğal potansiyel ölçümleri kullanılarak araştırılmıştır. Özdirenç görüntüleme araştırması için 10 m birim elektrot aralıklı dipol-dipol elektrot dizilimi ve verileri değerlendirmek için robust ters çözüm tekniğini esas alan bir algoritma kullanılmıştır. Doğal potansiyel verileri baza indirgeme ölçü tekniği ile toplanmış ve grafiksel sunum ile nitel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları yeraltı tabaka dağılımını ve sağ sahil mansabı boyunca sızıntı yollarını ortaya çıkarmıştır. |
| 23. | Gravite verilerinin sınır analizi yöntemleriyle değerlendirilmesi; Eskişehir örneği Evaluation of the gravity data using Edge detection methods; Case study Eskişehir Şenol Özyalın, İlknur Kaftandoi: 10.5505/pajes.2017.00018 Sayfalar 804 - 808 Potansiyel alan verilerinin yorumlanmasında jeolojik yapıların sınırlarını belirginleştirmek amacıyla uygulanan sınır iyileştirme teknikleri ve sınır analizi yöntemleri önemli rol oynamaktadır. Türev tabanlı farklı yöntemler bu amaç için uygulanmaktadır. Bu çalışmada yer altı jeolojik modeli belirlemek amacıyla tilt açısı (TIA), Theta açısı (THA), hiperbolik tilt açısı (HTIA), tilt açısının toplam yatay türevi (THDR-TIA), normalleştirilmiş yatay türev (NTHD), ve yeni normalleştirilmiş toplam yatay türev (NNTHD) yöntemleri gravite verilerine uygulanmıştır. Öncelikle yöntemlerin performanslarını test etmek amacıyla oluşturulan teorik gravite verisi değerlendirilmiştir. Gürültünün yöntemler üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla teorik veriye rastgele gürültü eklenmiş ve yöntemlerin sonuçları irdelenmiştir. Son olarak Eskişehir ve çevresine ait gravite verileri aynı sınır analizi yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde teorik gravite verisinde TIA, THA ve NTHD yöntemlerinin uygulanan diğer yöntemlere göre nispeten daha başarılı olduğu görülmüştür. Eskişehir gravite verilerinde uygulanan tüm yöntemlerin bölgenin genel tektonik trendine uygun sonuçlar verdiği ancak TIA, HTIA ve THDR-TIA yöntemlerinin sonuçlarının diğer yöntemlere göre daha uyumlu olduğu gözlenmiştir. |